Kitap Künyesi

Yazar: Robert Musil

Çevirmen: Cüneyt Arslan

Yayın Evi: Zeplin Kitap

İSBN: 9786056404320

Sayfa Sayısı: 193

--reklam--

Hayalperestler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Modern edebiyatın başat yazarlarından Robert Musil, Niteliksiz Adam’da da dile getirdiği kavramların bir bileşkesini Hayalperestler’de bir kez daha dile getirir ve yepyeni bir yorum sunar bizlere. Modernite mefhumunun eşliğinde insanın çıkmazlarını, sistemin kör noktalarını ve insanın kaçarak sığındığı idealler dünyasının çelişkilerini gözler önüne serer.

Biz gençken gerçekleşmiş şeylerin gerçekleşebilecek bir şeyin yanında çok önemsiz kaldığını bilirdik. İnsanlığın tüm gelişiminin aslında gerçekleştirilen şeylerde değil; bilinmezliğiyle, ateşiyle düşüncede saklı olduğunu bilirdik. Gençliğimizde, tutkulu insanların içlerinde hiç duygu olmadığını, onun yerine yalnızca şekilsiz, çıplak bir gücün kopan fırtınalarının olduğunu bilirdik!

--reklam--

Hayalperestler Alıntıları - Sözleri

  • “İnsan ancak bakış açısını genişletirse, karşısındaki insan onun için anlaşılır hale gelir.”
  • İnsanın içinde, hiçbir mesleğin tatmin edemediği bir şey var. Bir ruh huzursuzluğu demek geliyor içimden. İkna olmak için gerekli o son damla. İçinde eksik kalan son bir şey oluyor; bu şey insanı hep dışarı çekiyor. İnsan sürekli sokakta yürümek istiyor, dümdüz yürümek. İnsanın içinde bir şey var!
  • Bir arkadaş bulursun, sahtekâr çıkar! Bir sahtekârın üçkağıdını ortaya çıkartırsın, arkadaşın olur!
  • İnsan öylesine gezinir etrafta. Senin ruhun o belirsiz fakirlik yolculuğuna çıkmış, dünyada gezinirken, yolu belli olan herkes düşmanca gelir sana.
  • Hepiniz konuşarak kendinize bir çıkar yol bulabilirsiniz. Ben bunu istemiyorum. Benim için her şey sustuğum sürece gerçekliğini korur.
  • Bir arkadaş bulursun, sahtekar çıkar! Bir sahtekarın üçkağıdını ortaya çıkartırsın, arkadaşın olur!
  • THOMAS: Aklında hala intihar düşüncesi mi var? REGINE: Asla bunu yapmayı düşünmedim; hatta Johannes'in ölümünden sonra bile. Ama insanın bunu ya­pacağı zaten en baştan bellidir, öyle değil mi? Bu, insanın içinde gizlice büyür, günün birinde onun ne işe yaradığını anlarsın.
  • Sen hiç gerçek duygularla okunmasına rağmen yanlış söylenen bir şarkı duymadın mı? Neden bir insan sahte duygular yoluy la gerçek hisler besleyemesin? Buna, sana inat olsun diye kapıldığını sanma. İnsan ciddiye almadığı bir duygu için kendisini öldürebilir, inan! İnsan bir şeyi ciddiye almadan da onu yaşayabiliyor; hepimizin yaptığı gibi.
  • Sözlerime inandıramadığım, bir şey verdiğimi veya bir şey aldığımı hissedemediğim her insandan korkuyorum.
  • “İnsan ancak bakış açısını genişletirse, karşısındaki insan onun için anlaşılır hale gelir.”
  • Zira insan ancak kendini kaybettiği oranda kendisi olur.
  • Neden mi? Çünkü o da Johannes gibi acı çekiyordu! Çünkü onaylanmaya ihtiyacı vardı, insanlara ihtiyacı vardı! Hiçbir şey ortaya koyamayan insanlar tat­min olmak için sevilmeye ihtiyaç duyarlar. Sevgiyi çalıyor, o! Gerekirse bunun için soygun bile yapıyor! Ama elde ettiğinde ne yapacağını bilmiyor.
  • İnsan hayal kırıklıkları yaşıyor. Ama en büyük hayal kırıklıkları insanların anlayışsızlıkları yüzünden yaşanıyor!
  • Hiçbir şey ortaya koyamayan insanlar tatmin olmak için sevilmeye ihtiyaç duyarlar.
  • Senin düşüncelerinde buluyorum onu, sanki senin yatağında bul­muşçasına çaresiz kalıyorum!

--reklam--

Hayalperestler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabı, bitirdikten sonra hiç zaman yitirmeden eser üzerine bir şeyler karalamak istedim. Şayet yazmasam bir girizgâh için saatlerimi harcayacağımı biliyordum. Zannediyorum ki bir ürün ortaya koyanların en zorlandığı yan, girizgâh olsa gerek. Christopher Nolan’ın İnceptionında yaptığı gibi sonu, başa da koyabilirdim ama bu yazmaya çalıştığım tür ile bağdaşmazdı öyle ki siz okurlara, kitap hakkında bilgi vermem, okurken duyumsadıklarımı yahut hissiyatımı aktarmam aynı zamanda yazımımda sohbet havası oluşturmam gerek. Aksi halde henüz yazımın başında sıkılır okumaya bile lüzum görmezsiniz değil mi? Neyse ki bu girizgahı da böylelikle atlatmış olduk. (Rahatlamış Smayli) Hayalperestler’e gelmeden evvel muhakkak yazar/Robert-Musil üzerine konuşmak lazım gelir. Öyle ki kimi karakterler yazarın hayat izlerini bırakıyor satır aralarına. Söz gelimi Thomas’ı göz önüne alalım. Bir üniversite profesörü olmasına mukabil bilim kariyerini reddediyor bir zamanlar Musil’in yaptığı gibi. Yahut Stader. O da Musil’in bilimsel yönü olsa gerek. Google’un kuşları da; “kitap/ogrenci-torlessin-bunalimlari--15230 " eserinin askeri öğrenim hayatının yansıması olduğunu fısıldıyor meraklılarına. Aldığım notlara bakıyorum yazıma ne ekleyebilirim düşüncesiyle ama benim notları çözmek kitabı çözümlemekten daha karmaşık geliyor şu haliyle. Bu sebeple notlardan gitme fikrini geri dönüşüm kutusuna gönderiyorum. Dursun orada ya geri dönmek istersem. (Uyanık Smayli) Zihnimi kurcalarken dalıyorum ve arkada açık kalan şarkının sözlerine odaklandığımı fark ediyorum; Oldukça anlamsız geliyorve bir yere varamayacağımı anlıyorum… Kapa kapa anlamsız sesi kapa (Kararlı Smayli)Rica ederim durun biraz gerçekten çok zor bir kitaptı acelenizi anlıyorum ama o kadar kolay değil böylesine bir kitabın bende uyandırdıklarını toparlamak. Kitabın bir yerinde “İnsana yabancı gelen her bilinmezlik gözünde büyür.” Minvalinde özlü bir söz vardı. Sanırım şu an bana olanda bu: Yazarın sorgulamalarının, insanın çıkmazlarının yahut çelişkilerinin anlatımı, düzenin kör noktalarının bilimsel vaziyette açıklığa kavuşmasının yabancılığı gözümde büyüyor. Tiyatro olarak kaleme alınmış olan Hayalperestler 3 perdeden oluşuyor. Hikâye çok yavaş ilerliyor ama düşüncelerin gidişatı tam aksi vaziyette. Musil, diyaloglarla, aforizmalarla edebi anlamda çıtayı da stratosfere kadar çıkartıyor. Yukarıda bahsini ettim ya hani “insanların çıkmazlarını anlatıyor” diye işte bunu yaparken zorluyor evet, kabul ama şahsına münhasır anlatımıyla ve yaklaşımıyla bu kulvarda bir baş yapıta imza atmış olduğunu da altını çizerek belirtmekte fayda görüyorum. yazar/Franz-Kafka gibi. yazar/Marcel-Proust gibi. Karakter analizlerine girmeyeceğim çünkü yazımın amacı detaylıca bir inceleme değil bu sebeple Anselm’i tanıdıktan sonra şu sözlerimle sizlere veda ediyorum. (Üzgün Smayli) Kendi doğruların olmazsa, bir gün yalanların doğrun olur ve ona inanarak yaşarsın. (Alıntı değildir şikâyet etmeyiniz.) Kendine güvenen hemen alsın okusun. Okumama sebep olan HakanS Hocama da şükranlarımı sunuyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim. (Anıl)

Robert Musil’in Niteliksiz Adam adlı dev romanını duymayanınız yoktur sanırım. Günümüzde modernizmin roman alanındaki birkaç başyapıtlarından biri sayılır. Böyle bir başyapıtın sahibi olan yazarın Hayalperestler adlı tiyatro eserinin kırk iki kez okunmuş olması ve bu eser hakkında bir tane inceleme yazılmış olması açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu eseri okumayı ertelediğim için kendime bir kat daha kızdım ve bu yüzden benim gibi erteleyen okurlar varsa biran önce okusunlar derim, inanın çok şey kaçırıyorsunuz. Kitabımıza gelecek olursak üç perdelik bir tiyatro eseri. Olayların seyiri yavaş tıpkı “Niteliksiz Adam”daki gibi. Fakat kitap o kadar yoğun ki olayların işleyişini size zaten hiç düşündürmüyor. Robert Musil’in mükemmel analizleri ve insanların çıkmazlarını gözler önüne sermesi, hayata dair, insanlara ve inançlara dair her konuda ustaca eleştirileri kitabı benim için kusursuz hale getiriyor. Tabiki herkes bu eseri okurken bu kadar keyif almayabilir, “ısrarla tavsiye ettiğin kitap bu muydu?” da diyebilirsiniz fakat burada sevgili Marcel Proust’un bir sözü aklıma geldi ve onu da buraya bırakıp incelememi sonlandırıyorum. “Aslında her okur, okuduğu esnada kendi kendinin okurudur.” (Nagihan Hanbarcı)

“Bir insanın sana verebileceği her şey onun ilgisini hak etmediğini düşünen bir bilinçte saklıdır. Sonsuza kadar arasa da senin içinde gördüğü iyiliği kanıtlayacak bir nedeni bulamayışındandır.” Günlük hayatımızda görmezden geldiğimiz birçok sorunu aslında sıradanlaştırıyoruz; bu yüzden de karar verirken daha çok alışkanlıklarımızı düşünüyoruz. Genel olarak insanın yaşadıkları karşısında kendini sorgulaması, farklı bakış açılarının ve çelişkilerin dile getirilmesinden bahsetmiş yazar. İnsan hayatı da zaten çelişkilerle dolu, tutarsız; hatta insanın kendisi öyle. Okuduğum zamandaki duygu durumumdan belki de kitaptan çok etkilendim. “Dünyada gerçeğin karşısında dürüst olmayan, yalanların ardında gerçek olan insanlar vardır.” İşte böyle :) Tiyatro eseri okumaya yeni yeni başlıyorum ve benim için bu kitap ilk üç arasına girmiştir. Modern edebiyatın baş yazarlarından kabul edilen #robertmusil in #hayalperestler i biraz gölgede kalmış sanırım. Kitabı bitirdikten sonra hakkında fazla bir okumaya rastlamadım çünkü. Altını çizdiğim, defalarca okuduğum cümleleri var. Tiyatro eseri seviyorsanız mutlaka okuyun. (Cigdem)

--reklam--

Hayalperestler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Robert Musil - Hayalperestler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayalperestler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Robert Musil Kimdir?

Tam adı Robert Edler Von Musil'dir. 1880 yılında Klagenfurt'da doğdu, 1942 de Cenevre'de öldü. Öğrenim hayatı, tıpkı Kafka'da olduğu gibi, babasının isteği doğrultusunda geçmiş, babasının istediği okullarda okumuş ve yine onun isteği üzerine makine mühendisi olmuştur. Daha sonra Berlin Üniversitesi'nde felsefe, psikoloji, matematik ve fizik okuyarak psikoloji alanında doktora yaptı.

Henüz 26 yaşındayken yayımladığı "Genç Törless" adlı romanı ile birden bire eleştirmenlerin dikkatini çekmiş, kendini tamamen yazarlığa vererek dönemin önemli üniversitelerinden gelen asistanlık tekliflerini geri çevirmiştir. Edebiyatta, özellikle biçimi ön plana çıkaran yazarları eleştirmiş "sanat sanat için değil, sanat hayat içindir" anlayışını savunmuştur. Tüm edebi yaşamı boyunca sosyal ve toplumsal sorunlarla uğraşmış, bunları romanına ustalıkla yerleştirmesini bilmiştir.

1930 yılında ilk cildi yayımlanan başyapıtı "Niteliksiz Adam" ile hayatı boyunca uğraşmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü bitirememiş, özellikle üsluba verdiği önem nedeniyle bazı bölümlerini defalarca yazmıştır. Bu eserinde, I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının kültürel uyuşmazlığını, güvensizliklerini, kırgınlıklarını büyük bir ustalıkla yansıtır.

Gerek eserlerinin derinliği, gerek sanata bakışı ve gerekse yapıtlarının sanatsal nitelikleriyle Robert Musil, 20.yüzyılın en büyük Alman romancılarından biri olmasının yanında, modern romanın da temel taşlarından biridir. Adı okurlar tarafından pek duyulmasa da eleştirmenlerce genellikle Franz Kafka, James Joyce, Marcel Proust ve Virginia Woolf gibi modern romanın önemli isimleriyle birlikte anılır. En önemli eseri olan "Niteliksiz Adam" yarım kalmış olmasına rağmen dünya edebiyatının anıt romanlarından biridir. Çağdaş romanın oluşumunda önemli katkıları vardır.

--reklam--

Robert Musil Kitapları - Eserleri

  • Üç Kadın
  • Hayalperestler
  • Öğrenci Törless'in Bunalımları
  • Yaşarken Açılan Miras
  • Niteliksiz Adam 1
  • Niteliksiz Adam 2
  • Baltık'taki Balıkçılar
  • Ahmaklık Üzerine
  • Günlükler
  • Niteliksiz Adam 3
  • Niteliksiz Adam 4

--reklam--

Robert Musil Alıntıları - Sözleri

  • Ara sıra da olsa hepimiz aptallaşırız. (Ahmaklık Üzerine)
  • Çok alıntı yapıyor. Eski üstatları alıntılıyor. Elbette günümüzdekileri de alıntılıyor. (Niteliksiz Adam 3)
  • Sadece bakıp koklamak bile dünyayı sevmek için yetmez mi? Ama sevemiyoruz, çünkü insanların akıllarından geçenlerden razı olmuyoruz. (Niteliksiz Adam 3)
  • Sağdan soldan toparladığı iyisinden, kötüsünden türlü kitaplar okuyor ve sadece yemek yemek veya kestirmek için ara veriyordu. (Niteliksiz Adam 3)
  • "Eğer ahmaklık; gelişime, yeteneğe, umuda ya da iyileşmeye tipatıp benzemeseydi, kimse ahmak olmak istemezdi." (Ahmaklık Üzerine)
  • Artık uyumaktan ve bir sonraki sabahın geride kalmış güne benzeyen yeni bir gün getirmesinden başka beklentim yoktu. (Baltık'taki Balıkçılar)
  • Kendi içinde sakin sakin kayıp giden bir yaşam duygusunu uyandırabilmesi gerekiyor insanın. Bu başarıldığı an, hayata olduğu kadar ölüme de yaklaşılır. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
  • Sanat insanları harekete geçirmeli, sarsmalı, eğlendirmeli, şaşırtmalı, ona asil düşüncelerin kokusunu aldırmalı veya tek kelimeyle gerçekten de bir şeyler yaşatmalı ve bizzat kanlı canlı olmalı yahut bir tecrübe sunmalıdır. (Niteliksiz Adam 3)
  • Her şey çok gerçekdışı! Bugün artık ben de gerçek insanları ve eşyayı, hatta gerçekten bir şeyleri seviyor muyum, bilmiyorum! (Niteliksiz Adam 4)
  • Başta küçük adımlar at ki ileride büyük sıçrayışlar yapabilesin! (Niteliksiz Adam 4)
  • Bazen bir kitapta bir şey okuyorum, başka bir kitapta okuduklarımla çelişiyor ama ikisini de seviyorum. (Niteliksiz Adam 4)
  • "Hepimizin iç dünyasında bazı çıbanlar var" diye düşündü bütün bunları kafasından kovmak istercesine. "İçimizde hastalıklı, tüyler ürpertici, yalnızlık kokan, kötü yanlar var." (Niteliksiz Adam 2)
  • Bugün hala kitap yazıyorlar. Bu kitapların bir kıymeti olduğunu sanıyor musunuz? Ben sanmıyorum. (Niteliksiz Adam 3)
  • ...1insanın gençliğinde sevmiş olduğu ve aradan geçen yıllar içersinde daha güzelleşmemiş 1iyle yeniden karşılaşmasıyla 1tutulamaz. Gerçi insan böyle 1durumda da 1zamanlar kekeleyerek söylediklerini artık anlamaz olur, ama bu, hiç olmazsa insana özgü olan her şeyin o insanı içlendiren geçiciliğiyle ve aşkın herkesçe bilinen, süreklilikten yoksun karakteriyle bağıntılıdır... (Yaşarken Açılan Miras)
  • Benim kaybedip tekrar bulduğum kendime olan sevgimsin sen. (Niteliksiz Adam 4)
  • Sağlam birini akıl hastasından ayıran şey sağlamda bütün akıl hastalıklarının, akıl hastasındaysa yalnızca birinin olmasıdır! (Niteliksiz Adam 3)
  • Her yerde:insan yakınlarındayken koyunlar ürkek ve akılsızdır;koyunlar onu dayak ve taşlamalarıyla tanırlar.Ama eğer insan hareketsiz kalıpta uzaklara bakarsa,oradaki varlığını unuturlar.On ya da on beş tanesi kafa kafaya verirler ve kafalarının ortasıyla ya da kafalarının arkalarındaki renkli desenlerle bir çarkın dişlerini oluştururlar.Kafataslarını sıkıca birbirlerine yapıştırırlar.Öylece dururlar ve oluşturdukları tekerlek saatlerce kımıldamaz.Rüzgar ve Güneş dışında herhangi birşey hissetmek istiyormuş gibi görünmezler ve alınlarının arasında,sonsuzluğa uzayan saniyeler hapishane duvarlarında mahkumların çekiç sallayışı gibi kafadan kafaya akan sinyalleri bulup çıkarır. (Baltık'taki Balıkçılar)
  • Eğer bu güven duygusu bizde olma­saydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallılığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
  • Ama yine de umutsuzluğa kapılmıyor, her şeye karşın kendimizi sağlam bir zemin üzerindeymişiz gibi güven içinde hissediyoruz. Eğer bu güven duygusu bizde olmasaydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi. Bu güven duygusu sürekli eşlik ediyor bize, bizi aykata tutuyor, aklımızı her an küçük bir çocuk gibi koruyucu kollarına alıyor. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
  • huzurun peşinde değildi, ruhunun dışına çıkmaya hasretti (Üç Kadın)