Kitap Künyesi
Yazar: Mihail Bulgakov
Çevirmen: Ergin Altay
Yayın Evi:
İSBN: 9789750749315
Sayfa Sayısı: 112
--reklam--
Hayatımızın Bir Günü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Devrimin etkilerinin sıcağı sıcağına hissedildiği Rusya’da gazetelerde ve dergilerde yayımladığı anlatılarda Bulgakov, bazen anekdotlardan, bazen güncel haberlerden, bazense kendi hayal gücünden yola çıkarak değişmekte olan yoksul toplumun günlük yaşamını, sıkıntılarıyla ve mutluluklarıyla gözlemlemişti. Hayatımızın Bir Günü’nde derlediğimiz yazılar, bir modern ustanın kaleminden yazılmış bir dönem tanıklığı olmasının yanı sıra kasvetli yaşamları dahi çekilir kılan mizahın da enfes bir örneği.
--reklam--
Hayatımızın Bir Günü Alıntıları - Sözleri
- " Senin neyin var?" " Gördüğünüz gibi, Fyodor Naumoviç, öldüm ben.." " Ne zaman?" " Yarın akşam yemeğinden önce" " Ne tuhaf şey! Neden ölmeden geldiniz? Yarın akşam yemeğinden sonra getirirlerdi sizi." "Gördğünüz gibi Fyodor Naumoviç, kimsem yok benim, yalnızım. Beni buraya getirecek kimse olmaz. Komşular, Pafnutıç, dediler, sen önce git Fyodor Naumoviç'e, belgeni al çünkü yarın seninle uğraşacak zamanımız yok. Besbelli bir günden fazla yaşamazsın." " Hmm pekala yarın tarihli bir belge vereyim sana. " " Nasıl uygun görürseniz. Yeterli sigorta sandığına verecek bir belge olsun. İşler çok. Daha papaza gideceğim, yeni bir pantolon alacağım, bu pantolonla ölmek yakışmaz bana."
- Gülerek haykırırım ben.
- Herkes topaç gibi dönüyor işte...
- Renksizleşiyorum, düşüncelerim gibi ben de dağılıyorum karanlığın içinde. Karanlık, günün korkunç ve anlamlı zamanıdır..
- Öldüm ben... Ne zaman? Yarın akşam yemeğinden önce.
- Gülerek haykırırım ben..
- İnsanlardan o kadar korkuyorum ki gece koridorda bir ayak sesi veya konuşma işitince çığlıklar atmaya başlıyorum.
- Tanrım! Ey, barış! Ey, güzel huzur!
- "En çok güneşten, insanların bağırmasından, bir de tak tak sesinden nefret ediyorum."
- "Morfin almayacaksın çünkü buna müsaade etmeyeceğim. Romanıma gelince, bitireceğim onu ve inanıyorum ki basıldığında gökyüzünü kızıla boyayacaktır."
- Mantığı yardımcı olmayana duanın da yardımı olmaz.
--reklam--
Hayatımızın Bir Günü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın küçük notlarının ve yazılarının bir araya getirildiği güzel bir eser. Özellikle devrimden sonraki yılların sıcağı sıcağına toplumdaki yansımalarını konu alması eseri daha da güzel kılıyor. Yalnız, bu deneme türündeki yazılarında bölük pörçük birbirinden kopuk konuların bir arada verilmesi okurun kafasını karıştıracak nitelikte. 7 deneme artı bir de günlük tarzında bir yazı. Konuların hepsi de Rus toplumunun içinde bulunduğu ruhi durum. Yazarın yazarlık döneminin orta yılları, bir kaç novelladan da anlaşılacağı üzere, belki yazar bu notlara pek önem vermemiştir. Özellikle de son yazısında sansürü iğneleyen notunda, yazarın bu yazdıklarının gün yüzüne çıkmayacağına inanması da çarpıcı. Belliki bu notlar yazarın tiyatro eseri yazma aşamasındaki ilk kademeleri. En azından öyle görünüyor. Fakat maceracı ruhu daima dipdiri olan yazar, devrimin sonrasının eleştirisinde bence başa yazılacak ilk kişidir. (Nedim Kardaş)
--reklam--
Hayatımızın Bir Günü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mihail Bulgakov - Hayatımızın Bir Günü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayatımızın Bir Günü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mihail Bulgakov Kimdir?
15 Mayıs 1891'de Kiev'de doğdu. 1916'da Kiev Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu, fakat birkaç yıl sonra doktorluğu bırakarak hayatını edebiyata adadı. Kiev Şehir Tiyatrosu'nda sergilenen ilk iki oyunu büyük başarı kazandı. İlk eşiyle Moskova'ya yerleşen Bulgakov, 1922-1926 arasında oyun yazmayı sürdürdü, fakat Sovyetler Birliği'nin ideallerini yansıtmadığı gerekçesiyle oyunlarının sahnelenmesi yasaklandı. 1925'te yazdığı hicivli romanı 'Köpek Kalbi' de benzer bir kaderi paylaşarak, Sovyetler Birliği'nde 1987'ye kadar yayımlanamadı. Aynı yıl ilk eşinden boşanarak Lyubov Belozerskaya'yla evlendi. Sanatını icra edememekten bunalan Bulgakov, 1930'da Stalin'e bir mektup yazarak yurtdışına çıkma izni istedi. Fakat bu talebi reddedilen Bulgakov'a Moskova Sanat Tiyatrosu'nda sahne arkasında bir iş ayarlandı. 1938'de, ölümcül hastalığına yakalanmadan hemen önce başyapıtı sayılan 'Üstat ile Margarita'yı tamamladı. 1940'ta böbrek yetmezliğinden öldü. Kitap ilk olarak 1966-1967 yıllarında, dul eşinin çabaları sayaesinde 'Moskva' dergisinde yayımlandı. Kitap olarak 1973'te basıldı.
--reklam--
Mihail Bulgakov Kitapları - Eserleri
- Genç Bir Doktorun Anıları
- Köpek Kalbi
- Usta ve Margarita
- Ölümcül Yumurtalar
- Morfin
- Şeytani
- Kaybolmuş Bir Göz
- Gelecekten Beklentiler
- Usta ile Margarita (Çizgi Roman)
- Beyaz Muhafız
- Bir Ölünün Anıları
- Çelik Boğaz
- Kızıl Moskova
- Stalin'e Mektuplar
- Hayatımızın Bir Günü
- Kol Manşetinde Notlar
- Moliere Efendi
- Adem ve Havva
- Son Günler (Aleksandr Puşkin)
- Saldırı
- Morfin - Leviathan
- Hayatın ve Ölümün Saati
- Bir Delinin Hikayesi
- Seçilmiş Əsərləri
- Altın Kent
- Diaries
--reklam--
Mihail Bulgakov Alıntıları - Sözleri
- "Ayakta dikiliyor, ağlıyordum, gözyaşlarım sel gibi akıyordu. Öylece duruyor, bir şey anlayamıyordum. Oysa kafamın içinde kuşlar şarkılar söylüyorlardı... Saçma şeyler... Hatırlıyorum o günü, ah, hatırlıyorum, nasıl bir gündü o gün, ah, nasıl..." (Kızıl Moskova)
- "Bu yüce yurttaş öldürülmüştür, çünkü ülkemizde halkı köle gibi gören insanlara hiç lâyık olmadıkları sınırsız bir güç ve yetke verilmiştir." (Son Günler (Aleksandr Puşkin))
- "Düşünmek yasaklanamaz." (Bir Ölünün Anıları)
- Bu kocakarılar hepten silinip gitse yeryüzünden ne iyi olurdu! (Genç Bir Doktorun Anıları)
- Lütfen bir akıl verin bana. (Çelik Boğaz)
- Kurbağalar dayanılmaz bir tiksintiyle içimi ürpertiyor. Onlar yüzünden ömrüm boyunca bedbaht olacağım. (Ölümcül Yumurtalar)
- Yine ağlıyorum; Neden gece vakti geliyor bu iğrenç zayıflık? (Morfin)
- "Ah, para, para! Dünyada ne kadar da çok kötülüğe yol açıyor! Hepimiz paradan başka bir şey düşünmüyoruz, ama kaçımız ruhumuzu düşünmüşüzdür ki? " (Bir Ölünün Anıları)
- Ortamda sanki hiçbir şey değişmemişti. Ama ben çok değişmiştim. (Kaybolmuş Bir Göz)
- Ey, hunhar insanlar, neden kıydınız bana ? (Köpek Kalbi)
- Ah, yalnızlıktan, soğuktan, çevremde kimsenin olmamasından içim sızlıyor, daralıyor! (Kaybolmuş Bir Göz)
- "Oralarda bir yerde" Devrim,,,,oluyor. (Morfin)
- İnsanlardan o kadar korkuyorum ki gece koridorda bir ayak sesi veya konuşma işitince çığlıklar atmaya başlıyorum. (Hayatımızın Bir Günü)
- Oyunu yedi buçuk günde, yani dünyanın yaradılışından bir buçuk gün daha kısa sürede yazdık, tamamladık. Buna rağmen, dünyadan daha kötü bir şey çıktı ortaya... (Altın Kent)
- En çok sevdiğimiz insanlar,kendimize en ćok benzettiklerimizdir. (Moliere Efendi)
- Akşamları okumaya başlamıştım -çoğunlukla difteri ve kızıl hastalığı hakkında ama ayrıca tuhaf bir şekilde Fenimore Cooper’a da bağımlılık geliştirmiştim- ve masamın üzerindeki elektrik lambası, semaverimin tepsisine düşen korlu kül, soğumakta olan çayım ve uykusuz geçen aylardan sonra elde ettiğim uyuma şansı için müteşekkirdim. (Morfin - Leviathan)
- Neden bırakmıyorsun peşimi, kader?! Neden yüz yıl önce doğmadım? Ya da daha iyisi:Yüz yıl sonra. Hem daha iyisi, keşke hiç doğmasaydım. Bugün biri şöyle dedi bana:"Torunlarınıza bir şeyler anlatacak olduğunuz için doğdunuz!" Amma saçma! Sanki tek hayalim, kocayınca torunlarıma duvarda nasıl asılı kaldığım gibi saçmalıkları anlatmakmış gibi! Hem yalnızca torunlarım değil, çocuklarım da olmayacak benim. (Gelecekten Beklentiler)
- Diğer bir deyişle, kendi doğduğu yeri çarpan bir yıldırım gibi... (Morfin - Leviathan)
- Ve o havlu Murtin'de yatak odamda yıllarca asılı durdu, daha sonra gittiğim her yere benimle geldi. Sonunda iyice eskidi, havı döküldü, yer yer delindi ve nihayet hatıralar gibi o da silindi, kayboldu. (Çelik Boğaz)
- Çattık! Aklınızı başınıza alın! (Usta ve Margarita)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin