Kitap Künyesi
Yazar: Ayşe Kulin
Editör: Mehmed Said Aydın
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051854441
Sayfa Sayısı: 304
Her Yerde Kan Var Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ayşe Kulin’den Osmanlı’nın son dönemine çok çarpıcı bir bakış: Her Yerde Kan Var!
Sultan Abdülaziz’in sır dolu ölümüyle sonuçlanan bir dönemi, saraydaki birçok önemli kahramanın gözünden okuyoruz bu romanda. Kulin’in bütün karakterlere kimi zaman müthiş insani hassasiyetle, kimi zaman da edebiyatın bütün sınırlarıyla yaklaştığını görüyoruz.
Her Yerde Kan Var yakın tarihin aslında bugüne ne denli benzediğinin, tarihin sadece tekerrürden değil, tefekkürden de ibaret olduğunun romanı. Dönüp o dönemi bütün canlılığı ve dürüstlüğüyle okumaya dair hakiki bir çağrı, bir vaat!
“Aksaray’dan kan geliyor
Ben sandım ki yar geliyor
Çıktım baktım pencereye
Çerkez Hasan can veriyor” türküsünün hep bizimle olduğu, nefes nefese okuyacağımız bir bakış romanı Her Yerde Kan Var…
Ayşe Kulin’in incelikli kaleminden.
Her Yerde Kan Var Alıntıları - Sözleri
- Unutturulmaya çalışılan gerçek, en umulmadık bir zamanda ortaya çıkar, çekilen çilelerin, katlanılan hareketlerin tortuları gelir, yüreğimizin bir köşesine yerleşir, sızlar da sızlar...
- Yarının neler getireceği ise meçhuldür.
- “Dünyada mümkün olmayan, sadece ölüme çaredir,”
- Aksaray’dan kar geliyor, Ben sandım ki yar geliyor, Çıktım baktım pencereye, Çerkez Hasan can veriyor.. Beyazıt’ın meydan yeri, Hanımların seyran yeri, Çerkez Hasan’ı astılar, Sol yanımda ferman yeri.. Seni tahttan indirdiler, Üç çifteye bindirdiler, Topkapı’ya gönderdiler, Uyan Sultan Abdülaziz uyan, Kan ağlıyor şimdi cihan... https://m.youtube.com/watch?v=3c8FcvySHQ4
- 1861 Yılının 25 Haziranında, beş çifteli kayıkla Topkapı Sarayı’na getirilen, Hırka-ı Saadet dairesinde duasını ettikten sonra, altın kaplama merasim tahtında cülus töreni yapılan ve saatler süren biat kuyruğu sona erince yedi çifteli, altın yaldızlı saltanat kayığı ile Beşiktaş Sarayı’na götürülen, 32. Osmanlı Padişahı Abdülaziz Han’ın 16 yıl süren saltanatı işte böyle sona ermişti. Naaşı menteşelerinden aceleyle sökülen bir tahta kapının üzerinde taşınarak!...
- Demek içimdeki fırtınayı yüzüme aksettirmiyorum, çok iyi!
- Osmanlı tahtında oturan padişahı tahttan indirmenin ancak iki şartı vardır! Padişahın İslam dininden çıkması veya akli melekelerini kaybetmesi...
- Padişah bedduası: “...tez devrilsin karşımdan ve geri geri giderken halıya takılıp kıç üstü düşsün inşallah. O kısa bacakları havada kalsın, sırtını yerde kaşımaya çalışan süs köpekleri gibi debelensin...”
- Ne demişti krallardan biri: ''Kimsenin sonunu görmeden ona bahtiyar kişi demeyiniz!''
- Hayatım elemden ibaret değil ki, güzel hatıralarım da var benim...
- Şu yaşıma gelene kadar, bu kulaklar neler duydu bu gözler neler gördü. İşte bu yüzden kolayca kül yutmam ben!
- Sadece bıraktım kendimi kaderin rüzgarına, birileri benim için karar verdi(…)
- Dünya da mümkün olmayan sadece ölüme çaredir.
- Kurnaz ol, kafanı kullan, kimseyle dalaşma, herkesin yüzüne gül, kimse ne düşündüğünü hiç bilmesin!
- Hayata bir uşağın oğlu olarak gelen ben, nice ikbal görüp, serasker ve sadrazam olabildimse, demek yükselmek benim kaderime yazılmıştı.
Her Yerde Kan Var İncelemesi - Şahsi Yorumlar
“Her yerde kan var...”: Kitap, 30 Mayıs-15 Haziran 1876 tarihleri arasında 32. Osmanlı padişahımız Sultan Abdülaziz’in darbe ile tahttan indirilişini ve bu 17 günlük süreçte yerine V. Murat’ın getirilişini anlatıyor. Tahttan indirilmesinin ardından 6 gün sonra gözaltı tutulduğu Feriye Sarayı’nda bilekleri kesilmiş olarak ölü bulunmuştu Sultan Abdülaziz. Bu ölüm her zaman şaibeli bulunmuş, resmi tarihlerde intihar ettiği yazılsa da, cinayete kurban gittiği söylentileri de hep gündemde olmuş.. Kitap, darbelerin esas nedeninin kişisel çıkarlar ve menfaat elde etmek için yapıldığını çok güzel vurgulamış. Bu arada, Osmanlı hukukuna göre bir padişahın tahttan azledilme gerekçeleri de şunlarmış: - Padişahın İslam dininden çıkması, veya - Akli melekelerini kaybetmesi.. Kitap, Çerkez Hasan Bey’in gözünü kırpmadan darbecilerden bir kısmını nasıl öldürdüğünü anlatarak son buluyor. Ayrıca Çerkez Hasan’ın ağıtının hikayesini de öğreniyorsunuz.. Eserin yazılma tekniğini çok beğendim. Ayşe Kulin, olayları 10 farklı kişilerin bakış açıları ile, kronolojiye uygun bir biçimde anlatmış kitapta. Ayşe Kulin, anlatımını, akıcı dilini ve anlaşılır tarzını beğendiğim bir yazardır. Şöyle söylemeliyim ki, çok karakterli yapısı nedeniyle kitap ilk başlarda sıkıcı gelebilir, ama ilerledikçe ve onları tanıdıkça heyecanı taze tutmayı başarıyorsunuz.. Ayrıca yazarımız bu kitabı tam 16 ayrı eserden faydalanarak yazmıştır. Kitabın sonlarında bunun bir listesi mevcut. En sondaki ‘Sözlük’ bölümü de güzel olmuş. Osmanlı Türkçesinde bilmediğimiz kelimelerin günümüz Türkçe anlamlarını burada bulabiliyoruz.. Kitap, basit bir Osmanlı tarihini anlatan bir eser gibi görünse de, aslında 100 yıl öncesindeki durumları günümüz siyasetiyle karşılaştırarak okursak öyle olmadığının farkına varırız. Yazarın bazı yerlerde göndermelerde bulunması ile beraber, koltuk kavgalarının nedenlerinin hep aynı sebeple olduğunu, menfaatlerin hiç değişmediğini de görebiliyoruz.. Tarihimizin bu kadar kanlı olması, paranın ve gücün her devirde kabul görmesi, iktidar hırsı ve insani hırsların hayatları nereye sürüklediğini görmek yine üzdü. Kısaca, HER YERDE KAN VAR.. Her şey bir yana; Roman, Çerkezlerin Karadeniz’den çıkan hiçbir balığı neden yemediklerinin hikayesini öğrenmek için bile okumaya değer...:)) (Funda Usta)
Osmanlı: Normalde tarih kitabı okumayı pek sevmem. Bu kitaba da yazarı Ayşe Kulin olduğu için bir şans verdim. Iyiki de vermişim. Karakterlerin kendi ağzından anlatımlarını içerdiği için nispeten daha okunur ve akıcı. Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilişi ve yerine V.Murat'ın getirilişi anlatılıyor. Sarayda yer alan bir çok isme de yer verilmiş. Osmanlı üzerinde kötü emelleri olan farklı rütbelere sahip kişilerin hırslarının nasıl kurbanı olduklarını da yansıtıyor. Kitap, son bölümü olan 'Intikam'da Çerkez Hasan Beyin gözünü kırpmadan 5 kişiyi birden nasıl öldürdüğünü anlatarak son buluyor ve kitapta yer alan isimlerin son hallerinden bahsediyor. Benim gibi tarihi didaktik olarak okumayı tercih etmeyenlere nacizane tavsiyemdir. (SabriyeK.)
Tarihi roman sevenler için sıkılmadan okuyabileceginiz bi kitap kitapta Sultan Abdülaziz'in ölümü ve sonrasını farklı karakterler üzerinden anlatılmıştır. (Kubilay Bozkurt)
Kitabın Yazarı Ayşe Kulin Kimdir?
Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarıldı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.
Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracıları adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı, 1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı kitabı Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandı.
1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da İletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.
Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Nefes Nefese romanı toplamda 34 ülkede yayınlandı. Ayrıca Ayşe Kulin bu romanıyla İtalya'da verilen Premio Roma Ödülleri'nde finale kalan beş yazardan biri oldu. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.
2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı. Yine 2009 yılında yazdığı Tek ve Tek Başına Türkan adlı Biyografik romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2010 ve 2011 yılında arasında Kanal D'de yayınlandı.
2007 yılının Kasım ayında UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi oldu. 2008 yılında yazdığı Veda romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2012 yılında Kanal D'de yayınlandı.
İtalyancaya çevrilen Nefes Nefese adlı romanı, 2016'da İtalya'nın en prestijli roman ödüllerinden Premio Roma'da en iyi yabancı roman dalında ödüle layık görüldü.
Ayşe Kulin Kitapları - Eserleri
- Köprü
- Türkan
- Bora'nın Kitabı
- Gizli Anların Yolcusu
- Adı: Aylin
- Sevdalinka
- Füreya
- Güneşe Dön Yüzünü
- Nefes Nefese
- Umut
- Gece Sesleri
- İçimde Kızıl Bir Gül Gibi
- Veda
- Sit Nene'nin Masalları
- Bir Tatlı Huzur
- Foto Sabah Resimleri
- Hayat - Dürbünümde Kırk Sene (1941-1964)
- Hüzün - Dürbünümde Kırk Sene (1964-1983)
- Geniş Zamanlar
- Bir Gün
- Bir Varmış Bir Yokmuş
- Dönüş
- Kardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları
- Hayal
- Babama
- Sessiz Öyküler
- Handan
- Tutsak Güneş
- Taş Duvar Açık Pencere
- Saklı Şiirler
- Kanadı Kırık Kuşlar
- Kördüğüm
- Son
- Her Yerde Kan Var
- Dönüş
- Hayat
- Hazan
- Taksiii
Ayşe Kulin Alıntıları - Sözleri
- "Kimi değiştirmemişti ki zaman?" (Sevdalinka)
- Yalan giderek büyüyen bir canavara dönüşür, dallanır budaklanır, içinden taşar... Sakın yalan söyleme. (Sessiz Öyküler)
- Kin zehirler insanı. (Tutsak Güneş)
- "Neredeydi adalet?.." "Bu insanlar nasıl serbest kalmıştı?.." (Bir Varmış Bir Yokmuş)
- Sen nereden bilebilirsin ki benim ruh halimi! Ben bu hale gelene kadar nerelerden geçtim, ne bilirsin sen? (Geniş Zamanlar)
- Yeter ki isteyelim, eğitim alalım ve çok çalışalım. Bir yerlere, hatta istediğimiz yere varmamamız için hiçbir neden yok! (Kardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları)
- Savaş insana her şeyi öğretir. Bir de barış içinde yaşamayı öğretse, keşke. (Sevdalinka)
- Biz anlaşabiliriz. Biz anlaşmaya mecburuz. (Bir Gün)
- ...kendine acımaya vaktin yok, yürü git, önemli işlerinin peşinden... (Tutsak Güneş)
- Yaşam buydu. Gerçekleşmeyen beklentilerdi. (Foto Sabah Resimleri)
- Demek içimdeki fırtınayı yüzüme aksettirmiyorum, çok iyi! (Her Yerde Kan Var)
- Para icat edildiği andan itibaren yeryüzünde inançla, ahlakla, adaletle kısacası iyi ve güzel her şeyle sıkı bir rekabet halindeydi ve çoğu zaman da yarışı kazanan para oluyordu, ne yazık ki! (Taksiii)
- ... bence "üstün insan," ezen öldüren kumandan değil, yücelten, kurtaran, yaşatan hekimdir! (Türkan)
- "İnsanlar kaldıramayacakları acıları hatırlamak istemedikleri zaman bilinçaltına itiyorlar,hiç olmamış gibi yapabiliyorlar." (Dönüş)
- "Ayıp bir şey değil ki, meme herkeste var." (Hayal)
- Tuhaf bir ülkeydi benim memleketim. Birilerinin başı mutlaka dertte oluyordu. Memleketin tüm insanlarının dertsiz tasasız yaşayabilecekleri bir günün güneşi henüz doğmamıştı bu topraklarda! (Hayat)
- "...aşktan da üstün olan şefkat ve milli hisler vardır,'' diye yazmışım. Son nefesime yakınken dahi aynı şekilde düşündüğüme göre, hak etmemişim aşkı ben! Ee, ben hak etmeyince, Allah da vermemiş elbette! (Türkan)
- Ben yanlış zamanda yanlış yerde doğmuşum. (Bir Gün)
- "Sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam memleket gibi esir ve yoksuldur odam." (İçimde Kızıl Bir Gül Gibi)
- "Beraber gülebildiğim insanlara içim hemen ısınır." (Kördüğüm)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin