Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Ulusoy
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9789752448032
Sayfa Sayısı: 330
--reklam--
Hayat Apartmanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
26 Kasım perşembe akşamı. Saat, 20.58-21.33 arası.
Hayat Apartmanı’nın önünde esrarengiz bir genç kız beliriyor. Üstünde okul üniforması var. Görünüşü biraz ürkütücü, biraz tekinsiz; sanki başka bir dünyaya ait. Hayat Apartmanı’nın kilidi bozuk kapısından bir hayalet gibi içeri süzülüyor. Issız ve karanlık merdivenlerden ağır ağır çıkmaya başlıyor. Kızın attığı her adımda bir sır açığa çıkıyor, her adımında biri ölüme daha da yaklaşıyor. Dünyanın dört bir yanına saçılmış hayatlar bir noktada birleşiyor.
Hırsız Mülayim Fikirtepe’deki gecekondusunda esrarın dibine vuruyor. Selma buğulu gözlerini televizyona dikmiş, kulağı kapıda bekliyor.
Londra uçağındaki Kardiyolog Murat Bey, Avrupalı meslektaşlarına yapacağı etkileyici konuşmanın hayaline dalıyor. Müküslü Ramazan rüyasında ak sakallı bir dede görüyor. Küçücük bir iyilik bütün dengeleri değiştiriyor. Halepli Muhammed, Kilis’teki evinde eskiden yaşayanların hikâyesini merak ediyor. Ünlü müteahhit Mehmet Göğebakan, yakın gözlüğünü elinde evirip çevirirken artık yaşlandığını idrak ediyor. Dursun spor salonunda yüz yirmi kilo ağırlığı kaldırıyor, salonda bir alkış kopuyor. Numan, New York’ta, Lafayette Caddesi’ne yürüyüp gözdesi olan Madison Square Park’a ulaşıyor. Tarihçi Kâmil seyrettiği Into The Wild filmini tam o sahnede durduruyor. Daha birçok hayat tam o anda, Mualla Hanım’ın ömrünün son anında birbirine mühürleniyor.
Mualla Hanım, evinin salonunda yerde yatarken, tiz bir kahkaha ile neye uğradığını şaşırıyor. Kara kaşlı, kara gözlü, buğday tenli, dünya güzeli Cemile buz gibi bir sesle fısıldıyor:
“Ölümün benim elimden olacak.”
--reklam--
Hayat Apartmanı Alıntıları - Sözleri
- Zaman habire altından kayıyor yürüme bandında spor yapanlar gibi milim ilerlemeden kan ter içinde kaldığı halde yerinden sayıyordu
- ....;1'in yanına konan 1'in 11 etmesi gibi; yan yana iki hüzün omuz omuza verip on bir hüzün etmişti.
- Pencereyi kapatarak dışarıdan gelen seslere mâni olmuştu. Ya içindeki sesler?.
- Affet beni gece vakti Ay doğmuş süzülürken Sabaha kalmadan affet Tam ayrılık derken (Müslüm Gürses)
- Sadece kendisi için değeri olan o kitaplar başkasının gözünde ancak soba tutuşturmak için kullanılabilirdi.
--reklam--
Hayat Apartmanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnançlı. İyimser. Ayrıntıcı. Hayat Apartmanını okurken, bu kitaba böylesine tanıdık hissetmemin nedeni bu üç özelliğim olsa gerek. Öyle ki, kitabı her kelimesini sindire sindire, her kelimesini hissede hissede, büyük bir açlık ve susuzlukla okudum. Komik ama, kitabı alırken polisiye gizem tarzı bir şeyle karşılaşacağımı düşünmüştüm :) Ama evdeki hesap çarşıya uymadı, çarşıdan aldığım nar, bin farklı şeye dönüştü.. Ölüm var ve hak. Varlığı kimsenin reddedemeyeceği, ama devamı inançlı olup olmadığınıza göre değişebilecek bir şey. İnançlı bir insana göre, ölüm bir haktır, Hakk'tandır. Ölüm bir ceza mıdır, cezalandırılma mıdır? Yoksa ödül ve kurtuluş mudur? Ölümden sonra hayat var mıdır? Varsa gerçekten yaptıklarımızın cezasını çekip, ödülünü göreceğimiz bir dünyayla mı karşı karşıya kalacağız? Hadi bunların hepsini geçtim, elimizi ayağımızı tamamen dünyadan ayıramadığımız o sınır "an"ına gelelim. Ya da an mı acaba? Bir süreç de olabilir mi ölüm? Aynı bir damlanın hayat bulması gibi, bir canın hayattan ayrılması da zaman alıyordur belki? Ölüm nasıl yaşanır? Nasıl yaklaşır bir insana? Hissedilir mi önceden? Acılı mıdır, şipşak olup biten bir şey midir? Yukarıda sorduğumuz sorular, birçok inanan ve inanmayan tarafından, tamamen inanış ve inanmayış nedenine göre farklı şekillerde incelenmiştir. Bir ilim edasıyla yaklaşılan eserler yanında; bilinmezliği en güzel açıklama şeklimiz olan hayal gücümüzle süslenen, tatlandırılan, ballandırılan bir sürü eser de var. Bu kitap, Kur'an'a inanmayı seçen, ölüme İslam inanışıyla yaklaşan, Müslüman bir psikiyatri uzmanı tarafından yazılmış. İyimser bir bakışla, merhametle, hakkaniyete, adalete duyduğumuz o derin özleme cevap verir bir şekilde yazılmış hem de. Çok etkilendim. Kendimi buldum, tanıdıklarımı gördüm, "Farklı değiliz, e biriz işte. İlla ölüm mü lazım durumu anlamak, eşitlemek için?" diye düşündüm. Hep düşünüyoruz ya sözde, işte o şekilde değil, gerçekten düşündüm. İçim güzelliklerle doldu, iyimserlikle doldu, merakla doldu, bulduğum onca cevaba rağmen hem de.. İyi bir kitap bunu yapmaz mı zaten? Bir insanın hayatı kaç kişiye dokunur? Bildiği ya da bilmediği şekilde? Dışarıdan gördüğümüz gibi mi her şey? Ayrıntılarda neler saklıdır neler. Bu kitap işte o ayrıntıları yakalamış bizim için. Çok değişik karakterlerde, çok değişik analizlerde, hem güldüren hem ağlatan birçok şeyde hem de. Burnumun direğinin sızladığı, içime merhamet dolduğu anlar da oldu; yok artık daha neler deyip kahkaha attığım anlar da. Ama en çok her şeyin geçiciliğini, ama yine de kalıcılığını anladım bu kitapta. Çok farklı hissediyorum, aklım ruhum hislerim bulanık. "Müteveffa Mualla hanımın yerinde sen olsaydın, 30 yıllık hayat muhaseben nasıl olurdu Çiçek?" dedim kendime. Hatırlamadığım ayrıntılar olduğunu fark ettim, hem ürktüm hem sevindim. Belki ben de birilerinin hayatına, farkında olmadan bu kadar güzel dokunmuşumdur dedim, mutlu oldum, ümitlendim. Her şeyin, en küçücük şeyin bile hesaba tutulacağı, teraziye konulacağı bir gün olduğuna inanmak içimi ferahlattı.. İnanın bu kitabı yeteri kadar anlatamam. Bir bilim adamı eliyle yazılması ve ayakları yere basan bir kitap olması da büyük bir artı. Dili anlaşılır, imla hataları çok çok az, oldukça akıcı, elinize alınca bırakasınız gelmiyor. Tek hayıflandığım, böyle bir yazarla bu kadar geç tanışmam ve hakkını teslim etmekte bu kadar geç kalmam. Okumayı düşünen herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar. (Portakal Çiçeği)
Hayat Apartmanı: Kitabın bir apartmanın içindeki insanların hepsinin kendi dünyası olduğunu, çevremizdeki insanların bizim hayatımızın bir parçası olduğu gibi bizim de onların hayatında küçük karakterler olduğumuzu okumak çok keyifliydi. Aynı zamanda bir olayın farklı kişilerin gözünden okumak da yine bu kitabı beğenmeme etkide bulundu. Akıcı bir kitap, kesinlikle öneririm. (selin konukoğlu)
--reklam--
Hayat Apartmanı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mustafa Ulusoy - Hayat Apartmanı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayat Apartmanı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mustafa Ulusoy Kimdir?
1965 yılında Sungurlu'da doğdu.
Temel eğitimini Sungurlu'da, lise öğrenimini Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde tamamladı.
1982'de girdiği İÜ Çapa Tıp Fakültesini 1988' de bitirdi.
1993 yılında psikiyatri uzmanı oldu.
1999 yılından beri, kendi ofisinde terapilerini sürdürmektedir. Mustafa Ulusoy'un temel çalışma alanı Kognitif ve Varoluşçu Psikoterapilerdir.
Çeşitli dergilerde deneme yazıları yayınlanan Ulusoy'un ulusal ve uluslararası kongrelere sunduğu, özellikle kognitif psikoterapiyle ilgili bir dizi mesleki çalışması vardır. Ülke içinde ve dışında, psikiyatri dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır.
Nietzsche ve Babaannem ve Yakınlık adlı iki deneme kitabının, Ay Terapisi isimli öykü kitabının ve aşk konusunda farklı açılımlarıyla adından söz ettiren insanın temel acıları üçlemesinin ilki Aynalar Koridorunda Aşk isimli romanın yazarıdır. Mustafa Ulusoy'un insanın temel acıları üçlemesinin ikincisi olan Giderken Bana Bir Şeyler Söyle isimli romanı ise yazarın halen yayınlanmış son kitabıdır.
Ulusoy editörlüğünü İbrahim Abu-Rabi'nin yaptığı ve Suny Press (State University of New York Press) tarafından Amerikada ingilizce olarak yayınlanan "Spiritual Dimensions of Bediuzzaman Said Nursi's Risale-i Nur" adlı kitabın yazarlarından biridir.
Fotoğrafçılığa ve sinemaya özel ilgisi olan Mustafa Ulusoy TVNET de Film Şeridi isimli programın yapımcılığını ve sunuculuğunu sürdürmektedir. (Film şeridi programının videoları www.tvnet.tv.tr adresinden izlenebilmektedir)
Amerika Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association) uluslar arası üyesidir.
Mustafa Ulusoy, evli ve üç çocuk babasıdır ve İstanbul’da yaşamaktadır.
--reklam--
Mustafa Ulusoy Kitapları - Eserleri
- Aynalar Koridorunda Aşk
- Giderken Bana Bir Şeyler Söyle
- Ay Terapisi
- Nietzsche ve Babaannem
- Yakınlık
- Hayat Apartmanı
- Dünyanın Üç Yüzü
- Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar
- Bir Kere Daha Son
--reklam--
Mustafa Ulusoy Alıntıları - Sözleri
- “İnsanın nereye daldığını ve dalıp gittiğinde neler olup bittiğini çözümlediğin zaman, işte o zaman, insanın omuzlarında kaldıramayacak gibi hissettiği yükü de anlamış olacaksın." (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
- Kalbin , gözlerinin göremediklerini gösterecek sana. (Yakınlık)
- İnsan vermeyi biliyorsa, almayı da bilmeliydi. (Ay Terapisi)
- Pencereyi kapatarak dışarıdan gelen seslere mâni olmuştu. Ya içindeki sesler?. (Hayat Apartmanı)
- Gözü dönmüş hırslarımıza kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Sonun bu. Öfkelerimize kabirler gösterilmeli. Bak işte sen de sağ yanına yatacaksın. Yüzün kıbleye dönük. Endişelerimize kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Neden korkuyorsun hayatta? Başımıza gelmesinden korktuğumuz şeylerin en büyüğü bu ve bu bizim yazgımız. Yazgısını sevmeli insan. Razı olmalı. İncinmiş yanımıza kabirler gösterilmeli. İşte bu. Hepsi bu. İncitenlerin de incinenlerin de sonu. Tüm yaşadıklarımız sağ yanına yatacak. Yüzleri kıbleye dönük. (Dünyanın Üç Yüzü)
- Yüz, duyguların aynasıdır. (Nietzsche ve Babaannem)
- Hikmetli bir yoruma tabi tutulan hatıralar, artık kıymık gibi insanın hafızasını rahatsız etmiyor. İnsanın kendini değiştirmesinin bir yolu da budur; zihnindeki imgelerin anlamını değiştirmek. (Aynalar Koridorunda Aşk)
- Günahlar kadar, günahlara götüren yollar da günahtır. (Yakınlık)
- İnna lillahi ve inna ilahi raciun, dedi. O'ndan geldik, O'na döneceğiz. (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
- Aşk eğer sırf sevmekse , neden sevilmekle meşgulsün? (Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar)
- Şiddetsizlik yaşamın kendisini yok edecek bir edilgenlik ya da eylemsizlik değildir. Said Nursî şiddete başvurmayan bir eylemci, yani şiddetsiz bir eylemcidir. "Eğer kuvvet ile ve hâdise çıkarmak ile muhalefet etsem, husulü meşkûk bir maksad için binler günaha girmek ihtimali var. Birinin yüzünden çoklar belaya düşer. Hem on ihtimalden bir iki ihtimale binaen günahlara girmek, masumları günaha atmak; vicdanım kabul etmiyor," diyen Said Nursî, şiddete ve kine dayalı eylemlerden kaçınır. "Her şeyimi Cenab-ı Hakk'ın tevekkülüne bağlamıştım," derken de, onun tevekkülü, kendisine yapılan tecavüzlere bir eylemsizlik hâli değil, travmatik deneyimlerini bir çözümleme hâlidir. (Bir Kere Daha Son)
- Hayatta en mutsuz insanlar, mutlu olmak için çılgınca uğraşanlarlardır (Aynalar Koridorunda Aşk)
- Ha, başımıza gelmesinden endişelendiğimiz şeyler gerçekleşmez mi? Gerçekleşebilir elbette. O zaman da, Zamanın Bedii'nin yazdığı gibi şöyle demekle mükellefiz: "Ben Mâlikimin hizmetindeyim. Ey musibet! Eğer Onun izin ve rızasıyla geldinse, merhaba, safa geldin. Çünkü elbette bir vakit O'na döneceğiz ve O'nun huzuruna gideceğiz ve O'na müştâkız. Madem herhâlde bir zaman bizi hayatın tekâlifinden âzâd edecektir. Haydi, ey musibet, o terhis ve o azad etmek senin elinle olsun, razıyım." (Bir Kere Daha Son)
- Yolların içinde en aydınlığı kalpten kalbe olandır. Bu yolun adı, bağlanmaktır. (Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar)
- Her parıltı bir gün kaybolur. Hayat böyle kurgulanmıştır. (Aynalar Koridorunda Aşk)
- Bu yüzden, başını alıp gitmek her zaman sorunları çözmez. İnsan, kalbini ve kalbindekileri gözden geçirmek için başını alıp gidecekse bunun bir faydası olabilir. Ama uzaklaşıp gitmek sorunlardan kaçınmak içinse işe yaramaz. (Yakınlık)
- Bugün de bizi insan olarak ilgilendirmeyen konulara daldık. Hükümetler kurduk. Hükümetler yıktık. Teoriler ürettik. O sırada duygularımız anbean değişiyordu. Yararsız konuları konuşmaktan sıkılmıştı ruhumuz. Neden sıkıldığımızı bile anlayamadık. Sıkıntımızı dağıtmak için daha çok gaflete daldık. O sırada güneş batıyordu. Bizde ne kendimizin ne de kainatın farkındaydık. (Nietzsche ve Babaannem)
- Her acı taşınabilir,acıyı taşınmaz hale getiren ona razı olmayışımızdır. (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
- "Hey, dalıp gitme vehim ve vesveseli hayallerine. Önündeki yaprağı küstürme." (Dünyanın Üç Yüzü)
- Ölümü düşünmeye başlamak, dilinin sürekli dolgusu düşmüş bir dişe takılmasına benzer. Diliniz bir takıldı mı asla bırakamazsınız. Onu kurcalamak, çevresinde dönüp durmak zorundasınızdır. Zevkli olduğundan değil, aklınıza takılıp kaldığından ve hiç çıkmadığından. (Giderken Bana Bir Şeyler Söyle)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin