Kitap Künyesi

Yazar: Emile Durkheim

Çevirmen: Melike Odabaş

Orijinal Adı: Hobbes à l'agrégation: Un cours d'Émile Durkheim suivi par Marcel Mauss

Yayın Evi: Alfa Yayınları

İSBN: 9786051066592

Sayfa Sayısı: 60

--reklam--

Hobbes Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Elinizdeki kitap Marcel Mauss’un, Durkheim’ın 1894-1895 yılları arasında Bordeaux’da verdiği derste tuttuğu notlar esas alınarak düzenlenmiştir. Mauss aynı zamanda yeğeni olduğu Durkheim’la birlikte Année sociologique dergisinde de çalışmıştır.

Bu notlar Durkheim’ın gerek felsefeyle olan bağına gerekse bir düşünürü, bir kuramı yahut bir ekolü öğretme şekline dair varsayımlarda bulunmamıza imkân tanıyor.

Durkheim’ın, ortaçağın felsefi yapısını kesintiye uğratan ve insan topluluğunun ve şeylerin üstünde, metafizikten arınmış, tamamıyla materyalist bir noktayı benimsemesi sebebiyle Hobbes’u sosyolojinin habercisi olarak niteleyen o sesini duyabiliyoruz. Sağlığında yayımlanmamış bu notlar Durkheim’ın 1890’ların başında nelerle uğraştığını da gün yüzüne çıkarıyor.

Hobbes’un ahlak ve siyaset felsefesinin bir sentezi ortaya koyarken Durkheim aynı zamanda «özgür irade»nin oynadığı role de işaret ederek sözleşme kavramını sorgular.

--reklam--

Hobbes Üzerine Alıntıları - Sözleri

  • Doğadan gelen bir üstünlükleri olmamasına rağmen kendilerini diğerlerinden üstün sanan ve onlara hükmetmek isteyen insanlar hep vardı. Bu da sürekli bir savaş anlamına gelir; birilerinin sahip oldukları şeyleri korumak için başkalarına karşı savaşı, yani bitmez bir savaş. Anlaşmazlıklarda söz konusu olan yalnızca insanlar ya da mal varlıkları değildir. Bir fikrin savunucularıyla o fikrin yarattığı etki arasında da aynı şekilde bir uyuşmazlık vardır. Herkes kendi görüşünü diğerine dayatmak ister, ötekini kendinden farklı görüp aşağılar. İnsanların birbirlerini karşılıklı olarak ortadan kaldırmaya yönelik eğilimi de işte buradan çıkar.
  • Akıllı varlığın yükümlü olduğu yegane şey akıllı olmaktır.
  • Akıllı varlığın yükümlü olduğu yegane şey akıllı olmaktır.
  • En güçlü insanın bile hayatını sonlandırmak için o kadar az şey gerekir ki, kendisinden çok daha az güce sahip kişiler bile bu insanın derisini kolayca yüzebilir. Demek ki herkes aynı tehlikeyle karşı karşıyadır ve olası tehlikeler karşısında korunması gereken bu eşitlik durumudur.
  • Nasıl her madde kendisine en yakın ve en etkili kütlenin etki alanına giriyorsa, çocuk da doğar doğmaz kendisine en yakın baskın otoritenin altına girer.

--reklam--

Hobbes Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar

aslında sosyolojikti ama herkese felsefik dedim: Fransız filozof Voltaire “İlk tanrısal kişilik; ilk aptalla karşılaşan ilk sahtekardır." demişti. Bence bu ilk sahtekar , ilk mülkiyet sahibi ve ilk devlet yöneticisidir de aynı zamanda . Yoksa bu kadar insanın bu kadar mülkiyeti ve bu kadar sorumluluğu bir grup aklı evvele teslim etmesi mümkün olur muydu ? Kitaba gelince , bir solukta bitireceğiniz kesin ve Durkheim’in derslerinde tutulan notlardan oluşuyor . Notların karmaşası (kitap haline getirilme sürecindedir mutlaka çünkü kitaba çok fazla yansımıyor bu durum), bir yandan öğretmeni dinleme, söylenileni anlama telaşı diğer yandan hızlıca not alma çabasının sonucu olsa gerek .Hobbes’un materyalizmiyle , sosyolojinin ilk adımlarının atıldığını düşünen Durkheim’in Hobbes’a dair olsa olsa giriş mahiyetindeki bu kısacık yorumunu keyifle okuyabilirsiniz. (S.)

--reklam--

Hobbes Üzerine PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Emile Durkheim - Hobbes Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hobbes Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Emile Durkheim Kimdir?

Émile Durkheim (15 Nisan 1858, Epinal - 15 Kasım 1917, Paris); Fransız sosyolog, sosyolojinin kurucularından sayılmaktadır.

Sosyoloji adı her ne kadar August Comte tarafından verilmiş olsa da, Fransız Sosyolojisi 19. yüzyılın sonundaki güçlü etkisini ona ve onun kurmuş olduğu L'Année Sociologique isimli yayına borçludur.

Hayatı ve Düşüncesi

15 Nisan 1858 tarihinde Epinal, Loren'de bir Yahudi Hahambaşı'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Felsefe öğretmenliği yaptı. 1885 de Almanya'da bulundu. Fransa'ya dönüşte yayımladığı makaleler ilgi topladı. 1887 Bordeaux Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1902 yılında Sorbonne Edebiyat Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürdü. 1906 yılında Buisson'un ölümü üzerine Sorbonne Eğitimbilim Profesörlüğüne getirildi.

Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. Auguste Comte'un fiziği, Herbert Spencer'in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, "toplumsal olay" bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir. Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. Her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluktur. Çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır. İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. İnsan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. Bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.

Toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. Kurumlar örneğin din ve Tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.

Durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. Bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. Bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.

Din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen Durkheim'in eserlerinin bir kısmı Türkçeye çevrilmiştir. Comte'un takipçisidir. Toplumu, Tanrı yerine koymuştur. Burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken Tanrı'sını nasıl gözetirse "birey"inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.

15 Kasım 1917'de Paris'te ölmüştür.

--reklam--

Emile Durkheim Kitapları - Eserleri

  • İntihar
  • Sosyolojik Yöntemin Kuralları
  • Sosyoloji ve Felsefe
  • Ensest Yasağı ve Kökenleri
  • Dini Hayatın İlkel Biçimleri
  • Toplumsal İşbölümü
  • Ahlak ve Toplum
  • Eğitim ve Sosyoloji
  • Sosyoloji Dersleri
  • Rousseau ve Toplum Sözleşmesi
  • Ahlak Eğitimi
  • Hobbes Üzerine
  • Felsefe Dersleri
  • Meslek Ahlakı
  • Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau
  • Dinsel Yaşamın İlk Biçimleri
  • Sosyalizm Dersleri
  • Montesquieu ve Sosyal Bilimin Gelişimi
  • Pragmacılık ve Toplumbilim
  • Terbiye ve Sosyoloji
  • Eğitim ve Sosyoloji
  • Dini Hayatın İlk Şekilleri
  • Sosyoloji ve Eylem

--reklam--

Emile Durkheim Alıntıları - Sözleri

  • Kendi kendimize yaratmadığımız bir dilde konuşuruz; icat etmediğimiz araç gereçler kullanırız; kendi başımıza tesis etmediğimiz hakları savunuruz; her nesil kendileri bir araya getirmediği bir bilgi hazinesini miras olarak alır ve böylece devam eder... İnsan ancak medenileştiği için insandır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
  • Özgürlük, kendi iradesini gerçekleştirmekten ziyade başkasının iradesine boyun eğmemeye dayanır, bir de başkasının iradesini kendi irademize boyun eğdirmemeye. Efendi olan kişi özgür olamaz. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
  • Ruhumun yalnızlığı öyle bir kefendi ki insanları değil ,sadece doğayı ve Allah'ı görmek istiyordum. (İntihar)
  • Kendi tanrısına boyun eğen ve bundan dolayı da tanrısının kendisiyle beraber olduğunu düşünen insan, dünyaya güvenle ve artan bir enerji hissiyle yaklaşır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
  • bir vicdan ne kadar bilgisizlik karanlığında ise değişime de o denli karşı çıkar .. (Toplumsal İşbölümü)
  • İnsan, medeniyet olmaksızın yalnızca bir hayvandır. (Ahlak Eğitimi)
  • Bugün bir hayli yükseklere çıkardığımız bilim ve eleştirel düşünce, uzun zamandır şüpheyle zapt edilmekteydi. (Eğitim ve Sosyoloji)
  • Kamu duygusunu inciten suçlar, ağırlık derecelerine göre genel tepkiler doğurabilecek güçte olan suçlardır. (Meslek Ahlakı)
  • Ekonomik fonksiyonlar millet kuvvetlerinin büyük bir bölümünü emmektedir. Birçok fertlerin hayatı ticaret ve sanat muhitlerinde geçiyor. Dolayısıyla da, bunların hayatının büyük bir bölümü her türlü ahlak faliyetinin dışında geçiyor. Çünkü bu muhitte ahlakın ancak pek zayıf bir izi vardır. Böyle bir durumun, büyük bir ahlak düşkünlüğü kaynağı olmaması mümkün müdür? (Meslek Ahlakı)
  • İnsan arzu ettiği her şeye sahiptir zira sadece sahip olduklarını arzu eder. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
  • Kendimizin icat etmediği bir dili konuşuruz; kendimizin bulmadığı aletleri kullanırız; kendimizin tesis etmediği haklardan söz ederiz. Her nesil, kendisinin biriktirmediği bir bilgi hazinesini miras alır vs. Medeniyetin bu türlü türlü menfaatl erini, topluma borçluyuz (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
  • Ancak din, vardır; o verili bir olgular sistemidir; bir başka ifadeyle, o bir gerçekliktir. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
  • İnsanlık ilerleme kaydettikçe, fertler arasındaki anlaşmazlık artıyor. Öyleyse bugünden çıkaracağımız ders geçmiştekiyle aynı. Akıl, hakikate ulaşmaya muktedir değil. (Felsefe Dersleri)
  • Din başlarda yerine getirdiği iki işlevden birini ve sadece birini, yani spekülatif işlevi giderek terk etme eğilimindedir. Bilimin dinde karşı çıktığı şey, onun var olma hakkı değil, aksine şeylerin doğasını dogmatikleştirme talebi , insanı ve doğayı açıklayacak özel uzmanlığa sahip olduğu iddiasıdır. (Sosyoloji ve Felsefe)
  • "Kendini başkalarının efendisi sanan kimse onlardan daha fazla köle olmaktan geri kalamaz" (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
  • Rousseau, Hobbes'un teorisini reddeder; her ne kadar Hobbes'un dehasından övgüyle söz etse de teorisini sıklıkla eleştirir. Savaş durumu hipotezi¹ iki nedenle ona kabul edilemez gelmektedir: 1) Savaşın ortaya çıkış sebebi bile - yani giderilmemiş ihtiyaçlar - mevcut değildir. İnsan kendisine lazım olan şeylere sahipse, neden başkalarına saldırsın? Hobbes kendi sistemine ancak medeni insanın karmaşık hassasiyetini doğa insanına atfederek ulaşmıştı; 2) Hobbes haksız yere ilkel insanın tüm acıma duygusunu yok saymıştır. Böyle bir erdem her türlü düşünceden önce geldiğinden doğa durumunda olmadığını söylemeye hakkımız yoktur. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
  • Baskıcılar, düşüncenin denetlenemeyen bir şey olduğunu her fark ettiklerinde, onu yok etmeye çalışırlar. (Felsefe Dersleri)
  • Öyle de kana her türlü doğaüstü özelliği atfettirmiş olan bu kaba batıl inancın insanlığın ahlaki gelişiminin üzerinde muazzam bir etkisi olmuştur. Bu işin süresi boyunca bu etkinin sadece ensest meselesini hissettirmekle kalmadığı bile görülmüştür. Aynı sebebe bağlı olan başka türden fenomenler var: Bunlar genelde cinsiyetlerin ayrımına dair örf ve adetlerdir. Yukarıda aktardığımız olgularla günümüzde gözlerimiz önünde cereyan edenler arasındaki benzerliğe okurun şaşırmaması mümkün değil. Bütün bu benzerlikten hareketle, eğer okullarımızda, gündelik toplantılarımızda cinsiyet arasında bir çeşit engel varsa, eğer her bir cinsiyet adetler hatta yasalarla kendisine dayatılan belirli bir giyim tarzına sahipse, erkeğin kadına yasaklı -kadın bunları yerine getirmeye muktedir olmasına rağmen- rolleri varsa, kadının da erkeğe yasaklı rolleri varsa, kadınlarla ilişkimizde özel bir dil, özel davranışlar benimsemişsek, bunun nedeni kısmen binlerce yıldır babalarımızın genelde kanın, özellikle de regl kanının, yani bahsettiğimiz kan algısının tesiri altında olmalarıdır. Her tür varoluş nedeninden uzun zamandır yoksun, bu eski önyargıları fark etmeden, hala açıklanamaz bir alışkanlıkla itaat etmiyor elbette. Bununla birlikte, bunlar ortadan kaybolmadan önce, kendilerinden sonra ayakta kalan ve bizim de bağlandığımız davranış biçimlerinin doğmasına yol açtılar. (Ensest Yasağı ve Kökenleri)
  • Gerçek iktidar ve özgürlüğün ilk koşulu kendine hâkimiyettir. (Ahlak Eğitimi)
  • ... üzerinde yükseldiği sarsılmaz temeli görebilmek için yapıyı kuşatan tozu ve kumu bertaraf etmek gerekir. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)