Kitap Künyesi
Yazar: Milan Kundera
Çevirmen: Serdar Rifat Kırkoğlu
Orijinal Adı: Směšné lásky
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750702259
Sayfa Sayısı: 240
Gülünesi Aşklar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Milan Kundera, bütün yapıtları arasında en çok zevk alarak ve keyifle Gülünesi Aşklar’ı yazmış olduğunu söyler. Yedi öyküden oluşan bu kitapta, yazarın daha sonraki eserlerinde geliştireceği aşk, yalan gibi temaların özünü, özgün ve yenilikçi anlatım tekniklerini bulmak mümkün.
Hayatı, yanılsamalar üzerine kurulu bir parodi olarak sunan Gülünesi Aşklar’daki öyküler, 1958 ile 1968 arasında yazılmış. Milan Kundera, o eşsiz kara mizahı ve ironisiyle kahramanlarının kimlik sorunlarını, oyun gibi başlayan cinsel yanılsamalarını, trajik bir tutsaklıktan başka bir şey olmayan erotik güç tutkularını işliyor; cinsellik ve erotizmi benzersiz gözlem gücü ve duyarlılığıyla, kusursuz bir estetik düzeye oturtarak yansıtıyor. Bu öykülerin her birinde “gülünesi” aşklar ya da gerçek aşk oyunları yer alıyor. Yirminci yüzyıl edebiyatına damgasını vuran yazarlardan Kundera’nın Gülünesi Aşklar’ı, zamana karşı durabilen bir başyapıt.
Gülünesi Aşklar Alıntıları - Sözleri
- Sevilen kişinin varlığının verdiği sevinci bile doya doya duymak için, yalnız olmak gerekir.
- Aşk gerçekte mantıkdışı olan şeydir.
- ... çünkü bir kadın, yalan söyleyen bir erkeğe saygı duyamaz!
- Her insan hayati hesaba sığmaz anlamlar taşır.
- İçimizde hangimiz istediğimiz şeyi biliyoruz?
- İnsan oyunda bile özgür değildir, oyuncu için oyun bir tuzaktır.
- İnsanın hayatta geri çekilmek zorunda kaldığı anlar vardır: Yaşamsal konumları korumak için en az önemli konumları terk etmenin gerektiği anlar.
- Bir başkası onu hiç bu çirkin kadın kadar sever miydi? Ama aşkın yanında güzellik ya da çirkinlik neydi? Büyüklüğüyle mutlaklığı yansıtan bir duygunun yanında bir yüzün çirkinliği neydi?
- Çok aşırı bir inanç en kötü müttefiktir.
- Kıskançlık pek hoş bir karakter özelliği değildir, ama aşırıya kaçılmazsa (ve yanında alçakgönüllülük de olursa), bütün sakıncalarına karşın, dokunaklı bir yanı vardır.
- Erotizm yalnızca bedene duyulan arzu değil, buna eş ölçüde, onura duyulan arzudur. Bizden hoşlanan ve bizi seven, sahip olduğumuz bir yatak arkadaşı, bizim aynamız olur, önemimizin ve değerimizin ölçüsüdür o.
- Şimdiki zamanı kat ederken gözlerimiz bağlıdır. Çok çok yaşamakta olduğumuz şeyleri sezebilir ve tahmin edebiliriz. Ancak daha sonraları, gözlerimizin bağı çözüldüğünde ve geçmişi incelediğimizde ne yaşamış olduğumuzu fark eder, yaşadıklarımızın anlamına varırız.
- Şimdi dünyada en çok korktugu, kacınmaya çalıştığı seyi yaşıyordu: duygu ve sevgi olmadan sevişmek...
- İnsan niye gerçeği söylemek zorunda? Bizi böyle yapmaya zorlayan ne? Sonra içtenliği niçin bir erdem olarak görmemiz gerekiyor? Farz et ki, bir balık olduğunu, bizim hepimizin de balık olduğunu ileri süren bir deliyle karşılaştın. Onunla tartışır mısın? Ona yüzgeçlerin olmadığını göstermek için önünde soyunur musun?
- Bilgisizlik bir hatadır.
Gülünesi Aşklar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kadın&erkek ilişkileri paradoksunda erotik temalı gülümsemeler: Eser, 1968 olayları öncesinde ülkesi Çekoslavakya'da yayınladığı 7 hikayeden oluşuyor. Yazılması on yıla uzanan zamanı kapsayan (bizde 6 ayda bir kitap çıkaranların kulakları!...) kitap, yazarın yapıtları arasında en çok keyif aldığını belirtmesi açısından da önemli. Peki bu keyif okuduğunuzda size de ulaşıyor mu derseniz; evet, yazarın çarpıcı kara mizah ve ironi yüklü tümceleriyle Erotizm sularına dalıp pek çoklarına göre halen tabu olan Cinsellik özelinde yaşanabilen davranış ve sonuçlarına giriyorsunuz, bazen komik bazen kederli. Kitaptaki 7 (yazarın takıntılı sayısı- #romansanatı yorumuma bknz) hikayeden; tatile çıkan bir çiftin yolculukta cilvelerle başlayıp sertliğe dönüşebilen fanteziler ardındaki derin gözüküp yüzeyselleşen Otostop Oyunu'nu, tiyatro oyunları gibi perdelerle bölümlendirilip bir hastanedeki doktorlar arasında yaşanan cinsellik yüzeyli aşkların betimlendiği Kolokyum ile son hikaye Edward'ın iki kadın arasında yaşadığı arzulardan dogmatik din sorgularına klişe erkek egosu ve kadın istencinin anlatıldığı Edward İle Tanrı'yı, beğendim. Yüzeyinde cinsellik ve erotizm, temelinde cinsel kimlik arayışı ve yanılsamaların traji komikliğinin dillendiği bu eser, Nobel bekleyen yazara başlamak için güzel bir seçenek gibi duruyor. Bastırılmış tutkuların yarattığı olmadık durumlar özelinde yaşanan bu ilişkiler, sizi aşk metaforu anlayışınızda yaratacağı bulanık ironiyle gülümsetecek belki de tarih boyunca çözüm bekleyen kadın&erkek ilişkileri paradoksuna bakış açınızı genişletecektir. Ara vererek diğer başyapıtı olarak nitelenen #gülüşünveunutuşunkitabı 'na geçeceğim. (Hayat Bu)
Kundera’ya nerden başlanır?: Kundera’ya nerden başlanıra dair yaptığım araştırmalardaki okur yorumlarına göre bu kitabı seçip “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliğini” sonraki tarihe erteledim. Artık beklentim mi fazla yükseldi yorumları okuyunca bilemiyorum amaok etkilendiğim bir kitap olmadı ne yazık ki. Ağır okumalar yaptıktan sonra yorulmadan güzel bir şeyler okumak isteyenler için güzel bir kitap ama kimseye mutlaka oku diyeceğimi sanmıyorum. Yine de yazarın diğer kitaplarını okuyacağım tarzına hakim olabilmek adına. Çok akıcı, sade bir dil kullanıyor ama herkes sever mi emin değilim. Öykülerle arası çok iyi olan biri olmama rağmen öykücülüğünün beni etkilediğini düşünmüyorum. Romanları için ise şansımı deneyeceğim. (gözde)
Bir yandan komik denebilecek durumların yaşandığı bir yandan da kadın erkek ilişkilerini çoğunlukla erkek gözünden anlatan yedi öykü. Özellikle ilk öyküler bir şakadan ya da bir oyundan doğan ve istenmeyen sonuçlar doğuran öyküler. Öykülerinde insan ilişkilerindeki iletişimsizlik ya da gördükleri ile gerçeğin farkında olmayan karakterler var ve bu öykülerde yaşananlar gerçek hayatta sıkça karşılaşılan olaylar. (Sîdar Ronahî)
Kitabın Yazarı Milan Kundera Kimdir?
Milan Kundera, Çek-Fransız asıllı yazar. Kundera, 1 Nisan 1929'da Çekoslovakya'nın Brno şehrinde doğmuştur. 15 kitap yazmış, sayısız ödül almış, yazarlık mesleği yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak uğraşmıştır. Yaşamını Paris'te, eşiyle birlikte sürdürmektedir.
Yaşamı
1929 yılında, orta halli Kundera ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Ludvik Kundera (1891-1971), 1948-1961 yılları arasında Brno Müzik Akademisi müdürlüğü yapmış olan, ünlü müzikolojist ve piyanist Leoš Janaček'in öğrencisiydi. İlk piyano derslerini babasından aldı ve ilerleyen yıllarda kendisi de müzikoloji üzerine çalışmalar yaptı.
Lise eğitimini 1948 yılında Brünn'de bitirdikten sonra, Charles Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde, edebiyat ve estetik üzerine eğitim gördü. İki dönem sonra Film Akademisi'ne geçti ve yönetmenlik konusunda ilk makalelerini yazdı fakat daha sonra çalışmalarını politik baskı yüzünden durdurmak zorunda kaldı.
II. Dünya Savaşı'nın sonunda Komünist Parti'ye üye oldu. Ancak 1948'in şubat ayında partiden çıkarıldı. 1950 yılında da bir diğer Çek yazar Jan Trefulka Komünist Parti'ye karşı faaliyetlerde bulunmaktan, partiden uzaklaştırıldı. Trefulka o günlerde gerçekleşen olayları 1962 yılında yazdığı Pršelo jim štěstí (Onlardan Yükselen Mutluluk) romanında anlattı. Kundera'ysa o günlerde başına gelenleri bir şaka olarak görmüş olacak ki, partiden çıkarılma sürecinde başına gelenleri anlattığı kitabının ismini Žert (Şaka) koydu. 1956 yılında Komünist Parti'ye tekrar giren Milan Kundera, 1976 yılında ikinci kez, Vaclav Havel gibi ünlü yazarlar ve sanatçılarla birlikte partiden ihraç edildi.
1968'deki Rus istilasından sonra, Prag Müzik ve Sanatlar Akademisindeki görevinden uzaklaştırılan Kundera, politik baskılara dayanamayarak Fransa'ya göç etti ve 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu. 1979 yılında yazdığı "Gülüşün ve Unutuşun" kitabının yayınlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti Kundera'yı vatandaşlıktan çıkardı.
1980 yılında Gabriel Garcia Marquez'in aldığı Commonwealth Ödülü'nü, 1981 yılında Tennessee Williams'la paylaştı. En bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 1988 yılında Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlandı. 1983 yılında Michigan Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Kundera 1985 yılında da Kudüs Ödülü'ne layık görüldü.
Çağımızın en başarılı düşünsel roman yazarı ve varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera'nın son kitabı "Bir Buluşma" 2009 yılında yayınlanıp 2010 yılında ise Türkçeye çevrilmiştir.
Ödülleri
Medicis Ödülü (Yaşam Başka Yerde)
Mondello Ödülü (Jacques İle Efendisi)
Commonwealth Ödülü
Europa Literatura Ödülü
Kudüs Ödülü
Milan Kundera Kitapları - Eserleri
- Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
- Kimlik
- Bilmemek
- Yavaşlık
- Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
- Gülünesi Aşklar
- Kayıtsızlık Şenliği
- Ölümsüzlük
- Ayrılık Valsi
- Yaşam Başka Yerde
- Şaka
- Roman Sanatı
- Bir Buluşma
- Jacques ile Efendisi
- Perde
- Saptırılmış Vasiyetler
- Anahtar Sahipleri
- Varlığın Dözülməz Yüngüllüyü
Milan Kundera Alıntıları - Sözleri
- “Hayatları felakete dönenler, suçlu avına çıkarlar.” (Bilmemek)
- “İnsanoğlu anlamdan yoksun bir varlık, bir tesadüf olduğunu, oyunun sonuna kadar nedensiz oynamak zorunda olduğunu kavramaktadır şimdi.” Bacon (Bir Buluşma)
- “Şairler icat etmez şiirleri Gerilerde bir yerdedir şiir Çok, çok uzun zamandır oradadır Şairin tek yaptığı onu keşfetmektir.” Jan Skácel (Roman Sanatı)
- İnsanın gücü tükenir ve üzerine elini kolunu bağlayan bir yorgunluk çöker. Yorgunluk: hayatın kıyısından ölümün kıyısına uzanan sessiz bir köprü. (Ölümsüzlük)
- Birkaç gündür ben de saat gibiyim, durup dinlenmeden koşuyorum.Bazen zamanın benim dışımda akıp gittiğini duyuyorum... Tıpkı bir ırmak gibi... Çok yorgunum, bir bardak su verebilir mısın? (Anahtar Sahipleri)
- “İnsan dünyaya bir defa gelir ve bir daha asla önceki bir hayatın deneyimleriyle başka bir hayata başlanamaz. Gençlik nedir bilmeden çocukluktan çıkılır, evli olmak nedir bilmeden evlenilir ve yaşlılığa girerken dahi insan nereye gideceğini bilmez. Yaşlılar, yaşlılıklarının masum çocuklarıdır. Bu anlamda, insanlığın dünyası acemiliğin gezegenidir.” (Roman Sanatı)
- İçinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir. (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavrucuğum hiçbir zaman anlayamayacağın bir keder var içimde. (Yaşam Başka Yerde)
- Sevgi kırılgan, narin bir şey midir peki? (Yavaşlık)
- "Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir, bu nedenle, bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız. Olaylar çabucak olup bittiği zaman, kimse hiçbir şeyden emin olamaz, hiçbir şeyden, hatta kendisinden." (Yavaşlık)
- "Gözü 'daha yükseklerde bir yerde' olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.." #Edebiyat (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. (Yavaşlık)
- 'En güzel intikam, 'başarıdır.' Seni sevmeyen herkesi üzer.' (Jacques ile Efendisi)
- Tek özgürlüğümüz, acı ile zevk arasında seçim yapmaktı. Mademki her şeyin anlamsız oluşu yazgımızdı, bu anlamsızlığı bir safra gibi taşımamak, onun zevkini çıkarmayı bilmek gerekirdi. (Kimlik)
- Her şey düzenlenmiş, ayarlanmış, yapay, her şey bir oyun, hiçbir şey içten değil. (Yavaşlık)
- İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur. (Kimlik)
- İnsanın hayatta geri çekilmek zorunda kaldığı anlar vardır: Yaşamsal konumları korumak için en az önemli konumları terk etmenin gerektiği anlar. (Gülünesi Aşklar)
- Eğlenir, başkalarını eğlendirir ve düzenden yana olmanın ortaya koyduğu olur olmaz vaatlerle dünyayı tek ve koca bir şakaya çevirir. (Roman Sanatı)
- Ben annemi hep gökyüzünde diye düşünürüm. (Şaka)
- Ölüm ülkesine ulaşmak için, insanın kısacık bir süre kendisinin dışına çıkması yeterlidir. (Saptırılmış Vasiyetler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin