Kitap Künyesi

Yazar: Özlem N. Yılmaz

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9786053140627

Sayfa Sayısı: 208

--reklam--

Huzursuz Periler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hayatı yazmaya onu, ille de dile dökmeye çalışan bir kadının öyküsü anlatılıyor. Daha ilk sayfada kendi yolunu bulmaya, dünyada kendisi olarak yaşamaya azmetmiş bir kadın kahraman çıkar karşımıza, kararlı olduğu kadar ürkek de olan bir kadın. Geçmişin ve bugünün kopmuş parçalarını, kelimelerle birleştirmeye çalışırken bir başka yüzyıldan bir başka kadının kelimeleriyle karşılaşır. Manevi açıdan tam bir dönüm noktasıdır bu. İnsan yalnız değildir! Çektiği acılar geçmişte başkaları tarafından da çekilmiştir, kurduğu hayaller başkaları tarafından da kurulmuştur. Geçmiş ve bugün, kadınların hüznüyle birleşir ama deneyimler her defasında acıya galebe çalar. Her durumda kadın kendi öyküsünü yazar ve kendi “öyküsünde yaşlanır.” Bugün, yarın ve daima...

Huzursuz Periler Alıntıları - Sözleri

  • Kitapları yarım bırakmayı sevmiyordu. Yarım bırakılmış kitaplar, yarım bırakılmış hayatlar gibi geliyordu ona. Kitabın içinde yaşamaya devam eden kahramanları terk edip gitmek haksızlık, diye düşünüyordu.
  • Bazen bir kadın başka bir kadının en büyük engeli olabiliyor.
  • Annem istikbalimi çeyiz sanıklarından görürken, ben şiirde ve kitaplarda görüyorum.
  • "Bazen yazdıklarımız değil, yaşadıklarımız şiirdir."
  • "Herkes kendi hikayesinde yaşlanacak"
  • "İnsan en önce, kaybetmekten en çok korktuklarını kaybediyor."
  • Bir erkekle ya da bir kadınla aldatılmak neden bu kadar farklı oluyordu? Sonuçta aldatmak ve aldatılmak vardı. Babası annesini bir kadınla aldatmış olsaydı her şey daha başka mı olacaktı?
  • Bir tutam mor sümbül duruyor masamdaki bardağın içinde. Her bir çiçeği, aşkla bakan birer göz gibi açılmış...
  • Babam bu gidişatın iyi olmadığını söyleyip duruyor. Yakında kuru ekmeğe muhtaç olmazsak iyi, diyor. Allah bizi o günlerden korusun.
  • Gelin görün ki insan mutluluğa en yakın olduğu anda , kadere de en yakındır.

Huzursuz Periler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Özlem Narin Yılmaz'dan yine çok keyif alarak okuduğum bir kitap. Huzursuz Periler. Her kitabında geçmişle bugün arasında bağlantılar kuran hikayeleri, belki bizim belki çevremizdeki insanların yaşadığı sorunlara dokunması, farkındalık yaratması ile hayatı anlatan, hafızaları tazeleyen bir yazar Özlen Narin Yılmaz. Huzursuz Periler'de de aynı konakta yaşayan üç kuşağın yaşadıklarını anlatan bir aile romanı ile karşımıza çıkıyor. Kitap en son kuşak temsilcisi Hayal'in anlatımları ve büyükanne Gülperi'nin günlükleri üzerinden ilerliyor. Hayal ailenin günümüzdeki halini, Gülperi ise bu ailenin 1914'lere dayanan geçmişini anlatıyor. Hayal yazma sevdalısı bir edebiyat öğrencisi. Parçalanmış bir ailenin çocuğu. Kendini kalemi ve sözcükleriyle anlatma çabası içinde genç bir yazar adayı. Baba Ali Cevdet'in yaşadıkları hiç kolay değil. Önce toplum ve aile baskısı ile evlenmek zorunda kalan sonrasında en sevdikleri tarafından reddedilmeyi bile göze alarak gerçek tercihini yaşayan bir adam. Gülperi yaşadığı zaman için güçlü bir kadın karakter. Şiir yazan, piyano çalan, Ermeni piyano hocası Aret'e aşık olup onun peşinden sürgüne giden bir genç kadın. Nurperi ise Hayal'in ihtiyacı olduğunda beliriveren akıl hocası. Fazilet Hanım ve Arif Bey ise oğullarından dolayı yaşadıkları hayal kırıklığını torunları Hayal'i büyüterek unutmaya çalışan bir babaanne ve dede. Kitapta yer alan pek çok karakterle pek çok hayata dokunmuş yine Özlem Narin Yılmaz. Eşcinselliğin ve Ermeni Tehciri’nin ele alınış biçimi metnin değerini bir kat daha artırmış bence. Bugün ve geçmiş arasında çekilen acılarla, yaşanan aşklarla köprüler kuruyor yazar. Kadınların var olma öykülerini anlatıyor. Geçmişte ve bugün kadınlar kendi öykülerini yazmaya devam ediyorlar. Yazarında dediği gibi; "Herkes kendi hikayesinde yaşlanacak." Keyifle okuyun... (Filiz)

İsmini beğenip aldığım bir kitap ve içinde isimlerinin sonu Peri olan birkaç kadın olması dışında ne ismiyle ne de kapağıyla ilgisi var. Yani çok kötü değil ama gerekli de değil. Bence okumayın. Ama yine de siz bilirsiniz. :D kitap/kitap--50964 yazar/i18860 (persephone)

"Bazen yazdıklarımız değil, yaşadıklarımız şiirdir." Edebiyat fakültesinde okuyan Hayal'e dedesi tarafından verilen tahta bir bavulla başlar hikâye... Dedesi Arif Bey, annesi Gülperi hanımın 1900'lerde yazdığı günlükleri emanet eder. Hayal, zaman içinde günlükleri temize çektikçe ailesinin bilmediği geçmişini de öğrenir. Boş zamanlarındaki bu eylemi, ne zamandır gördüğünü hatırlamadığı, zihnindeki kadın yazar Nurperi"yi daha sık görmesine neden olur. Nurperi tarafından, yazı yazdığı kâğıtların üzerine konan kalem Hayal'e bir şeyler yazma isteği uyandırır. Başlar küçük küçük öyküler karalamaya... 1914-1915 yılına ait günlüklerden öğreniriz çağının çok ilerisinde bir kadın olduğunu Gülperi'nin: piyano çalan, dergilere şiirler yazan, feministlerle rutin toplantılar yapan, romanlar okuyan vd... Hele bir de piyano hocası Aret'le yaşadığı aşk var ki, "ah" dedirtecek kadar tutkulu... Hayal'in de hayatı acılarla örülüdür. Annesi küçük yaşta terk etmiştir. Dedesi Arif bey ve babaannesi Fazilet hanımla bir konakta, Gülperi hanımdan kalma devasa kütüphanedeki eşsiz kitapların resimlerine bakıp, sayfalarını çevirerek geçer çocukluğu. Babasının eşcinsel olduğunu 9 yaşlarında öğrenir. O yüzden dedesi ve babaannesi görüşmez babasıyla. 20.li yaşlarında öğrenir annesinin evi bu yüzden terk ettiğini: kaldıramaz kocasının kendisini bir erkekle aldatmasını. Hayran olduğu yazar Ayperi ve öykülerini değerlendirmeleri için gönderdiği yayıncılarla yaşadığı diyaloglar ise Hayal'de tam bir düş kırıklığı yaratır. Her kırgınlığında Nurperi tutar elinden kaldırır. İyi ki de kaldırır: tahta bavulun içindeki Gülperi'nin hikâyeleri kadar birikmiştir, Hayal'in yazdığı hikâyeler de. Yazdıklarını yayımlatmak için verdiği onca çaba karşılıksız kalınca yaşadığı mutsuzluğu düşünür sonra. Oysa ki, yarattığı kahramanları "kâğıt üzerinde hayat buldururken ne kadar mutlu" olduğunu hatırlar. "Hayatı yazmaya, ille de dile getirmeye çalışan bir kadının öyküsü anlatılıyor bu romanda". Bavulun içine sığdırılan aşkla, savaşla, mücadeleyle beslenen; yarattığı karakterlere can verirken kurulan hayallere karışan gerçeklerin tokat gibi yüze vurulduğu; ayrı çağlarda yaşamış iki kadının çektiği acıların, açmazların, kırgınlıkların, hüzünlerin harmanlandığı bir roman. Beni o sade diliyle yer yer ağlatan, her bir karakterin yaşamın içinde var olduğunu hissettiren, "fildişi kule"den değil de, "görüş mesafesinden" yazdıklarını okuyucusuyla paylaşan Özlem Narin Yılmaz'a sonsuz sevgiler, kalemi var olsunAşk Uğruna, Kapıyı İçeriden Kilitledim'den sonra Huzursuz Periler de unutamayacağım kitaplar arasında yerini aldı bile. (Semra Ok)

Huzursuz Periler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Özlem N. Yılmaz - Huzursuz Periler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Huzursuz Periler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Özlem N. Yılmaz Kimdir?

1978 doğumlu. 2000 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliğinden mezun oldu. Yazmaya üniversite yıllarında başladı. Kayıp Yalnızlık Ormanı adlı ilk öykü kitabı Eylül 2006 da, Kızböceği adlı ikinci öykü kitabı Şubat 2008 de Everest yayınları tarafından, Karmeleği adlı öykü kitabı Eylül 2010 da Cangençlik Yayınları tarafından yayımlandı. Bazı öyküleri ve yazıları Mahsus Mahal, Kitaplık, Notos Öykü, Hece Öykü, Eşik Cini, Lacivert dergilerinde ve Radikal Kitap Eki'nde yayımlandı. Yazınsal çalışmalarını sürdüren yazar, Aytekin Yılmaz’la evli. Halen İstanbul’da öğretmenlik yapıyor.

--reklam--

Özlem N. Yılmaz Kitapları - Eserleri

  • Kapıyı İçeriden Kilitledim
  • Huzursuz Periler
  • Aşk Uğruna
  • Karmeleği
  • Kayıp Yalnızlık Ormanı
  • Annem ve Babam Büyüyor
  • Kızböceği

--reklam--

Özlem N. Yılmaz Alıntıları - Sözleri

  • Damak tadımız hazinemizdir. Keşfettiğimiz her tat o kıymetli hazineye eklenir. (Aşk Uğruna)
  • Annem istikbalimi çeyiz sanıklarından görürken, ben şiirde ve kitaplarda görüyorum. (Huzursuz Periler)
  • "Bazen yazdıklarımız değil, yaşadıklarımız şiirdir." (Huzursuz Periler)
  • Bir insanı gerçek anlamda tanımak için onun geçmişini bilmek gerekiyordu. (Kapıyı İçeriden Kilitledim)
  • Konuştuk, yalvardık, zaman her şeyin ilacıdır dedik, dinletemedik. (Karmeleği)
  • Mutlu kadınlar da mutsuz kadınlar da kendilerini hemen ele veriyorlardı. Mutlu olanların yüzünden ışık, mutsuz olanların yüzünden gölge eksik olmuyordu. (Kapıyı İçeriden Kilitledim)
  • Bir tutam tutku, bir demet bağlılık, bir avuç arzu. Bolca sevgi, mutluluk, bir çimdik acı. (Aşk Uğruna)
  • Babam bu gidişatın iyi olmadığını söyleyip duruyor. Yakında kuru ekmeğe muhtaç olmazsak iyi, diyor. Allah bizi o günlerden korusun. (Huzursuz Periler)
  • Ölüm bir asker gibi yanı başımızda dikilip beklerse hayat zavallı bir suçlu gibi korkup büzülmez mi? (Kızböceği)
  • "İnsan en önce, kaybetmekten en çok korktuklarını kaybediyor." (Huzursuz Periler)
  • Bazı güzellikler insanı ağlatır. (Aşk Uğruna)
  • Bir erkekle ya da bir kadınla aldatılmak neden bu kadar farklı oluyordu? Sonuçta aldatmak ve aldatılmak vardı. Babası annesini bir kadınla aldatmış olsaydı her şey daha başka mı olacaktı? (Huzursuz Periler)
  • Zor zamanlarımda iki sığınağım vardı: kütüphane ve mutfak. (Aşk Uğruna)
  • "Herkes kendi hikayesinde yaşlanacak" (Huzursuz Periler)
  • Ömründe bir tane bile kitap okumamış adamla mutlu olamazsın. (Aşk Uğruna)
  • Beklemek, gümüş yelkovandı; hatırlamak, altından akrep. (Kapıyı İçeriden Kilitledim)
  • Gelin görün ki insan mutluluğa en yakın olduğu anda , kadere de en yakındır. (Huzursuz Periler)
  • "Çocuk dünyamız gerçekleri kavrayamayacak kadar hayalperest ve kötülükten uzaktı." (Karmeleği)
  • "Şehitler ölmez" diye gürlüyordu kalabalık. Onlar öyle dedikçe tabutlar çoğalıyordu. Bir bir çıkıyordu ölmeyen şehitler tabutlarından. Kopmuş bacakları, yanmış yüzleri, boş göz oyuklarıyla esas duruşa geçiyorlardı kalabalığı yarıp." (Karmeleği)
  • "Arkadaşıma anlatıyorum hayallerimi. "Kitaplarım," diyordum, "mutlu olsunlar istiyorum. Rahat yaşasınlar bundan sonra. Çok sıkıntı yaşadılar yıllar yılı. Çok ezildiler üst üste. Onları rahat ettirmek boynumun borcu." (Karmeleği)