Kitap Künyesi
Yazar: Susanna Tamaro
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Orijinal Adı: Ogni angelo é tremendo
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750734243
Sayfa Sayısı: 232
Her Melek Korkunçtur Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çocukluğumun ve gençliğimin uzun inziva eğitimi, benim duygusallığın ayak bağlarından sıyrılarak kesinlikle özgür bir insan olmamı sağladı; gerçeğe susamış bir insan, nefsin, çıplaklığın aşikâr yalnızlığıyla yüzleşmeye cesareti olmayanların pek meraklı oldukları küçük ödülleriyle yetinmeyi bilmeyen biri olarak yetiştim.
Hiçbir şeye tutunma.
Hiçbir şey arzulama.
Hiçbir şey bekleme.
Hiç olmayı bil...
Her Melek Korkunçtur, erişkinlik yolunda bir kız çocuğunun öyküsüdür. Engel tanımayan, her şeyi silip atan bir boranın estiği bir geceye doğar. Dengesiz bir annenin, ilgisiz ve soğuk bir babanın çocuğu olarak, aynı şekilde hiddetli çalkantıların yaşandığı bir evde büyür. Uyumaz, kendine ve çevresine hiç durmadan, kimsenin yanıtlayamadığı, düşünmek bile istemediği sorular sorar; buzdağının görünmeyen kısmının, derinlerin dibindeki ışığın peşine düşer.
Ama Her Melek Korkunçtur aynı zamanda dünyanın benzersiz güzelliğinin de keşfidir. Genç kız ve kadın olma yolunda, şairlerin, yazarların, aşkların, dostlukların tadını çıkaran bir kız çocuğunun öyküsüdür.
O küçük kız, o genç kız, o kadın, bu kitabıyla en öznel ve cesur eserini, hayata dair en çılgın ve en derin felsefesini sunan Susanna Tamaro'dur.
Şairin dediği gibi, "Her melek korkunçtur". Çünkü güzelliğiyle dehşet uyandırır, huşu verir; kırık kanatlarımızla, karanlıktan doğup bilinmeze açıldığımız yaşamın suretidir o, tıpkı gri bir duvarın dibinde patlamış, güneşi yankılayan bir mimoza gibi.
Çünkü yaşamak demek, kuşanmak zorunda kaldığımız zırhı söküp atarak yeniden, yeniden başlamak; zehri panzehire, nefreti aşka, acıları tükenmez bir sevince dönüştürmek demektir.
(Tanıtım Bülteninden)
Her Melek Korkunçtur Alıntıları - Sözleri
- Dünyanın böyle rayından çıkmış olmasının nedeni, bu üçlünün aralarında anlaşamıyor olmalarıydı.
- Çünkü yaşamak demek,kuşanmak zorunda kaldığımız zırhı söküp atarak yeniden,yeniden başlamak;zehri panzehire,nefreti aşka,acıları tükenmez bir sevince dönüştürmek demektir.
- Benim için gerçekten her kitap son kitaptı. Sonuncuydu çünkü ufka baktığımda hiçbir şey göremiyordum, belki de yazmanın bıraktığı yorgunluk ve halsizlik içindeydim; öte yandan- belirişi ve işlenişiyle- her kitabın çevresinde bir mucize halesi oluyordu. Bilindiği üzere mucizenin, buyrukla yaratılması mümkün değildir.
- Otuz yıldan bu yana günlük tutuyorum; çünkü günlük prelüddür, maden ocağıdır, her türlü yazı biçimiyle yüzleşmek için gerekli olan kazıdır.
- Ve güzellik, hayranlığın ani irkilmesi değildir de nedir?
- Sonra buzdağımın derinliklerinden çığlığı andırır bir düşünce yükseldi. Ben boşluk değilim! Ben yaşamak istiyorum! Denize dalmak, yüzmek istiyorum! Ben dondurmaların hepsini ama hepsini yemek istiyorum!
- Kökeni ve anlamı anlamak, yönü bilebilmektir. Bunu en baştan bilmek mümkün değildir ama yol bir iz, bir çizik, bir tüy sayesinde yavaş yavaş bulunabilir.
- İlerlememizi sağlayan, karşılaşmanın karşılıksız ve gizemli dinamiğidir.
- Çocukluğumun ve gençliğimin uzun inziva eğitimi, beni duygusallığın ayak bağlarından sıyrılarak kesinlikle özgür bir insan olmamı sağladı; gerçeğe susamış bir insan, nefsin, çıplaklığın aşikar yalnızlığıyla yüzleşmeye cesareti olmayanların pek meraklı oldukları küçük ödülleriyle yetinmeyi bilmeyen biri olarak yetiştim.
- Beni yazıyı keşfetmeye ulaştıran bütün yolları, bu sayfalarda anlattıktan sonra sürecin, kelebeklerin dönüşümüne eşlik edenden farklı olmadığını anlıyorum: deri değiştirme, ipekten koza örme, parçaların krizalit gölgesinde erimesi ve sonradan yenilerinin oluşması, çıkan antenler, kocaman ama toplanmış ve ıslanmış, henüz açılamayan ve uçamayan kanatların belirmesi.
- Hayat -sanırım öyle düşünürdü- içinde zaten yeterinden fazla güçlük barındırıyordu ve çocukları üzmek için yenilerini icat etmeye gerek yoktu.
- Buyruk üzerine yazmayı bilmiyorum, beni eğlendirmiyor, heyecanlandırmıyor, doyum sağlamıyor. Başkalarınca seçilmiş konular üzerine yazmak yerine yapacak çok daha ilginç binlerce işim var.
- Gerçek yazı bambaşka bir yerde, ta derinlerde, arzın ateşten merkezinde, insanın karanlığının yüreğinde bulunur. Bu iki aşırı uç arasında ilerler ve dengesini korur. Bu nedenle yorar, yıpratır, sağlığa dokunur. Bu nedenle öğretmem, tavsiye etmem. Hatta mümkün olursa uzak durulmasını öneririm.
- O ekim ayında, bir parçam- umut etmiş, hayal kurmuş olan parçam- bütünüyle ölmüştü. O günden sonra artık onunla birlikte yaşamayı öğrenmem gerektiğini biliyordum. Belki bir süreliğine gizli tutabilirdim ama sonra güçlü çürüme kokusu gerçek durumumu başkalarına da açık edecekti.
- Ansızın kollarını göğe doğru kaldırdı, ellerini bir orkestra şefi gibi sallayarak şöyle dedi: " Ve sonra hayata şükrediyorum! Ağaçlara, çuha çiçeklerine, boraya, üveyiklere ve serçelere, çocuklara, otlara şükrediyorum ve tümünü kutsuyorum! Çünkü her şey kutsaldır ve bir lütuftur."
Her Melek Korkunçtur İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın doğduğu andan itibaren,çocukluğunu ve gençliğinin bir kısmını ele aldığı otobiyografi niteliğinde bir kitap.Dengesiz bir anne ve ilgisiz bir baba ile geçen zor bir çocukluk. (Kitabistanbul)
Yazarın çocukluğunun ince kıvrımlarını gösterdiği, kitaplarını oluşturma sürecinde kimlerden esinlendiğine dair ipuçları verdiği bu kitabını okumakla yine eli boş çıkmadım. Yaşanmış olana saygıyı, affetmeyi, nefrete karşı sevginin ve bağışlamanın tercihini ve bir insanı aklından ve öğrendiklerinden ziyade yaşadıklarının ve hissettiklerin şekillendirdiğini bu kitapla görmüş oldum. Yazar Tamaro'ya yakın hissetmemek elde değil. Hikayesine tanık ettiği için minnettarım. Bir başka kitabında görüşmek üzere bu incelemeyi buraya bırakıyorum. (Semanur Poyraz)
Yazarın kendi hayatını anlattığı bir kitap. Bir kız çocuğunun öyküsü. Rüzgârın şiddetli olduğu bir gecede dünyaya gelir. Ruh sağlığı bozuk bir anne ve ilgisiz bir babaya sahip bir ailenin çocuğudur. Çalkantılı bir aile hayatı onun bütün çocukluğunu etkiler. Mutsuz bir çocuktur. Küçük yaşta uykusuzlukla tanışır. Geceleri (gördüğünü sandığı ve kendi yarattığı) canavarlarla savaşır .Zor bir çocuk olmuştur anne- babanın ilgisizliği ve acımasızlığı yüzünden. Sevgi görmemiştir. Tedavi görmek zorunda kalır . Annesi kendi hatalarını ona yükler "sen doğduğunda bile diğer bebeklerden farklı ağlardın "demiştir hep. Baba bir var bir yoktur. Bu durumda kendi iç dünyasında, huzursuzluğuyla büyür. Her şeyi sorgular. Derin, felsefik bir hayat yaşar. Yazar olmayı hiç düşünmemiştir . Çocukluğunda hep doğayla ilgilidir. Okul hayatı da pek başarılı sayılmaz. Tek destekçi aile üyesi anneannesidir. Onunla da çakışırlar ama arkadaş gibidirler. Hiç istemediği bir bölüm(görsel_ işitsel iletişim) okumak zorunda kalır. Üniversite hayatı da, sefalet içinde geçer. Çeşitli arkadaşlıklar edinmesi hayatını renklendirir. Her zaman okumayı çok sevmiş ve çok okumuştur. Bir gün gizemli bir adam ona hayatında büyük değişik yaşayacağını , yazar olacağını söyler. Tabi ki inanmaz ama o günden sonra dengesi altüst olur. Birdenbire arayış içerisine girer. Ve.... Mutsuz bir çocukluk yazarın özgürlüğünün adımı olmuştur. Derin, psikolojik ve felsefik bir hayat yaşamış bir kadın. İlginç bir öykü. "Her melek korkunçtur" Tekrar tekrar okuduğum paragraflar oldu. Bence okunması gereken bir kitap. Tavsiye ediyorum. (Filiz Taşcı)
Kitabın Yazarı Susanna Tamaro Kimdir?
Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı. Trieste'de 1957 yılında doğdu, Orvieto yakınlarında kedileri ve köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar.
Her başarıya ulaşmış yazarın yaşamış olduklarını o da yaşar. İlk denemelerinde başarısız olur ama bunlara aldırmadan yoluna devam eden Tamaro “Tek Bir Ses İçin” adlı kitabıyla büyük ses getirir. ”Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” adlı bu eser de ona daha büyük bir ün kazandırır. (Bu kitap aylarca İtalya'da liste başı olmuştur.) Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.
Susanna Tamaro Kitapları - Eserleri
- Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
- Kitaplardan Korkan Çocuk
- Yüreğimin Sesini Dinle
- Kökler, Yollar ve Yitik Benler
- Anima Mundi
- Luisito: Bir Sevgi Öyküsü
- Sonsuza Kadar
- Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum
- Tek Ses İçin
- Kaplan ve Cambaz
- Her Melek Korkunçtur
- Aklı Bir Karış Havada
- Düşünen Bir Yürek
- Büyülü Çember
- Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar
- Yanıtla Beni
- Rüzgar Ne Diyor
- Tombul Yürek
- Ulu Ağaç
- Her Sözcük Bir Tohumdur
- Bakışınla Aydınlanır Dünya
- Büyük Bir Aşk Hikâyesi
- Sessizlik Bir Erdemdir
- Var Olan Ada
- Tobia ve Melek
- Atla, Bart!
- Eve Doğru
- Rüzgar Ne Diyor
Susanna Tamaro Alıntıları - Sözleri
- Benim için gerçekten her kitap son kitaptı. Sonuncuydu çünkü ufka baktığımda hiçbir şey göremiyordum, belki de yazmanın bıraktığı yorgunluk ve halsizlik içindeydim; öte yandan- belirişi ve işlenişiyle- her kitabın çevresinde bir mucize halesi oluyordu. Bilindiği üzere mucizenin, buyrukla yaratılması mümkün değildir. (Her Melek Korkunçtur)
- O ekim ayında, bir parçam- umut etmiş, hayal kurmuş olan parçam- bütünüyle ölmüştü. O günden sonra artık onunla birlikte yaşamayı öğrenmem gerektiğini biliyordum. Belki bir süreliğine gizli tutabilirdim ama sonra güçlü çürüme kokusu gerçek durumumu başkalarına da açık edecekti. (Her Melek Korkunçtur)
- "Uyku sırları ortaya çıkartıyor." (Rüzgar Ne Diyor)
- (...) "Eh, en azından senin bir sürü kardeşin var." "O kadar çok olunca yok sayılır. Zaten artık yoklar." "Nereye gittiler?" "Derin donduruculara herhalde." O anda yeniden utanç yüklü bir sessizlik oldu. Bart, Zoe'nin akrabasını yemiş olma olasılığını düşündü. (...) (Atla, Bart!)
- Sakin, korunaklı ve ufuksuz. Kesinlikle benden, senden daha iyi yaşayacaklardır ama hayat gerçekten o mudur? Bu, arzu duyulacak bir yaşam mıdır? Ölüm döşeğinde "Bu olağanüstü bir serüven miydi?" diye sordurabilecek bir yaşam mıdır? Yoksa bir yaşam putu mudur? Gizemi olmayan —ve bununla karşılaşma hevesi taşımayan— hayat bitmek bilmeyen esnemelerden başka nedir ki? (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
- Gerçekte insan hayatı nedir? İki karanlık arasındaki ışıklı bir yarılmadır... Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? (Var Olan Ada)
- Düzen ve saygı bizi hayvanlardan ayıran biricik değerlerdi. (Rüzgar Ne Diyor)
- Sözcüklerin arkasında sözcükler gizlidir, ama sessizliğin içinde "herhangi bir şey" yuvalanmış olabilir. (Rüzgar Ne Diyor)
- Büyüklerin dünyasında yasalar, sevgiden daha ağır basar.. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
- Ansızın kollarını göğe doğru kaldırdı, ellerini bir orkestra şefi gibi sallayarak şöyle dedi: " Ve sonra hayata şükrediyorum! Ağaçlara, çuha çiçeklerine, boraya, üveyiklere ve serçelere, çocuklara, otlara şükrediyorum ve tümünü kutsuyorum! Çünkü her şey kutsaldır ve bir lütuftur." (Her Melek Korkunçtur)
- ‘Eğer’ler dünyası bir girdap, bir hortum, bir kara deliktir. İnsan bir an dengesini yitirirse, içine yuvarlanmaması olanaksızdır. (Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar)
- Demekle yapmak arasında uçurumlar var. (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)
- Sonra, belki de ölmeden bir an önce, hayatımızı bir an için seyredeceğiz ve gerçekten bizim olan, gerçekten dolu geçen anların farkına varacağız;bunlar belki de bir çiçeğe bakarak,bir ağacın biçimini seyrederek,yanımızdan geçen bir çocuğun başını okşayarak zaman yitirdiğimiz anlar olacaklar. (Her Sözcük Bir Tohumdur)
- “ Bilgelik dolu yazılara bakarsanız işin hoş yanı da sürprizlerdir ama hele bunu gerçekte yaşayın da görün. “ (Tombul Yürek)
- Bir hayvan neydi gerçekten? Günlük konuşmanın küçümseyici tavrında bu sözcüğün kökeninde yatan öz kolayca unutuluyordu. Can. Evet, hayvan can sahibi olan biriydi. İnsanların büyük bölümü için aynı şeyin söylenebileceğinden ise emin değildi. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
- "Gitmek ya da gitmemek, beslediğin ateşe bağlıdır." "Ateş beslenir mi?" "Yakıp yok eden buz gibi bir ateş vardır, bir de sıcak, yeniden yapan bir ateş. Her ikisi de bizim yüreğimizdedir. Hangisinin alevleneceğine biz karar veririz." (Kaplan ve Cambaz)
- "Gerçek yüzlerini en baştan gösterseler, büyük bir olasılıkla hiçbir zaman evlenemezler." (Anima Mundi)
- "Boşuna yaşadım, ölümümde boşuna olacak " (Tek Ses İçin)
- "Her şeye içine girmeden yukarıdan bakabilmenin ne güzel olacağını düşündü." (Rüzgar Ne Diyor)
- “Kovalayandan kaçarım, kaçanı kovalarım.” (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin