Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Dilek Gagga
Yayın Evi: Oda Yayınları
İSBN: 9799753850963
Sayfa Sayısı: 135
Halk Avcısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Halk avcıları halktan ne denli uzaksalar o denli yakın ve şirin görünmeye çalışırlar. Sömürü düzenini sürdürmek ve halkın alınterini yağmalamak için tumturaklı laflarla duyguları okşarlar, nabza göre şerbet vererek halkı uyutmaya çalışırlar. Ama günün birinde tak der halkın canına...
Umutlar çoğalır, öfkeler artar, el ele verir tüm ezilenler....
Ve işte o zaman maskeler alaşağı edilir, kuzu postuna bürünmüş halk avcılarının çirkin yüzleri tüm iğrençliğiyle gözler önüne serilir.
Halk Avcısı Alıntıları - Sözleri
- "Soğuktan tir tir titreyen, gözü uyku tutmayan bir adam için geceler elbet uzundur."
- "Körler ülkesinde şaşılar kral olup çıkıyor işte."
- Körler ülkesinde şaşılar kral olup çıkıyor işte.
- "Yaşamayı bile çok gördün sen.Yaşamak pahalıya oturuyor diye yaşamın bedelini ödemek istemedim.Yarım yamalak yaşadın; odsuz ocaksız,yorgansız döşeksiz bir kulübede ömür tüketmeyi yaşamak sandı.."
- Soğuktan tir tir titreyen,gözü uyku tutmayan bir adam için geceler elbet uzundur.
- "Öbür dünyaya aklım ermez benim,"dedi."Gidip de dönen mi var? Benim işim dünya işi."
- 《 Yalnız Tanrı borçları öbür dünyada ödenir.İnsanın insana olan borcu bu dünyada ödenmelidir. 》
- "Seni çok seviyorum, Akoon. Gelgelelim,insanın onuru yanında sevginin lafı bile olmaz, onur aşktan daha değerlidir."
- Şarkıcı ve dansöz kızı anımsadı yeniden. Ve o kızdan öğrendiği bir şarkıyı mırıldanmaya koyuldu. Eski günleri yeniden yaşıyor gibiydi sanki, ama gözlerinin önünden hızla akıb giden görüntüler ona öyle uzak, öyle yabancıydı ki, sanki her şey kendisinin değil de bir başkasının yaşamını yansıtıyordu
- "Körler ülkesinde şaşılar kral olup çıkıyor."
- Evet, haklısın, senin ömrün benimkinden uzun sürecek. Ama neyleyim ben böyle uzun ömrü ! Soğuktan tir tir titreyen gözü uyku tutmayan bi adam için geceler elbet uzundur. Benim gecelerim ise kıpkısa sürdü, ama sıcacık yatağımda mışıl mışıl uyudum.
- Halk avcıları halktan ne kadar uzaksalar o denli yakın ve şirin görünmeye çalışırlar. Sömürü düzenini sürdürmek ve halkın alınterini yağmalamak için tumturaklı laflarla duyguları okşarlar, nabza göre şerbet vererek halkı uyutmaya çalışırlar. Ama günün birinde tak eder halkın canına... Umutlar çoğalır, öfkeler artar, ele ele verir tüm ezilenler... Ve işte o zaman maskeler alaşağı edilir, kuzu postuna bürünmüş halk avcılarının çirkin yüzleri tüm iğrençliğiyle gözler önüne serilir.
- Peki, fon müziği olarak rüzgar kemanıyla acıklı bir şeyler çalmayacak mı?
- Belki de neye inanmışsak o gerçekleşecek olur.
- Onun değeri parayla pulla ölçülemez,paha biçilemez değerdedir o.Ben onun değerini altın tozuyla,köpeklerle,çadırlarla,kürklerle ölçmem !
Halk Avcısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ünlü Amerikalı yazar Jack London'ın en ünlüsü olmayan Halk Avcısı adlı bu öykü kitabını oldukça merak ederek okudum. Sitede çok kez kendisini okuyan arkadaşları görmüş ve özellikle tavsiye edilince ben de rahat edindiğim bu kitabı fırsata çevirmek istedim. Dili şöyle ucundan bir ağırlık taşısa da ona rağmen akıcı anlatımı ve anlaşılır yapısıyla okumayı kolay hale getiriyor. Bazısı biraz uzun bazısı biraz daha kısa olan dört tane öykünün yer aldığı kitapta genel olarak bir denizcilik akımı mevcut. Açılış öyküsü olan Halk Avcısı, kendi halindeki bir ada ülkesini kağıt paraya alıştırmak isteyen kral yalakası bir düzenbaz ve halk ile tüccarların buna olan tepkisini anlatan eğlenceli bir hikaye. İlk hikayenin başrolünü de içeren Parlay'ın İncileri isimli öyküde, açık arttırmayla incilerini satmak isteyen bir adam ile o amaçla gelen gemi kaptanlarının adada yaşadığı kasırga felaketine tanık oluyoruz. Porportluk'un Aklı öyküsü bizlere, hayatını borç ala ala zevk ve sefa içinde yaşayan bir adam ve babasının borçları için kendini satılığa çıkaran Kızılderili bir kızdan bahsediyor. Son hikaye olan Yüzkarası ise, esir düşen Polonyalı bir kürk hırsızının işkence yaşamadan bir an evvel nasıl kurtulmak istediğini anlatıyor bizlere. Genel anlamda öyküler önce bilgi akışıyla başlıyor ve sonlara doğru heyecanı katlayıp beklenmedik bir şekilde bitiyor. Hepsinde bencillik, çıkarcılık, manevi yoksunluk ve kapitalizmin derin etkilerini görmek mümkün. Öykülerin bir anlamda didaktik bir yönü olduğunu söyleyebilirim. Jack London'ın en iyi kitabı değildir herhalde ancak yazarın tarzını tanımak adına Halk Avcısı okunabilir görüşündeyim. (Yusuf Çorakcı)
Yazarın adına aldanarak aldığım ancak o kadarda beğenmediğim bir kitap 3 hikayeden oluşuyor. kesinlikle okumalısınız diyemem. (Fatos)
Güzel,huzurlu adalarında kendi halinde yaşayan ada halkı.Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi ? Ama aynı zamanda düşünmeden de edemiyor insan "sahi böyle bir yer kaldı mı ? yani böyle bir yerin kalmasına izin veriyorlar mı kapitalistler? tabi ki de Hayır! İşte böyle bir ada ve halkının,halk avcısıyla mücadelesini anlatıyor kitaba adını veren bu öykü.Kitapta ki diğer bir öykü olan Parlay'ın İncileri'yse inci açık arttırması için bir adaya gelen bir kaç yelkenli ve tayfalarının kasırganın ortasında kalmalarını ve kasırgadan kurtulma mücadelelerini aynı zamanda bu ana tema yanında insanoğlunun para hırsını konu alıyor.Bir diğer öykü Porportluk'un Aklı ise elinde avucunda bir şey kalmamış olmamasına rağmen zevkinden sefasından bir şey eksiltmeyen hatta bunu gırtlağına kadar borca girerek yapan bir kızıl derili baba ve o öldükten sonra borçları ödemek pahasına kendini açık arttırmaya çıkaran bir kızıl derili kızın hikayesi ben pek beğenmedim sonunu okuduğunuzda hak vereceksiniz eminim.Kitapta ki son öykü Yüzkarası ise işkenceyle ölmek onursuzluğuna düşmek istemeyen bir esirin kellesini vurdurmak için yaptığı oyunu anlatıyor.Bunu yaparken de onurlu bir şekilde ölmenin yanında kendini esir alan kabile reisine de iyi bir ders veriyor.Lafın kısası klasik Jack London tarzında insanın hem insanla hem doğayla mücadelesini konu alan öykülerden oluşan güzel bir kitap.Tavsiye ederim. (Burak Akgün)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin