Kitap Künyesi
Yazar: Irvin D. Yalom
Çevirmen: Zeliha Babayiğit
Orijinal Adı: Staring At The Sun: Overcoming The Terror Of Death
Yayın Evi: Kabalcı Yayınevi
İSBN: 9789759971335
Sayfa Sayısı: 256
Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Öz-farkındalık büyük bir armağan, hayat kadar değerli bir hazinedir. Bizi insan yapan şeydir. Ama bedeli de çok ağırdır - ölümlülük yarası. Varoluşumuz, büyüyüp gelişeceğimiz ve kaçınılmaz bir şekilde ölüp yok olacağımız bilgisiyle gölgelenir.
Ölümlülük düşüncesi tarihin başından beri peşimizi bırakmaz. Dört bin yıl önce Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu'nun ölümü üzerine yukarıda alıntıladığım sözleri söylemiştir: "Sen artık karanlıklar içindesin ve beni duyamaz oldun. Ben de öldüğümde Enkidu gibi olmayacak mıyım? Yüreğim umutsuzluk içinde. Ölümden korkuyorum."
Gılgamış hepimiz adına konuşuyor. Onun ölümden korktuğu gibi hepimiz korkarız - her erkek, kadın ve çocuk ölümden korkar. Bazılarımız için ölüm korkusu genelleşmiş bir huzursuzluk şeklinde dolaylı olarak kendini gösterir ya da başka bir psikolojik bozukluk kılığına girer; bazılarımız ölümle ilgili açık ve bilinçli bir anksiyete yaşarken, bazılarımız için ölüm korkusu bütün mutluluk ve sevinci engelleyen bir dehşet haline gelir..." Son derece kişisel olan bu kitabını Irvin D. Yalom, ölüm korkusuyla verdiği mücadele sırasında öğrendiklerinden yola çıkarak hazırlamış. Ölümle siz yüzleştiniz mi? Irvin D. Yalom okuyucularına ölümle korkmadan yüzleşmenin yollarını hastalarıyla seanslarında edindiği deneyimler yardımıyla biz okuyucularına aktarıyor.
Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek Alıntıları - Sözleri
- '‘Yorulduğumuzda ve cesaretimizi kaybettiğimizde yıllar önce yendiğimiz düşüncelerin hücumuna uğrarız.’'
- Endişelerimizin ve kaygılarımızın yarısı başkalarının bizim hakkımızda düşündüklerinden kaynaklanır. Bu dikeni tenimizden çıkarmalıyız.
- Hepimiz aynı korkuyla, ölümlülük yarasıyla, varoluşun özündeki kurtla karşı karşıyayız.
- Her birimizin fani olduğuna, bebeklik ve çocukluktan olgunluk ve nihai çöküşe doğru yol aldığımıza katlanması zordu.
- Endişelerimizin ve kaygılarımızın yarısı başkalarının bizim hakkımızda düşündüklerinden kaynaklanır...
- “Ben insanım ve insana dair hiçbir şey bana yabancı değil.”
- Hayat ne kadar çok yaşanmamışsa ölümden o kadar çok korkarsınız.
- Hayat günbegün, dakika dakika hayatta kalmaktan ibaretti.
- Gerçek terapötik gücü yaratan şey, fikirlerle birlikte ilişkinin sinerjisidir.
- “Onları duyacak bir kulak olmadığında düşen ağaçlar duyuluyor mu?”
- Her anı ölümün tamamen farkında olarak yaşamak hiç kolay değildir. Bu, güneşe dosdoğru bakmaya benzer, fazla dayanamazsınız.
- Hepimiz her gece uykuya dalarken ya da anestezi altında bilincimizi kaybederken ölümü tadarız. Yunan sözcük dağarcığında ölüm ve uyku, yani Thanatos ve Hypnos ikiz kardeştir. Çekoslavak varoluşçu yazar Milan Kundera da unutma edimiyle ölümü önceden tattığımızı ileri sürer: "Çoğu insanı ölüm konusunda dehşete düşüren şey geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybıdır. Aslında unutma davranışı hayatın içinde her zaman var olan bir ölüm biçimidir."
- Geride iz bırakmaya çalışıyorum Bir anlamı olacak; Anı yaşıyorum. Yapabileceğim en iyi şey
- "Bazıları ölüm borcundan kurtulmak için yaşam Kredisini reddeder."
- Montaigne, insanın düşüncelerini keskinleştirmek için çalışma odasının mezarlığa bakması gerektiğini ileri sürmüştü.
Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yalom'un, klasik freudyen çözümleme ve felsefi bakış açısını basit bir dile indirgeyerek yazmış olduğu bir başka güzel kitabı. Ölüm hakkında düşüncelerinin yanında tedavi süreçlerinde hastalarının ölüm korkusu ve bu korkuya bağlı olarak gelişen duygu durum bozukluklarını ele almakta. Ölüm kavramının, öleceğinin farkında olan tek canlı türü olarak bizlerin üzerinde ne gibi yansımaları olduğunu ve düşünce yapımızı nasıl etkilediğini çok sade bir şekilde açıklamış. Bu korku ve buna dayalı ortaya çıkan rahatsızlıkları, düşünceleri yenmek için bir çok düşünürün sözlerine de yer vererek sorunun çözümüne odaklanmış bir akış sahip kitaba. Özellikle Nietzsche'nin bu noktadaki toparlayıcı ve yardımcı etkisinin altını çizmem gerekiyor. Aslında ölmek eyleminden çok, sonrası hakkındaki müthiş belirsizlik korkutuyor insanı. Sırf bu yüzden ötürü bir cevap ortaya koyabilmek için dinleri ortaya çıkarmış olabilir insanlık. Keza ilkel kabilelerin totemlerinden modern toplumların tabularına kadar bir çok yansıması var bu korku kökenli hareketin... Bu noktada kitabın adı da bir mesaj vermekte bizlere. Güneşin göz kamaştıran ve baktıkça sizi bir süreliğine körleştirircesine, anlamsız ve boşluk gibi bir noktada tutmaktadır. Yalom da ölümü bu etkiyle tasvir etmektedir aslında. Hani, ''orada bir ışık gördüm, biri bana gel gel dedi.'' iddiası gibi düşünmeyin bunu. Ölüm sadece bir oluş halidir. Keyifli okumalar. (Uğur De Molinari)
Bu hayatın kaçınılmaz sonu olan ölüm kavramı derinlemesine ele alınmıştır. Ölümden kaçışın olmayacağını ve bunun kabullenilmesinin hayatımızda çok önemli bir nokta olduğunu savunmaktadır. Freud bastırılmış cinselliğin psikopatolojiye sebep olduğunu savunurken Yalom bunun tam tersine ölüm anksiyetesinin psikopatolojiye sebep olduğunu savunmaktadır. Bu ölüm anksiyetesi ile baş edebilmek için hayattan zevk almanın, anı yaşamanın peşine düşmek gerektiğinin önemini vurgulayan yazar aynı zamanda ölüm denen gerçekliği kabul etmemizi ve ondan kaçamayacağımız ile yüzleşmemiz gerektiğini söylemektedir. Danışanları ile sınırlı ve katı ilişki kurmak yerine daha samimi ve sıcak ilişkiler kurmayı hayatına katan Yalom bu yöntemin daha sağlıklı olduğunu ileri sürmektedir. İnsan ilişkilerinin sıcaklığının, ilişkilerdeki o sevginin insanların hayatına çok büyük etkisi olduğu ele alınmıştır. Yazarın herhangi bir dini inancı yoktur. Böyle olmasına rağmen danışanlarına yaklaşırken bu durumu göz önüne almamıştır. Sanırım yazar da en çok bu özelliği sevdim. Elbette herkes aynı dine inanmıyor olabilir. Önemli olan bunu denge de tutarak danışanlarına yansıtmamalı. Gerçekten bu konuda çok başarılı bir yazar o yüzden çok takdir ettim. Yazarın psikoterapistlere özel tavsiyeleri de kitapta yer almaktadır. Özellikle genç psikoterapistlere bazı tavsiyeleri vardır. Genel olarak kitabı beğendim. Gayet sade ve anlaşılır bir dille ele alınan bu eser okunmaya değer. (Sevdenur Yıldırım)
Kitabın Yazarı Irvin D. Yalom Kimdir?
Yahudi asıllı Amerikalı psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazar.
Profesör unvanına sahip olan Yalom, Standford Üniversitesi'nden emekliye ayrılmış olup, alanında oldukça zengin bir yapıya sahip, bilimsel kitapların ve romanların sahibidir. Yalom, varoluşçu psikoterapinin en önemli yaşayan temsilcilerinden biridir. Aynı zamanda Uluslararası Sigmund Freud – Psikoterapi 2009 ödülünün de sahibidir.
Washington, DC'de dünyaya gelen Yalom'un Yahudi kökenli ailesi, I. Dünya Savaşı'nın bitmesinden kısa bir süre sonra Polonya sınırlarına yakın bir Rus kasabası olan Celtz'ten ABD'ye göç etmiştir.
ABD'nin en etkili psikanalistlerinden biri olarak kabul edilen Yalom'un, kendine akıl hocası olarak kabul ettiği kişi Jerome D. Frank'dı. Yalom, psikanalistler içinde sürekli olarak kritize edilen psikanalizin geliştirilmesinde öncülük yapmış ve aynı zamanda psikanalizdeki uzun ama etkileyici yeni rehabilitasyon yöntemleriyle insanın psikolojik rahatsızlıklarını yeniden ve daha iyi anlamayı sağlarken, uyguladığı yöntemlere has içeriklerle dolu yazdığı romanlar onun edebiyat dünyasında da yer edinmesine yardımcı olmuştur.
Irvin David Yalom, toplum bilimci ve yazar Marily Yalom ile evlidir. Bu evlilikten dört çocukları olmuştur. Kaliforniya, Palo Alto'da yaşamaktadır. Yazdıklarında kullandığı genel metafor psikanalitiktir ve felsefeyle de iç içedir. Grup terapilerinde uyguladığı varoluşçu yöntem, klasik bir yöntem olsa da Yalom, bunun günümüz psikanalizinde deforme olmasını engelleyen çok daha sonuç alıcı bulgularla devam ettirmiştir.
Irvin D. Yalom Kitapları - Eserleri
- Nietzsche Ağladığında
- Spinoza Problemi
- Divan
- Her Gün Biraz Daha Yakın
- Bağışlanan Terapi
- Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
- Bugünü Yaşama Arzusu
- Annem ve Hayatın Anlamı
- Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek
- Varoluşçu Psikoterapi
- Depresyon Terapisi
- Günübirlik Hayatlar
- Anksiyete Terapisi
- Okul-Çağı Çocuklarının Terapisi
- Ergen Terapisi
- Okul-Öncesi Çocuklarının Terapisi
- Evlilik Terapisi
- Yeme Bozuklukları Terapisi
- Alkolizm Terapisi
- Cinsel Terapi
- Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği
- Kısa Süreli Grup Terapileri
- Ölüm Korkusunu Yenmek
- Şizofreni Terapisi
- Psikoterapi Seti
- Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Terapisi
- Din ve Psikiyatri
- Bir Psikiyatristin Anıları
- Yalom Seçkisi
- Psixoterapiya Vergisi
- Çocuk Terapisi
- Çift Terapisi
- A Matter of Death and Life
Irvin D. Yalom Alıntıları - Sözleri
- "Bir sürü soru soruyorsun, ama tek bir cevabı var: Kendi başıma yaptım." (Ölüm Korkusunu Yenmek)
- Hepimiz aynı korkuyla, ölümlülük yarasıyla, varoluşun özündeki kurtla karşı karşıyayız. (Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek)
- “Bir şeyin korkutucu, değersiz, arzu edilesi ya da beş para etmez olduğuna karar veren zihindir, dolayısıyla değiştirilmesi gereken şey sadece ve sadece zihindir. ” (Spinoza Problemi)
- Ölmek hayatın bir parçası. Onu kaçırmak, o gerçekleşirken uyumak, hayatın büyük maceralarından birini kaçırmaktır. (Annem ve Hayatın Anlamı)
- Çocukken tanıdığı insanlara benziyorlardı. Basit ama düşünceliydiler. Birbirleriyle mutlu ve huzurluydular. (Spinoza Problemi)
- Öfkeliyim , çünkü buradaki herkesten daha iyiyim ve kimse bunu fark etmiyor. Daha zekiyim, daha hızlıyım, daha iyiyim ve lanet olsun kimse beni takdir etmiyor. (Varoluşçu Psikoterapi)
- Bir daha hiç incinmemenin yolunu bulmuştum; eğer kimsenin benim için önemli olmasına izin vermezsem bir daha asla kayıp yaşamazdım. (Annem ve Hayatın Anlamı)
- Hepimizinki günü birlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın... ______ Marcus Aurelius Düşünceler (Günübirlik Hayatlar)
- .... "Ölüm her zaman bir şok etkisi yaratır." ______ Gözünü açıp kapıyorsun ve bir bakıyorsun ki hayat bitmiş. İşte bu kadar. Saklanacak yer yok. Güvenlik diye bir şey yok. Geçicilik ... yaşam geçici ... Bunu biliyordum zaten ... Herkes bilmez mi? Ama üstüne pek düşünmemiştim. Düşünmek de istememiştim. .... Ölümün kalıcılığını düşünüyorum. Sonsuza kadar ölü olmayı düşünüyorum. Nedense bu düşünce, yani sonsuza kadar ölü olma düşüncesi, bir türlü aklımdan çıkmıyor. (Günübirlik Hayatlar)
- Stresin hem bağışıklık sistemini hem de hormonal dengeyi etkileyerek hastalığa direnci azalttığına dair çok sayıda bulgu vardır. (Varoluşçu Psikoterapi)
- Her insan kendisini diğer insanlardan daha çok sevdiği halde neden kendi fikrine diğer insanlarınkinden daha az önem verir? (Günübirlik Hayatlar)
- "ilk gençlik yıllarında," der Schopenhauer, "önümüzdeki hayat üzerine düşünürken, tiyatro salonundaki yerini perde açılmadan önce almış, oyunun başlamasını sabırsızlıkla bekleyen, heyecanlı çocuklar gibiyizdir. İleride neler olup biteceğini bilmememiz düpedüz bir lütuftur. Şayet olacakları önceden görebilsek, o çocuklar gözümüze mahkum olmuş tutuklular gibi görünürdü; ölüme değil de hayata mahkum olmuş, ama hükümlerinin ne anlama geldiğinden o ana dek tamamen bihaber tutuklular gibi." (Din ve Psikiyatri)
- Din ve kültür bazen insanları o kadar güçlü motive edebilir ki, bu, psikoterapistleri sadece şaşırtabilir. Bizler, olasılığı çok çok küçük hava felaketlerine ilişkin korkuları nedeniyle bizden yardım almaya gelenlerin en azından uçağa binmelerini sağlayacak, bu fobileri yok etme amaçlı yollar geliştirmeye çalışırken, adamlarını kesin bir ölüm için uçaklarına gönderen Kamikaze komutanlarına korkuyla karışık saygı duyarak bakıyoruz. Biz, bazı İslamcı liderlerin canlı bombalarına öldükleri anda cennete gideceklerine dair verdikleri motivasyonu, panik ataktan öleceğini düşünen agorofobikleri bir otobüse bindirmeye çalışırken sağlayamadığımız için de üzgünüz. (Anksiyete Terapisi)
- “Sözünden dönmene ya da kendine olan güvenini yitirmene neden olabilecek hiçbir şeyi avantaj sayma.” ( Marcus Aurelius|Düşünceler) (Günübirlik Hayatlar)
- 10 dakikalık içten gülüş ağrı kesici etki yapar (Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Terapisi)
- Gen çalışmaları doğuştan gelen farklılıkların anksiyete bozuklukları geliştirmedeki etkilerini kanıtlayabilirler, ancak öyle görünüyor ki genler ana nedenler olmaktan çok yatkınlığa neden olan faktörler olarak kalacaklar. (Anksiyete Terapisi)
- Kâh dilden dökülür, kâh kalem yazar. En hazin sözler “Keşke” ile başlar. (Divan)
- Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır. (Nietzsche Ağladığında)
- Dinlemek yaratıcı bir iştir, terapist zihni ölçerken çarpıtır.. (Annem ve Hayatın Anlamı)
- 1.Kendim için yarattığım dünyayı sadece ben değiştirebilirim. 2. Değişmek tehlikeli değildir. 3. Gerçekten istediğim şeye ulaşmak için değişmek zorundayım . 4. Değişebilirim. Bunu yapabilirim. (Yalom Seçkisi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin