Kitap Künyesi
Yazar: Virginia Woolf
Çevirmen: İlknur Güzel
Orijinal Adı: Granite and Rainbow
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750507885
Sayfa Sayısı: 292
--reklam--
Granit ve Gökkuşağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Virginia Woolf yaşamı boyunca makalelerinden oluşan iki kitap yayımladı.
Granit ve Gökkuşağı, bu kitaplarda yer almayan makalelerin, yazarın ölümünden sonra bir araya gelmesiyle oluştu. Eşi Leonard Woolf kitabın editörlüğünü üstlendi ve titiz bir çalışma sonucunda makaleleri topladı.
Granit ve Gökkuşağı'ndaki makaleler iki ana başlık altında toplandı. Birinci bölümü yazarın edebiyat ve roman sanatı üzerine yazıları, ikinci bölümü ise "biyografi" üzerine çalıştığı yazılar oluşturdu. Romancı olmasının yanı sıra, İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en önemli edebiyat eleştirmenlerinden de biri olan Woolf; Hemingway'den Henry James'e, Katherine Mansfield'den Coleridge'e uzanan geniş bir yelpazede edebiyat ve biyografi üzerine görüşlerini cesurca bir tutkuyla dile getiriyor.
"O güzel akıl! İşte bu! Berrak, tutkulu, bağımsız, keskin, gururlu ve biteviye beslenen, saygıdeğer nedenlerle alışılmadık, her tür nedenle hassas ve bizi sonsuza dek etkiledi..."
-New York Times Book Review-
"Virginia Woolf, seçkin bir romancı ve aynı zamanda aşılması zor bir eleştirmen. Bu yeni eleştiri yazılarıyla Virginia Woolf'un; George Eliot'tan bu yana, kadınlığı olmazsa olmaz yaparak kalemi eline alan ve yazmaya başlayan en harikulade zekâ olup olmadığı sorusu aklımızı kurcalıyor..."
-San Francisco Chronicle-
--reklam--
Granit ve Gökkuşağı Alıntıları - Sözleri
- 'Zarif ve görgülü ruhlar bu dünyaya ait değillerdir."
- Zarif ve görgülü ruhlar , bu dünyaya ait değillerdir…
- Zarif ve görgülü ruhlar, bu dünyaya ait değillerdir...
- Yanlış arkadaşlarımız ‘bizi ilk talihsizlik tapınağında terk ettiler ve denizden ve rüzgârdan önce dümen tuttular,’
- "Zarif ve görgülü ruhlar bu dünyaya ait degillerdir."
- “Görünmezim, bilinmezim gel de konuşalım,”
- ögrenmeyi seven adam ile okumayı seven adam arasında ki eski karmaşayı ortadan kaldırınakla ve her ikisi arasında herhangi bir bağlantı olmadıgına işaret etmekle başlayalım.
- Bunun doğruolduğuna inanıyoruz; ancak yeni kitapların hangilerinin gerçek olduğunu ve bize ne anlattıklarını, bir ya da iki yıldan sonra parçalara ayrılacak şişirilmiş kitapla rın hangileri olduğunu bilmek gerçekten çok zordur. Piyasa da birçok kitap olduğunu görürüz; bugünlerde herkesin ya zabileceği sürekli olarak söylenmektedir. Bu doğruolabilir; ancak bu büyük gevezeliğin, bu dil seli ve köpüğünün, bu yanardönerliğin, bayağılığın ve saçmalığın ortasında, uzun zaman sürecek bir model oluşturmak için aklın dinlenme sindense çalıştınlmasına gerek duyan büyük bir tutkunun ateşi bulunmaktadır. Bu kargaşayıizlemekten, kendi zama nımızın görüşleriyle ve hayalleriyle savaşmaktan, kullana bileceklerimizi kaçırmamaktan, değersiz olduğunu düşün düklerimizi öldürmekten ve her şeyden önce fikirlerini en iyi biçimde şekillendiren insanlara karşı cömert olmamız ge rektiğini anlamaktan hoşnut olmalıyız.
- Edebiyatla belli ki hiçbir ilgisi olmayan birçok istegi tatmin ettigimizi itiraf ettigimizde belki de bir kitapçı için iyi bir şey yapmıyor oluruz.
- Duraksama, zihnimizi, yeni bir şeye yöneltmek yerine bi raz önce okuduğumuz şeye geri döndürecek bir hoşnutlu ğun sonucudur. Doğası gereği hoşnutluk, analizden soyut lanmıştır; çünkü bizi hoşnut eden özellik birçok farklı şeyin bir toplamıdır.
- .
- 19. yüzyılda bile, bir kadın evinde tek başına duygularıy la birlikte yaşıyordu. Bu 19. yüzyıl romanları çok başarılı ol makla birlikte bunları yazan kadınların kendi cinsleri tara fından bazı deneyimlerin dışında tutulduğu gerçeğinden de rin bir şekilde etkilenmişti. Bu deneyimin roman üzerinde büyük bir etkisi olduğu tartışılamaz bir gerçektir. Örneğin, Conrad'ın romanlarının en iyi yönü, eğer kendisi bir denizci olmasaydı ortadan kalkardı. Tolstoy'un bir asker olarak bil diklerini ve eğitimi sayesinde tüm deneyimleri yaşayan zen gin bir genç adam olarak hayat ve toplum hakkında bildik lerini dışarıda bıraktığınızda Savaş ve Banş oldukça zayıf ka lacaktır. Gurur ve Önyargı, Uğultulu Tepeler, Villette ve Middle march'ın yazan kadınlar, orta sınıfa ait misafir odaların da yaşananlar haricinde diğer tüm deneyimlerden şiddetle uzak tutulan kadınlardı. Bu kadınlar için dogrudan savaş, denizcilik, politika veya iş tecrübesi edinmek mümkün de gildi. Duygusal hayatlan bile yasalar ve gelenekler tarafın dan katı bir şekilde düzenlenmişti. George Eliot, Mr. Lewes ile evlenmeden yaşamaya cesaret ettiginde kamuoyu bunu bir skandal olarak görmüştü. Bu baskı nedeniyle Eliot şe hir dışında inzivaya çekildi; bu da kaçınılmaz olarak eserle ri üzerinde olabilecek en kötü etkiyi yarattı. Insanlar kendi istekleriyle gelip onu görmek istemedikçe kimseyi davet et medigini yazmıştı. Aynı zamanda, Avrupa'nın diger yanın da Tolstoy bir asker olarak tüm sınıflardan erkekler ve ka dınlarla birlikte özgür bir hayat yaşıyordu. Bunun için hiç kimse onun eserlerini sansürlerneye kalkışmadı ve bu saye de eserlerini şaşırtıcı bir düşünce özgürlüğü ve enerjiyle ka leme aldı.
- Bu nedenle, gelecekten haber verirsek, kadınlar zamanla daha az ancak daha iyi romanlar yazacaktır. Kadınlar sade ce romanla yetinmeyecek; şiir, eleştiri ve tarih de yazacak lardır. Elbette bunun için, kadınların uzun zamandır kendi lerinden esirgenenleri -boş vakit, para ve kendilerine ait bir oda-elde edecekleri o altın, belki de efsanevi döneme bakı yoruz.
--reklam--
Granit ve Gökkuşağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu eserinde birçok yazarın eserlerini -Dostoyevski, Tolstoy, Proust, Henry James, Hemingway, Çehov, Dickens, Jane Austen, George Eliot gibi - aynı bağlamda (Hicivciler ve Fantastikler, Şairler, Psikologlar, Romantikler, Karakter Yaratıcıları ve Komedyenler şeklinde) karşılaştırmalı olarak ve birçok açıdan -psikolojik, şiirsel, öykü ve roman yine özel alan olarak da biyografi üzerine- derin incelemeleriyle karşılaşırız. Virginia kendi zamanında önemli bir eleştirmendi. İncelediği eserin içine öyle bir giriyor ki esere ruh kazandırdığını hissedersiniz. İşte bütün bu alanlara olan hakimiyeti sıradan bir roman yazmasını engellemiş görünüyor. Dolayısıyla olmayan bir şey, ya da düzyazıya farklı bir nitelik kazandıracak bir anlayış ve teknikle yazmak istemiş eserlerini. Dikkatimi çekenlerden biri olan Kadınlar ve Kurmaca adlı makalesi Kendine Ait Bir Oda denemesinin özet hali diyebiliriz. “Elbette yasalar ve gelenekler, bu tuhaf sessizlik ve üretkenlik aralarından büyük ölçüde sorumludur. Bir kadın, 15. yüzyılda olduğu gibi, ebeveynlerinin seçimi olan erkekle evlenmediğinde dayağa ve odanın bir köşesine atılmaya maruz kalıyorsa, düşünsel atmosferin sanat eseri üretimine uygun değildir.” Bu makalede kadınların sanatsal anlamda kendini ifade etme açısından ne tür sorunlar yaşadığını ve bu sorunları ne şekilde aşabilecekleri üzerine bir analizini görürüz. Bütün bu sorunları gelecek kadınlarının aşacağını düşünür. Ve bunları aştıkları zaman da, artık savunma ve ispatlama psikolojisinden arınmış olarak sanatsal dünyaya katkı sağlayamaya başlayacaklarını öngörür. “…gelecekten haber verirsek, kadınlar zamanla daha az ancak daha iyi romanlar yazacaktır. Kadınlar sadece romanla yetinmeyecek; şiir, eleştiri ve tarih de yazacaklardır. Elbette bunun için, kadınların uzun zamandır kendilerinden esirgenenleri -boş vakit, para ve kendilerine ait bir oda- elde edecekleri o altın, belki de efsanevi döneme bakıyoruz.” Kütüphanedeki Sanatlar’da kütüphane insanını anlatır ve bunları ikiye ayırır, bir kısmı kendini öğrenmeye adar diğer kısmı ise kendini tamamen okumaya kaptırır, okur da, okur! Bunlar arasındaki farkı makalenin girişinde şöyle açıklar: “Öğrenmeyi seven kişi ile okumayı seven kişi arasındaki eski karmaşayı ortadan kaldırmakla ve her ikisi arasında herhangi bir bağlantı olmadığına işaret etmekle başlayalım. Bilgili kişi bunu kalpten isteyerek kitapları bir gerçek kırıntısı keşfetmek için araştıran sabit, konsantre olmuş, yalnız ve şevkli kimsedir. Eğer okuma arzusu daha fazla galip gelirse, kazanımları gitgide azalır ve parmakları arasında yok olur. Diğer yandan iyi bir okuyucu, öncelikle öğrenme isteğini kontrol etmelidir; eğer bilgi ona iyice yapışırsa, bunu devam ettirmek için gayret edip sistemli bir şekilde okumaya başlayarak bir uzman ya da yetkili bir kişi olması, bizlerin sadece ve yalnızca okuma isteği olarak gördüğümüz insancıl isteği öldürebilir.” Aynı zamanda en verimli okuma yaşını da 18-24 olarak gösterir… Bu makale içinde kullandığı “Kötü kitaplara çok şey borçluyuz” ifadesi de güzel bir şekilde yerine oturur. Gerçekten dolu dolu bir kitap, okuduğunuzda Virginia’nın bilgi birikiminden fazlasıyla nasiplenirsiniz üstünde durulacak çok nokta var, hepsine burada değinmek mümkün değil ancak son olarak Dar Sanat Köprüsü’ne değinecek olursam, modern şiirin analizi hakkındadır. Ne şekilde hareket ettiği ve bu hareketlerin olası nedenleri… Bunları biraz açıkladıktan sonra, yeni bir roman türünden bahsetmektedir, “yamyam roman” bu roman sanatın birçok türünü yutan romandır. Evet, yutmak tabiri yerinde bir tabirdir çünkü yutunca haliyle ortadan kaldırdığı ya da ortamdan azalttığı şeyi de içinde barındırır. Tabii Virginia’nın kalemine az çok aşina olanlar bu makalede bahsedilen roman şeklinin aslında kendisinin ortaya koymaya çalıştığı yeni roman anlayışı olduğunu rahatlıkla çıkarabilir. “İlk olarak, bu romanın bildiğimiz roman türünden esas olarak yaşamdan oldukça uzak durması bakımından farklı olduğu tahmininde bulunulabilir. Şiir gibi, detaylar yerine ana hatları vermektedir. Roman türünün özelliklerinden birisi olan muhteşem gerçekleri kaydetme gücünü çok az kullanmaktadır. Karakterlerinin evleri, gelirleri ve meslekleri hakkında bize çok az şey anlatacaktır; sosyolojik romanla veya belli bir çevrede geçen romanla çok az benzer yönü olacaktır. Bu sınırlamalarla birlikte, karakterlerin hislerini ve düşüncelerini yakından ve canlı bir şekilde ancak farklı bir açıdan anlatacaktır. Roman türünün şimdiye kadar yaptığı gibi sadece veya esas olarak insanların birbirleriyle ilişkilerini ve birlikte yaptıkları eylemleri değil aklın genel düşüncelerle ilişkisini ve tek başına olduğu zamanki monologunu vermesi bakımından şiire benzeyecektir.” (RA)
Virginia Woolf tarafından yazılmış metinleri okumak, benim için kadim bir dostla buluşmak gibiydi. Modern edebiyatın en berrak ama en “dertli” beyinlerinden birisidir kendisi. Eleştiri ve düşünce yazılarının (ki dönemin hatırı sayılır kaynaklarında yayınlanmış) toplandığı Granit ve Gökkuşağı’nda yazarın kendinden haklı eminliği eşliğinde edebiyat ve düşünce dünyasına dair tespitlerini ve önerilerini bulacaksınız. İlginizi çeken konular ise, bu kitabı sakin bir kafayla yavaş yavaş okumanızı tavsiye ederim. (Nur)
Virginia Woolf iki adet makale kitabı yayımlar.Ölümünden sonra eşi ve editörü Leonard Woolf, iki kitapta yer almamış, çoğu dergilerde yayımlanmış, bir kısmı hiç yayımlanmamış makalelerini Granit ve Gökkuşağı kitabında bir araya getirir. İki başlık altında toplanan makalelerin ilk bölümünde, Woolf’un edebiyat ve roman sanatı üzerine yazıları, ikinci bölümde ise biyografi üzerine çalıştığı yazılar bulunuyor. Benim için yine zor, anlaması güç bir kitaptı.Özellikle kitabın ikinci bölümünde, okumadığım yazarlarla ilgili metinler hiç ilgimi çekmedi. (Özlem Akbaş)
--reklam--
Granit ve Gökkuşağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Granit ve Gökkuşağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Granit ve Gökkuşağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.
1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.
Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.
Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.
Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.
Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.
Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.
"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
- Kendine Ait Bir Oda
- Dalgalar
- Deniz Feneri
- Yıllar
- Mrs. Dalloway
- Yaşlı Kadın ve Papağan
- Flush
- Dışa Yolculuk
- Bir Okur Olarak
- Granit ve Gökkuşağı
- Üç Gine
- Bir Yazarın Günlüğü
- Gece ve Gündüz
- Jacob'un Odası
- Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
- Güvenin Ölümü
- Bütün Öyküleri
- Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
- Dadının Perdesi
- Perde Arası
- Varolma Anları
- Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
- A Haunted House
- Benlik Üzerine Denemeler
- Kew Gardens
- Orlando
- Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
- Kadının Toplumsal İşlevi
- Pazartesi ya da Salı
- Londra Manzaraları
- Yorum Yorar
- Aforizmalar
- Romanları Tekrar Okuma Üzerine
- The Mark on the Wall
- The Shooting Party
- An Unwritten Novel
- Mr. Bennett and Mrs. Brown
- Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
- Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
- Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
- Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
- "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
- ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
- Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
- Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
- Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
- "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
- . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
- Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
- Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
- Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
- Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
- Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
- baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
-  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
- Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin