Kitap Künyesi
Yazar: Seray Şahiner
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051853659
Sayfa Sayısı: 164
--reklam--
Hepyek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Uzun zamandır ne yazacağını merakla beklediğimiz, birden fazla türde yazdıklarıyla oldukça geniş bir okuyucu kitlesine hitap eden Seray Şahiner’in yeni öykü kitabı Hepyek manifesto niteliği taşıyor...
Şimdiye dek Şahiner edebiyatında pek aşina olmadığımız sulara cesurca giriliyor Hepyek’te. Kır öyküsü çıkıyor karşımıza ama bu tanıdığımız bir kır değil. Erkek anlatıcılar, komiler, dansözler, babaanneler; hastane odaları, yetiştirme yurtları... Hepsi bir arada, kimsenin kurmadığı bir çetenin üyeleri… Hepsi bir arada, hepyek ile yüzleşmenin ne demek olduğunu tek başına anlatıyor. İnsanlık tarihi, biraz da iletişim araçlarının tarihi olarak okunabilir. Bu araçların neredeyse her biriyle kimi zaman sezdirerek, kimi zaman doğrudan anarak uğraşıyor Şahiner. Bunları edebiyatın meselesi haline getiriyor.
Hepyek; Haşim İşcan Geçidi’ne her girdiğinde bisiklet almaya karar verip geçitten çıkar çıkmaz bu hayali unutanların, fesleğen görünce gayrı ihtiyari okşayıp elini koklayanların, sokak çalgıcılarına para verenlerin, niyet etmedikleri dünyanın falına gaipten işaretlerle bakanların, hayatta kalma yolu olarak oyunu benimseyenlerin kitabı… Ama hakikaten “sadece” bu kadarı değil.
Şimdi, hepyek gelebilir!
“Şahiner insanların en aptalının bile artık çok enayi olamadığı bir dünyadan yazıyor: asgari bir sinizm, bir haşinlik belki, bir ‘külyutmazlık’, hem bu dünyada sağ kalmanın hem de yazının inandırıcılığının koşulu hâline gelmiştir.”
- Orhan Koçak
--reklam--
Hepyek Alıntıları - Sözleri
- Çalışınca her dakikanın kaç lira ettiğini hesaplıyorsun. Taksimetre gibi.
- Olan olmuştur'daki en beter ihtimali sineye çekmek, ya olursa'nın getirdiği tedbirler silsilesinden çok daha huzurluydu.
- Zaman değil, mesafeydi her şeyin ilacı.
- Zaman değil, mesafeydi her şeyin ilacı.
- Yoksulluğunu gelir kapısı, yenikliğini peşinat, haklılığını koz olarak kullanmayanlardan korkmazlardı.
- "Çalışınca her dakikanın kaç lira ettiğini hesaplıyorsun. Taksimetre gibi..."
- Şu balık tutanların oltalarının misinası gibi olmalı Ceylan'ın bu soruyu soracağı kişi... Ne ipini koparıp gitmiş ne yerine çakılmış: Şimdilik salınıyor.
- Zaman değil, mesafeydi her şeyin ilacı.
- Söylensinlerdi. O da bir sahiplenmeydi.
- Kırkından sonra zurna öğrenen mezarda peşrev yaparmış.
- Ölüm varlığı kanıtlamakta, yaşamdan daha kuvvetliydi bu âlemde.
- Ve bir gün bütün kitapları okumak isteyenlerden korkmazlardı. İyi bir kitap okuduktan sonra dünyayı kurtarabileceğine dair bir hisse kapılanlardan..
- Gelişiyle iz bırakanların mahalli değildi burası. Gidişiyle meşhur olurdu insanlar.
- ... herkesin bir sınavı vardı. Kimininki hastalık, kimininki yoksulluk...
--reklam--
Hepyek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#hepyek #serayşahiner: Her gün sokakta gördüğümüz, birilerinden duyduğumuz belki de en yakınımızdakilerin, belki de benim, senin, onun 12 öyküsü.. Akıcı bir dille, harika betimlemeler ve metaforlarla ustaca yazılmış bir Seray Şahiner kitabı Okurken yer yer gülümseten akabinde hüzünlenilen satırlar. Başlarken "acaba nasıl bitecek sonu" diye düşündüren ve ağızda lezzetli bir tat kalacak şekilde bitirilmiş hikayeler. Bir Seray Şahiner fanı olarak bütün kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum (Sevda Güler)
Hepyek Seray Şahiner’den okuduğum 3.kitap. Daha önce yazarın Antabus ve Kul isimli romanlarını da okumuştum. Hepyek’i beğenmekle beraber bana Kul’un ve özellikle Antabus’un verdiği zevki verebildiğini düşünmüyorum. Seray Şahiner’in özellikle çevremizde de gördüğümüz yalnızlık dolu insanları duygu sömürüsü yapmadan ve mizahi ögelerle de harmanlayarak çok güzel bir dille anlattığını düşünüyorum. Bu kitapta da özellikle yalnızlık teması işleyen hikayelerini çok beğendim ama beğenmediğim hikayeler de oldu ne yazık ki. Sarı Işık, Karaca, Bulyon ve Ağlamadan Anlatmam Lazım hikayelerini çok beğendim ama Arkaik ve İhtiyati Tedbirler hikayelerini hiç beğenemedim ve kitaptaki diğer öyküleri de ortalamanın biraz üstü buldum. Ama yine de Seray Şahiner’in Çağdaş Türk Edebiyatındaki önemli isimlerden biri olduğunu düşünüyorum ve herkesin bir şans vermesi gerektiğine inanıyorum. Kendim de çıkarmış olduğu ve çıkaracağı diğer kitaplarını okumayı düşünüyorum. (İrem)
Hepyek: Daha önce yazarın Antabus isimli kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Bu nedenle başka bir kitabını daha edinmek istedim ve Hepyek ile yazara tekrardan bir merhaba dedim. O da bana 19'luk ve 17'lik iki kimsesiz genç ile, köy imamının karısı ile, florasan ışığı altında kocasının yaşam mücadelesini seyreden kadın ile, restoranda çalışan bir komi ile, üzerinde sadece donuyla sokakta kalmış bir kadın ile, roman orkestrasında oynayan dansöz ile ve diğer karakterleri ile merhaba dedi. Merhabası, sanki akşama kadar barkot okutunca çıkan dııııtt seslerinden yorulmuş kasiyer kızınkine benziyordu ya da sabah kapıyı açtığımda karşılaştığım komşumunkine. Belki de pazarda tezgahına yaklaştığım bir satıcıda rastlamıştım bu merhabaya, belki de iş çıkışı karnımı doyurmak için gittiğim bir garsonun isteksiz dudakları arasında. Öyleydi işte karakterler. Hepsi içimizden, hepsi bugünümüzden veya dünümüzdendi. Her biri göründüğünün çok daha ötesinden karakterlerdi. Yazarımızın açmış olduğu pencereden göremediğimi, görmek istemediğimi gördüm satırları takip ederken. Her öyküde her karakterde her gün merhabaladığım insanları farklı düşünür oldum. Acabalarımı geçirdim içimden. Merhaba derken bile acılı çıkan ses tonunun neyle yorulduğunu düşündüm. Her insanın birer kapalı sandık olduğunu ve içlerinde taşıdıkları cevherleri düşündüm. Çünkü öyleydi Seray'ın karakterleri. Karabiberli nohutlu pilavını yerken öyleydi 19'luk ve 17'lik, galata köprüsünde selfiesini çekemeyen Ceylan da öyleydi. . Seray'ın kalemi gerçekten çok kuvvetli. Anlatımı, karakter ve mekân betimlemeleri, kelime dağarcığı harika. Asla tekrara düşmüyor. Mesajlarını kanaviçeye işler gibi işliyor satırlarına. Düşündürüyor. Kendimizden , çevremizden izler taşıyor. Anlat anlat bitiremem buna eminim ama artık bir nokta koymam gerekir. Onunla tanışmanızı canı gönülden isterim. (Çağrı KARAKAŞ)
--reklam--
Hepyek PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Seray Şahiner - Hepyek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hepyek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Seray Şahiner Kimdir?
1984 yılında Bursa'da doğdu, İstanbul'da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu'nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. 2011'de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden, Sinema Anabilim Dalı'nda yüksek lisans derecesi aldı.
'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan'da ve Birgün Gazetesi'nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı.
2006 yılında Varlık Dergisi'nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları'nca yayımlandı. yazar/Sirri-Sureyya-Onder 'e senaryo asistanlığı yaptı. 2008'de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen 'Yedi Tepeli Aşk' oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011'de ikinci öykü kitabı 'Hanımların Dikkatine' Can Yayınları'nca yayımlandı.
--reklam--
Seray Şahiner Kitapları - Eserleri
- Antabus
- Kul
- Ülker Abla
- Hepyek
- Gelin Başı
- Hanımların Dikkatine
- Reklamı Atla
--reklam--
Seray Şahiner Alıntıları - Sözleri
- “Kocası karısına tecavüz etti,” diye haber okudunuz mu? Evliyken olan tecavüzü kimse tecüvüzden saymaz. Cilve falan sanıyorlar herhal: tecoş! Aaa, ben de kocama laf ettirmem. Ne de olsa nikâhlı tecavüzcüm! (Antabus)
- "Çalışınca her dakikanın kaç lira ettiğini hesaplıyorsun. Taksimetre gibi..." (Hepyek)
- Dalga boyu aşmıştı, ha bir karış, ha beş karış... (Kul)
- Başkasının derdi devadır:Bakar bakar, ‘Benden kötüleri de var.’ deyip haline şükreder, kendi derdini unutursun . Vah vah , tüh tüh deyip kafi merhameti gösterdiğin an görevin biter. (Antabus)
- Yoksulluğunu gelir kapısı, yenikliğini peşinat, haklılığını koz olarak kullanmayanlardan korkmazlardı. (Hepyek)
- “Bak oğlum,” diyecekti,“küçükten işe girmiş kızdan kaçacaksın bir, bu yaşa kadar okumuş kızdan kaçacaksın o da iki. Bunların gözü açılmış olur. Söyletme oğlum beni... (Antabus)
- Umut etmek iyiydi, insanın içinde bir ses oluyordu. (Kul)
- “Bir de baktık süt şişesi kadar bir şey, kafası şeftali kadar. Bu muymuş ayol, dedim, iki gün bizi uğraştıran? Hapşırsan burnundan çıkar.” (Gelin Başı)
- "Namus, namus" diyenden korkacaksın asıl. (Hanımların Dikkatine)
- ..ama bu insan milleti, ölü için son görev yapmaya diriye yardım edeceğinde olduğu gibi kaçmaz. Toprağın altına gömülenden, yere düşenden çekindiği gibi çekinmez insanlar...niye? Ölünün başka bir şey isteme ihtimali yok! (Ülker Abla)
- Erkek kısmı bu, iyi davransan yüz bulduğundan, kötü davransan ağrına gittiğinden musallat olur. (Ülker Abla)
- Kırkından sonra zurna öğrenen mezarda peşrev yaparmış. (Hepyek)
- Söylensinlerdi. O da bir sahiplenmeydi. (Hepyek)
- Birini anlamaya çalışmadan, varlığını kabul etmeyi lütuf olarak gördükçe empati sandığımız şey folklorik hassasiyetlerden öteye geçemiyor. Faşizm kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa dille bulaşan bir hastalık. Belki ben haksızlık ediyorum... Öfkelendiğinizde aklınıza gelen ilk “küfrü” düşünün. Fiili, mesleği, zümreyi karşımızdakine sövgü olarak kullanmanın aslında kimlere hakaret olduğunu... Küfür öğesi olarak kullandığımız insanların iyi yönlerine haber değeri atfettikçe genelev balkonuna asılı tanga don ipi gibi iki arada kalmaktan kurtulamayacağız (Reklamı Atla)
- Ölüm varlığı kanıtlamakta, yaşamdan daha kuvvetliydi bu âlemde. (Hepyek)
- Komşularla fazla içli dışlı olmadı hiçbir zaman ama eve yeni eşya alırsa nispet yapmaya çağırırdı.Parmakla gösterilmek isterdi;herkes baksın,"vallahi bu Reyhan Hanım'ın mahareti,asaleti kimselerde yok"desin... (Hanımların Dikkatine)
- Dediklerimi dinleyip halinize şükredişiniz beni size borçlu kılıyor. Benim en ufak neşemde , umudumda size bir özür borcum var. (Ülker Abla)
- İnsan bu kadar iç sesle kendi başına mücadele edemez ki. Bir yere aktarmak lazımdı. (Gelin Başı)
- Kadın dediğin, mutfakta aşçı, salonda hanfendi, yatakta orospu, mutfakta ölü, salonda ölü, yatakta ölü, sokakta ölü olacak! Evde öldürülürse aile kavgasına, sokakta öldürülürse fıtrata kurban gitmiş olacak. Kocası tecavüz ederse, aile içi mesele, tecoş; yoldan geçen adam tecavüz ederse tahrik indirimi. . Kadın haklı beyler... Kadın öldü beyler... Doğrulmuş çükünüze güvenerek iradesini elinden aldığınız, doğrulmuş silahınıza güvenerek canından ettiğiniz kadınlar size ölürayak son güzelliğini yapar; mutlaka ölmeyi, tecavüze uğramayı hak edecek bir hafiflik yapmıştır da bir iyi hâl indirimi hediye ediverir size. Evet kadınlar gerçekten çok narin, çok anaç, çok fedakar yaratıklar... (Reklamı Atla)
- “Şu kadınlar erkekleri kendilerine bağlamak için yaptıkları beyin mesaisini başka şeylere harcasalar, dünya çok başka bir yer haline gelirdi.” (Gelin Başı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin