Hijyenik Aşklar - Yılmaz Erdoğan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Hijyenik Aşklar kimin eseri? Hijyenik Aşklar kitabının yazarı kimdir? Hijyenik Aşklar konusu ve anafikri nedir? Hijyenik Aşklar kitabı ne anlatıyor? Hijyenik Aşklar kitabının yazarı Yılmaz Erdoğan kimdir? İşte Hijyenik Aşklar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Yılmaz Erdoğan

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755701851

Sayfa Sayısı: 160

Hijyenik Aşklar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk. Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan oradan anlıyorduk.

Hijyenik Aşklar Alıntıları - Sözleri

  • Artık İstanbul'u seni sever gibi seviyorum.
  • Herkeste bir kır gezintisi telaşı varken ben saçıma düşen akları sayıyorum.
  • Birbirleriyle konuşur, paylaşır gibi yapan ama konuştukça susan, sustukça yalnızlaşan, yalnızlaştıkça güvensizleşen insanların diyarında.
  • Bir iyi için en zor olan,kötüye 'sen kötüsün' demektir. Çünkü iyi,utangaçtır. Hırsıza 'hırsız' diyemez.Kötünün yerine utanır, sahtekarın yerine yüzü kızarır, hırsızın yerine yerin dibine geçer ...Bu sırada kötüler, sahtekarlar, hırsızlar deli gibi eğlenmektedir. Çünkü onların yerine utanan, sıkılan ,yerin dibine geçen birçok 'iyi' insan vardır.
  • İyi havaları sevmez şairler. Yağmur çocuğudur onlar... İyi havalar iyi gelmez has şairlere
  • Kızın biri lise birinci sınıfta bana bir aşk mektubu göndermişti. Hatıra defterinden yırtılmış pembe bir kağıttı, hatırlıyorum. Üstünde belli belirsiz çiçekler arasında fiyakalı bir kalp resmi vardı ."Gözlerimi senden alamıyorum, bana gözlerimi geri ver" diye yazıyordu kağıtta.
  • Ne saçmadır ayrılık konuşmaları ve ne çok yalan söyler ayrılanlar…
  • Şiir diye bir şey tutturmuşlar, kimseye acımıyorlar.
  • İyi insan iyi insan olmaktan vazgeçmedikçe kimseyi öldürmeyi düşünmez. İyi insanın içindeki iyiyi öldürmesi zordur. Kıyamaz içindeki çocuğun öfkesine...İyi insan kimseyi öldürmez, kendisini öldürenleri bile.
  • Eğer çok konuşuyorsanız, çok az şey konuşuyorsunuz demektir..
  • Sevgili Yılmaz,uçan arabalara bile binsen, onur her insana lazımdır. Onurunu ve aşık olma yeteneğini asla kaybetme. Büyük deden bunlara dikkat ederdi..
  • Herkesin her durumda kendini ifade ediş şeklinin aynı olması ne acıklı bir durumdur.
  • Zaten ayrılığın tek iyi tarafı bazen iyi bir şarkı ya da şiire yol açmasıdır.Yoksa ölümdür Allah'ın emri olan, ayrılık bir insan hatası.
  • Bir ayrılık yaşadım hepinizinkine bin basar!
  • Kırmızı gül aşk demekmiş! Yok ya? Bütün aşklar aynı şey demek değil ki! Sarı gül ayrılık anlamına gelirmiş! Hadi oradan! Kim uyduruyor bunları! Hangi çiçek toptancısı isim verebiliyor binlerce şairin milyon yıldır adlandıramadığı şeylere?

Hijyenik Aşklar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bu kitap büyülüüü!!!!! Neden diyecek olursanız Yılmaz Hoca'nın sesi ile okuyorsunuz her bir satırı.Ben en çok"Kurtalınanalar","Selahattin Dedemin Adıydı","Dedemin Erik Ağacı","Torunuma Mektup" başlıklı yazıları çok sevdim.Okuması keyifli akıcı bir derlemeydi.Tek kötü tarafı bu kitabın kesinlikle kapak tasarımı.Tasarımcının bir hoş olduğu vakte denk gelmiş sanırsam.Olsun her şekilde bir sohbet mahiyetindeydi "Hijyenik Aşklar".... (Hatice Zehra Güler)

Anılı kitapları seviyorum :D: Hippphijjjyenik bir aşk hikayesi! Şaka şaka öyle değil tabi ki. Ama öyle sanılarak alınmış bir kitap sanırım. Neden mi? Öncelikle kitaptan bahsedeyim anımı sona saklayım okumak istemeyenler hemen geçsin. :D Öncelikle Yılmaz Erdoğan'ın konuşma stilini çok seviyorum ki ben de arada kelime oyunu yapmayı severim. Ondan dolayı dilini çokça sevdim, keyifliydi. Kitap, her telden yazmış olduğu kısa deneme tarzı yazılardan oluşuyor. Ben en çok şu başlık altındakileri sevdim: "Hijyenik aşklar, kendini dolandırmak, iyi-kötü ve salak, bahçemdeki erik ağacı ve Selahattin dedemin adıydı." Kitabın en başarısız yeri kapağı hemfikirizdir heralde. :D O yüzden başlamadan önce biraz önyargılıydım ama iyi ki okumuşum. Sesini bildiğim yazarları okumaya bayılıyorum. Bence Yılmaz Erdoğan nevişahsınamünhasır bir adam, farklılık arayanlar okusun. Bu kitapla ilgili anıma gelince... Geçenler de hastaneye gittim, öğle arasına kalınca bir parkta zaman öldürüyorum. Kadınla kocasının tartışmasına şahit oldum. Gitmekte istemiyorum çünkü kavgadır, gürültüdür, acıdır histerik duygularım bunları seviyor. :D Kadın çantasından bu kitabı çıkarıp adamın suratına geçirdi. Sanırım kadın aldatılmış, az daha adama paldır küldür ben de girişmek istedim. Ama kadına da kızıyorum kitabın ne suçu var yani kitap konusunda hassasım, altını bile çizmem, kimseye de vermem. Neyse ayrıldılar ağlaya zırlaya kitap orda kaldı. Kitap bana bakıyor ben kitaba :D Kapağına bakıp bu muydu yani deyip atacaktım kitabı çöpe.(katalog sandım) Baktım Yılmaz Erdoğan yazıyor çaktırmadan çantama koydum kitabı çünkü bu kitabı merak ediyordum. Kim şu an asla hatırlamıyorum(yalan) ama biri bana önermişti bu kitabı da bulamamıştım. Neyse bu da böyle bir anıydı işte. Entrikalı okumalar diliyorum. :D (Niçeda)

Kitabın Yazarı Yılmaz Erdoğan Kimdir?

Kürt kökenli Türk oyuncu, yazar, şair, seslendirme sanatçısı, komedyen ve yönetmen. Sadri Alışık Ödülleri en iyi erkek oyuncu, Altın Kelebek Ödülleri en iyi komedi dizisi, AACTA en iyi yardımcı erkek oyuncu, Afife Tiyatro Ödülleri Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü sahibidir.

Erdoğan 1967 yılında Nazım Erdoğan ve Süheyla Erdoğan'ın ortanca oğlu olarak dünyaya geldi. Ayrıca Anadolu Ateşi dans topluluğunun kurucusu Mustafa Erdoğan'ın küçük kardeşi, ses sanatçısı Deniz Erdoğan'ın ağabeyidir. İlk ve ortaokulu bitirdikten sonra Ankara Aydınlıkevler Lisesine devam eden oyuncu, lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesini kazandı. İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde 3 arkadaşının bekâr evine yerleşti. Eğitim hayatını yarıda bırakarak Ferhan Şensoy'un Nöbetçi Tiyatro kadrosuna katılmıştır.

İlk kez 1988 yılında Olacak O Kadar adlı televizyon komedi programının senaryo yazar kadrosunda yer aldı. 1993 yılında kendi yazdığı ve Demet Akbağ ile başrolünü paylaştığı Bir Demet Tiyatro isimli televizyon dizisi ile geniş kitleler tarafından tanındı. Erdoğan 1993-1998 yılları arasında Sanem Oktar ile evli kalmış, 1996 yılında Berfin Erdoğan isimli bir kız evladı dünya gelmiştir. 2006-2018 yılları arasında evli bulunduğu Türk sinema ve dizi oyuncusu Belçim Erdoğan ile evli olan sanatçının bu evlilikten 2010 yılında doğan Rodin Erdoğan isimli bir erkek çocuğu vardır.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yılmaz_Erdoğan

Yılmaz Erdoğan Kitapları - Eserleri

  • Kayıp Kentin Yakışıklısı
  • Hüzünbaz Sevişmeler
  • Hijyenik Aşklar
  • Anladım
  • Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar
  • Bana Bir Şeyhler Oluyor

  • Sahiler Düş Düşler Sahi
  • Kelebeğin Rüyası
  • Bin Aşık Yılı Uzakta
  • Kadınlık Bizde Kalsın
  • Feriştah'ın Fentezileri
  • Laz Bakkal İle Tombalak
  • Tatlım Tatlım

  • Kadınlık Bizde Kalsın
  • Bayram Sevinci
  • Bir Yağmur Olmalı Bir de Çınar

Yılmaz Erdoğan Alıntıları - Sözleri

  • Bir şiir istersin "içinde benzetmeler" olan Kusura bakma sevgilim! Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir şey yok... (Kayıp Kentin Yakışıklısı)
  • Bu sıradan, bu sürpriz i bulunmayan, bütün günleri birbirinin aynı olan hayatın aslında hayat değil, gerçek bir hayat için kaba bir prova olduğunu düşünüyorum! (Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar)
  • Sonuna geldim ki bataklık Ve anladım Bizimki sevgiye yardım Aşka yataklık Safi duman Hiç alev yok Nasıl bir yanmaksa artık… (Bin Aşık Yılı Uzakta)
  • Hoş insanın eli boş olmuş bir ehemmiyeti yok, iş ki yüreği dolu olsun. (Feriştah'ın Fentezileri)
  • ¶¶ Herkes gibi olana şiir yazılır mı? ¶¶ (Kelebeğin Rüyası)
  • Aşk bahanesidir şiirin (Kelebeğin Rüyası)

  • Şiir diye bir şey tutturmuşlar, kimseye acımıyorlar. (Hijyenik Aşklar)
  • Bir ayrılık yaşadım hepinizinkine bin basar! (Hijyenik Aşklar)
  • Anlatıcı: Fakat fetih işi zora saplanmış. İstanbul'un fethinde sorunlar yaşanıyor. Fatih Sultan Mehmet havlu mu atıyor ne? Allah'tan valide sultan dişli bir dişi. Her güçlü erkeğin arkasında dişli bir dişi vardır. İnanmayan tarihe baksın. Tarihte devam mecburiyeti ve seçmeli dersler vardır. Temize çekerken olayları ak sakallı tarihçiler, unutmuşlar kadınları yazmayı. Oysa her vaka-i hayriyede hayriye gibi bir kadın vardır. Anlatıcı çıkar... Sahnede bir taht vardır. Fatih bağıra çağıra girer, valide sultan da peşindedir. Fatih: Fethetmiyorum ulan fethetmiyorum. İstanbul'u artık hiç fethetmiyorum. Israr etme valide, fethetmiyorum. Valide: Aman devletli evladım, streslere gark olmayasuz. İstanbul'u fethetmeye mecbursun. Bu hususta muvaffak olamazsan koca Osmanlı'da herkes karalar bağlayacak. O kadar siyah elbiseyi nereden bulacağız. Sevgili yavrum, bizi Neslihan Yargıcı'ya mahkum etmeyiniz. Çok kazıkçı diyorlar. Fatih: Mahfoldum valide, ne gecem kaldı, ne gündüzüm. Pazar günleri bile açığım. Yirmi bir yaşındayım ben valide, millet boğazda rakı içecek diye kendimi çar çur edemem. Bu ne yaman çelişki valide. Valide : Aman padişahım. Mehmedim, ikinci Mehmedim. Kapris yapmayasuz. Siz şol İstanbul'a artist olmak için gelmediniz. Siz bu fethi eylemezseniz ikinci köprüye kimin adı verilecek. Fatih: Yok ya? Koskoca İstanbul'u şeyimizden ter atarak fethedeceğiz, ondan sonra içine edecekler. Yok öyle yağma. Valide: Nereden bilirsin evladım içine edileceğini. Fatih: Ben mallarımı tanırım valide. Aha, şuraya yazıyorum. Şu haliç var ya haliç, önce orayı maffedecekler. Biri diyecek haliç "benim gözüm gibi olacak" diğeri diyecek, "yok, asıl benim gözüm gibi olacak." göreceksin sonunda haliç, benim ... ... gözüm gibi olacak. Valide: Sükut evladım sükut. Böyle laflar yakışıyor mu size? Zinhar böyle şer beyanlarda bulunmayasuz. Fethedesiniz Konstantiniye'yi, orta çağ kapana, yeni çağ açıla. tebamız çağ atlaya. Fatih: Fethetmiyorum valide, fethetmiyorum. Valide: Tarihi değiştirmeye muktedir değiliz haşmetli evladım. İstanbul'u almak senin alnına yazılmış. Bak (Fatih'in alnından okur.) Al Mehmet al, Mehmet İstanbul'u al. Fatih: (Çok şaşırır.) Yapma ya? Öyle mi yazıyor hakkatten? Dikkatli bak valide, daktilo hatası falan olmasın. Valide: Hayır evladım. İlahi yazılarda hata olmaz inanmazsan al kendin oku. (Bir ayna tutar fatih aynadan okur.) Fatih: la temhem la, ulubnatsi temhem la. Ne demek oluyor bu valide. Valide: Evladım ayna olduğu için tersten okuyorsun. Doğrusu, "Al Mehmet al, Mehmet İstanbul'u al..." Fatih: Öyle ya... O halde alacağız Konstantiniye'yi başka yolu yok. Fakat valide, bir terslik olur da, İstanbul'u başka bir padişah alacak olursa, çok mühim bir vasiyetim olacak. Valide: Nedir evladım söyle? Fatih: Topkapı sarayı'nı Topkapı'ya kurmasınlar, sapa kalıyor. Oraya otogar yapılsın, Tatlıses Turizme yer ayrılsın. Valide: Başüstüne evladım. Vasiyetine ekleyecek başka birşey var mı? Fatih: Var valide var. Vasiyetim daha bitmedi. Derhal İstanbul'a felç halinde bir trafik eylensin, tebam yollarda fıtık olsun. Denizlerin içine edilmek suretiyle balıklar telef eylensin, balıklardan boşalan yere koyunlar konuşlansın. Boğaz sırtları arap kardeşlerimize verilsin. Rus, bulgar, romen ve bilcumle şark blokuna mensup orospular laleli'ye yerleştirilsin. Sokak ve caddeler devamlı kazılsın ve kat'a doldurulmasın. İski'nin çukuru PTT'ninkinden alçak olsun. Suların akmasına mahal verilmesin. Buna rağmen sular inatla akmaya devam ederse derhal bütün oylar Refah'a verilsin. Gecekondulara önce tapu verilsin, seçimden sonra hepsi yıkılsın. Bütün mafyalar illere göre adilce dağıtılsın. Pazar mafyası Malatyalılara, hamal mafyası Maraşlılara, arazi mafyası Çorumlulara, otopark mafyası Tokatlılara verilsin. Bütün tiyatrolar yıkılsın. Yerlerine birahaneler yapılsın. Tebam temsil seyredeceğine, devamlı bira içip, devamlı çişe gitsin. İstanbul'a tramvay yapılsın. Sonra tramvay kaldırılsın. sonra tekrar tramvay yapılsın. Sonra tramvay kaldırılıp yerine yine tramvay yapılsın. sonra tramvay yine kaldırılıp yerine bir türlü metro yapılamasın. İstanbul'un bilimum pazarcı esnafı, tedris ve terbiye edilsin. Sabahın erken saatlerinde, bilhassa tebam en derin uyukudayken "patates soğaaaaaan!" diye bağırtılsın. "patates soğaaaaan! kurabiye bunlaaaaar! patates soğaaaaan.... aygaaaaaz... " çok istiyorsan fethedeyim konstantiniye'yi valide ama olacağı bu haldir. Ben mallarımı tanırım... (Kadınlık Bizde Kalsın)
  • Yeri geldi diye ağlıyorum Yoksa hiç aklımda yoktu (Anladım)
  • Kimi cüret etsem sevmeye Kendime küçük geldim Zayıf kaldım he murathan esir düştüm Sefil oldum (Sahiler Düş Düşler Sahi)
  • Her akşam yeniden bestelenen hayat Her gün iştahla aranan mutluluk Kovalanan aş-k... (Bin Aşık Yılı Uzakta)
  • Belki sen ve belki ben... Belki yıllar sonra... Tuhaf şey... (Hüzünbaz Sevişmeler)

  • Bir şiir istersin "içinde benzetmeler" olan Kusura bakma sevgilim! Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir şey yok... (Kayıp Kentin Yakışıklısı)
  • ... Hakiki yaralar şiirle onarılmaz. ... (Bin Aşık Yılı Uzakta)
  • Senin sevdiğin senin tarafından sevilmeyi sevmiyor ki... Senin sevdiğin, senin sevdiğinden daha az seviyorsa seni, sen de sevme gitsin o zaman seni sevmeyeni. (Feriştah'ın Fentezileri)
  • Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama Yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, Adam gibi hasretleri özlemeye başladım Sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... (Kayıp Kentin Yakışıklısı)
  • Numan'la kavga ettik, ayrılma arifesindeyiz. Burada arife kelimesini bilhassa kullanıyorum. Çünkü Numan'dan ayrıldıktan sonra benim için bayram başlayacak. (Feriştah'ın Fentezileri)
  • kör olmak pahasına görmektir hayat bilirim (Anladım)
  • ... ADEM: Haklısın, saçmaladım... Ama ne olursa olsun, tanrı önce beni yarattı! HAVVA: Aslında düşünüyorum da, öyle olması normal. ADEM : Neden? HAVVA: Sanat şaheserleri yaratılmadan önce, müsveddeleri yapılır da ondan... Neyse, bırakalım bunları da, eşit iki insan olup bir sürü kardeş, bir sürü kardeşlik üretelim! Ne dersin? ... (Kadınlık Bizde Kalsın)