Kitap Künyesi
Yazar: Erich Fromm
Çevirmen: Ali Köse
Orijinal Adı: For The Love Of Life
Yayın Evi: Arıtan Yayınevi
İSBN: 9789757582335
Sayfa Sayısı: 293
--reklam--
Hayatı Sevmek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Refah Toplumu" diye de adlandırabileceğimiz 20. yüzyılın teknolojik açıdan gelişmiş toplum düzeni, yüzyılın başındaki beklentilerin aksine, insanları mutlu edemedi.
O zamanlar daha çok şeye "sahip olmak"ın, insanların ihtiyacı olan her türlü manevi doyumu onlara sağlayacağı düşünülüyordu. Ama görüldü ki, "olmak" ve "mutluluk" ayrı bir kalitedir ve bir yerden sonra "sahip olmak" ve "çok tüketim" ile de ters bir orantı içine girmektedir.
Bu nedenle 21. yüzyıl öncesinde insanı gerçek özellikleri ile tanımak ve onun kendi güçlerini geliştirmesine imkan veren bir toplum yapısı kurmak gerekmektedir.
(Arka Kapak)
--reklam--
Hayatı Sevmek Alıntıları - Sözleri
- "Çünkü uyurken, hayat mücadelesinde yer almak zorunda kalmayız. Bir şeyleri elde etmek, kendimizi korumak ve toplumun ölçülerine uymak zorunda değilizdir."
- Filozof Schleiermacher şöyle söylemişti: Kıskançlık, beraberinde getirdiği ızdırabın arkasından büyük bir şevkle koşan ihtirastır.
- "Tüm dünyaya bir mesaj verme şansını elde etseydiniz,neler söylerdiniz? "Şunu söylerdim" diyerek cevap verdi "Kalbinizin derinliklilerinde neredeyse hepiniz savaş yerine barışı, ölüm yerine hayatı ve karanlık yerine de aydınlığı istersiniz#egid#
- İnsan reaksiyon gösteren bir varlıktır. - Ve insan, iki kere aynı şekilde reaksiyon göstermez.
- "Eğer bir toplum, aya gidecek kadar müreffeh bir düzeye ulaşmış bulunmasına rağmen, aynı zamanda toplu halde yok olma tehlikesini ortadan kaldıramıyorsa, o toplum "yetersizlik" damgasını haketmiş demektir."
- "İnsan kendisinden daha güçlü olanlara karşı bir tüketim eşyası olma rolünü üstlenmekten vazgeçtiğinde, gerçek insanî tarihimiz başlayabilir."
- Yaşamak için tüketmek mecburiyetindeyiz.
- Eğer sevginiz, karşılığında bir sevgi doğurmuyorsa; eğer seven bir kimse olmanız, sizi sevilen bir kimse yapmıyorsa bu, sevginizin güçsüz olduğunu gösterir ve netice de umutsuzluğa yol açar.
- - Ama hiçbirisi insandan daha harika değildir. Ay'a giden bir roket bize bir insandan daha önemli görünüyor. Artık modern icatlarımızla, Tanrı'nın insanı yaratmasından daha muhteşem şeyler yarattığımıza inanmış gibiyiz.
- Can sıkıntısı, bizim kültürümüzde insanların kabul etmedikleri ya da ne kadar vahim bir sorun olduğunun bilincinde olmadıkları önemli bir olgudur.
- Delilik, insanın güçsüzlüğünü reddetme teşebbüsüdür.
- "Psikanalist satır aralarını okur." O sadece kendisine doğrudan söylenen şeyleri duymakla kalmaz, her türlü davranıştan da birşeyler çeşitli sonuçlar çıkarır. Aslında her hareketi dışa vurumu anlamlı olan, fakat bireyin bütünlüğü içinde kaybolan kişiliğin özüne iner. Davranışlar sadece bir insana özeldirler ve bir başkasında bulunmazlar. Onun içindir ki, birbirinin aynısı iki insan olmadığı gibi, birbiriyle özdeş iki insan hareketi de yoktur. Birbirlerine benzeyebilirler ama hiç bir zaman birbirlerinin aynısı olmazlar. Elini aynı şekilde kaldıran, aynı şekilde yürüyen ve başını aynı şekilde sallayan insan yoktur. Bundan dolayıdır ki, yüzünü görmeseniz bile, bazen bir kişiyi yürüyüşünden tanıyabilirsiniz. İnsanın yüzü gibi, yürüyüşü de onun bir özelliği olabilir. Yürüyüş, bazen yüzden bile daha önemlidir. Çünkü yürüyüşü değiştirmek, yüz ifadelerini değiştirmekten daha zordur. Yüzümüzle yalan söyleyebiliriz. Bu, bizim hayvanlarda bulunmayan bir özelliğimizdir. Ama bedenimizle yalan söylememiz daha zordur.
- - Ve insan, iki kere aynı şekilde reaksiyon göstermez.
- Bu gün artık insanların söylediklerine her zamankinden daha az inanmak için haklı sebeplerimiz var.
- - Benim hayatımda bütün gelişimimi etkileyen kitap ya da kitaplar oldu mu hiç?
--reklam--
Hayatı Sevmek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın nadir olması kitabın çok iyi olduğunun bence büyük göstergesi olmalı ki satışta bulamayıp uzak bir kütüphanede ve çok eski bir basım olması da ayrı bir hoşuma gitti okurken ayrıca kitap nadir bulunmasından ziyade nadir de okunan bir kitap ama böylesi yararlı ve bilgi dolu bir kitabın böyle nadir okunması ve bulunması açıkçası üzücü. Kitapta geneli, toplumu, karakteri, kişiyi vs vs her şeyi irdeleyerek anlatmış anlaşılsın diye sade ve akıcı bir dil kullanmaya özen gösterilmiş ve ortaya atılan her bilgi için de örnekler vermesi okuyucu için karmaşık olan konuları bile rahatlığa kavuşturuyor. Kapitalizmin insan üzerindeki etkisi dinin ya da peygamberlerin hatta ve hatta dünya savaşına kadar dayanan konuları barındırıyor uzun bir sürede bitirdim çünkü öylesine dolu bir kitap ki 50 sayfa okurken 200 sayfa okumuş hissi veriyor. İnsanın kafası doluyor ve ilerlemek biraz daha zor oluyor çünkü her bilgi bir o kadar da düşündürüyor ayrıca Freud, Marx, Spinoza ve daha onlarca insandan bahsedip onların da insanlığa kattığı yararları bize sunuyor yazar. Müzik zevkine kadar ve bunun nedenine kadar bir gazeteciyle röportajına yer veriyor bu sadece Fromm’u tanımamıza yetmiyor bizi bir çok gerçekliğe, açıklığa, itip tecrübelerden yola çıkmamızı sağlıyor. Kesinlikle bir baş ucu kitabı olabilir uzun bir süre sonra tekrar kitabı okumayı düşünüyorum felsefe bilgisi istiyor birçok farklı terim oluyor ben bu konuda biraz zorlansam da asla sıkmadı kitap beni bence kesinlikle okunmalı*** (Gamze Kuş)
--reklam--
Hayatı Sevmek PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Hayatı Sevmek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayatı Sevmek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı
Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
- Kendini Savunan İnsan
- Sahip Olmak ya da Olmak
- Sevme Sanatı
- Özgürlükten Kaçış
- Barışın Tekniği ve Stratejisi
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
- Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
- Hayatı Sevmek
- Sağlıklı Toplum
- İtaatsizlik Üzerine
- Özgürlük Korkusu
- Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
- Umut Devrimi
- Psikanaliz ve Din
- Psikanalizin Bunalımı
- Psikanaliz ve Zen Budizm
- Rüyalar, Masallar, Mitler
- Çağımızın Özgürlük Sorunu
- Marx'ın İnsan Anlayışı
- Yaşama Sanatı
- Yanılsama Zinciri
- Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
- Erdem ve Mutluluk
- Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
- Tanrılar Gibi Olacaksınız
- Olma Sanatı
- Sigmund Freud’un Misyonu
- İsa Dogması
- İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
- Çağdaş Toplumların Geleceği
- Psikanalize Yeni Bir Bakış
- Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
- Dinleme Sanatı
- Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
- İnsan Olmak Üzerine
- Çağımızda Kişilik Sorunu
- İnsanlık Başarabilecek mi?
- Die Kunst des Liebens
- Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
- Psixoanaliz ve Din
- Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
- Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
- Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- "... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
- Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
- Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
- İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
- "Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
- Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
- Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
- “karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
- Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
- Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
- ... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
- İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
- “Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır. Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir. Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir. Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
- Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
- Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- " Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin