Kitap Künyesi
Yazar: Başar Öztürk
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9786053145462
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
Haydarpaşa'nın Son Memuru Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Haydarpaşa'nın Son Memuru Alıntıları - Sözleri
- Hayat, hayallerimizi öğrenip, onları gözümüzün önünde infaz eden gaddar bir sadist değildir de nedir?
- . “Savaşı kaybetmiştik.. ve kötüler o kadar güçlüydüler ki, bizi yenmekle kalmadılar.. sonunda bu savaşın iyi olanları da onlar oldular..”
- Her genç varoluşçu, kendi cenazesinin peri masallarını andırmasını hayal eder.
- Her genç varoluşçu, kendi cenazesinin peri masallarını andırmasını hayal eder…
- Ne kadar çok yaşarsanız veya ölüme ne kadar yakın olursanız, ölmeyi tercih etmeniz de o kadar zorlaşır. Sanırım gençler bu yüzden ihtiyarlardan daha fazla intihar ediyor. Kullanıldıkça kopamayan lanet bir uyuşturucu gibi hayat.
- Ne okuduğum okul, ne vizyonum, ne kamu personeli sınavındaki notum, ne de mülakat sırasındaki içtiğim bir yudum su bana bu sınavı kazandırabilirdi. Beni işe sokacak olan şey, o gün lacivert ceketimin iç cebindeki Afyon milletvekiline ait kartın üzerinde yazan, “Kart hamili yakinimdir” ifadesi idi.
- Bireyselliğin içini doldurmadan bir bencillik edinmiştik. Narsist falan değildik. Tiksiniyorduk kendimizden ama ben'i de elden bırakamıyorduk. Bize karşı yapılan her şey aşağılıktı ama biz herkese her bir boku istediğimiz kadar yapabiliyor duk.
- Kitaplarımı, onların okunmuş olmasını, yan yana sıra halinde mezar taşları gibi raflara dizilişlerini izlemeyi severim.
- Hayat, hayallerimizi öğrenip, onları gözümüzün önünde infaz eden gaddar bir sadist değildir de nedir?
--reklam--
Haydarpaşa'nın Son Memuru İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarı ilk kez okudum muhtemelen de bir daha okumam. Efes her duyguyu hissettirebilecek bir karakter ,ama kitapta bunaltan o kadar çok şey var ki Mesela yazar iyi saptamalar yapacağım diye benzetmeleri uzatmış da uzatmış Ayrıca Orient Express bölümleri gerçekten ruhumu emdi. Bana göre Baba Ali çok çok çok klişe bir karakter ,kitaba ds çok bir hava verdiğini düşünmüyorum. Sonunu merak ettiren bir kitap var, cünkü Haydarpaşa'nın tahliye edilecek olmasından sonra hareketleniyor ama bir süre sonra roman mo okuyorum ne okuyorum anlamadım. Ama finali güzel bir yumuşaklıkla bağlamış bence. (Zahide Ertuğrul)
Bir TCDD memuru olarak büyük bir heyecanla okumaya başladığım, ilk sayfalarda gerçekten kendimden bir şeyler bulduğum ve akıcı bir şekilde okuduğum roman bir süre sonra tamamen hayal kırıklığına dönüştü benim için. Öncelikle yazar Demiryolu ve demiryolculuk konusunda sıfır bilgiye sahip, evet gerçek anlamda sıfır; öyle ki kömür ile çalışan buharlı lokomotif ve elektrik kesintisi arasında bir bağ kuracak kadar konudan uzak. Konduktör, makinist ve mühendis dışında tek bir demiryolu çalışanı göremiyoruz kitapta. Özellikle Baba Ali ve Yağmur karakterleri tamamen zorlama, gerçekten uzak, yüzeysel ve suniler. Baba Ali'nin klişe hikayesi, sınırsız iyilikleri, sürekli tirat atıp, ezbere şiirler okuyup şu filmi izlediniz mi demesi bir süre sonra "tamam yazarcım bir çok kitap okuyup, kült filmler izlemişsin yeterince anladık" dedirtiyor. Yazar hep bir hevesle bir karakter, bir olay yaratıp hızlı bir şekilde onu bitirme uğraşına girmiş ya da direkt havada bırakmış. Orient ekspresde geçen, tren sahibi ve eşiyle olan kısım ise tam evlere şenlik. Elimizde bir kalem ve kağıt olduğu sürece sınırsız imkansız olay, tesadüf ve diyalog oluşturabiliyoruz bunun bir engeli yok ama acaba ne kadar gerçekle uyumlu ne kadar hayata dair bir şeyler aktarıyor işte orası şüpheli. Yazar keşke sadece kendi işini yapsaydı; hiç görmediği, içinde hiç bulunmadığı bu Demiryolu kültürüne hiç temas etmeseydi daha sağlıklı olurdu (Burak Akdeniz)
Haydarpaşa'nın Son Memuru uzun zamandır zihnimin ihtiyaç duyduğu kitaptı. Nedendir bilmiyorum okumam gereken o kadar kitap varken görür görmez bunu okuyacağım dedim. İçimdeki sesin - özellikle kitaplar konusunda- yanıldığını görmedim henüz. Efes'in yolculuğunun her memur çocuğu gibi Ankara'da başlayıp İstanbul'a uzanışını zevkle okudum. Kitabı gönlümde özel kılan şey zihnim kadar ruhumu da doyurması oldu. Bazı noktalarda Efes'e şiddetle karşı çıktım, büyük tartışmalara girdik. Sonunda Baba Ali'yi kırmayalım dedik. Baba Ali ah Baba Ali. Yeşilçam'ın neşeli mahalle filmlerinde başrollerin arkasında demlendiğini gördüğümüz o koca yürekli adamlardan birisi resmen. En çok onunla sohbet etmek istedim. Filmlerden, kitaplardan, ölmüş büyük fakat küçük adamlardan bahsedilen kitapları hep çok sevdim. Haydarpaşa'nın Son Memuru da bu listeye eklendi. (Özdem Direkçi Güner)
--reklam--
Haydarpaşa'nın Son Memuru PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Başar Öztürk - Haydarpaşa'nın Son Memuru kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Haydarpaşa'nın Son Memuru PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Başar Öztürk Kimdir?
1982’de Ankara’da doğdu. Kalorifer peteklerinden denizaltı dümeni yaparak geçirdiği çocukluğunun ardından, 1993’te ilkokulu bitirdi ve milletvekili seçilmesinin önündeki engellerden birini kaldırmış oldu. 1993-1995 yılları arasında babasının görevi nedeniyle Almanya’nın Stuttgart kentinde yaşadı. Burada Enver Paşa’yı aratmayan bir Almanperestlik edindi. Kalaba Anadolu Lisesi’ni temsilen katıldığı üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı. 2002’de Ankaray durağında gördüğü kadına aşık oldu. İki yıl sonra aşkını açıklayabildi. Sekiz yıl sonra evlendiler. 2008’de Kültür Bakanlığı’nda uzman yardımcısı olarak göreve başladıktan sonra sıkılıp avukatlık stajını yapmaya karar verdi. Akabinde uzman yardımcısı olarak SGK’ya girdi. Halen bu görevi yürüten yazar, bir dönem Zaytung’da “freelance” editör olarak çalıştı.
--reklam--
Başar Öztürk Kitapları - Eserleri
- Haydarpaşa'nın Son Memuru
- Atanamayanlar
--reklam--
Başar Öztürk Alıntıları - Sözleri
- Salon danslarında çok başarılıymışız gibi, her fırsatta büyük bir özgüvenle piste kalkan çiftlerimizin beş yaşından bu yana yaptığı gibi sağa sola yaylanarak sallanıyoruz. Sırf bu yüzden bizi AB'ye almıyor olabilirler. Ciddi bir valssizlik söz konusu. (Atanamayanlar)
- Bu memur milleti tatillerini bile son güne bırakır. (Atanamayanlar)
- Ne zaman bir sorunla karşılaşsa(sık sık) çay demlerdi. (Atanamayanlar)
- . “Savaşı kaybetmiştik.. ve kötüler o kadar güçlüydüler ki, bizi yenmekle kalmadılar.. sonunda bu savaşın iyi olanları da onlar oldular..” (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- Bazı mutluluklar o kadar ağır olur, o kadar beklenmiştir ki, yüzün yansıtma eşiğinin üzerinde yaşanır. Yüzün mimikleri bu mutluluğu nasıl tarif edeceklerini bilemezler. (Atanamayanlar)
- Ne okuduğum okul, ne vizyonum, ne kamu personeli sınavındaki notum, ne de mülakat sırasındaki içtiğim bir yudum su bana bu sınavı kazandırabilirdi. Beni işe sokacak olan şey, o gün lacivert ceketimin iç cebindeki Afyon milletvekiline ait kartın üzerinde yazan, “Kart hamili yakinimdir” ifadesi idi. (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- Bugün insanlar cenazelerinin sosyal ağlara koydukları bir fotoğraf gibi değerlendiğini göreceklerini bilseler, hepsi patır patır intihar edip cenazelerinin altından bunu kaç kişi paylaşmış, kaç kişi beğenmiş, kaç kişi yorum yapmış, öbür taraftan buna bakarlardı. 'Beğenilmemek' Bu çağın laneti de bu sanırım... (Atanamayanlar)
- Bireyselliğin içini doldurmadan bir bencillik edinmiştik. Narsist falan değildik. Tiksiniyorduk kendimizden ama ben'i de elden bırakamıyorduk. Bize karşı yapılan her şey aşağılıktı ama biz herkese her bir boku istediğimiz kadar yapabiliyor duk. (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- Platonik aşklarda en kötü durum budur: Karşı tarafın, bir falso yapmana sıfır olasılık verdiği için seninle çok samimi olması. Sarılsan bunu arkadaşca sayar, seni seviyorum desen espri sanır. (Atanamayanlar)
- Hayat, hayallerimizi öğrenip, onları gözümüzün önünde infaz eden gaddar bir sadist değildir de nedir? (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- 'Beğenilmemek' Bu çağın laneti de bu sanırım... (Atanamayanlar)
- “Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz, yazı hariç" (Atanamayanlar)
- Kitaplarımı, onların okunmuş olmasını, yan yana sıra halinde mezar taşları gibi raflara dizilişlerini izlemeyi severim. (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- Her genç varoluşçu, kendi cenazesinin peri masallarını andırmasını hayal eder. (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- Şahane bir hayat yaşamadım biliyorum. Bu benim ilk yaşamımdı, acemiliğime geldi... (Atanamayanlar)
- Ne kadar çok yaşarsanız veya ölüme ne kadar yakın olursanız, ölmeyi tercih etmeniz de o kadar zorlaşır. Sanırım gençler bu yüzden ihtiyarlardan daha fazla intihar ediyor. Kullanıldıkça kopamayan lanet bir uyuşturucu gibi hayat. (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- Her genç varoluşçu, kendi cenazesinin peri masallarını andırmasını hayal eder… (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- Hayat, hayallerimizi öğrenip, onları gözümüzün önünde infaz eden gaddar bir sadist değildir de nedir? (Haydarpaşa'nın Son Memuru)
- İnsanları güldürdüm hep, ama farketmediler. Anlattıklarıma güldüklerini unuttular. Bana güldüklerini hatırladılar. Ne ölünç bir durum! (Atanamayanlar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin