Kitap Künyesi
Yazar: Cem Mumcu
Yayın Evi: Okuyan Us Yayınları
İSBN: 9786054054039
Sayfa Sayısı: 119
--reklam--
Hayat Gerçeğe Perde Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Seni anlatacaktım... Senden söz edecektim... Ya da senden haberdar edecektim. Seni bilsinler istedim belki de… İsmini söylesem; kiminin aklında şımarık, kimininkinde uysal, kiminde cahil, kiminde âlim, kiminde mazlum, kiminde zâlim, kiminde genç, kiminde yaşlı, kiminde çirkin, kiminde güzel bir şeyler canlanacaktı. Herkes kendi aklından, kendi geçmişinden, kendi kitaplarından, kendi tarihinden, kendi açısından, yani "kendi"nden bir olta takacaktı sana... Rengini söylemeye kalksam; kimi kötü, kimi iyi, kimi yakan, kimi yanan, kimi duran, kimi koşan, kimi ayık, kimi sarhoş sanacaktı seni. Herkes "kendi" rengiyle boyayacaktı seni... Kokunu anlatsam; kimi hoş, kimi iğrenç, kimi hafif, kimi ağır, kimi çiçekli, kimi baharatlı sanacaktı seni. Herkes "kendi" burnuyla koklayacaktı seni... Tadını söylesem; kimi acı, kimi tatlı, kimi ekşi, kimi mayhoş, kimi tuzlu diyecekti sana. Herkes "kendi" dilinin bildiği bir tada benzetecekti seni... Huyundan söz etsem; kimi iyi, kimi kötü, kimi korkak, kimi cesur, kimi tembel, kimi çalışkan, kimi kahraman, kimi kaçak, kimi akıllı, kimi deli sanacaktı seni. Hepsi "kendi" kalbinin penceresinden seyredecekti seni...
Baktım ki, neyinden bahsetsem "onlara", neyinden söz açsam "onlardan", neyini söylesem "onların" olacak; ne söylesem örtecek seni, sustum, hiç anlatmadım...
Suskunluk bile herkesin karnında başka bir çocuğa gebeydi. Saklandım, beni gören seni bir şey zannetmesin diye..."
--reklam--
Hayat Gerçeğe Perde Alıntıları - Sözleri
- Az bilgi çok hayal demek.
- Ama benim ayrıntılarım onunkilerin yanında ayrıntıydı!...
- İnsan kendi düşüne giremez ve insan kendi düşünden çıkamaz.
- Aslında, birisine ilk gördüğümüz anda âşık olma olasılığımız çok daha fazla; henüz bilgiye bulaşmadan yüzü, elleri, ayakları, ağzı, kokusu, sıcaklığı... Bu hali, tüm hayallerimizi, umutlarımızı ve beklentileri mizi karşılamaya çok uygun çünkü. Tanıdıkça anlıyoruz, onun O olmadığını. Belki en iyisi olmayan birine aşk...
- Neyse ki hayat var. Geri kalanım asla göremediğim hayat... Hâlâ delilik umudunu içinde taşıyan bir belirsizlik olmayı sürdüren hayat...
- Baktım ki, neyinden bahsetsem ''onlara'', neyinden söz açsam ''onlardan'', neyini söylesem ''onların'' olacak; ne söylesem örtecek seni, sustum, hiç anlatmadım...
- Baktım ki, neyinden bahsetsem "onlara", ", neyinden söz açsam "onlardan", neyini söylesem "onların" olacak; ne söylesem örtecek seni, sustum, hiç anlatmadım...
- O, kendi korkusun dan, ben, onun korkusundan çekiniyorduk.
- Akıl, kendi sınırları içinde kendi sınırlarının içini akıllı bulan bir şey değil miydi?
- Boylu boyunca içimde ama ucu bana kapalı. Sızan kanı her gün bir parça kâğıt peçeteyle siliyorum. Neden görmesinler istiyorum? Öyle mi istiyorum? Bir gören olsa belki çekip çıkarır? Belki de bundan korkuyorum. Acımı dindiren aynı zamanda ucunu görecek. Benim bile bilmediğim kırmızımı elleyecek. Bıçağı çekip çıkarırken bunu şefkatle mi yapacak yoksa merakla mı? Ya da şefkatle başlayıp bıçağın ucunu gördüğünde başka bir duyguya mı bulaşacak?
- Şefkatli bir dokunuşu bile kaldıramayacak kadar acır mı insan?
- Neyse ki hayat var. Geri kalanını asla göremediğim hayat... Hâlâ delilik umudunu içinde taşıyan bir belirsizlik olmayı sürdüren hayat...
- Çoğu gözlerime, mâhir olduklarını sananlarsa gözlerinin arkasına baktılar. Gözleri açıktı çünkü. Aradılar... Ama kimse bulamadı. Bir işaret, bir küçük iz, herhangi bir leke bulmak istediler. Gençlerden biri 'Kendinden geçmiş bu yahu' dedi. 'Ayıltmak lazım o halde' dedi bir diğeri. Uğraştılar. Kendilerince denediler. İlle de ayılması gerekiyor diye düşündüler kendi akıllarında, kendi akıllarınca.
- "Seni anlatacaktım... Senden söz edecektim... Ya da senden haberdar edecektim. Seni bilsinler istedim belki de... İsmini söylesem; kiminin aklında şımarık, kiminkinde uysal, kiminde cahil, kiminde alim, kiminde mazlum, kiminde zalim, kiminde genç, kiminde yaşlı, kimin de çirkin, kimin de güzel bir şey canlanacaktı. Herkes kendi aklından, kendi geçmişinden, kendi kitaplarından, kendi tarihinden, kendi açısından, yani "kendi"nden bir olta takacaktı sana... Rengini söylemeye kalksam; kimi iyi, kimi kötü, kimi yakan, kimi yanan, kimi duran, kimi koşan, kimi ayık, kimi sarhoş sanacaktı seni. Herkes " kendi" rengiyle boyayacaktı seni... Kokunu anlatsam; kimi hoş, kimi iğrenç, kimi hafif, kimi ağır, kimi çiçekli, kimi baharatlı sanacaktı seni. Herkes "kendi" burnuyla koklayacaktı seni... Tadını söylesem; kimi acı, kimi tatlı, kimi ekşi, kimi mayhoş, kimi tuzlu diyecekti sana. Herkes "kendi" dilinin bildiği bir tada benzetecekti seni... Huyundan söz etsem; kimi iyi, kimi kötü, kimi korkak, kimi cesur, kimi tembel, kimi çalışkan, kimi kahraman, kimi kaçak, kimi akıllı, kimi deli sanacaktı seni. Hepsi "kendi" kalbinin penceresinden seyredecekti seni... Baktım ki, neyinden bahsetsem "onlara",neyinden söz açsam "onlardan", neyini söylesem "onların" olacak; ne söylesem örtecek seni, sustum hiç anlatmadım... Suskunluk bile herkesin karnında başka bir çocuğa gebeydi. Saklandım, beni gören seni bir şey zannetmesin diye..."
- Aslında, birisine ilk gördüğümüz anda aşık olma olasılığımız çok daha fazla; henüz bilgiye bulaşmadan yüzü, elleri, ayakları, ağzı, kokusu, sıcaklığı... Bu hali, tüm hayallerimizi, umutlarımızı ve beklentilerimizi karşılamaya çok uygun çünkü. Tanıdıkça anlıyoruz, onun O olmadığını. Belki en iyisi olmayan birine aşk...
--reklam--
Hayat Gerçeğe Perde İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tesiri tartışılmaz. Mutlaka alıp okuyun. Kitaplığımın tek bir köşesi salt Zweig ve Cem Mumcu için ayrılmıştır. Benzersizler. İlla bir şeyler ekstra yazmam gerekiyor 150 karakter için. ;( Muhteşem! Ötesi varmı. (M. Lela Dinçer)
Konusundan başlayacak olursam belli bi konusu yok aslında. Yazarımız iki üç sayfalık karışık hikayelerle kitabı oluşturup birşeyler anlatmış.( Bu şekilde açıklama çok kabaca ama başka açıklayamıyorum). Ben mi anlayamadım yazıları, yoksa gerçekten uçuk kaçık yazılarmıydı bilmiyorum. Çok farklı bir şekilde anlatmış sanki anlattıklarını. Bu kitabı okuyan on kişi ile kitaptaki bölümler arasında nasıl bir bağlantı bulduklarını yada ne anladıklarını sormayı çok isterdim çünkü ben anlayamadım. Bir yazarın kitabı karşısında belkide benim algım zayıftır. Sadece alıntıladığım cümleleri sevdim kitabı pek sevemedim. Bidaha dönüp okur muyum, hayır. Sadece bir bölümünü belki ( 64.,65. Sayfa- Sızı) . Kitabı tavsiye etmiyorum incelemeden belli olduğu gibi ama okumanızı da istiyorum çünkü belki yazarla ayrı dünyalardayızdız ve sizde onun dünyasındasınızdır. Keyifli okumalar (kapalı hesap)
Çok aman aman gelmedi bana ama okunur mu, illaki değil ama elinizde var ise okunur, zaten çerez bi kitap. Okumaya başlamanızla bitmesi bir oluyor..... (Semra YEGİN)
--reklam--
Hayat Gerçeğe Perde PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cem Mumcu - Hayat Gerçeğe Perde kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayat Gerçeğe Perde PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cem Mumcu Kimdir?
1966 Akçaabat doğumlu. Çok erken yaşta okumaya ve yazmaya başladı. Hayatı kitap ve edebiyatın etrafında dönüp durdu. Tıp Fakültesini bitirdiğinde kendisini "çuvala tıkılmış gibi" hissetti. "Çuvaldaki delik" dediği psikiyatriden başını dışarı uzattı. Psikiyatride de artistik yaratıcılık ve duygudurum ile ilgili bilimsel araştırmalar yaptı. Şiir, öykü, roman, deneme ve eleştiri türlerinde eserler üretti. Yazar olmanın dışında yayıncı, editör ve kitapçı olarak da deliliğinin peşinden sürüklendi. 2001 yılında 1001 tane olmasını düşündüğü Binbir İnsan Masalları isimli Edebiyat projesine başladı. Hiçbir ödüle eser göndermedi. Doruktakiler 2004 Öykü Yazarı ödülü kendisine verildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Artistik Yaratıcılık ve Sanat Psikolojisi dersi veriyor. Vatan Gazetesi'ne her pazar köşe yazıyor. Okuyan Us Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmeni.
--reklam--
Cem Mumcu Kitapları - Eserleri
- Kendine Bakma Kitabı
- Makber
- Başladıysa Biter O Yüzden Güzel
- Üçüncü Sayfa Güzeli
- Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat
- Hassas Ruhlar Terazisi
- Sahici Aşklar Külliyatı
- Hayat Kırıklığı
- Karmakarışık Sarmaşık
- Muallakta, Araf'ta ve Düşlerde
- Binbir İnsan Masalları 1-139
- Hayat Gerçeğe Perde
- Terapi Şeysi
- Yaşlılık Ve Depresyon
--reklam--
Cem Mumcu Alıntıları - Sözleri
- Aşk... Kalabalıktan uzağa yağan... (Sahici Aşklar Külliyatı)
- Ama benim ayrıntılarım onunkilerin yanında ayrıntıydı!... (Hayat Gerçeğe Perde)
- Demlerle demlediğiniz bu hayata, "Hayatım" diyerek onu size ait kılın önce. (Kendine Bakma Kitabı)
- Aşk: Ne yazık ki kaybedecek bir şeyi olmak... (Sahici Aşklar Külliyatı)
- Ölüm kalabalık toplamıyorsa bir sokakta, o sokakta zenginler oturuyor demektir.Çünkü zenginler birbirlerini tanımaya ve birbirlerine destek olmaya ihtiyaç duymayacak kadar zengindir.Fakirlik,üşümek olsa bile sıcaktır (Karmakarışık Sarmaşık)
- Hüdayinabit; hiç sulamaya gerek olmayan, güneşi alıp almadığına dikkat edilmeyen, doğada kendi kendine biten bitki.(çantada keklik) (Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat)
- Bir damla tükürüğünun ağzımda bıraktığı tadın,kaybetme korkumun hiçlik aşısını etkisiz kılacağını biliyorum.Bir yılanın dili gibi kaçıyorum dilinden.Dilindeki varlık zehrinden.Cunku tüm sınavları lanet olası tatlı bir huzura taşıyor bedenimi ve ruhumu.Huzura yakalaniyorum.Ağa düşmüş bir balık gibi kivraniyorum onun denizinde. Aşk: Ne yazık ki kaybedecek bir şeyi olmak.... (Binbir İnsan Masalları 1-139)
- Rabel, sürahiye sözcükleri doldurdu. Buz ekledi üstüne ve dondurdu. Şimdi yavaşça çözülen sözlerden duygular eriyerek ıslatacak kalemini... (Üçüncü Sayfa Güzeli)
- "Normal dediğimiz şey baskılamanın, inkârın, bölünmenin, yansıtmanın, içe atmanın ve yaşantı üzerindeki diğer tahripkâr eylemlerin bir ürünüdür, varlığın yapısına toptan bir yabancılaşmadır." R. D. Laing (Hayat Kırıklığı)
- Çiftin cinsel hayatı iyi gitmiyorsa her biri bakacak, birlikte bakacaklar bu duruma. Bunun 'suçunu' tek bir tarafa yüklemek, kadına yüklemek, büyük bir aşağılamayı da beraberinde getiriyor. (Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat)
- Gerçek şuydu:' Yaşam anlamsız bir şeydir' (Yaşlılık Ve Depresyon)
- On üçüncü kattan atlamış, görenler uçak gibiydi diyorlar. Ellerini iki yana açmış, kanatlı gibiymiş. Düştüğünde parçalanmış bedeninin orta yerinde, giydiği tulumun cebinden bir kara kutu çıkmış. Kara kutuya düşüş nedeni diye şu notu yazmış: Pervaneme kuş girdi. Çıkaramadım. (Binbir İnsan Masalları 1-139)
- Kimi ölenin peşine, kimiyse ölenin peşinden ağlıyordu. Ama hepsi önünde sonunda kendi ölümüne, ölümün hakikatine ya da hakikatin ölüm olmasına göz yaşı dikiyordu. Kimisi de beklettiği bütün ağlamalara ağlıyordu. (Makber)
- Yazacağım,yazmak istediğim en iyi öykünün susmak olduğunu ve oraya henüz gelmemiş olmanın aczini bile bile... (Binbir İnsan Masalları 1-139)
- Yoktu işte,bir şey,hiçbir şey yoktu.Yalnizligi bir buluta bile takilamamisti. (Binbir İnsan Masalları 1-139)
- Aslında bekleyişler en acele, gelmeyişler en sabırsız. (Makber)
- Giderayak olduğumu, giderayak olduğunu, giderayak olduğumuzu görünce gitmez olacağım. (Hassas Ruhlar Terazisi)
- Boşluk, hareketsizlik, uyku... Her biri ölümün küçük birer kopyası.. (Makber)
- Eksik olduğumuzu hatasız yapmaya çalışıyorduk, oysa o hüzün dolu eksiğimiz sadece hata yapabilme özgürlüğü ile tamamlanabilirdi.. (Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat)
- Anahtarı ikimizde de olan bu kelepçenin bizi bağlamasını isteyişimizi, kelepçenin şakırtısını duymayınca ikimizinde gözlerinde beliren korkuyu seviyorum... (Karmakarışık Sarmaşık)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin