Kitap Künyesi
Yazar: Mihail Yuryeviç Lermontov
Çevirmen: Madam Gülnar
Derleyen: Semih Doğan
Yayın Evi: Büyüyen Ay Yayınları
İSBN: 9786052071311
Sayfa Sayısı: 72
--reklam--
İblis Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitabın uzun bir hikâyesi var. Hikâyesinin uzunluğu, birbirinden çok farklı zaman ve mekânlarda edebiyata nüfuz etmiş isimleri bir araya getirmesinden kaynaklanıyor. Rus şair Lermontov, Kafkas coğrafyasıyla hemhal olurken yazdığı Demon yani İblis adlı uzun şiirini, 1841 yılında tamamlar. Bu seçkin eser ancak yarım asır sonra kaderin enteresan bir tecellisiyle Ahmed Midhat'ın Tercüman-ı Hakikat'inde Madam Gülnar'ın roman tarzında tercümesiyle Osmanlı okurlarıyla buluşur.
1889'da II. Abdülhamid tarafından VIII. Milletlerarası Müsteşrikler Kongresi'ne Osmanlı'yı temsilen katılmakla görevlendirilen Ahmed Midhat kongrenin yapıldığı Stockholm yolculuğunda sekiz dokuz dil bilen, hem doğu hem de batı kültürüne aşina bir madam ile tanışır. Uzunca bir sohbetten sonra ismini sorduğu bu Avrupalı hanımdan Gülnar cevabını alınca çok şaşırır. Sohbetlerinin devamında bu kültürlü hanımın Olga de Lebedev isimli bir Rus yazarı olduğunu ve Fransız bir kontla evlendikten sonra Kazan şehrine yerleşerek orada yaşadığını öğrenir. Madamın Osmanlı medeniyetine olan hayranlığı nedeniyle kendisini Gülnar diye tanıttığını anladığı anda ise Ahmed Midhat'ın şaşkınlığı hayranlığa dönüşür. Bu karşılaşma Madam Gülnar'ı Tercüman-ı Hakikat'in yazarları arasına sokacak ve onun imzasıyla Osmanlı okurları Puşkin'den başlayarak Rus edebiyatıyla tanışacaklardır. Demon yani İblis 1891'de önce tefrika edilir ardından kitap olarak yayımlanır. Madam Gülnar'ın Türkçeye olan hâkimiyeti okuyanlar arasında hayranlık uyandırır ki bu hayranlık bizce bugün daha çok geçerlidir. Aslında oldukça özetlediğimiz hikâye burada da bitmiyor. Lermontov'dan Madam Gülnar'a, Rusçadan Türkçeye Ahmed Midhat vasıtasıyla ulaşan bu eserin yaşadığı serüvenin son bir parçası daha var: O da eserin son olarak Büyüyenay Yayınları ailesine katılması.
--reklam--
İblis Alıntıları - Sözleri
- . Tamara : Dinle, zehir ve ateşten sözlerle üzerime kıyamet yığıyorsun. Beni neden sevdiğini söyle ! İblis: Yazık, bilmiyorum ! Yeni yaşamla mutlu, suçlu başımdan sürgün ettiğim dikenli taç bütün günlerim boyunca küllere savruldu. Cennetim, cehennemim senin bakışlarında. Seni hiçbir dünyevi tutkuyla, asla bulamayacağın bir aşkla seviyorum. Kendinden geçmiş bir şekilde, ölümsüz bir kalp ve zihnin yükselen tarzında... ...
- Maziyi kendimden uzaklaştırdım. Cennetim de cehennemim de senin gözlerindedir.
- Я тот, чей взор надежду губит; Я тот, кого никто не любит; Я бич рабов моих земных, Я царь познанья и свободы, Я враг небес, я зло природы, И, видишь, — я у ног твоих! - Bakışlarıyla umudu yok eden benim; Ben, hiç kimsenin sevmediğiyim; Fani kölelerimin kırbacıyım, Bilgi ve özgürlüğün kralıyım, Ben cennetin düşmanıyım, ben doğanın felaketiyim, Ve görüyorsun, ayaklarının dibindeyim!
- “ Seni dünyanın tanımadığı bir tutkuyla seviyorum. "
- Həyat qəmxanədir belə ruh üçün Sevincdən, nəş'ədən kənardı bütün
- "Cennetim de cehennemim de senin gözlerindedir."
- Ruhun yıldırımıyla celbedilmedikçe şairlik yaradılışı açığa çıkmazdı.
- "Senin suretin dünyanın yaratılışından beri zihnimde nakışlıydı."
- Yaşlılık zaafıyla yavaş yavaş sönmektense, göğse bir kurşun yiyerek gitmek daha hayırlıdır.
- İnsanlar nedir? Onların hayatları ve meşakatleri ne olabilir? Onlar gelip geçtiler. Bundan sonra da geçmeye devam edeceklerdir.
- İnsanlar nedir? Onların hayatları ve meşakkatleri ne olabilir? Onlar gelip geçtiler. Bundan sonra da geçmeye devam edeceklerdir.
- Merhametli bir yüreğin zorlamasıyla hamiyetli bir el yolun üzerindeki kayaların önüne ağaçtan bir haç dikip ilkbaharın zümrüt yapraklı sarmaşıkları o haçı lütfeder bir şekilde kuşatacak ve yolcu kutlu nebatın altında istarahatın gölgesinde olmak için oraya müracaat eyleyecektir.
- İnsanlar nedir? Onların hayatları ve meşakatleri ne olabilir? Onlar gelip geçtiler. Bundan sonra da geçmeye devam edeceklerdir.
--reklam--
İblis İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kalbinde hiçbir şey için arzu olmayan ve her şeyden nefret etmekten sıkılan kovulmuş melek, bir gün dünyanın üzerinde uçarken Tamara isimli bir kız görür. Varoluşunun başından beri hissetmediği bir aşkla bu kıza bağlanır ve onu elde etmek için kirli yollara başvurur. Kitabı bu şekilde özetleyebilirim. Lermontov'un Demon şiirinin orijinal biçimi bozularak romanlaştırılmış bir özeti. Ben şiir halini okumadım ama şiirin verdiği o coşkuyu bu çeviride bulamadım açıkçası. Konu olarak etkileyici ve kısacık. Ama bu çeviri, Osmanlı döneminde yapıldığından olsa gerek, çok fazla Arapça Farsça kelime var. Cümleler de çok uzun. Yine içeriğe dönersek kısacık olmasına rağmen beni düşünmeye itti. Şeytan tüm ilahi dinlerde lanetlenen bir karakterken bir insan olarak ona sempati duymamak çok zor diye düşünüyorum. Bu ilahi karmaşada hırsları ve tutkularıyla, belki de aşkıyla insana en çok benzeyen varlık bence Şeytan. Tamara'ya karşı hissettiği sevgide bile kendi egosunun zincirinden kurtulamıyor. Kendini övdüğü uzun bir paragraftan sonra "İşte sen bu sıfatlarla seçkin olan şahsı ayaklarına kapanmış görüyorsun." diyor. Tamara'yı sevme biçimi, sadece onun varlığını elde etmeye yönelik. Başka bir kısımda İblis, Tamara'ya kendi eşi olursa ona sunacağı saraylardan ve elmaslardan bahsediyor. Ardından yalvarıyor. "Sev beni." İblis bence son ana kadar kendi yüceliğinden, kendi güzelliğinden başka bir şeyi sevmemişti ve Tamara'yı da sadece kendini sevmek için bir araç olarak görmüştü. Yine de ben seni seviyorum Azazil çünkü sen de bizden birisin. (Lethe)
Lermontov tarafından 1841 yılında şiir olarak yazılan “İblis” eseri 1891 yılında Madam Gülnar tarafından roman olarak hazırlanır ve Türkçe ve Rusça olarak yayınlanır. Bu kitabın hikâyesi en az kitabın konusu kadar ilginç. 1889 yılında Osmanlı Devletini temsilen bir kongreye giden Ahmet Midhat seyahati sırasında 8-9 dil bilen ve kendisi de bir yazar olan Olga de Lebedev ile tanışır. İyi derecede Türkçe bilen ve bir Osmanlı hayranı olan Lebedev, mahlas olarak Madam Gülnar ismini kullanır. Ahmet Midhat ile tanışmasının akabinde bir süre sonra İstanbul’a gelen Madam Gülnar burada Tercüman-ı Hakikat’te yazmaya başlar ve Rusçadan Osmanlıcaya çeviriler yapar. O dönemde daha çok Fransız edebiyatından çeviriler yapılmakta iken, bu vesile ile Osmanlı halkı Rus edebiyatı ile tanışır. Gelelim kitaba. Lermontov, dönemindeki Puşkin’den etkilenmiş ve hatta onun ölümü üzerine de bir eser vermiş olan, genç yaşta takdir toplamış bir şairdir. Yaklaşık 12 yılda tamamladığı “İblis” şiirinde, zıt fikirlerin mücadelesi ekseninde, yeryüzüne inen İblis’in bir kadına olan aşkını anlatır. (Enes Başak)
Resim: Eğer resme ilginiz varsa ilginizi çekebilir, konuyla ilgili en beğendiğim resimler arasında. https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/6c/Kmakovs_107.jpg (Ceyda Şişmanoğlu)
--reklam--
İblis PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mihail Yuryeviç Lermontov - İblis kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İblis PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mihail Yuryeviç Lermontov Kimdir?
Mihail Yuryeviç Lermontov (15 Ekim 1814 - 27 Temmuz 1841), Rus yazar ve şair.
Emekli bir subayın oğlu olarak dünyaya gelen Lermontov, bir süre Moskova Üniversitesi'ne devam etti. Üniversite yılları Lermontov'a, toplumsal sorunların büyük bir heyecanla tartışıldığı çok canlı bir entelektüel ortamdan yararlanma fırsatı sağlamıştır.
1832 yılında üniversiteden ayrılmış, Harp Okuluna kaydolmuştur. 1834 yılında asteğmen rütbesiyle mezun olup St. Petersburg'da hafif süvari olarak askerlik kariyerine başlamıştır. 1837 yılında Puşkin'in bir düelloda öldürülmesi üzerine derinden etkilenerek "Şairin Ölümü" adını verdiği bir şiir kaleme almıştır. Ne yazık ki dönem, öncelikle monarşinin sınırsız yetkilerinin bir anayasayla sınırlandırılmasını savunan akımların ve genelde tüm ilerici, özgürlükçü düşünce ve etkinliklerin yoğun baskı altında tutulduğu bir dönemdir. Lermontov da bu şiirinde Puşkin'in bir düello sonucu ölümünü cinayet olarak nitelemekte ve Çarlık yönetimin suçlamaktadır. Bunun üzerine tutuklanarak Kafkasya'daki bir birliğe sürülmüştür.
1838 yılında sürgün cezası kaldırılan Lermontov St. Petersburg'a döndü ve kısa sürede dönemin parlak edebiyatçıları arasına girdi. Şiirleri edebiyat çevrelerinde çok beğenilen Lermontov'a, Puşkin'in ardılı gözüyle bakılmaya başlanmıştır. "Çağımızın Bir Kahramanı" adlı romanıyla da büyük bir beğeni toplamıştır.
1840 yılın başlarında St. Petersburg'daki Fransız büyükelçisinin oğluyla giriştiği bir düello, bu özgürlük yanlısı genç şairin Petersburg'dan uzaklaştırılması için bir bahane oluşturdu. Çarlık yönetimi onu tekrar Kafkasya'ya sürgüne gönderdi.
1841 yılının şubat ayında izinli olarak St. Petersburg'a dönen Lermontov, umut doludur. Bir dergi çıkartmak konusunda girişimlerde bulunur. Ne var ki izin süresinin bitiminde görev yerine dönmesi için kesin emir alacaktır. Yolculuk sırasında hastalanır ve Piyatigorsk kentinde bir süre dinlenmek zorunda kalır. Bu kentte 27 Ekim 1841 günü, kralcı bir Fransız subayla düello yapar ve bu düellonun sonunda yaşamını yitirir. Özgürlükçü aydın kesimde, tıpkı Puşkin gibi bir düello sonucu genç yaşta ölmesi, derin bir üzüntüye neden olmuştur.
Yirmi yedi yıllık kısa yaşamına karşın Lermontov, şiirleri, tiyatro oyunları ve romanıyla Rus edebiyatının gelişimi üzerinde derin etkiler yaratmıştır. Kendisinden sonraki pek çok Rus edebiyatçı üzerinde Lermontov'un etkilerini görmek mümkündür. Fransız özgürlükçü düşüncesinden belirgin biçimde etkilenen aydın bir edebiyatçıdır.
--reklam--
Mihail Yuryeviç Lermontov Kitapları - Eserleri
- Zamanımızın Bir Kahramanı
- Özgürlüğün Son Oğlu
- Hançer
- Lermontov - Profil
- İblis
- Şairin Ölümü
- Yalnızlık
- Aşıq Qərib
- Seçilmiş əsərləri
--reklam--
Mihail Yuryeviç Lermontov Alıntıları - Sözleri
- Yaşamı azıcık tattım ve ölmem gerekiyor şimdi. (Hançer)
- … Yaşam karşılıklı sonsuz ihanetler dizisidir İyiliğe ve kötülüğe dair hafıza ise tam bir zehir … (Özgürlüğün Son Oğlu)
- "Cennetim de cehennemim de senin gözlerindedir." (İblis)
- Bir kurtuluş habercisi gelecek mi? Anlatmaya yaşamın önemini, Amacını umutların ve tutkuların; Bana neler hazırladığını söylemeye Ve neden acımasızca karşı çıktığını böyle Gençlik umutlarıma Tanrı'nın. İyiliğin, kötülüğün, aşkın ve umutların Yeryüzünde ödedim kefaretini; Bir başka yaşama başlamaya hazırım Susuyor ve bekliyorum: Zamanı geldi. Geride benden bir iz kalmayacak... (Hançer)
- Şimdi yalın ve gururlu bir dil sıkıyor bizi, yalnız Eğleniyoruz parlak pullar ve aldatılarla. Yıpranmış bir güzellik gibi, ki yıpranmış dünyamız Alışkındır kırışıklarını gizlemeye allıklar altında... (Hançer)
- Asık yüzlü ve silik bir topluluk olarak, Bir gölge gibi, sessiz, geçeceğiz dünyadan, Dahice bir çabayı bile başlatmayarak, Tarihe verimli bir düşünce bırakmadan. ... (Şairin Ölümü)
- Lakin aşk kader gibidir kaçınılmaz, Yürekten korkuysa faydasız bir uğraş! (Özgürlüğün Son Oğlu)
- "Toplum kurallarından kurtulup tabiata bu kadar yaklaşınca, insan cocuklaşmadan edemiyor: Sonradan edinilmiş ne varsa akıp gidiyor insandan, ruh temizleniyor, eskiden nasılsa, bir gün yine nasıl olacaksa, o durumu alıyor." (Zamanımızın Bir Kahramanı)
- Bir yer aç bana da zümrüt yapraklarının arasında Bilgece ve çok güzel masallar anlatırım sana. (Hançer)
- Unutulmuşum. Ben ki hiçbir şeyi unutmadım... (Zamanımızın Bir Kahramanı)
- Amma uzun zaman yaddaşı, yadı Xatirə saxlayır ilk təəssüratı. (Seçilmiş əsərləri)
- "... kader diye bir şey varsa, neden özgür bir irade ve akıl verilmiş bize, neden hareketlerimizin hesabını vermek zorundayız?" (Zamanımızın Bir Kahramanı)
- Çiçeğe konar bir arı, taşa değil... (Özgürlüğün Son Oğlu)
- Yüreğim titredi... Bu da nesi? Aşık mı oldum acaba?.. Öyle budala bir yapım var ki, benden beklenir. (Zamanımızın Bir Kahramanı)
- Hayır, sanma ki acınmaya değer biriyim ben, Şimdi sözlerim dolu da olsa kederle. Hayır! Tüm amansız acılarım benim Çok daha büyük yıkımların önsezileridir sadece. (Hançer)
- Gururluyum, bağışla beni! En iyisi Aşkı başkalarında bulmayı düşle! Kim olursa olsun şu yeryüzünde Kimsenin olamam artık kölesi. (Lermontov - Profil)
- Ama evlenmek sözünün benim üzerimde zehirli bir etkisi vardır. ... Yirmi kez yaşamımı, ya da namusumu ortaya koyabilirim, yalnız özgürlüğümü satamam. (Zamanımızın Bir Kahramanı)
- Sakin ol sevgilim, ağlama! Güzel günler yakın, dünyaya Umursamadan bakıp geçeceğimiz!.. Yabancı, ama yakın bir ülkede İnan, mutlu olacağız ikimiz (Özgürlüğün Son Oğlu)
- Acıyla geçiyor sefil günlerim İmgen çıkmıyor kalbimden, Ama bir dileğim var senden; Ölüm meleği ol benim için. (Özgürlüğün Son Oğlu)
- … Ama kim ki şu gözyaşı ve dertlerin Dünyasında yoksun kalır teselliden; En parlak çağında ateşli gençliğinin Kim ki kalbin okşamasından, saadetten Yoksun ve uzak bir hayat sürer… … (Özgürlüğün Son Oğlu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin