Kitap Künyesi
Yazar: Osman Nuri Küçük
Yayın Evi: Nefes Yayıncılık
İSBN: 9786059901192
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
İbnü'l Arabi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanoğlu, eşyayı ölçme girişiminin sonucunda sayıyı fark eder, daha sonra âlemin sayısal bir düzen üzerine kurulu olduğunu anlar. Her toplumun sayıyı düşünüp sembolleştirmesi, bu bilginin Allah vergisi olarak doğamızda var olduğuna işaret etmektedir. Sayılar, âlemin kozmik dilidir. Bu yüzden evrendeki varlıkların sırrı, bu dilin çözülüp anlaşılmasıyla bilinebilir. Nitekim İbnü'l-Arabi de sayının ilâhi mertebeden sırlar taşıdığını belirtmekte ve sayının ilkelerinden hareketle varoluşun ilâhi sırlarının bilinebileceğini düşünmektedir.
Rüya ise insanı, onun ruhsal dünyasını ve bilinçaltını anlamada başvurulan kadim metotlardan biridir. İbnü'l-Arabi rüyaların ta'birini varlık mertebeleri anlayışıyla açıklamaktadır ve onun düşüncesinde rüya, insanın varoluş serüvenine dair mühim ipuçları barındıran hakikatler içermektedir.
Birinci bölümünde İbnü'l-Arabi'nin rüyalara dair yaptığı değerlendirmeler, ikinci bölümünde ise sayı ile varlık arasında kurulan irtibat üzerinde durulan "İbnü'l-Arabi - Sayılar ve Rüyalar" isimli bu eser, İbnü'l-Arabi'nin sayıları ve rüyaları nasıl bir irtibat üzerinden ele aldığını anlamamızda oldukça aydınlatıcı ve bilgilendiricidir.
(Tanıtım Bülteninden)
İbnü'l Arabi Alıntıları - Sözleri
- Uyanıklık ve uykuda rahat içinde olmayı İbnü`l Arabi, yaşam ve ölüm hallerine de teşmil eder.
- Rüyaları tıpkı masal ve mitoslar gibi semboller dili olarak niteleyen Erich Fromm, bunun unutulan bir dil olduğunu belirtmiştir.
- Yüce Allah insan ruhunu madde ötesi âleme çıkabilecek, levh-i mahfuzu okuyabilecek yetenekte yaratmıştır. Ancak ruhun bedenle ilgisi buna engel olmaktadır. Uyku hâlinde ruhun bedenle ilgisi azaldığından levh-i mahfûzu okuma gücü artar. Ruhun orada gördükleri, insanın muhayyilesinde kendine özgü izler bırakır. Bu izler insanın hayâl yetisi ötesindeki bir gerçeği, yani levh-i mahfuzdaki bilgiyi gösterir ki, rüyanın asıl işaret ettiği şey budur.* *Razi, Mefatihu'l-gayb, XVIII, 135
- "Rüya ta'bir edilmedikçe bir kuşun ayağındadır, ta'bir edilince düşer." Hz.Muhammed (sav)
- Rüyada görülenler rüyayı görenin halleri olduğu gibi alemin tümü Hakk'ın rüyasıdır. Rüyayı gören rüyasında bir anlamda kendisini görmüştür. Ancak kişi, rüyada gördüklerinden ibaret değildir. Hakikatin paradoksal ve saçaklı mantık özelliği burada da kendini gösterir. Yani alem hem odur hem o değildir.
- Rüya ve İdrâk Uyuyan insanda idrak bulunmadığını, dolayısıyla rüyada görülenlerin hayâlden ibaret olduğunu söyleyen Mutezile bilginleri dışında İslâmî gelenekte ulemanın büyük çoğunluğuna göre rüya, insanın ruhu ile gördüğü ve aklı ile idrâk ettiği bir olaydır.İslâm filozofları rüyayı bir takım suretlerin mütehayyile kuvvesin- den ortak duyuya (hiss-i müşterek) yansıması şeklinde izah eder. Rüyaların sebep ve tabirini açıklamak üzere el-Kavl fî sebebi’l-menâmât adında bir risâle yazan İbn Sina’ya (ö. 428/1037) göre rüya, nefsin muhayyile gücünün etkiye açık olma özel- liği sayesinde gerçekleşmektedir. Güçlü bir konuma yükselmiş olan nefis, uykuda rüya ile fizik ötesi âlemden bilgi alabilmektedir. İbnü’l-Arabî, sûfî düşünce geleneğinin bu konudaki görüşlerini, İbn Sina gibi İslam filozoflarıyla aynı doğrultuda temellendirir. İnsan yaşamının uyku (nevm) ve uyanıklık (yakaza) şeklinde iki hal üzere devam ettiği malumdur. Her iki halde de Allah, insan için eşyayı idrâk edecek duyular yaratmıştır. İbnü’l-Arabî’ye göre; insanın uyanık iken idrâkine duyu (his), uykudaki idrâkine ise ortak duyu (hiss-i müşterek) denilir. Uyanık iken meydana gelen idrâk (رؤية/rü’yet) ile gerçekleşir- ken, uykuda gerçekleşene (رؤيا/ rüya) denilir. Birinci ifadedeki rü’yet kelimesi genellikle görme için kullanılsa da aslında kelimenin Arapçadaki kökü olan رأ/ raa fiili görmeyi de içine alacak şekilde anlama ve idrâk anlamını haiz bir kelimedir. Dolayısıyla kelimenin kök anlamı, rüyanın bir tür görüş, idrâk ve anlayış ifade ettiğini destekler. Gazalî (ö. 505/1111), levh-i mahfûz ile insan kalbini aralarında perde bulu- nan karşılıklı iki aynaya benzeterek rüyayı izah eder. Aynaların arasındaki perde kaldırıldığında birindeki görüntü diğerine yansır. Rüya olayı buna benzer. İnsan uyuduğunda kalbin duyu organlarıyla ilgisi azaldığından levh-i mahfûzdaki bazı bilgiler kalbe yansır. Hayâl gücü (mütehayyile) bu bilgileri sembollerle alarak ko- rur, insan uyandığında hayâlindeki sembolleri hatırlar. Hz. Ebu Bekr’in Hz. Aişe’nin şu rüyasına yaptığı yorumu buna örnek verebiliriz. Hz. Aişe’den nakledilir. “Rüyamda odama üç tane ayın düştüğünü gördüm. Rüyamı babam Ebu Bekr’e anlattım. Sükut etti, cevap vermedi. Resulullah (s.a) vefat edip de odama defnedilince babam Ebu Bekr, İşte rüyanda gördüğün üç aydan biri ve en hayırlısı!’ dedi.. Bilindiği gibi Hz. Peygamber’in (s.a) yanına daha sonra Ebu Bekr (r.a) ve Ömer (r.a) defnedilmiştir.
İbnü'l Arabi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İLİM DERYASI İBNÜL ARABİ: Rüyalar ve sayılar ile ilgili anlaşılır bir dille ve çok ilginç bilgiler yer alıyor kitapta… Şeyhul Ekberi anlamak biraz zor onu evvela tanımak gerekir. Eserleri çok beğendiğim bir Allah dostu. Çok farklı bakış açısı ve mükemmel bir derinlik... okumak bu kadar güzelse onun yaşadıklarını yaşamak tahayyül bile edilemez. İbnül Arabiyi ve tüm eserlerini tavsiye ederim İlim Deryası… (Erkan)
Bilinçaltı konularıyla ilgilenmeye başladıktan sonra rüyalar ve sayılara olan merağım da arttı. İbnü’ı Arabî’nin bahsettiğim konular ile ilgili derlemesi olan kitabı aldım. Merağım ikiye katlandı diyebilirim. O kadar özel ve derin konular ki, bilmek başka bir bilgiyi öğrenmeye itiyor insanı. Rüyalar, eski zamanlardan beri merak edilen araştırılma konusu. Rüya tabiriyle ilgili metinler M.Ö. 5000’li yıllarda Asurlular tarafından yazılmış. Erich Fromm, rüyaların masal ve mitoslar gibi semboller dili olduğunu fakat unutulan bir dil olduğunu belirtmiş. Hadise göre üç tür rüya varmış. Salih, nefsani, şeytani rüyalar. Psikanalizde Freud ve C.Jung kişilerin bilinçaltı rüyalarıyla ilgili değerlendirmeleri mevcut. Günümüzde de rüya analistçileri var. Rüyaları yazmayı tavsiye ediyorlar. Görülen semboller, simgeler yaşamınızda gelişen olaylarla size birşeyler anlatır, zaman zaman benzer ya da aynı rüyaları görürsünüz derler. Bence rüyalar hâlâ sırrını koruyor. Oldukça gizemli. Grigori Grabovoi’nin sayılarla kurduğu bilinçaltı tekniği ilgimi çekiyor. Kitapta İbnü’l Arabi’nin 1-2-3 sayıları hakkında görüşleri bulunuyor. “Allah’ın alemle ilişkisi, 1’in sayılarla ilişkisine benzemektedir.” (s.87) Evrende her şey 1’le başlıyor. Her şeyde düalite(ikilik) mevcut. Bir’in ikilikte oluşturduğu üçü açığa çıkarıyor. Buna da insan üzerinden verilen en güzel örnek baba-anne-çocuk. “İnsanın bütün maddi deneyimleri üçlü uzam ve zaman koordinatları içinde yer almaktadır. Uzamdaki üçlü yapı(uzunluk,yükseklik,genişlik) iken, zaman(geçmiş,şimdi,gelecek) şeklinde algılanır. Kezâ madde(katı,sıvı,gaz) olmak üzere üç halde bulunur.” (s.120) “Erkekten(Âdem,vâhid) kendi zıttı ve zevci olan kadın(Havvâ,iki), ondan da onlar gibi olan çocuk(üç) vücûda gelir. Sayıların sonsuza uzanması gibi insan ırkı da böylelikle sonsuza kadar uzatılabilir.” (s.127) Bilinçaltıyla alakalı istediğim cevapları alamasam da kitaptaki bilgiler farklı bakış açıları kazandırdı. Sayılarla ilgili bölüm mest etti. Yaratılışımızdaki mucizeye, kâinattaki muhteşem matematiğe, bu harika düzene, Var Olan Her Şey’in Yaratıcısına, Rabbimize şükrümü kat ve kat arttırdı. Merak eden herkese tavsiye ediyorum. Sevgiyle. (Şeyda)
İbnü'l Arabi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Osman Nuri Küçük - İbnü'l Arabi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İbnü'l Arabi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Osman Nuri Küçük Kimdir?
1976 yılında Erzurum'da doğdu. 1998 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisansını tamamladı. (2001) MEB bursu ile sahasıyla ilgili araştırmalarda bulunmak üzere yılında Mısır'da bulundu (2004). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tasavvuf Anabilim Dalı'nda “Mevlânâ'da Benlik Dönüşümü: Sülûk” adlı Doktora tezini hazırladı (2007). 2011 yılında doçent olan Küçük halen Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki görevini sürdürmektedir. KÜÇÜK, evli ve iki çocuk babasıdır.
--reklam--
Osman Nuri Küçük Kitapları - Eserleri
- İbnü'l Arabi
- Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri
- Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim
- Sufiliğin Zirvesi
- Fususu'l-Hikem ve Mesnevi'de İnsan-ı Kamil
- Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri
- Mevlana ve Hünkar
- Namazla Muhabbet
--reklam--
Osman Nuri Küçük Alıntıları - Sözleri
- Yapılan her yenilik ve iş “akılcı” yaftası ile takdir edilirken, terk edilen her metot da aynı sifatı taşıyarak ileri sürülmüş olmasına rağmen “akıl dışı” ve “çağ dışı” denilerek terk edilmektedir. Burada eskiyi ve yeniyi bulan aynı akıl olmasına rağmen “akıl dışı”na itilivermek neden kaynaklanıyor? (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- Rüyaları tıpkı masal ve mitoslar gibi semboller dili olarak niteleyen Erich Fromm, bunun unutulan bir dil olduğunu belirtmiştir. (İbnü'l Arabi)
- "Gam ferahlık haline geldi mi, insana keder verme dikeni yok olur gider." (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- “Acele, Şeytan'ın hilesidir; sabır ve tedbir, Allah'ın lütfudur.” “Yakinen bil ki bir işte teenni ve ihtiyatlı davranmak Rahmân 'dandır. Acele etmekse, mel'ün Şeytan'dandır. Ey ihtiyatlı adam! Köpeğin bile önüne bir lokma atsan, köpekliğine rağmen, o bile önce koklar da sonra yer. Hayvan burnuyla koklar, biz aklımızla koklarız. Dikkatlice bir bak; bizim de her şeyi inceleyerek aklımızla kokladığımızı (anlarsın). (Mesela) Allah bile bu yerlerle gökleri teenni ile tam altı günde yarattı.? (Teenni hikmetine riâyet etmek istemeseydi) 'Kün' der demez yerler de olurdu, gökler de; Hakk Teâlâ buna kadirdi. Bir emriyle, ânında yüzlerce yer gök yaratabilirdi. (Yine örneğin) Allah bütün kudretiyle beraber insanı, teenniyle tam kırk yılda kemal sahibi eder. Bir anda yokluktan elli kişiyi uçurup bu âleme getirmeye kadirdir. İsâ, bir duâ ile hemencecik ölüyü diriltmeye muktedirdi de; İsâ'yı yaratan, insanları bir anda yaratmaya kadir değil midir? İsâ'ya nazaran kudreti, kat kat üstün değil midir? Hakk'ın bu teennisi, arzu ettiğin ve hedeflediğin şeyi senin de yavaş yavaş, fakat sürekli ve sağlam bir biçimde teenniyle yapmayı sana öğretmek içindir. Daima akıp duran küçük bir dere ne pislenir, ne kokar. Bu teenni ile insan, saâdet ve devlete erişir. Bu teenni, yumurtadır; devlet de kuşlar gibidir.” (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- O geceleri kendi rahat yatağında bile bir kulağı kirişte uyurdu. Şimdi başkası tarafından uyutulmak hiç hoşuna gitmiyordu . (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Dünyada diken tohumu eken kimseyi, sakın gül bahçesinde arama! (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Gayesi yüce olanın "hayır" deyişi ise daha kuvvetli olmalıdır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- "...zevk ve lezzetleri sebeplerde arama. Çünkü o mana,sebeplerde ödünç olarak bulunmaktadır.." (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- Bilgi huzursuzluğu arttırır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Hakikî bir sebep olmadıkça zahiri bir sebep kendiliğinden nasıl ortaya çıkar. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Bu âleme bak da gör, baştan başa savaştan ibaret. Zerre zerreyle adeta kâfirlikle dinin savaşı gibi savaşır durur. Bir zerre sola doğru uçmada, öbü rü sağa doğru koşup, aradığım aramada. Bir zerre yücelere gitmede, bir zerre baş aşağı düşmede. Durur gibi görünürler ama savaşlarını durgunluk âleminde bir görsen! Onların görünüşteki savaşları, gizli savaşlarından ileri gelmede. Bu aykırılığı gör ve o aykırılığı anla."m (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Sevdiğin şeyler, seni kör ve sağır eder. (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Mevlânâ “Gam, sıkıntı ve darlıktan başına ne gelirse hepsi, işin sonunu düşünmeme korkusuzluğundan yani edebsizlikten ve küstahlıktan gelir” ifadesiyle edebsizlik ile insanın iç huzursuzluğu ve sıkıntıları arasında bağ kurmaktadır.174 Mevlânâ’nın edebsizlik ile iç huzursuzluk arasında kurduğu bu ilişki, günümüzde insanî bunalımların nedenlerinden biri olarak gösterilen değerlerin aşınması savını hatıra getirmektedir. Bu kabule göre, insanın iç huzursuzluklarının temelinde, insan eylemlerinin öncelik ve sonralığını belirleyen sabit değerlerin olmayışı, yahut değerler arasında yaşanan çatışma yatmaktadır. Diğer bir ifadeyle insan, şayet kendini mutlu hissetmiyorsa, kendi kurallarını ihlâl ediyor demektir.175 Buna göre edeb, sâlikin her vakitte uyması gereken değerler hiyerarşisine uygun hareket etmesi iken; edebsizlik de bu tabiî seyrin dışına çıkılarak değerlerin aşınmasını ifade etmektedir. Mevlânâ, edebsizliğin olumsuz sonuçlarının, sadece insanî düzlemde birey ve toplum hayatıyla sınırlı kalmadığını; edebsizliğin meydana getirdiği dejenerasyonun, insanın yaşadığı dünyaya da sirâyet edeceğini belirtir.”176 Mevlânâ’nın bu yorumundaki edebsizliğin, Kur’ân’daki fesad kavramı ile örtüştüğünü söyleyebiliriz.177 --------- 174. Mesnevî, c. I, b. 89. 175. Benzer değerlendirmeler için bkz. Anthony Robbins, İçindeki Devi Uyandır, çev.: Belkıs Çorakçı, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1991, s. 433. 176. Bkz. Mesnevî, c. I, b. 80. 177. Bu bağlamda şu ayeti zikredebiliriz. ““İnsanların ellerinin işledikleri ve bundan bir kazanç sağladıkları şeyler sebebiyle karada ve denizde fesat ortaya çıktı” (Rum, 30/41). (bkz.!Konuk, Mesnevî i Şerîf Şerhi, c. I, 3. 119) (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Vettîni Sûresindeki: Insanı en güzel şekilde yarattık' ayetini oku! Ey dost! En değerli inci cândır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Mevlânâ'nın semâ' için belirlediği düzenli vakitleri yoktu. Hoşa giden, manalı bir ses, Mevlânâ'yı semâ' ettirmeye kafi gelirdi. Sokakta, pazarda, meram bağında, değirmende Konya meydanında semâ' ederdi.Semâ' ile Mevlânâ, adeta zerreden küreye, atomdan gezegenlere kadar tüm evrenin işleyişibe katılımı sembolize etmekteydi. (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- PÎR-İ MUHABBET HZ. MEVLÂNÂ'YA İTHAF. Esrar Dede'nin, Şeyh Galib'in... aziz hatırası önünde eğiliyorum. Şuarâ-yı Mevleviye'nin affına sığınarak karaladığım birkaç beyit ile başlamak isterim. Ey bahr-ı bîpâyanın meltemini hissettiren Yüce Sultan! Kelimelerimizdeki bentleri kıran mana eri, Teşbihleri kafiye incisiyle dizen söz cengâveri, Söz meclisini türlü lezzetle donatan kerem sahibi. Şeriatın hüsn nikâbın açan hakikat mahremi, Sığ zihinlerin daralttığı Muhammedi yolun muhyiddini, Duygu sarrafı! Gönül dikenlerinin ilâhî hekimi, Velâyet mişkâtının uyanan kandili, Dest-gîri âşıkansın, vâris-i nebi. Gönlümüzdeki gizli putlara neşter atan ibrahim, Her kuşla konuşan Süleyman dilli, Mizmar-ı Hakk'a mazhar Davudî Veli, Neyin, rebabın, kudümün lahûtî sesi... Allah'ın kelimesini üfleyen İsevî nefes, Kelimullahın aklını konuşturan Musevî Celâl... Muhammed'in muhabbet tohumunun aşk meyvesi, Habibullah'ın ve yolunun toprağı Müslüman Veli. Muhammedi hatem sahibisin, tut mührünü gönlümüze karanlık girmesin. At oklarını; avla gönlün serkeş hüthütlerini, ötmesin. Doğru bir anlayışın hasretinden ölen engin idrak, idrâkinin nuru ile İlâhî! Gönlümüzü aydınlat! 14 Mart 2016 Pazartesi Osman Nuri Küçük (Sufiliğin Zirvesi)
- "Ey yolcu! Kalbe yürü, orada seyret, orada gez dolaş." (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Mevlâna, birinin "Yer, gök, arş ve kürsî olmadan önee Allah nerdeydi?" diye sorması üzerine de şöyle karşılık verir: "Bu soru ta baştan bozuk. Çünkü Allah, zamanla ve mekanla kayıtlı olmayan varlığa derler. Sense bunlardan önce nerdeydi diye soruyorsun. Hallerin ve düşün celerin bile yerleri yokken, düşünceleri yaratanın yerinin olduğu nasıl dü şünülebilir? Düşünceyi yaratan elbette düşünceden daha latiftir. Meselâ; bir ev yapan mimar, elbette evden daha latiftir. Çünkü o mimar, bunun gibi veya bundan başka yüzlerce ve binlerce birbirine benzemeyen evler ve plan lar yapabilir. İşte bunun için o binadan daha değerli ve latiftir. Ancak o letafet, duygu âlemine giren bir ev kurmadıkça, bir iş yapmadıkça görün mez. Bu yüzden bir ev kurmalı, bir iş yapmalı ki letafet yüzünü göstersin. Bu nefesin, kışın görünür, yazın görünmez. Bu, yazın nefesinin yok olduğu anlamına gelmez. Bunun gibi senin sıfatların, senin anlamların da latiftir, bir iş olmadıkça göze görünmez. Meselâ; şefkatin vardır ama göze görün mez. Bir suçluyu bağışlarsın, şefkatin gün yüzüne çıkar, görünür. Aynı şekilde öflcen ve kahrın da vardır, gözle görülmez. Ancak bir suçluyu vur dun kırdın mı, kahrın göze görünür. Bu misallerin sonu yoktur. Yüce Allah da pek latiftir, bu yüzden göze görünmez. Kudreti, sanatı gözle görülsün diye göğü, yeri yarattı. Bu yüzden de "Göğe bakmaz mısınız nasıl da kur duk onu" 146 buyurur." 147 (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem buraya vardı mı kırılır, birşey yazamaz olur. (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- - " (...) İbn Arabî düşüncesinde varoluş, Hakk'ın mutlak vücûdunun taayyün ve zuhûr edip varlık mertebelerine tenezzülü ile ilahi isimlerdeki kemâlâtın zuhûru olarak görülür... [...] İlâhî isimlerdeki kemâlâtın zuhûru ise ancak bütün isimlerin fiilen zuhûruna kabiliyeti olan insan-ı kâmil mertebesine tenezzül edip orada taayyün etmesine bağlıdır..." (Fususu'l-Hikem ve Mesnevi'de İnsan-ı Kamil)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin