Kitap Künyesi
Yazar: Hasan Nail Canat
Çizer: Derya Işık Özbay
Tasarımcı: Sefer Koçan
Yayın Evi: Genç Timaş Yayınları
İSBN: 9789752633209
Sayfa Sayısı: 96
Gül Yarası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gül Yarası, annesinin ısrarlarıyla artist olmaya heveslenen Fatma’nın, hocası Mustafa Bey rehberliğinde doğru yolu buluş hikayesi…
Gül Yarası Alıntıları - Sözleri
- –Size soruyorum, Allah korusun mahallenizde bir evde yangın çıksa, "memlekette demokrasi var kimse kimsenin yangınına karışamaz" diyebilir misiniz? –"Hayır hocam" sesleri sınıfı doldurdu.
- Yaşadığım dünyada öyle manasız, bir gürültü var ki, hakikati duymak çok zor..
- "Memleket sıkıntıya düşünce üç çeşit insan görürsünüz... Sabotajcılar yani yangını çıkaranlar;seyirciler ve itfaiye erleri. Tarihi, mânası, bütün pozitif değerleri cayır cayır yakmakta olan bir ülkede yaşıyoruz. Bize düşen birer itfaiye erleri olarak yetişmektir."
- Kitabın rastgele bir yerinden okumaya başladı: "Gittiğin yer, gerçekten gitmek istediğin yer mi? Gidiyor musun, yoksa gönderildin mi? Eğer asıl hedefin varmak istediğin yerse, niçin bindiğin otobüse, geçtiğin yollara hayatını tüketircesine bağlanıyorsun. Belki de varılacak hiçbir yere inanmıyorsun. Eğer böyle düşünüyorsan adım atmaya değer mi bu dünya?".... aniden kapattı kitabı...
- "Eğer bazı kelimeler, duyduğumuz anda bizim ürpermemize yetmiyorsa, hatayı ürpermeyen kalbimizde aramalıyız."
- –İçin bana karşı kin dolu. Bu kinle nasıl benimle oluyorsun anlamadım.!? –Ben de anlamadım kendime saygısızlığım dan herhalde...
- "Eğer insansanız hiçbir yangını seyredemezsiniz. Bu ahlâksızlık yangını olabilir, haksızlık, adaletsizlik yangını olabilir. İçki, kumar, uyuşturucu yangını olabilir. Size düşen yangın başında dedikodu yapmak değil yangını söndürmeye çalışmaktır..."
- Aklın Allah’a inanmaktan, Kalbin Allah’a bağlanmaktan, Allah’ı tanımaktan başka çaresi var mı.?
- Eşyaları evinize koyun, kalbinize koymayın..
- "Eşyaları evinize koyun, kalbinize koymayın. "
- Sakın ola vicdanının sesini bastırma..
- "Gittiğin yer, gerçekten gitmek istediğin yer mi? Yaşıyor musun, yaşadığını duyuyor musun gerçekten? Yoksa bir sürüye katılmış gibi sen de yaşamayı taklit mi ediyorsun! "
- "İnsan eşya ve olayları doğru yorumlamaktan sorumludur. Önce sanatı keşfedecek, sonra sanatkârı bulacak. Kâinat sırlar hazinesi. Akıl sırları çözen kâşif. Nefis, aklın çözdüğü sırlarla böbürlenen ve insanı asıl sanatkârla buluşturmaktan alıkoyan engeldir. İnsan bu engele takıldı mı sanatkârı unutup, sanata aşık olur. Yâni eşyaya takılır. Eşyanın esiri olur. "
Gül Yarası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir kızın hikayesini anlatıyor kızın annesi tam bir pislik esrar kullanıyor uyuşturucu alıyor alkol alıyor sigara içiyor pisliğin teki babası ise imam kızın adı fatma fatma doğmadan biraz önce boşanmışlar fatma annesi ile kalıyor annesi fatma ya bunca senedir ölü demiş kız 11. Sınıfta sanırım eski zamanlar okulda kapalı olmak yasak annesi oyunculuğa meraklı birkaç dizi ve sinema filminde oynamış kızıda öyle olsun istiyor sonra bir partiye götürüyor orada bir yönetmen görüyor onu ondaki ışığı görüp onun baş rolde olduğu bir sinema filmi çekiyorlar mesur oluyor sonra bir gün arkadaşının evine gidiyor orada arkadaşının annesini namaz kililarken görüyor sonra islam ile orada tanışıyor kapanıyor oyunculuğu bırakıyor okuldan atıyorlar kapandığı için sonra annesi arkadaşları ile eski adı ile fsm köprüsünde bariyerlere çarpıyorlar yanındaki 2 kadın arkadaşı mort arabayı süren adam hafif yaralı annesinin yüzü ise yamalı bohça doktorlar yüzünü değişik bir şekilde yapmıştı yüzünün tenlerinin rengi rengarek bir kısmı siyahi derisi siyah bir kısmı esmer bir kısmı beyaz rengarek kadın buna dayanamayarak estetik ameliyatı yaptırmak istiyor kadın evde ne varsa yoksa satıyor sonra ameliyatı yaptırıyorlar ama ameliyattan sonra kadın mort u çekiyor sonra kızı babası buluyor beraber camiye hocalık yapıp yaşıyorlar. (yavuz selim katılmış)
Kitabın Yazarı Hasan Nail Canat Kimdir?
25 Ekim 1943 yılında Kayseride doğan Hasan Nail Canat, Kayseri İmam Hatip Lisesi öğrencisi iken okul müsamerelerinde arkadaşları ile küçük çaplı oyunlar sahneye koyarak sanat hayatına ilk adımını attı. Mezun olduktan sonra Kayseri Hava İkmal ana tamir fabrikasında çalışırken sanatla ilgisini devam ettirmek istediği zaman her seferinde babası karşı çıkıyor; Tiyatrocu mu olacaksın, soytarı mı olacaksın diyerek Hasan Nail Canatı engellemeye çalışıyordu. O yıllarda Yalnızlar Rıhtımı isimli şiir kitabı yayınlandı. Fakat şiir kitabı Hasan Nail Canatın tiyatroya olan aşkını daha çok pekiştirdi. 1964 yılında Rusyanın Bolşevik ihtilalinde Türk kökenli insanlara yapmış olduğu zulümden etkilenerek Moskof Sehpası isimli ilk eserini yazan Hasan Nail Canat, büyük bir heyecanla profesyonel tiyatro hayatına başlamış oldu. 7-8 inançlı, şuurlu, fedakar genç ile birlikte Anadolu turnesine çıktı. Moskof Sehpası o yıllarda çok büyük ilgi gördü ve 1200 kez sahnelendi. Hasan Nail Canat bu başarısı sayesinde muhafazakar kesimin büyük ilgi ve alakasına mazhar oldu. Soytarı mı olacaksın diyen babası, Kayseri Müftüsünün daveti üzerine Kayseri Din Görevlileri Derneğinin organize ettiği Moskof Sehpası isimli oyunu izlemeye geldi. Oyun sona erdikten sonra Oğlum, oyununu heyecanla seyrettim. Yanılmışım. Artık seni özgür bırakıyorum. Sanatını Allah yolunda kullandığın müddetçe yolun açık olsun diyerek Hasan Nail Canata dua etti. Bu duanın bereketi ile Hasan Nail Canat, artık sanata kendisini tamamen adadı. Üstad Necip Fazıl Kısakürekin sohbetlerine katılarak Allah yolunda sanatını kullanmanın püf noktalarını, mesaj kaygılarını, yol haritasını en ince ayrıntılarına kadar öğrenip sırası ile; Günahkar Baba, Dilsiz Şeytan, Bir Avuç Ateş, Afganistan Dramı, Bir Demet Gençlik, Ebabil Kuşları, Bana Mahşeri Anlat, Sokak Kızı Elif, Süper Bekçi, Mindrella, Cimcime Tavşan, Aynalar Yolumu Kesti isimli eserleri hem yazarak hem yöneterek hem de oynayarak sanatını icra etti. Ayrıca Şeytan Üssü Haber Merkezi, Efendi Hayrettin Süperstar, Kara Geceler Efendim, İnsanlar ve Soytarılar, Başkasının Ölümü, Demedim mi? ve Metropol ve Kadın isimli başkalarının yazmış olduğu tiyatro eserlerinde de başrolde oynadı.rnrnÜRETKEN BİR SANATÇIYDIrnrn12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra mecburi olarak tiyatro hayatına ara veren Hasan Nail Canat, maddi açıdan çok büyük sıkıntılar çekmesine rağmen üretken bir sanatçı olduğunu Bir Küçük Osmancık Vardı, Nur Dağındaki Çocuk, Yaralı Serçe, Günahkar Baba, Yasemen, Kırımlı Murat Destanı, Bir Avuç Ateş, Gül Yarası ve Kiralık Zindan isimli romanları yazarak kanıtladı. İlk romanı Milli Gazetede tefrika halinde günlük yayınlandıkça sevincine diyecek yoktu. Olacak, beni göremeyenler beni okuyacak ve ne olursa olsun bu insanlara mesajımı vereceğim diyerek 9 esere imza attı. Moskof Sehpası isimli ilk eserini Kırımlı Murat Destanı adında kitap haline getirdi. Bir Avuç Ateş isimli romanı Çöküş ismi ile yönetmen Mesut Uçakan tarafından beyaz perdeye aktarıldı. Bir Küçük Osmancık Vardı isimli kitabı da Milli Eğitim Bakanlığının 100 Temel Eseri arasında yer almaktadır. Ayrıca Hasan Nail Canatın Kiralık Zindan adlı eseri kayıptır ve bulunamamıştır. Hasan Nail Canat, rahmetli olmadan evvel yeni yayıncılığa başladığını belirttiği genç bir yayınevine Kiralık Zindan isimli eserini orijinal dosya halinde sözleşme yaparak teslim etmiştir. Aradan 7 yıl geçmesine rağmen ne yayıncıdan ne yayınevinden yazılı veya sözlü olarak Hasan Nail Canatın ailesine ulaşılmamıştır.rnrnİNANÇ VE AHLAK ÜZERİNE ESERLER YAZARDIrnrnŞiir, roman ve tiyatro eserleri incelendiği zaman eserlerinin sadece ve sadece inanç ve ahlak üzerine olduğu açıkça belli olan Hasan Nail Canat, insanlara hayvan sevgisi ile insan sevgisi arasındaki tezatı yani kaniş köpeğini evine alıp babasını huzur evine yatıran insanın hayvan sevgisine karşı, Allaha borcunu ödemek isteyenlerin kul hakkına riayet etmemelerine karşı ve ilahlaştırılan tabulara karşı uyguluyordu.rnrnÇOK SAYIDA FİLM VE DİZİDE OYNADIrnrnHasan Nail Canat, yaklaşık 10 yıldır Altunizade Kültür Merkezinde Üsküdar Belediyesi Tiyatrosunda oyunlarını sahneliyordu. Geleneksel tiyatronun örneklerini sunan Hasan Nail Canat, Keloğlan, Sokak Kızı Elif, Mindrella, Süper Bekçi, Cimcime Tavşan gibi çocuk oyunları ile Bir Avuç Ateş, Demedim mi?, Metropol ve Kadın adlı oyunlarını da yetişkinler için sahnelemişti. Altunizade Kültür Merkezinde çocuk ve yetişkinlere tiyatro eğitimi de veren Canat; Reis Bey, Minyeli Abdullah, Sahibini Arayan Madalya, Çizme, Sürgün, Beşinci Boyut, Bize Nasıl Kıydınız? ve Gülün Bittiği Yer adlı sinema filmleri ile Kara Bir Gün - Süleyman Nazif, Su Perisi Kayıklar, İnsanlar Yaşadıkça, Kaşağı, Müslümanın 24 Saati, Müslümanın 365 Günü, Siyah Pelerinli Adam, Hasret, Köstekli Saat, Camgöz, Deli Balta-Uçurum Adası, Evlere Şenlik, Bizim Ev, Ortaklar, Şark Kahvesi, Beyaz Savaş, Sır Kapısı, Deli Yürek, Ekmek Teknesi, Çobanın İbadeti, Kenanda Bir Kuyu ve Kalp Gözü adlı TV dizilerinde rol almıştı.rnrnHASAN NAİL CANATLAR UNUTULMAMALIrnrnHasan Nail Canat, 1994-2004 yılları arasında Üstad Necip Fazıl Kısakürekten almış olduğu Sanat, Allah yolunda nasıl kullanılır? düsturunu tiyaro öğrencisi yetiştirerek inançlı, şuurlu oyuncuları ülkemize kazandırmayı, belden aşağı olmadan komedi yapmayı, salya-sümük demogoji yapmadan dram oynamayı, adaba ve edebe uygun ortaoyunu ve müzikal sergilemeyi yüzlerce çocuğa öğretti. O gençler şimdi Hasan Nail Canatlar unutulmamalı diyor ve birçok tiyatro eserlerinde, dizilerde inançlı oyuncu, sınırları olan oyuncu olarak rol alıyorlar.rnrnSANAT HAKK İÇİNDİR FELSEFESİNİ BENİMSEDİrnrnHasan Nail Canat, Sanat sanat içindir ve Sanat halk içindir düşüncelerini hiçbir zaman dikkate almayıp Sanat Hakk içindir felsefesinden hareket ederek ülkemizdeki dini, ahlaki, sosyal eksiklikleri hem yazarak hem yöneterek hem de oyunculuğu ile sahne hayatına taşımıştır. 41 yıllık sanat yaşamında inançlı ve muhafazakar kesimin kalplerinde haklı yerini alarak 21 Ekim 2004 tarihinde Ramazan ayının ilk haftasında son oyunu olan Aynalar Yolumu Kesti isimli oyununu Üsküdar Belediyesi İftar Vapurunda son kez sahneledikten sonra Sayın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Beyden de son ödülünü aldı. Evine geldikten sonra aniden fenalaşarak kalp krizi sonucu sanatını Hakk için yapan Hasan Nail Canat ruhunu Hakka teslim etti.
Hasan Nail Canat Kitapları - Eserleri
- Bir Küçük Osmancık Vardı
- Yasemen
- Yaralı Serçe
- Nur Dağındaki Çocuk
- Bir Avuç Ateş
- Kırımlı Murat Destanı
- Gül Yarası
- Yiğit Mustafa
- Günahkar Baba
- Cimcime Tavşan
Hasan Nail Canat Alıntıları - Sözleri
- İnsan yürekten isterse bir şeyi Allah mutlaka verir. (Bir Küçük Osmancık Vardı)
- Yüreğim buruk acılarla doluydu. (Yaralı Serçe)
- Yüreğimin çekemediği acıya, gücümün yetmediği çaresizliğe sabır... (Yaralı Serçe)
- Kırım'ın kaderi bu; güneş her akşam hüzünle terk eder Kırım'ı. Her sabah acı bir günün üstüne doğar... (Kırımlı Murat Destanı)
- -Cevap vermiyorsun.Soru sormama kızıyor musun yoksa? -Hayır kızmıyorum.Öyle sorular soruyorsun ki cevabı zor veya acı.. (Nur Dağındaki Çocuk)
- –Size soruyorum, Allah korusun mahallenizde bir evde yangın çıksa, "memlekette demokrasi var kimse kimsenin yangınına karışamaz" diyebilir misiniz? –"Hayır hocam" sesleri sınıfı doldurdu. (Gül Yarası)
- Allah'ım! Bizi sahipsiz koyma. (Bir Küçük Osmancık Vardı)
- Bugün sana gelemiyorum. Çünkü yüreğim kanarken sana gelemem. Yüzüme bakınca yüreğimi en iyi sen görürsün. Gözlerimden acımı en iyi sen okursun. Belki otuz yıl önce, bir bayram sabahı, annemin avuçlarına kapanıp aldığım gibi ağlarım bugün... O zaman sen yıkılırsın. Hayır! Görme ağladığımı, duyma hıçkırıklarımı , ben ağlayacak bir köşe bulurum... (Bir Avuç Ateş)
- "Korku mücadeleden daha tehlikelidir" (Yiğit Mustafa)
- Hani, çok sıcak günler vardır, insanı bunaltan. Serin bir gölge, ya da bir su kenarı aranır. Ekin solar, gül sararır, yer yer yarılır toprak. Bir rüzgar eser sonra. Peşinden yağmur gelir. Tekrar canlanır yeşil. İnsan ruhu dinlenir. (Bir Küçük Osmancık Vardı)
- "Allah hayırlısını versin." (Yasemen)
- " İnsan yürekten isterse bir şeyi Allah mutlaka verir. " (Bir Küçük Osmancık Vardı)
- Rızkı veren Allah'tır. (Yaralı Serçe)
- "Mahşer günü bize,
diye sormazlar Mehmet. diye sorarlar." (Bir Avuç Ateş) - Ay ışığında karlı dağların seyrine doyum olmaz. Gündüzleri güneş ısısıyla çözülen yumuşayan kar, geceleri sertleşir ve buz tutar. Sivri tepeler bir ayna gibi ışıldar. Ay ışığında seyrine doyum olmaz bu dağların, ancak sıcak bir evin penceresindeyseniz.... Sığınacak bir ev yoksa ve dağlarda kalmaya mecbursanız, çektiğiniz sıkıntılar size bu güzellikleri fark ettirmez. (Nur Dağındaki Çocuk)
- - Allah'ı zikrediyor ağaçlar. - Ağaçlar Allah'ı zikreder mi? - Bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün varlıklar zikreder. - Şu ırmak da mı? - Yaratılan her şey kendi dilinde, her an "Allah" der. (Yaralı Serçe)
- "Kendini dipsiz bir kuyuya hızla düşüyormuş gibi hissediyordu." (Bir Avuç Ateş)
- Bir ihtiyacın çaresizliği ile kıvranan insana değil, onu kurtarmayan çare sahibine acımalı. (Günahkar Baba)
- –İçin bana karşı kin dolu. Bu kinle nasıl benimle oluyorsun anlamadım.!? –Ben de anlamadım kendime saygısızlığım dan herhalde... (Gül Yarası)
- Ona dert yanacak değilim. (Yiğit Mustafa)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin