Kitap Künyesi
Yazar: Joseph Roth
Çevirmen: Selçuk Ünlü
Yayın Evi: Palet Yayınları
İSBN: 9786055262464
Sayfa Sayısı: 96
--reklam--
Hileli Tartı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
100. doğum yılı olan 1994'te Avusturya içinde ve dışında çeşitli kültürel faaliyetlerle anılan ünlü nesir üstadı Joseph Roth'un (1894-1939), Türkçeye kazandırdığımız Hileli Tartı adlı bu roman, ölümünden kısa bir süre önce yayınlanmıştır. Çok akıcı bir dil ve sıcak bir üslupla kaleme alınmış bir roman olan hileli tartı'nın yıldızı da yazarı gibi giderek parlamaktadır. Zaten Joseph Roth da Türkiye'de yeni yeni tanınmaktadır.
Apolitik bir roma olan Hileli Tartı'nı özünü oluşturan Avusturta-Macaristan monarşisinin çöküşünden duyulan içtimai üzüntüyü ferdi seviyede ele almasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Hileli Tartı Alıntıları - Sözleri
- “Korkmuyorsun, değil mi? Yoksa biraz korkuyor musun?” dedi.
- Kadın hemen bağırmaya başladı: “Haksızlık! Haksızlık! Haksızlık yapılıyor bana.” Kendini kaybetmiş bir halde o kısık sesiyle bağırıyordu;
- İyi niyetli Samesckin gidiyordu, tek başına, yol nereye götürüyorsa oraya gidiyordu. Bütün bu olanlardan ona neydi?
- Aslında memur olmanın, üstelik de böyle bir yerde memur olmanın kendisine uygun olmadığını düşünüyordu içten içe.
- Ölüler unutuldu, her zaman olduğu gibi unutuldular. Gömülür ölüler, onlar için gözyaşı dökülür ve en sonunda da unutulurlar.
- Katip, amirinin ilk kez bu denli dostça davrandığını görüyordu. Yine de, yakayı ele vermediğinden emindi.
- “Siz yalnızca ağırlıkları denetlemekle görevlisiniz!” dedi yasaları iyi bilen Jadlowker. “Belgeleri sormaya yetkiniz yok sizin.” .
- Evde bebek ağlıyordu. Ne büyük bir mucizedir bebeklerin ağlaması. Onlar gayrı meşru olup olmadıklarını bilmezler. Ağlayıp sızlamaya ve bağırmaya hakları vardır.
- Bir belediyeye dilekçe yazmak ona acı veriyordu.
- hiç de basit suçlar değildi bunlar: cinayetler işleniyordu: vahşice cinayetler..
- Aç olmasına rağmen karısının mutfakta mümkün olduğunca uzun kalmasını dilerdi. Bu evde niçin hiç çocuk yoktu?
- Gündüzleri de geceleri de yalnızdı. .
- “Çevrede, Blume Singer’den alışveriş edecek kadar fakir insanlar yoktu. Yine de Singerler hayatlarını sürdürebiliyorlardı. Tanrı fakirlere yardım eder. Tanrı zenginlere bir parça yürek armağan eder, bu yüzden içlerinden biri, zaman zaman, gereksiz ve sokağa atacağı bir şey satın alır.”
- 'Az duyanlar çok daha fazla şeyin farkına varabilecek durumdadır... '
- Ümitsiz ve çaresiz insanlar para harcar.
--reklam--
Hileli Tartı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap, çok sevdiği askerlik görevinden eşi nedeniyle ayrılmak zorunda kalan Elibenschüntz'ün, yeni görevi dolayısıyla bir kasabaya yerleşmesi ile gelişen olayları anlatıyor. Bu kasabada denetleme görevinde bulunan kahramanımızın, olayların gelişme sürecinde iç yapısında meydana gelen değişiklikler göze çarpıyor. Bahsedilen hileli tartı, yalnızca bir tartı değil, iyi-kötü, adalet-sahtekarlık dengesi gibi pek çok konuyu irdeleyen bir metafor aslında. Yazarın kişilik analizinin arka planında, kolera günleri, aşk, görev bilinci, özgürlük, evlilik gibi hayata dair birçok konu da incelenmiş. Ben bu hikayeden, karakterin iç dünyasına ışık tutması sebebiyle biraz Zweig tadı da aldım. Okumak isteyenlere öneriyorum efendim. Kitap, maalesef az sayıda okur tarafından okunmuş. Bu durum bende gizli kalmış bir hazineyi keşfetme duygusu hissettirdi :) Üslup anlaşılır, hikaye akıcı. E daha ne olsun? :) Sevgiler. (Armağan)
Öncelikle Joseph Roth'un okuduğum ilk kitabıydı. Kurgu ve anlatım nefes kesiciydi diyebilirim. Konuya gelecek olursak; 12 yıl boyunca askerlik görevini yapan ama karısı istemediği için bu görevi bırakıp, Avusturya'nın Zlotogrod bölgesinde denetleme görevlisi olarak çalışan Anselm Eibenschütz'ün tirajik hikayesine konuk oluyorsunuz. Şehirde dürüstlüğüyle tanınan bu adam yıkıcı olaylar karşısında yavaş yavaş kendini diplere çeken insanlarla uğraşmak zorunda kalması sizin hikayenin içine yavaş yavaş çekecektir. İnsanın hayatı boyunca hep acımasız insanlarla mücadele etmek zorunda kaldığının bir göstergesi olarak roman gerçekten çok iyi kurgulanmış. Özellikle karakterlerin derinliğinin muazzam olduğunu söylemek istiyorum. Jadlowker ve Kapturak gibi kötü karakterlerle uğraşmak zorunda kalan ana karakter Eibenschütz, Jandarma Polisi Slama ve sonradan Piotrak'ın sessiz çığlıklarını duyar gibi olacaksınız. Bir tek hikayedeki kadın karakter Euphemia'nın biraz daha baskın bir karakter olmasını isterdim. Bu bana eksiklik gibi geldiği için orası biraz boşlukta kaldı. Onun dışında çok iyi bir roman okudum. (BLACK JACK)
Avusturyalı yazar ve gazeteci Joseph Roth'un "Hileli Tartı" isimli muhteşem ötesi romanıyla herkese merhaba. Daha önce Joseph Roth'un, "vasiyetimdir" diyerek özel bir paye verdiği, "Aziz Ayyaşın Efsanesi" isimli uzun öyküsünü okumuş ve beğenmiştim. Fakat son okuduğum eseri, "Hileli Tartı" abartısız söylüyorum, okuduğum en iyi metinlerden biri olarak, "en sevdiklerim" listesinin tepesine bağdaşını kurup bir güzel yayıldı. En başta romanın konusunu çok çok beğendim. İkinci olarak romandaki karakterlerin (kötü karakterler de dahil buna) hepsini öyle bir ustalıkla işlemiş ki yazar, okurken tüm bu karakterleri adeta bir film izliyormuşum gibi seyrettiğimi sandım. Fakat tüm bunlardan daha önemlisi ve daha övgüye değer olanı, yazarın tüm eser boyunca ortaya koyduğu hafif alaycı ama sıcacık anlatımıydı. Bir cümleler, bir teknikler... Adam resmen sanatçı! Keşke daha uzun olsaydı. Bitmemesi, daha uzun sürmesi için uğraştım, dönüp dönüp aynı sayfaları tekrar tekrar okudum ama bitti. Kısaca eserin konusu: On iki yıl boyunca astsubay başçavuş olarak ülkesine hizmet veren Anselm Eibenschütz, genç karısının ısrarlarına daha fazla dayanamayarak çok sevdiği askerlik işinden istifa eder. Ordudan ayrılan astsubaylara memuriyet hakkı tanınmıştır ve kahramanımız Anselm, daha cazip seçeneklerde boş kadro bulamadığı için küçük bir kasabada denetleme memuru olarak çalışmayı kabul eder. Tası tarağı toplayıp Zlotogrod kasabasına taşınır ve olaylarda başlar. Hem Anselm'in hem de evliliğinin başına türlü türlü hadiseler gelir. Yeni hayatında kahramanımız, askerliği, yeni işi olan (Zabıta memurluğuna benzeyen) denetleme memurluğu işini, evliliğini, aşkı, kasaba insanlarını, esnafları ve daha pek çok şeyi sorgulamaya başlayacaktır... Son olarak, işin ekstra hazin bir yanı da vardır. Şöyle ki; birbirinden değerli eserler veren Joseph Roth, kırk dört yaşında, sefalet ve borç içinde hayata gözlerini yummuştur. (Mehmet Bahçeci)
--reklam--
Hileli Tartı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Joseph Roth - Hileli Tartı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hileli Tartı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Joseph Roth Kimdir?
Joseph Roth, Avusturya-Macaristan Monarşisine bağlı ve nüfusunun ağırlığı Yahudi olan Galiçya'da Lemberg yakınlarındaki Brody kasabasında doğdu.
Viyana ve Lemberg'de edebiyat ve felsefe öğrenimi gördü.
I. Dünya Savaşı'na katıldı. Avusturya-Macaristan'ın çöküşü Roth'un hayatında belirleyici bir rol oynadı.
1918 yılından itibaren Viyana'da, sonra Berlin'de muhabirlik yaptı. Neue Berliner Zeitung, Berliner Börsen-Courier Frankfurter Zeitung gibi gazetelerde çalıştı. 1928'de karısı şizofreniye yakalandı ve hem maddi hem psikolojik bir kriz yaşadı.
Joseph Roth, önce Viyana'ya gitti, sonra bütün Avrupa'yı dolaştı. 1933 yılında Fransa'ya yerleşti. 1936-1938 arasında yine yazar olan Irmgard Keun ile birlikte yaşadı. 1939'da Paris'te yoksulluk ve borç içinde öldü.
Mezarı Güney Fransa'da Delirium Tremens'dedir.
--reklam--
Joseph Roth Kitapları - Eserleri
- Aziz Ayyaşın Efsanesi
- İsyan
- Bir Katilin İtirafları
- Savoy Otel
- Örümcek Ağı
- Eyüp
- Sonsuz Kaçış
- Radetzky Marşı
- Hileli Tartı
- İmparator Mezarlığı
- 1002. Gece Öyküsü
- Hayat Bir Bekleme Salonu
- Yahudiler Yollarda
- Kör Ayna
- Toplu Hikayeler
--reklam--
Joseph Roth Alıntıları - Sözleri
- insanlar öyle bir yapıya sahiptir ki kendilerine tesadüfen ve geçici bir şansın kazandırdığı şeylere sürekli sahip olmazlarsa her şeye öfke duyarlar .. (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- ...insanoğlu hiç1şeye mucizeye alıştığı kadar kolay alışmaz, hele ki 1, 2, 3 kez başına geldiyse. Evet! İnsanlar öyle 1mizaca sahiptir ki, kendilerine rastlantısal ve geçici 1talibin vaat ettiği şeylere sürekli sahip olamazlarsa öfke duyarlar... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Bir dünyanın batmakta olduğunu görüyordu ve bu onun dünyasıydı. (Radetzky Marşı)
- Şüphesiz yazarın malzemesi ‘hayat’, fakat dilde tomurcuklanan ve filizlenen hayat. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ... son yıllarda aynalardan neden korktuğunu anladı. ~Çünkü, insanın perişanlığını kendi gözleriyle görmesi hoş 1şey değildi.~ Ve yüzüne bakmak zorunda olmadığı sürece, ya yüzü yokmuş ya da eskisine, sefalete düşmeden öncekine sahipmiş gibiydi... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Yahudiler Rusya'da da bir 'ulusal azınlık'tı, ancak kendilerine kötü davranılan, yaşamları zorlaştırılan bir azınlık. (Yahudiler Yollarda)
- İnsanların durumu hiç de iyi değil. Tanrı yazgısı, diye düşünüyorlar. Fakat bu durumlarından onlar da sorumlu. Yüzlerce yılın gelenekleriyle yaşadılar bugüne dek. Çevrelerini saran örümcek ağını elleriyle kendileri ördü. (Savoy Otel)
- ‘…gençliğin kız kardeşi, hazzın habercisi merak.’ (Eyüp)
- İnsanlar unutur. Korkuyu ve endişeyi unuturlar; yaşamak isterler, her şeye alışırlar, yaşamak isterler! Çok basit! Muhteşem olan şeyleri de unuturlar, olağanüstü şeyleri de sıradan şeyleri de unuttukları kadar hızlı unuturlar! (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Özel 1eyleme imza atması için seçmişti onu kader... (Radetzky Marşı)
- Ulus düşü Avrupa'nın doğusunda yaşayan Yahudiler arasında çok yaygındır. Atalarının diline ve kültürüne olan bağlılıkları çok güçlü olmasa da kan bağlantıları ve irade güçleri onların 'Yahudi ulusu' düşünün peşinden gitmeleri için yeterlidir. (Yahudiler Yollarda)
- Gazeteler nankördür. Unuturlar.Unuttururlar. (Örümcek Ağı)
- İstasyondaysan dünyanın hiçbir yeri artık uzak değildir. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- "Normal geri zekâlıların yaşadığı bir dünyadan ziyade akıl hastalarının yaşadığı bir dünyayı yeğlerim ben." (s.52) (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Hayat düşüncelerden daha hızlı gelip geçiyor gibiydi. Henüz 1karar veremeden, yaşlı 1adam olmuştu... (Radetzky Marşı)
- Hümanizm kelimesi hâlâ mevcut. Şu anlama geliyor: ‘İnsaniyet’. Ama sadece ansiklopedide mevcut. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- İyileştirilmeyecek insanları tedavi edemezsiniz. Kendi kendini mutlaka öldürmek isteyen birini de kurtaramazsınız. (Kör Ayna)
- "İnsanın bir amacının olması lazım değil mi?" (Sonsuz Kaçış)
- Bir belediyeye dilekçe yazmak ona acı veriyordu. (Hileli Tartı)
- Kimileri kendilerindeki ufacık bir hakikati fark etmeden ölüp gidiyor. Belki öteki dünyada fark edecekler bu hakikati. Bazılarına ise aslında ne olduklarını kavramak bu dünyada henüz bahşedilmiş bir şey. Birdenbire farkına varıyorlar ve şiddetle irkiliyorlar. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin