Kitap Künyesi

Yazar: Nuriye Çeleğen

Yayın Evi: Nesil Yayınları

İSBN: 9786051315126

Sayfa Sayısı: 320

--reklam--

Hay Sultan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Kadiriyim, Hesenîyim, Kâdir'in Abdülkâdi'riyim Muhyiddin diye tescil edilmiş namı, Hûdanın fakiriyim." Kelam onu anlatmakta aczi yaşadı. İdrak onu anlamakta zorlandı. Sultanül-evliya idi. Evliyanın kibrit-i ahmeriydi. İsa sırrının taşıyıcısı Kün Sultan'dı. Allah Resulünün sevgilisiydi. Yerde iken Arş-ı Azamı veİsrafilin azametini temaşa edendi. Müritlerinin ateşte yanmaması için Allahtan söz alan tek evliya Sultan-ı Nazdı. Nuriye Çeleğen, kelamın kalbe hissettirme duası ile asırların bu büyük feyiz kasesi kalbi öyküledi. Nasıl tüm asırlara feyiz sakisi olmuş, asırlar onun kalp bahrinden su içmişti? Sırr-ı künle ölmüş kalpler ve cesetler nasıl dirilmişti? Sırr-ı Ademin sultanı olmak ve eşya ile kelama durmak ne demekti? Bilumum kalpleri içine alan o külli zikre asırlar nasıl ses vermişti?

"Ya Hayy!"

--reklam--

Hay Sultan Alıntıları - Sözleri

  • “Allah’ım bizler mahrumiyetinden vuslatına, tardından kurbiyetine, reddinden kabulüne sığınırız. Bizi sana itaat edenlerden ve sevdiklerinden eyle. Sana şükredenlerden, sana hamd edenlerden kıl bizleri. Ey merhametlilerin en merhametlisi!”
  • "Nefsin en dayanamadığı şey kişinin sükût elbisesini giymesiydi. O zaman nefsin tutunacak hiçbir yanı kalmazdı. Nefis konuşmayla kendine gelir, açılırdı. Nefis susmaya dayanamazdı."
  • "Ayrılık, dünya ile nefis bağlarını koparırdı. Onun için ayrılık nefisten tutar, vuslat kalbi kucaklardı. Dünyadan veda etmeyenler dünyayı feda edemezlerdi."
  • "Gece bir elbiseydi, onu az bir kul giyerdi. Allah için gayb ne ise ehl-i gece için de gece oydu. Gayba aşina olmayan gayb âlemlerini nasıl bilmezse; gafletin adı uykudan azade olmuş alnı huşu ile yere koyup yar ile hemdem olmayan da ehl-i gecenin halini bilemezdi."
  • “Şiarınız sessizlik olmalı. Varlığa hâkim olarak sükûtu libas gibi giymelisiniz!”
  • "Deve, gurbetin adı olmalıydı. Her şeyi yüklendiği koca bedeninde minicik ayaklarıyla yol alırdı. Gurbet devenin ayakları gibi küçük görünürdü de kalplere devedeki yükler gibi kocaman hasreti yükler, ince uzun bacaklarındaki mesafe gibi kalplerin arasını açardı."
  • "Kalp sırra, sır da Hakk'a itimad etmekle sükûn bulur."
  • Lisanın kelamı sınırlıydı. Kalbin kelamı sınırsızdı. Lisanın konuşma alanı alem-i şehadetti. Kalbin konuşma alanı ise tüm âlemlerdi.
  • Hayatta ettiğimiz itirazlar her zaman kalbimize saplanan çiviler olarak karşımıza çıkardı da insan gaflet edip her daim çivileri sebeplerde arardı.
  • "Bütün babalar hep kitap okuyup, demli çay içip her şeyi bilirler mi acaba? Her şeyi bilen baba inandırıcılık veriyor..."
  • Kalbin yüzünde örtü olan nefis, kalbin üstünden kalktığı zaman kalp hayat bulur. O zaman ruh o pencereden Hakk'ın sıfatlarını müşahede eder.

--reklam--

Hay Sultan İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hay Sultan: birkitapbironsoz kitap/hay-sultan--129619 yazar/nuriye-celegen Allah dostu Abdülkadir Geylâni Hazretlerinin hayatı hakkında tasavvufi alanda yazılmış çok güzel bir roman okudum.. çocukluğu, nefisle olan terbiyesi, bu mübarek mertebeye nasıl ulaştığı ve ilim irfan yolunda insanları doğru yola iletmek için verdiği mücadeleyi yine yazarımızın güzel kaleminden okudukça adeta yaşadım.Abdülkadir Geylâni Hazretlerinin özellikle bu mübarek mertebeye ulaşmak için nefsini nasıl terbiye ettiği beni en çok etkileyen kısımlar oldu. Bu kıymetli kitabı her okuyanın nefsini sorgulayacağını düşünüyorum. Abdülkadir Geylâni Hazretlerinin Allah aşkı, edebi, iman ile dolan kalbi,gösterdiği mucizeler;yaşadıkları üzerinden hikayelerle anlatıldığı için çok akıcı bir kitaptı benim için.Sizlere de okumanızı yürekten tavsiye ederim.. (birkitapbirönsöz/yasemin)

Bu kitapla yeniden doğdum insan olmanın şuuruna yeni vardım Abdülkadir Geylani ne güzel bir kul Ne güzel bir insan Ne güzel bir müslüman Ne güzel bir ümmet Sabrın teslimiyetin, kulluğun,zerafetin vücut bulmuş hali.. Nuriye Çeleğen her kitabında olduğu gibi anlaşılır akışkan dilde bize Abdülkadir Geylani'yi bize aktarmış.. Emeğine sağlık (Hüsna Nur Yorğun)

İnsana düşen ise nefse muhalefet etmektir. Nefis insanda malikiyet gösterendir. Nefse muhalefet edince nefis insanı hasım bilir, tersi olunca da nefis yaratanı hasım bilir. Allah, Davud aleyhisselama buyurmuştu: “Ey Davud! Ben daimi kuvvetinim, bu kuvvetini nefsine düşman olmakla ibadete sarf etmeye çalış!” Nefse muhalefet edince ibadet kolaylaşır. Nefse muhalefetin diğer bir kazancı da insandan bela ve musibetlerin uzaklaşmasıdır. Nefsine muhalefet edenin rızkı rahat ve hoş olarak insana gönderilir. Nefsine muhalefet edene tüm mahlukat saygı gösterir. Çünkü tüm mahlukat Rabbine bağlıdır. Mahlukat O’nu sevenleri tanır. Nitekim Allah, İsra suresinde: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki, siz onların tesbihini anlamazsınız. O Halim’dir, bağışlayıcıdır.” buyurmaktaydı. Nefse muhalefet ibadetin başıdır. Allah bunu şu ayetle açıklar: “Heva ve hevesine uyma; sonra bu seni Allah yolundan ayırır.” Davud aleyhisselama Allah şöyle buyurdu: “Ey Davud! Nefsini bırak, çünkü o daima münazaa çıkarır.” Beyazıd-ı Bistami mana âleminde tecelli-i İlahiye nail olur ve sorar: Yâ Rabbi, sana nasıl gelinir?” Allah, Beyazıd-ı Bistami’ye cevap verir: “Nefsini bırak da gel!” Beyazıd-ı Bistami bunun üzerine dedi: “Nefsimi bıraktım. Yılan derisini bıraktığı gibi ben de nefsimi soydum.” Rabbe emmare nefis ile gidilemez. Çünkü orası vahdet dairesidir. O zaman birlik sağlanmaz. Vahdet dairesinde her şey O ve O’ndandı. Her hayır ve güzellik nefsi bırakmakla bulunur. Takva dairesinde olan nefsine muhalefet eder. Nefse muhalefet eden halkın varlığını kalpten çıkarır. Nefis terk edilince halkın önemi kalmaz. Bir kişinin nefsi varsa, onun için halk önem taşır. Halk aşılınca ancak Hakk’a varılır. Hakk’a varmada halk en büyük nefis tuzağıdır. İnsan öyle olmalıdır ki, dünya ve ahrete ait hiçbir arzusu kalmamalı, mal ve mülkün değil tam manasıyla Hakkın kulu olmalıdır. Rabbin karşısında süt annenin emzirdiği çocuk gibi ol… (Tarık Doğubeyazıt)

--reklam--

Hay Sultan PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nuriye Çeleğen - Hay Sultan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hay Sultan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nuriye Çeleğen Kimdir?

Yazar Nuriye Çeleğen, Kahramanmaraş ilinde dünyaya gelmiştir. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünü başarı ile bitirmiştir. Daha sonra İslami Türk edebiyatı bölümünde master tahsilini yapan yazar Edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Yazarın yayımlanmış çok kitabı bulunmaktadır.

--reklam--

Nuriye Çeleğen Kitapları - Eserleri

  • Aşk-ı Sükun
  • İffet-i Kalp
  • Hay Sultan
  • Örtüde Yetmiş Esma
  • Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.)
  • Aşk-ı Hüzün
  • Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?
  • Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?
  • Oğlum Hz. Muhammed
  • Dedem Hz. Muhammed (asm)
  • Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?
  • Sünnet Pedagojisinde Ergenlik
  • Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı
  • Neden Örtünüyorum?
  • Kadın Nasıl Mutlu Olur?
  • Alfya
  • Bir Ayrılık Bir Gurbet
  • Said Nursi'nin Gözüyle Kadın
  • Yürek Fısıltıları
  • Bediüzzamanı Gören Hanımlar
  • Hanımların Gözüyle Bediüzzaman
  • Bediüzzamanca Bakışlar
  • Peygamberimizin Gençlerle İletişimi

--reklam--

Nuriye Çeleğen Alıntıları - Sözleri

  • Rahatsız olmadan giydiğimiz,"Bu beni örtüyor mu ? yoksa "Gösteriyor mu?" diye sorgulamadığımız her kıyafet , SİZ şefkat sultanını ağlattığı gibi bizleri de çok ağlatacak. (Örtüde Yetmiş Esma)
  • Hz. Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini… Aişe bu düşüncesini peygamberle konuşmadan edemedi. “Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun?” “Evet, ya Aişe tabii seviyorum!” Aişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu. “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine: “Kördüğüm gibi.” Bu cevap Hz. Aişe’yi çok sevindirdi. Çünkü kördüğüm açılmazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti. Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için, Hz. Aişe kadınca bir ihtiyaçla sık sık sorardı: “Ey Allah’ın Resulü, kördüğüm ne âlemde?” Peygamberimiz, Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında: “İlk günkü gibi...” Sevmekte de eşsizdi O... (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
  • "Rabbim yetiş imdadıma. " diye yalvardım ta yüreğimden sökülüp gelen bir dua ile (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
  • Toprak, insandaki negatif enerjiyi çekerdi. Hele de ilkbaharda. Toprakta oyun, çocukların negatif enerjisini çekip, onların rahatlamasını sağlardı. Çocuk toprağa düşünce mevsim ilkbahar olurdu. (Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?)
  • Ey Allah’ın Resûlü!  Kur’ân Sana indirildiği halde ben mi Sana okuyacağım?”  Peygamberimiz buyurdu: “Evet, başkasından dinlemek benim hoşuma gider. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
  • Benliğin bir özelliği de kendi ile zıtlașanı ve kendini eleştireni düşman görmesiydi. Kim olursa olsun düşman ilan ederdi. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
  • Dünyayı empoze edip, gençleri krize sokmanın adına şimdi "ergenlik" diyoruz. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
  • Göz, Arş’la bağını yaşla anlatır. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
  • "Sevgisi kalbe ulaşıp aşk kimyasına erenlere bu dünyada hep ayrılık vardı." (Aşk-ı Sükun)
  • “Sen sabretsen de zaman sabretmez” İnsan da sabırsızlığı zamandan kapmıştı. (Oğlum Hz. Muhammed)
  • Dualar gözlerden yaş olup aktı damla damla... Umutlar tekrar gelebilmek için havalandı... (Alfya)
  • İnsan ne garip şeydi. Ceset anda kayıtlı iken o bir solukta maziye giderdi de hemen gerisin geriye dönerdi. (Aşk-ı Hüzün)
  • Her sabah, taze bir umudun kapısıdır. (Aşk-ı Hüzün)
  • Gözyaşı düşen bir âmine melekler âmin derdi. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
  • Kadın; KALBİNDE yaşadığı kadar örtüsü MUHKEM, NEFSİNDE yaşadığı kadar da örtüsü YUFKA oluyor. (Neden Örtünüyorum?)
  • Ve dedi ki: “Canım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki; Allah Resulünün ocağında da üç gündür ateş yanmamıştır ey Fatıma! Gözümün nuru kızım, ben sana bir şeyler öğreteyim de sen onlara devam et. Bana da Cebrail öğretti. Ya Evveliyn! Ya Zel Kuvvetil Metin! Ya Erhamel Mesakiyn! Ya Erhamer Rahimiyn!” (Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?)
  • "Emanet olarak verilen ve sırlanması istenen güzellik, ben güzelim edaları ile etrafa saçıldı." (Örtüde Yetmiş Esma)
  • Uhud savaşının o birinci panik anında Peygamberin koru- masında ilk başta yalnız bir kadın vardı. Peygamber, müşrikler karşısinda tek bir kadınla kalmıştı. Bu kadın Hz. Nesibe'ydi. (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
  • Peygamberimiz yaşa değil, gayrete önem verirdi. Kim daha çok çalışırsa, kim daha çok öğrenirse onu öne geçirirdi. Yaşlının yaşla olan imtiyazı saygı ve hürmet için geçerliydi; fakat görev almakta geçerli değildi. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
  • Gençlerin belki de en önemli yanları tepkiye direnmeleriydi. Evet, gençler kendileriyle zıtlaşılan bir davranışta, davranışın yanlışlığını bile bile direnirler. Çünkü gençler, gençliğin ilk dönemlerinde kendilerini etrafa kabul ettirme gayreti içinde olurlar. Bu da benliğin en güçlü direnç noktasıdır. Kendisiyle zıtlaşılan gençte benlik duygusu güçlenir. Böyle gençler güven duygusunu da kaybederler. Güven duygusunu kaybeden gençte karakter zayıflığı görülür. Karakter zayıflığı da günaha karşı gencin direnememesini netice verdiği için, kötü davranışlar da bu gençlerde daha çok görülür. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)