Kitap Künyesi

Yazar: Murtaza Mutahhari

Editör: Haldun Şeker

Yayın Evi: Düşün Yayıncılık

İSBN: 9786055125936

Sayfa Sayısı: 302

--reklam--

Hicab Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Acaba İslâm “hicab” kelimesinin lügat manasında olduğu gibi, kadının tesettür içinde kalması (yalnızlığa itilmesi) taraftarı mıdır? Yoksa toplumdan soyutlanmadan, yabancı erkeklerin bulunduğu yerde bedenini örtmesini mi istemektedir? Ve ikinci olarak örtünmenin sınırı nereye kadardır? Acaba yüz ve bileklere kadar iki el de açık mı bırakılmalıdır? Yüzü ve ellerin bileklere kadar olan kısmını örtmek gerekmez mi? Her durumda, İslâm'da “iffeti koruma” diye bir konu var mıdır, yok mudur? Yani İslâm'da ne “harem” ve “mahpusluk”, ne de “karışık halde bulunma” olmaksızın üçüncü bir yol var mıdır, yok mudur? Başka bir deyişle İslâm, kadın ve erkek topluluğunun birbirlerinden tamamen ayrılmasından mı yanadır? Bunlar, bu kitapta cevabını vereceğimiz sorulardır.

--reklam--

Hicab Alıntıları - Sözleri

  • Nefis tıpkı anne sütüne ilgi duyan bir çocuk gibidir Eğer kendi isteğiyle bırakmaz zorla bıraktırılırsa yavaş yavaş alışır.
  • Nefs-i emmârenin ve şehevî isteklerin azgınlığını sadece yoksunluktan doğduğunu ve yoksunluklardan kaynaklanan komplekslerden meydana geldiğini düşünenler hata etmişlerdir. Yoksunlukların, şehvetlerin azmasına ve alevlenmesine neden olması gibi, mutlak anlamda takip etmek, itaat etmek ve teslim olmak da şehvet ateşinin azmasına ve alevlenmesine neden olmaktadır. Freud gibileri madalyonun öteki yüzünü gördüler, bu yüzünden gafil oldular. Bizim ariflerimiz ve büyüklerimiz tamamen bu noktayı ortaya koymuşlardır. Fars ve Arap edebiyatında bu noktaya çokça işaret edilmiştir; Sâdi şöyle diyor: Az yemekle insan melekler gibi olur Eğer çok yerse hayvan veya bitki gibi olur Her kimin muradını yerine getirirsen senin emrine girer Ancak nefis tam tersine, muradına erdikçe daha fazlasını ister.
  • Hiç bir zaman erkek tamahından dolayı kadınla arasında bir perdenin olmasını istememiştir ve ne zaman aradaki perdeler kalkmışsa bu işte kazançlı çıkan erkek ve kaybeden kadın olmuştur. Günümüzde “özgürlük”, “eşitlik” gibi aldatıcı isimler altında bir erkekler, aradaki perdeyi kaldırmaya be kadını kendi kötü amelleri doğrultusunda kullanmayı başarmışlardır. Kadının köleliği, bir erkeğin yahut bir şirketin maddî menfaatlerini sağlamak amacıyla erkek müşteriyi çekmek için kendini süsleyerek, “manken” adı altında şerefini beş paralık etmesiyle görülmektedir.
  • İslam’da örtü emrinin kadınlara has olmasının sebebi, kadınların kendini gösterme ve güzelleştirme arzusudur. Kalplerin ve gönüllerin ele geçirilmesi açısından erkek avdır, kadında avcı, bedensel açıdan ise kadın avdır ve erkek de avcı. Kadının kendini süsleme arzusu bu açıdan bir tür avcılık duygusundan kaynaklanmaktadır. Dünyanın hiç bir yerimde erkeklerin transparan elbise giyip tahrik edici şekilde süslendikleri görülmemiştir. Kendine özgü tabiatıyla kadın gönülleri çekmek ve erkeğin kalbini kendine aşık etme tuzağına düşürüp esir etmek istemektedir. Dolayısıyla çıplaklık ve süslenme sapması kadınlara özgü bir şey olduğundan örtünme emri de kadınlar için verilmiştir.
  • ~ Nizamî Güzel yüzlülerin nazı ne de güzel nazdır Gözden kovulmaları gözde ara
  • Günümüzün mantıksız yenilikçileri hariç İslamî yaşamı benimsemiş insanlar arasında ve köylerde, gücünü gerçekten faydalı toplumsal, ekonomik veya kültürel işlere harcamayan bir tek kadın bulamazsınız.
  • Erkek kabalaşmaya başladığında ondaki duygu ve aşk zayıflamıştır ve kadından bir ekonomik araç olarak yararlanmıştır. Ancak bu on dokuzuncu yüzyıldan önceki tüm toplumlarda hakim olan genel bir kural olarak görülmez.
  • Herkes biliyor ki, Müslüman ailelerde kadının erkeğe hizmet etmesinden çok, erkek islamî görevi hükmünce kadının hizmetimde olup onun rahatını sağlamaktadır. Kadın, İslam ruhunun hakim olmadığı veya zayıf olduğu ailelerde hakarete ve zulme uğramıştır.
  • Evvela, bizim zamanımızda kadın açısından tam bir emniyet olduğu sözü doğru değildir. Hatalı bir şekilde “Medenî dünya” olarak adlandırdığımız şimdiki sanayileşmiş Avrupa ve Amerika’da korkunç tecavüz istatistikleri görmekteyiz, kaldı ki, deyim yerindeyse yarı medenî ve vahşi toplumlarda olmasın. Dünyada şehvet hakim olduğu müddetçe asla namus emniyeti olmayacaktır. Ancak meselenin şekli değişecektir. Bazen falan han, falan ağa gibi kimseler silahlı adamlar göndererek bir başkasının karısını evinden alır, bazen bir başkası gece partilerinde dansın ortasında kur yaparak bir kadını çocuklarından ve kocasından koparır. Bu tür olaylar veya arabayla kadın, kız kaçırma gibi olaylar çok fazla yaşanmaktadır.
  • Mevlana onları su ve ateşi benzeterek, erkek su gibidir, kandın da ateş gibi, eğer su ve ateş arasındaki perde kalkarsa su ateşe galip gelecektir ve onu söndürecektir; ancak eğer o ikisinin arasında perde ve hicab olursa yani su bir kaba doldurularak altına ateş konursa o zaman ateş, suyu etkisi altına alacaktır, yavaş yavaş onu ısıtacak ve nihayet kaynatıp galeyana getirecek ve onu baştan buhara çevirecektir demiştir: Su galip oldu alevli ateşe Hacib de olsa kaynar onun ateşinden Çünkü artık kazan aralarında perde oldu Suyu yok edip, buhara çevirdi.

--reklam--

Hicab İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kadın fırtarı: Kadın'daki kendini süsleme ve avcılık melekesi (içgüdüsü) çok ilginçtir. Hele erkekler ve onların eksikliklerini gidermek için uğraşan modacılarda bu işle uğraşır, toplumun düzelticileride bunu özendirirse vay o toplumun durumuna! s.89 (Yavhen)

--reklam--

Hicab PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Murtaza Mutahhari - Hicab kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hicab PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Murtaza Mutahhari Kimdir?

1920 yılının Şubat ayında Horasan eyaletine bağlı Feriman kasabasında dindar bir ailede dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını mektepte okuyarak geçiren Mutahhari, 12 yaşında iken, Meşhed dinî ilimler medresesinde İslâmî bilimler alanında öğrenim görmeye başladı. 1938 yılında, dönemin İran şahı, Rıza Şahın mollalara karşı verdiği sert mücadeleye rağmen dinî derslere devam etmek amacıyla Kum kentine yerleşti.rnrn Burada, dönemin ünlü alimlerinden Ayetullahil-Uzma Şeyh Abdulkerim Hairînin vefatından sonra yerine geçen üç büyük alim yani, Seyyid Muhammed Huccet, Seyyid Sadruddin Sadr ve Seyyid Muhammed Takî Hansarînin yanında okumaya başladı.rnrn 15 yıl süren Kumdaki hayatı süresince, fıkıh ve usul derslerini rahmetli İmam Humeynî ve Ayetullah Burucerdînin yanında, Molla Sadra felsefesi, ahlak ve usul, ilahiyat, İbni Sinanın Şifası ve daha bir çok dersleri Ayetullah Seyyid Muhammed Hüseyin Tabâtabâînin yanında okudu. Ayrıca bu süre zarfında irfan derslerini Ayetullah Mirza Ali Ağa Şîrazîden aldı. Kumda bulunduğu sürece öğrenimin yanı sıra, sosyal ve siyasal sahalarda da faal bir şekilde bulunuyordu. Bunlardan bir tanesi, İslâmın Fedaileri teşkilatıyla irtibatta olmasıydı.rnrn 1952 yılında Tahrana yerleşen Ayetullah Mutahharî, Mervî medresesinde araştırmaya başladı. 1955 yılında, "Öğrenciler İslâmî Cemiyetinde" ilk tefsir toplantısını düzenledi. Aynı yıl Tahran Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev aldı. 1959 yılında Müslüman Tabipler Cemiyetine konuşmacı olarak davet edildi ve sürekli olarak bu işi devam ettirdi. Burada yaptığı ilmi konuşmalar daha sonra ondan geriye kalan önemli konular haline geldi.rnrn 1962 yılından itibaren İmam Humeynînin en faal yaranlarından oldu. Öyleki 15 Hordad ayaklanmasının asıl organizatörlerinden birisiydi. Haziran 1963de rejim aleyhine yaptığı bir konuşma sonucu tutuklanarak hapse atıldı ancak kısa süre sonra serbest bırakıldı.rnrn İmam Humeynînin sürgüne gönderilmesiyle birlikte Şehit Mutahharî ve fikir arkadaşlarının görevi daha da ağırlaştı. O, bu dönemde toplumun ihtiyacı olan konularla ilgili kitaplar yazmaya ve çeşitli toplantılarda uyarıcı konuşmalar yapmaya başladı. İslâmî harekete kendini adayan Mutahharî, hareketin İslâmîleştirilmesi yönünde çok büyük ideolojik mücadele verdi. 1967 yılında "Hüseyniye-yi İrşâd"ı kurdu. Bir süre sonra Filistinlilere yardım kampanyası başlatarak İsrail aleyhine sert bir konuşma yaptıktan sonra tutuklanarak hapse konuldu ve tek kişilik hücrede tutuldu. Herşeye rağmen mücadelesine devam eden Mutahharî 1974 yılında konuşma yapması yasaklandı ve bu yasak İslâm İnkılabının zaferine kadar sürdü.rnrn 1976 yılında İmam Humeynî ile görüşmek niyetiyle Iraka gitti ve devrimin önemli meseleleriyle ilgili istişarede bulundu. İrana döndükten sonra İran halkını rejime karşı ayaklanmaya ve yürüyüşe davet etmeğe devam eden Mutahharî, İmamın sürgünden İrana dönüşünde karşılama törenlerini organize etti. Devrimden sonra büyük sorumluluklar üslendi, ancak çok geçmeden devrimden bir yıl sonra,1980 yılı 2 Mayıs günü saat 22:20 sularında "Furkan" grubu tarafından suikasta uğradı ve başına isabet eden bir kurşunla şehit oldu.

--reklam--

Murtaza Mutahhari Kitapları - Eserleri

  • İnsan-ı Kamil
  • Hicab
  • Ahlak Felsefesi
  • Fıtrat
  • Doğruların Öyküsü
  • Materyalizme Eğilim Nedenleri
  • İnsan Düşüncesinde Allah
  • Kur'an'da İnsanlık Öğretisi
  • Felsefe Dersleri 1
  • Kur'an'da İnsaniyet Mektebi
  • Ruhun Tahareti
  • İnsan ve Kader
  • İnsan Hayatında Allah
  • Bilinmeyen Simasıyla Hz. Ali
  • Teizm Seminarları
  • İslam'da Kadın ve Onun Hukuki Sistemi
  • İslam'da Cihad ve İnanç Özgürlüğü
  • Felsefe Dersleri 2
  • Adl-i İlahi
  • Şehid
  • Hz. Hüseyin'in Emr-i Maruf ve Nehy-i Münkeri
  • İmam Hüseyin ve Kerbela 2
  • İmam Hüseyin ve Kerbela 1
  • Gaybi Yardımlar
  • İmam Hüseyin ve Kerbela 3
  • Fitrət Anlayışı
  • Cinsel Ahlak
  • İslam və Zamanın Ehtiyacları
  • Kur'anî Araştırmalar
  • Siret-i Nebevi'de Bir Gezinti
  • Şefaat Üzerine
  • İlahi Ədalət
  • İnsanın Tarihte Tekamülü
  • Kur'an'da İnsan Tanımı
  • İmam Əlinin (ə) cazibə və dafiəsi
  • İnsan Kemalinin Tecellileri
  • Peyğəmbərlik Anlayışı
  • İdrak Problemi
  • Peyğəmbərin (s) Davranışlarına Bir Baxış
  • Haqq-Batil Savaşı
  • Ehl-i Beyt İmamları'nın Siyasi Tutumları
  • Vəla və Vəlayət
  • Hikmətlər və Nəsihətlər
  • 10 Konuşma
  • Kur'an'da İnsan - İman ve Ahiret
  • Hakk ve Bâtıl
  • Vela ve Velayet Üzerine
  • İnsan və İman
  • İslami İlimlere Giriş
  • Altı Makale
  • Hac ve Müslümanların Vahdeti
  • İslam ve Değişim
  • Doğruların Öyküsü 2
  • İnsan və Tale
  • Tarih ve Toplum
  • Məad (Yaxud Esxatologiya) Anlayışı
  • Gadir Hadisi ve İmamet Meselesi
  • Vahy ve Nübüvvet
  • İmamət Anlayışı
  • Mənəvi azadlıq
  • İslami Düşüncenin İhyası
  • Nehc’ül Belağada Bir Gezinti
  • İslam Elmləri İlə Tanışlıq
  • İmam Hüseynin Qiyamı Və Onu Doğuran Səbəblər
  • İmam Hüseyn Qəhrəmanlığı
  • Hüseyni Yiğitlik
  • Məsum İmamların Həyatına Bir Baxış
  • Hayatın Hedefi
  • Örtünmə Anlayışı
  • Şehid
  • İSLAMİ İLİMLERE GİRİŞ -3-
  • İSLAMİ İLİMLERE GİRİŞ -2-
  • İSLAMİ İLİMLERE GİRİŞ -1-
  • Islam ilimleriyle tanışma 1
  • Nehc’ül Belağa Da Bir Gezinti

--reklam--

Murtaza Mutahhari Alıntıları - Sözleri

  • Hicri 7. asırda Mısır’da asıl ismi “Sultan Baybars “ olan padişah döneminde şöyle bir düşünce gelişti . Bu kadar çok çeşitli fıkhi ekollerin ve çok sayıda müçtehidin varlığı halkın şaşkınlığa be seçim yapmakta zorlanmasına neden olmaktadır . Öyle ise taklid meselesi dört büyük alimle sınırlanmalıdır . Hükümet yetkilileri oturup şu kararı aldılar : bundan böyle Şafii , Hanefi , Maliki ve Hanbel’inin dışındaki alimlerin taklidi yasaktır .Böylece içtihat kapısı Ehli Sünnet müslümanları arasında kapanmış oldu. (İslam ve Değişim)
  • Düşüncəmizə ağır gələn bu kimi məsələlər qarşıya çıxdıqda həmin məsələləri inkar etmək əvəzinə, səhvi özümüzdə görsək, həqiqətə daha uyğun olar. (Vəla və Vəlayət)
  • "Şehit;öyle bir insandır ki, düşmana gücü yetmediğinde ölümüyle galip gelir " Hz.Hüseyin gibi.. (Şehid)
  • "... siz cahilce her duyduğunuza inanmak ve teslim olmak istiyorsunuz." (10 Konuşma)
  • İlmin kaynaklarından biri, Resûl-i Ekrem (s.a.a)’in mukaddes varlığının sîretidir. Müslüman bir kişi, görüş ve düşüncesini sîret yoluyla ıslah etmelidir. (Siret-i Nebevi'de Bir Gezinti)
  • Ey gönül! Sırat-ı müstakimde kimse yol kaybetmez. (İnsan Hayatında Allah)
  • Bəzən müəyyən bir mövcudun varlığı haqda bəhs edirik, amma o, başqa varlıqlarla bir sırada deyil və onlardan biri deyil; əgər mövcuddursa, bütün varlıqlarla birgədir və bütün varlıqlardadır, yox, əgər mövcud deyilsə, heç bir yerdə mövcud deyil. Məsələn: Zamanı aləmin müəyyən bir hissəsi olaraq ələmin digər komponentləri ilə bir sırada hesab edib, onu mikroskopla, yaxud teleskopla və ya laboratoriyada təcrübə aparmaqla axtarmaq istəyən şəxs əbədi olaraq axtarsa da, tapa bilməyəcək, sonda da yorulub zaman yoxdur deyərək zamanı inkar edəcək. (Teizm Seminarları)
  • "Ağalıq" deyəndə başqalarına hakim olmaq nəzərdə tutulmur, ruhun ağa olması, alçaqlıq, yalan, qeybət və digər rəzil sifətlərdən çəkinməsi, özünü bu kimi şeylərdən üstün tutması nəzərdə tutulur. (Mənəvi azadlıq)
  • Duymakta olan etki, bilmekte yoktur. (Ahlak Felsefesi)
  • İlmin tasavvur ve tasdik olarak sınıflandırılması ilk kez büyük ve değerli Müslüman filozof Ebu Nasr Muhammed Farabî tarafından ortaya atılmış ve dile getirilmiştir. Farabî’nin bu sınıflandırılması sonraki filozof ve mantıkçılar tarafından da kabul görmüştür. Müslüman mantıkçılar sonraki dönemlerde bu sınıflandırmayı temel almak sûretiyle mantığın konularını ikiye ayırdılar. Tasavvurlar ve tasdikler. Oysa mantığın konuları daha önce bu şekilde birbirinden ayrılmaktaydı. (İSLAMİ İLİMLERE GİRİŞ -1-)
  • "Tüstülü maşın" O vaxtlar dəmir yolu qatarları indiki kimi deyildi, Mən görürdüm ki, qatar dayanacaqda saxlayanda uşaqlar onun ətrafına yığışır, ona tamaşa edir və öz-özlərinə: “Gör nə təəccüblü varlıqdır?” — deyirlər. Мәlum idi ki, ona böyük ehtiram bəsləyirdilər. Qatar orada dayandığı müddət ərzində ona böyük ehtiram, təəccüb və heyrətlə baxırdılar. Yavaş-yavaş qatarın hərəkət vaxtı yaxınlaşırdı və qatar yola düşürdü. Qatar elə ki yola düşürdü, uşaqlar qaçıb bir daş götürür və qatara hücum edirdilər. Mən təəccüb edirdim ki, əgər bu qatara daş vurmaq lazımdırsa, bəs onda nə üçün dayananda ona balaca bir qum dənəsi də atmırlar? Ya əgər ona heyrətlə baxmaq lazımdırsa, onun daha heyrətli vaxtı hərəkət edəndədir. Bu mənim üçün bir müəmma olaraq qalırdı. Nəhayət, böyüyüb cəmiyyətə daxil oldum və gördüm ki, Kim ki hərəkətsizdir, sabitdir ona ehtiram olunur, amma elə ki yola düşdü və bir addım atdı, nəinki heç kəs ona kömək etmir, hətta ona tərəf daş atılır. (Haqq-Batil Savaşı)
  • "İslam öyle bir din ki, iman eden hiç bir kimseye zulmün, tecavüzün, fesadın ve günahın karşısında kayıtsız kalmasına izin vermiyor." Hz. İmam Hüseyin. (İmam Hüseyin ve Kerbela 1)
  • İmam Əli (ə.s) var dövlət köləliyi haqqında bir kəlamında buyurur: "Dünya qalmaq yeri deyil, keçiddir". Daha sonra buyurur: "İnsanlar denyada iki dəstədirlər: Bir dəstə onda özünü sataraq həlak edər, digər bir dəstə isə özünü alaraq azad edər". (Nəhcül-bəlağə, 128-ci kəlam) (Mənəvi azadlıq)
  • Dünyada diğer kültür ve medeniyetlerden faydalanmamış olan hiçbir kültür yoktur. O halde söz konusu olan bir kültürün diğer kültür ve medeniyetlerden faydalanıp faydalanmaması değil, faydalanmanın şekli ve niteliğidir. (Felsefe Dersleri 1)
  • Onlar möcüzəni təsadüflə eyniləşdirirlər. “Təsadüf" deyəndə heç bir səbəbi olmadan baş verən iş nəzərdə tutulur. Yəni əvvəl mövcud olmayıb sonradan yaranan şey var, amma onun heç bir səbəbi yoxdur. Buradan belə məlum olur ki, bu, qeyri-mümkün bir işdir və əgər teistlər bu mənada təsadüfün, yəni heç bir səbəbi olmayan hadisənin baş verməsini qəbul etsələr, ilk zərbə özlərinə dəyər. Çünki onda onların əlində Allahın varlığına heç bir dəlil olmaz. Halbuki onlar Allahın yaradan olmasıIna və təbiət aləmində olan nəsnələrin hamısının istisnasız olaraq sonradan yaranmasına, sonradan yaranan hər bir nəsnəninsə yaradana möhtac olmasına inanırlar. Teistlərin qədimdən gətirdikləri dəlillərdən, ən azı, biri bu olub. (Peyğəmbərlik Anlayışı)
  • "Kulun kalbi sağlam olmadıkça imanı sağlam olmaz ve dili sağlam olmadıkça da kalbi sağlam olmaz." (Ahlak Felsefesi)
  • Herhangi bir şeye ihtiyacın sürekliliği, onun yerini alacak daha mükemmel bir şeyin olmamasındandır. Bu durumda yenisi, daha iyisi olmadığı sürece eski ihtiyaçlarınızı karşılayan araçlara karşı bağlılığınızı sürdürürsünüz. (Gaybi Yardımlar)
  • İnsan niyə başqasının qarşısında ram olmalıdır ki? Allah insanı heç bir varlığa ram etməyib, Allah insana elə bir azadlıq verib ki, o istəsə, özünü hər şeydən azad edə, hər şeyə hakim ola bilər. Amma bunun üçün himmət göstərməlidir. İnsan özü ilə çarpışmalı, nəfsi istəyi, şəhvətpərəstliyi, ərincəkliyi ilə mübarizə aparmalıdır. Şübhəsiz, əgər insan çarpışıb mübarizə aparmasa, məğlub olacaq. İki yoldan birini seçmək labüddür: ya pisliklərə əmr edən nəfslə mübarizə aparıb onu özünə tabe və müti edəcəksən, ya da onunla mübarizə aparmayacaq, onun əsirinə çevrilərək xar olacaqsan. Pisliklərə əmr edən nəfsin xüsusiyyəti belədir, əgər sən onu vadar və özünə müti etməsən, o səni məşğul və özünə müti edəcək. (Mənəvi azadlıq)
  • İnsan ne kadar toplarsa toplasın doymuyor... (İnsan-ı Kamil)
  • "Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurup onunla beraber kendisi de çöküp cehennem ateşine giden kimse mi?" [Tevbe,109] (İnsan Hayatında Allah)