Kitap Künyesi
Yazar: Samsatlı Lukianos
Çevirmen: Erman Gören
Çevirmen: Ertuğrul İnanç
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786254055768
Sayfa Sayısı: 280
--reklam--
Hakiki Hikayeler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Loukianos (120?-180?): MS 2. yüzyılda, Roma İmparatoru Marcus Aurelius devrinde yaşamıştır. “Komik” diyalog, hiciv ve parodi türlerinde eser vermiş olan Loukianos’un etkileri Bizans’tan, günümüzde yüksek fantastik edebiyat ve bilimkurguya kadar uzanır. Kimi eleştirmenlerce ilk bilimkurgu eser sayılan Hakiki Hikâyeler hayalî diyarlarda olağanüstü bir gezinin öyküsünü anlatırken, “hakiki” olma iddiasındaki eserleri zekice hicveder. Fakat asıl etkileyiciliği “modern”liğindedir: Parodi, anıştırma gibi yöntemlerle kurulmuş kuvvetli bir metinlerarasılığa sahiptir ve edebiyatın hakikatle ilişkisi üzerine düşünür. Loukianos’un Hakiki Hikâyeler’i, Erman Gören ve Ertuğrul İnanç’ın titiz incelemesi ve notlarıyla okurlarla buluşuyor.
--reklam--
Hakiki Hikayeler Alıntıları - Sözleri
- "Tanrıların sevgisine haiz olan adam, Loukianos Tüm bu şeyleri gördü ve evine döndü."
- Yedi gün yedi gece boyunca havada seyahat ettik. Sekizinci gün ise havadaki boşlukta, küre şeklinde ve ışık saçan, adaya benzer harika bir ülke gördük. Demir attıktan sonra karaya doğru koştuk. Karaya çıktıktan sonra keşif sırasında toprağın tarım için işlendiğini ve burada yaşayan insanlar olduğunu fark ettik.
- Düşman kenti kuşatmamaya karar verdi lâkin Güneş'e dönmeden evvel gökyüzünde, Ay'a bir daha Güneş ışığı gelmemesi için bir duvar inşa etmişlerdi. Bu duvar çift kat buluttan yapılmıştı. Böylece tam bir Ay tutulması yaşanmış ve Ay tamamıyla kesintisiz bir geceye mahkûm edilmişti.
- "...En ağır cezalar Knidoslu Ktesias ve Herodotos gibi hayattayken yalan söyleyen ve yalan şeyler yazanlara veriliyordu. Onları görünce gelecek için umutla doldum, çünkü bildiğim kadarıyla ben hiç yalan söylememiştim."
- Bunların içerisinde ise en ağır cezalar Knidoslu Ktesias ve Heredotos gibi hayattayken yalan söyleyen ve yalan şeyler yazanlara veriliyordu. Onları görünce gelecek için umutla doldum, çünkü bildiğim kadarıyla ben hiç yalan söylememiştim.
- Onlar şarkı söylemeyi bıraktığında kuğular, kırlangıçlar ve bülbüllerden oluşan başka bir koro ortaya çıkar. Tüm ağaçlar ise sanki rüzgarların çaldığı nefesli sazlar gibidir.
- Tüm ülkeye tesir etmiş olan eşsiz bir hava vardı. Rüzgar estiğinde ise dallardan harika bir melodi yükseliyordu, sanki ıssız bir yerden yükselen Pan flüt sesi gibiydi bu.
- O toprakları tamamen işgal ettik ve o andan itibaren orada korkusuzca yaşadık. Sıkça spor yapıp avlanıyorduk, üzüm bağlarıyla ilgilenip ağaçlardan meyveler topluyorduk. Kısacası, aslına bakarsanız, asla özgür kalamayacağımızı bildiğimiz bir hapishanede hoş bir hayat sürüyorduk. Bir yıl sekiz ay boyunca bu şekilde yaşadık.
- Bu, birçok kişinin hayatta kaldığı ve birçok kişinin de öldüğü muazzam bir zaferdi. Bulutlardan o kadar çok kan aktı ki tıpkı ülkemizde olduğu gibi güneş batarken bulutlar kan kırmızısına boyanmışta.
- Gözlerini diledikleri zaman çıkartabiliyorlar ve dilediklerinde geri yerine takabiliyorlar. Nerede neyi gözlemlemek istiyorlarsa gözlerini çıkartıp oraya koyuyorlar ve daha sonrasında geri yerine takıp oradaki şeyleri görmeye başlıyorlar. Eğer biri gözünü kaybederse başkasınınkini ödünç alabiliyor, orada fazladan göz bulundurmak zenginlik sayılır.
--reklam--
Hakiki Hikayeler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Loukianos, MS. 125-180 arasında yaşadığı düşünülen Süryani hiciv ustası. Hellen felsefesi ve tarih yazını üzerine eleştirel ve nüktedan yapıtlarıyla tanınır. "Ne anlatacak doğru düzgün bir hikayem var ne de şaşırtıcı maceralarım, bu yüzden yalanlarla dolu bir hikaye anlattım. Ama benim yalanlarım diğerlerinden daha dürüst zira gerçek olmayan şeyleri anlattığım halde en azından yalancı olduğumu söyleyerek dürüst davranıyorum. İtiraf etmeliyim ki ne gördüğüm ne yaşadığım ne de duyup öğrendiğim şeyler hakkında yazıyorum. Bu yazılanlar ne olması mümkün ne de olabilecek şeyler. Bu sebeple hiç kimse yazdıklarıma inanmamalı." sözleriyle seleflerinin yalancılığına sataşır. Göndermeler yapıp hem Homeros'un destanlarından hem de Herodotos gibi tarih yazarlarından okuduğumuz olağanüstü olayları eleştirir. Kitabın konusu, yolculuk. Yaşadığı döneme bakıldığında zihninde canlandırdığı uzay yolculuğu hayali ve kurgulanmış karakterler şaşkına uğratıyor okuyucuyu. Gerçek Bir Hikaye'nin uzay macerası Jules Verne'nin 1865 yılında yayımlanan Ay'a seyahat romanına esin kaynağı olmuş. Loukianos'un bu eseri 1930'lardan itibaren popüler olmaya başlayan "uzay operası" türüne de arketip oluşturur, hatta gezegenler arası emperyal mücadelenin konu alındığı kısmı 1977'de bilim kurgu ve uzay operası türleri için zirve olacak George Lucas'ın Star Wars serisine ilham vermiştir. (Nihal İlhan)
45 sayfalık Lukianos hikayesi çevirmenler sayesinde 200 sayfa yapılmış. Kitapta hikayeden çok açıklama var ve Yunan tanrılarını çoğunluğu açıklamış çevirmen. Sonnotlar 47 sayfa, Özel adlar sözlüğü 71 sayfa olarak eklemiş çevirmen. Bir de hikaye kitap/kitap--99256 kitabında aynen bulunmaktadır. gonderi/67175679 (Vedat)
Pek inceleme yapan ya da bu kadar yeterli gören biri değilim kendimi ancak kitabı okuyan az olduğu için dikkatimi çeken birkaç noktaya değinmek istedim. Felsefe ile ilgili okumalara yeni başlamış biri olarak ben aşırı eğlendim okurken. Sesli güldüğüm birkaç paragraf bile oldu. Önsözde belirtildiği gibi " .. seleflerin yalancılığına sataşır. Göndermeler yaparak hem Homeros'un destanlarından hem de Herodotos gibi tarih yazarlarından okuduğumuz olağanüstü olayları eleştirir ve bunlarla alakalı bir parodi oluşturur." Çevirmen Emre Poyraz'a övgüler dizmek gerekiyor diye düşünüyorum. Kitap arkasındaki notlarla ve dili ustaca çevirmesiyle eseri bize olabilecek en net ve keyifli şekilde yansıtmış. Okunan diğer Yunan felsefesi kitaplarından daha akıcı olmasında bunun etkisinin de büyük olduğunu belirtmek istiyorum. İsmi not alınan çevirmenlerden. Özetle keyifli, bir solukta okunan bir kitap. Keyifli okumalar :) (k)
--reklam--
Hakiki Hikayeler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Samsatlı Lukianos - Hakiki Hikayeler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hakiki Hikayeler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Samsatlı Lukianos Kimdir?
Nüktesi ve alaycı doğası ile tanınır. Ona ait olduğu düşünülen günümüze kadar gelmiş seksen kadar eser bulunur. Aya yapılan bir yolculuğu anlattığı “Gerçek Bir Hikaye” adlı eseri, dünyadaki ilk bilim kurgu eseri kabul edilir.Önceleri Komagene İmparatorluğu sınırlarında kalan, sonraları ise Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilerek Suriye eyaletinin bir parçası yapılan, bugün Adıyaman ili sınırlarında kalan Samosata'da yaklaşık olarak milattan sonra 125 yılında, orta halli işçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Köklü bir Süryani yerleşimi olan Samosata’nın yerlisi idi, anadili Süryanice idi. Bir süre heykeltıraş dayısının yanında çalıştıktan sonra İyonya’da Yunan dili ve kültürünü öğrendi, özellikle Homeros ve Platon’un eserleri üzerine çalıştı.
Gençliğinde Antakya’ya gidip avukatlı yapan Lukianos, daha sonra Atina’ya gitmiş ve sofist olmuştur. Kent kent gezip görüşlerini izleyiciler anlatan Lukianos, İtalya ve Galya’ya gitti. Bir göz hastalığı için gittiği Roma’da Platoncu filozof Nigrinos ile tanıştı. 2. yüzyılın ikinci yarısında Atina’ya yerleşti. Sofistliği bırakarak Helen entelektüel yaşamı hakkında eleştirel, nükteli eserler yazdı. Bütün filozofları ve mitolojik paganizmi eleştirdi.
Günün felsefe akımlarının eleştirdiği için çok düşman kazandı. Geçim sıkıntısı çekince Mısır’a giderek devlet hizmetinde çeşitli görevler aldı. 192’de 67 yaşında hayatını kaybettiği düşünülür ancak Atina’da mı yoksa İskenderiye’de mi öldüğü bilinmemektedir.
--reklam--
Samsatlı Lukianos Kitapları - Eserleri
- Gerçek Bir Hikaye
- Tanrıların Konuşmaları
- Dalkavukname
- Hakiki Hikayeler
- Aleksandros ya da Düzmece Yalvaç
- Şölen, Satılık Filozoflar, Astroloji
- Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever
- Seçme Yazılar
- Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca
- Filozof Yaşamlarının Satışı - Dirilen Ölüler veya Balıkçı
- Suriyenin Tanrıçası
- Prometheus Kafkaslarda Seçme Diyaloglar
--reklam--
Samsatlı Lukianos Alıntıları - Sözleri
- "Şu erkeksi olan Erdem, şu Ölçülülük ve yanındaki de Adalet. Önde giden Eğitim, belli belirsiz olup rengi anlaşılmayan ise Hakikat." (Filozof Yaşamlarının Satışı - Dirilen Ölüler veya Balıkçı)
- "Bu, eşyanın tabiatına uygun olarak her yerde böyledir, insanlar soytarılardan ve alaycılardan hoşlanır, özellikle de en saygıdeğer şeyleri eleştirdiklerinde alkışlanırlar." (Filozof Yaşamlarının Satışı - Dirilen Ölüler veya Balıkçı)
- SOKRATES: -Ya benim için ne diyorlar yeryüzünde? MENIPPOS: -Sen mutlu adammışsın, Sokrates; hiç olmazsa bu yönden mutlusun. Herkes seni her şeyleri bilen, eşi görülmemiş bir adam sayıyor; doğrusunu söylemek gerekirse epey yanılıyorlar, senin bir şey bildiğin yoktu. SOKRATES: -Ben de söylüyordum, ama inanmıyorlardı ki bana; şaka ediyorum sanıyorlardı. MENIPPOS: - O yanındakiler kim? SOKRATES: - Şu gördüğün Kharmides, Menippos; ötekilerin de biri Kleinias’ın oğlu. MENIPPOS: -Aferin, Sokrates! Sen burda da becerini gösteriyorsun, güzel çocuklardan ayrılmıyorsun. SOKRATES: - Zamanı mı daha hoş geçirebilir miyim? (Tanrıların Konuşmaları)
- Kendisinin tek bir kişi olduğunu düşünen biri olarak görünüşte başka birini oynadığını ve gerçekte başka biri olduğunu da göreceksin.. (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
- O toprakları tamamen işgal ettik ve o andan itibaren orada korkusuzca yaşadık. Sıkça spor yapıp avlanıyorduk, üzüm bağlarıyla ilgilenip ağaçlardan meyveler topluyorduk. Kısacası, aslına bakarsanız, asla özgür kalamayacağımızı bildiğimiz bir hapishanede hoş bir hayat sürüyorduk. Bir yıl sekiz ay boyunca bu şekilde yaşadık. (Gerçek Bir Hikaye)
- "Şu erkeksi olan Erdem, şu Ölçülülük ve yanındaki de Adalet. Önde giden Eğitim, belli belirsiz olup rengi anlaşılmayan ise Hakikat." (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
- SOKRATES: -Ya benim için ne diyorlar yeryüzünde? MENIPPOS: -Sen mutlu adammışsın, Sokrates; hiç olmazsa bu yönden mutlusun. Herkes seni her şeyleri bilen, eşi görülmemiş bir adam sayıyor; doğrusunu söylemek gerekirse epey yanılıyorlar, senin bir şey bildiğin yoktu. SOKRATES: -Ben de söylüyordum, ama inanmıyorlardı ki bana; şaka ediyorum sanıyorlardı. MENIPPOS: - O yanındakiler kim? SOKRATES: - Şu gördüğün Kharmides, Menippos; ötekilerin de biri Kleinias’ın oğlu. MENIPPOS: -Aferin, Sokrates! Sen burda da becerini gösteriyorsun, güzel çocuklardan ayrılmıyorsun. SOKRATES: - Zamanı mı daha hoş geçirebilir miyim? (Seçme Yazılar)
- Eğer en iyisini yapmak yerine kötü yolu seçiyorlarsa; hakikati söylememe sebepleri bu adamların aptal olmalarıdır. (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
- Bu, birçok kişinin hayatta kaldığı ve birçok kişinin de öldüğü muazzam bir zaferdi. Bulutlardan o kadar çok kan aktı ki tıpkı ülkemizde olduğu gibi güneş batarken bulutlar kan kırmızısına boyanmışta. (Hakiki Hikayeler)
- "... bizim kontrolümüzde olmayan hiçbir şeyin bir önemi yoktur." (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
- Bugün dinleyenler, okuyanlar değil, her şey bittikten sonra yarın okuyanlar göz önünde bulundurulmalıdır. (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
- "Ah Philokles işte böyle; Eukrates'in evinde tüm bu yalanları işittikten sonra tatlı şarap içmekten karnı şişmiş, istifra etme arzusunda olan bir adam gibi dolanıyorum. Herhangi bir yerde, şu duyduklarımı unutturacak bir ilaç bulabilsem, pahalı bile olsa alırım! Böylece belki işittiğim şu şeylerin tek bir zerresi bile hatrımda kalmaz ve bana zarar veremez." (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
- Tarih yazacak kişi hakikati söylemek uğruna gerekirse fedakarlık etmelidir (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
- Çünkü tarih yazmanın tek bir amacı vardır: o da fayda sağlamaktır (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
- Diyelim birisi tanrısözü öğrenmek için başvurmuş. Tanrısözünün gelmesinden bir gün önce, başvurma sırasına göre, adam çağrılıyor, aradaki sözcü de “Tanrıdan yanıt var mı?” diye içeriye soruyordu. İçeriden “Kuzgunlara atın onu!” dedi mi, adamı bir daha kimse evine almıyor, ona ne ateş, ne de su veriyorlardı. O kimse artık dinsiz tanrıtanımaz, Epikurosçu olarak ülkeden ülkeye sürünüp duruyordu. Epikurosçudur sözü en büyük damgaları idi. (Aleksandros ya da Düzmece Yalvaç)
- Ölçülülüğü, adaleti ve kendini kontrol etmeyi boş verin, bu niteliklere sahip değilseniz de önemi yok, gerekli değiller zaten. Herkes yanına beş kıyas alsın, zira onlarsız bilge olmak mümkün değildir. (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
- Bunların içerisinde ise en ağır cezalar Knidoslu Ktesias ve Heredotos gibi hayattayken yalan söyleyen ve yalan şeyler yazanlara veriliyordu. Onları görünce gelecek için umutla doldum, çünkü bildiğim kadarıyla ben hiç yalan söylememiştim. (Hakiki Hikayeler)
- Bir düşün, dünyanın en aşağılık, her tehlikeyi göze almış, kötülük yapmayı işten saymayan iki adam kafa kafaya verdiği zaman, neler olmaz! Hemen farkettiler ki, insanların yaşamını iki tiran yönetmektedir: Biri umut, öteki korku. İkisini de yararına kullanabilecek kişi, en kısa zamanda zengin olacaktır. (Aleksandros ya da Düzmece Yalvaç)
- Deniz dalgalarıyla deniz, Hükümdar yardımcılarıyla hükümdar olur. Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılır mı? (Seçme Yazılar)
- "Sonunda şunu öğrendim, bizim gibi kendini bilen sıradan adamların böylesine bilge adamlarla aynı sofraya oturmaları tehlikeliymiş." (Şölen, Satılık Filozoflar, Astroloji)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin