İbrahim'le Buluşma - Ali Şeriati Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

İbrahim'le Buluşma kimin eseri? İbrahim'le Buluşma kitabının yazarı kimdir? İbrahim'le Buluşma konusu ve anafikri nedir? İbrahim'le Buluşma kitabı ne anlatıyor? İbrahim'le Buluşma kitabının yazarı Ali Şeriati kimdir? İşte İbrahim'le Buluşma kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Ali Şeriati

Yayın Evi: Fecr Yayınevi

İSBN: 6055482268

Sayfa Sayısı: 576

İbrahim'le Buluşma Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Putperestlik, heykele tapmak değildir; yakuttan, hurmadan, tahtadan, hamurdan yapılan bir heykele ibadet etmek değildir. Putperestlik, sosyal durumu tanrılar ve din aracılığıyla meşrulaştırmaktan ibarettir. İbrahim, putları kırmak ve putperestliğe karşı ayaklanmakla sadece Mezopotamya’nın güneyindeki Ur şehri halkını, Babillileri kurtarmadı. Putperestlik, heykele tapmak değildir; yakuttan, hurmadan, tahtadan, hamurdan yapılan bir heykele ibadet etmek değildir. Putperestlik, sosyal durumu tanrılar ve din aracılığıyla meşrulaştırmaktan ibarettir. İbrahim, putları kırmak ve putperestliğe karşı ayaklanmakla sadece Mezopotamya’nın güneyindeki Ur şehri halkını, Babillileri kurtarmadı. Bu yüce ve görkemli hikâyeyi, böyle bir düşünceyi ne kadar da küçültüyorlar! İbrahim, insanlık tarihinde meydana getirilen o büyük yalanın, bir grup tarafından kurulan o zulüm sisteminin karşısına dikildi. İbrahim, işkencelere, eziyetlere, mahrumiyetlere, onların tesis ettiği kan dökme, zorbalık ve haydutluk tarihine karşı mücadeleyi başlattı.

İbrahim, bu statükoya, bu durumu tanrılar ve din adına sürdürmek ve insanlığı onun doğallığına ve kutsallığına inandırmak isteyen sisteme karşı ayaklandı. İbrahim, bu başkaldırısıyla insanlığın bu büyük yalana kanmasına fırsat vermedi. Aristo’dan daha çabuk davrandı. Bugün 19. ve 20. yüzyılda bile hâlâ Fransa’da ve İngiltere’de Aristo’nun: “Bir grup aşağı ırk, bir grup da üstün ırktır; insanlar böyle yaratılırlar.” sözüne inanan filozoflar vardır.

İbrahim, bu felsefî yalana karşı çıkan dâhilerden binlerce yıl önce sahte dindarların bu kurnazca ve tehlikeli yalanına karşı çıktı. İbrahim, toplumda zulüm ve ayrımcılık vasıtası yapılan ve bireylerin değişik haklara sahip olabileceğini gösteren dini yıktı ve tevhidi ayağa kaldırdı. Tevhit, herkesin bir tane Tanrı’sının olması, yani herkesin sadece insan olması demektir. İbrahim, insanlık tarihinde meydana getirilen o büyük yalanın, bir grup tarafından kurulan o zulüm sisteminin karşısına dikildi. İbrahim, işkencelere, eziyetlere, mahrumiyetlere, onların tesis ettiği kan dökme, zorbalık ve haydutluk tarihine karşı mücadeleyi başlattı.

İbrahim, bu statükoya, bu durumu tanrılar ve din adına sürdürmek ve insanlığı onun doğallığına ve kutsallığına inandırmak isteyen sisteme karşı ayaklandı. İbrahim, bu başkaldırısıyla insanlığın bu büyük yalana kanmasına fırsat vermedi. Aristo’dan daha çabuk davrandı. Bugün 19. ve 20. yüzyılda bile hâlâ Fransa’da ve İngiltere’de Aristo’nun: “Bir grup aşağı ırk, bir grup da üstün ırktır; insanlar böyle yaratılırlar.” sözüne inanan filozoflar vardır.

İbrahim, bu felsefî yalana karşı çıkan dâhilerden binlerce yıl önce sahte dindarların bu kurnazca ve tehlikeli yalanına karşı çıktı. İbrahim, toplumda zulüm ve ayrımcılık vasıtası yapılan ve bireylerin değişik haklara sahip olabileceğini gösteren dini yıktı ve tevhidi ayağa kaldırdı. Tevhit, herkesin bir tane Tanrı’sının olması, yani herkesin sadece insan olması demektir.

İbrahim'le Buluşma Alıntıları - Sözleri

  • “Bu dünya süreli bir dünyadır, malımızın peşinde değildir; dünya emanet bir dünyadır. Bizim dünyanın emanet olduğunu, süreli olduğunu anlamamız gerekir. Bu benleri ve bana ait şeyleri bir kenara koymalıyız. Ben, benim malım, benim arabam, benim karım, benim çocuğum demek yerine, bu emanetin elimizde olduğu bu süre içinde nasıl emanetçilik edeceğimizi düşünelim.“
  • “Siyasi, fikri, sosyal ve dini olgunluğa sahip olmayan halk, kendisini ve gelecek yazgısını ucuz bir fiyata satar.”
  • Söz eğer düşünceye girmezse tıpkı hiçbir zaman harekete dönüşmeyen enerji gibi değersizdir.
  • Tanıdıktan sonra aşk beslemek, anladıktan sonra ağlamak, bildikten sonra sevmek gerek.
  • “Ebuzer, Muaviye’yi rahatsız ediyor. O yeşil sarayı yapmak istiyor; Ebuzer ise her gün geliyor, ustaların, amelelerin ve yabancıların önünde onun yakasından tutup şöyle diyor: Eğer bunu kendi paranla yapıyorsan israftır. Halkın parasıyla yapıyorsan hıyanettir.”
  • Maalesef en yüce kavramlar layık olmayan insanların eline düştüğünde nasıl da bozuluyor...
  • “İslam’ı öyle bir ters çeviriyorlar ki ona ilk kez bakan her göz, her nesil, her mantık ve her fikir ondan korkup kaçıyor. Bugün bu kaçışa şahidiz. İslam’ı çocukların (sadece küçük çocukların değil, gençlerin ve çağımızın aydın ve entellektüellerinin de) kaçacağı şekilde gösterdiklerine (o da ne demek; gösterdiğimize) şahidiz. Çünkü onlar için gerçekten korkunçtur. Çünkü biz onlara [haklarında] hiçbir mantık ve açıklamaya sahip olmadığımız ve manasını anlamadığımız şeyleri dayatıyoruz.”
  • "Ben"lerin güçlenmesi ve "biz"lerin zayıflaması... Bu, günümüz insanlığının büyük bir musibetle karşı karşıya olduğunu gösterir. Hangi musibeti? Yalnızlığı.
  • “Bugün öyle bir gündür ki bir kızı veya oğlanı evin içine soksak, kapısını kapatsak, duvarını 3 metre yerine 30 metre yükseltsek, odasını evin avlusundan koysak ve odasını kilitlesek bile yine de dünyanın milyonlarca fikri, iktisadi ve sanatsal dalgası onun kulağına ulaşır. Günümüzde televizyon evin içine, dünyanın her yerine girmiştir. (Dostlarımdan biri şöyle diyordu: ben Avrupa’ya gittim, Amerika’ya gittim, dünyanın her tarafına gittim. 30-40 yaşları yaşındaydım. 10-20 yıl da burada, İranda bulundum. Muhafazakar bir insan değildim; çünkü modern bir insandım. Sosyal yapıya bağlı değildim. Canım deri çekse oraya gidebilirdim. Fakat mesela filan gazinoya gitmeyi düşünsem, kendi kendime utanırım. Çünkü orası o kadar uygunsuz olurdu ki ben oraya bir seyirci olarak gidip oturmayı kendime yakıştıramazdım. Canım gitmek istiyor. Belki on yıldır yer altında bir gazino olan Lalezar-ı Nov’a gitme düşüncesi merakımı tahrik edip duruyor. [Kendi kendime,] dostlarım oradan bu kadar bahsediyorlar, en azından ne var ne yok gidip bir göreyim, dedim. (zevk düşkünlüğümden değil, merakımdan.) Kendime ve şahsiyetime baskın gelemedim. Ömrümde bir kere olsun böyle bir yere gitmeye hazır olamadım. Evet, televizyon gelince, 30 40 yaşında, eğitimli ve bilgili bir adam olarak siz bu özel yeraltı gazinosuna girmeden önce [aynı gazino programlarını] ailenizin en gizli, en temiz ve en iffetli köşelerinde yarım saat, bir saat kadar daha iyi, daha hızlı ve daha net seyrediyorsunuz.) Bu sebeple günümüz toplumunda hiç kimse zamandan, asırdan ve toplumdan koparlamaz ve sterilize bir alkol şişesinin içinde muhafaza edilemez.”
  • “Bir Peygamber mezarı yoktur. Bir rivayete göre oraya 900 Peygamber medfundur. Ama şuur yüksek olduğu için bu boş evin boş olunca ne kadar dolu olduğunu anlaşılır. Bizzat evde kimsenin olmaması, Evde birsinin olduğunu bildirir.”
  • “İbrahimin yaptığı iş bize göre yalnızca tarihsel bir olay değildir. Bir topluluk birkaç puta tapıyordu , aydın ve bilinçli bir adam kalkıp balta ile putları kırıyor ve Allah birdir, bunlar ilah değildir diyor. Bizim çoğunlukla dinlediğimiz hikaye bundan ibaret. Oysa gercekte Hz. İbrahim'in putlara indirdiği darbe ; tarih boyunca etnik , soy ve sınıf ayrımcılığına dayalı bütün bayrakları kaldırıp atmak ve insan-Allah-tabiat çelişkisine rahberlik ederek bu çelişkiyi bir ahenge dönüştürmek anlamına geliyordu.”
  • “Eğitim, ruha özel bir şekil vermek demektir.”
  • Kur’an literatüründe hicret hükmü: “İman edenler, hicret edenler ve cihad edenler“. Şeklinde yer alır. Bu bir ilkedir.
  • “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.”
  • Söz eğer düşünceye dönüşmediği takdirde tıpkı hiçbir zaman harekete dönüşmeyen enerji gibi değersizdir.

İbrahim'le Buluşma İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bir replikle başlamak istiyorum bu incelemeye. Bir film sahnesinde kadın konuşmacıya şunu sorar: —Tanrı’nın bir mesajı olsa, hepimiz için tek bir mesajı gönderse ve bu tek satırlık bir mesaj olsa sizce bu ne olurdu? Konuşmacı: -Bunu dört kelimeye sığdırabilirim. HEPİNİZ BENİ YANLIŞ ANLADINIZ! Üç semavi din. Hıristiyanlık-İncil Musevilik-Tevrat Müslümanlık-Kur’an Hepsi Ibrahimi dinlerdir. Kökenleri insanlığın yaşamına dair rehberlik yapmaktır. İncil’in ilk emri; “Sev!” Tevrat’ın ilk emri; “Yaşat!” Kur’an’ın ilk emri; “Oku!” Hıristiyan sevmedi, Yahudi yaşatmadı, Müslüman okumadı. Açık mesajları durmadan kurcalayan halk, başkası öğrensin de öğrendiğini süzsün, en sade halini bana anlatsın diye alimlere ve ne dediklerine körü körüne bağlanan bir halk ile ayakta duran bir din ismi hep var ama o din anlatılan ve yaşanan DEĞİL, adetleştirilmiş toplum dinidir. Bütün dinler temelde aynıdır. İncil’de değişimler, Tevrat’ta üstün ırk (Yahudi ırkı üstündür) inancı ve islamda yorumlarla oluşturulan mezhep inançları ile din iki kısma ayrılmıştır. Bir siyasetçilerin tekelinde olan sömürü ve itaat ve din adamlarının elinde olan kazanç dini. Diğeri Allah’ın bize gösterdiği rehber din. Temelde hiçbir halk İbrahim ve hayatını anlamaya dair bir çabada olmaz. Her peygamber kendinden önceki peygamberleri örnek verip onları tasdiklerken halk bunu yapmaz. Halk birini kabul ederken diğerlerini bir millet bir ırka ait gösterir. Oysa bu bir iktidar savaşı değildir. Allah belirli dönemlerde kullarına doğru yollar için yol gösterici seçmiştir. Bu yol göstericiler asla bir birine karşı olmaz. Ama inananlar bunun tersini yaşar. Ayrışmak, düşüncesizliğin verdiği bir vesvesedir. Çünkü insan en çok bilmediğine düşmandır. Ali Şeriati bu kitabında hac yolculuğuna değinir. O İbrahim’le buluşmak için onun rolüne bürünür. Her şeyin başladığı, Allah’ın “Evimi inşaa et!” siye emir verdiği Mekke’de. Öncelikle İbrahim’in inanç arayışı ve buluşuna değinmek gerekiyor. İlk insandan beri insan inanmaya ihtiyaç duyar. Bu fıtrat özelliğidir. İnsanın kendi fıtratında var olan duyguları red etmesi o duyguların olmaması anlamını taşımaz. Bunun için türlü -izm’ler toplumda zamanla yer edinmiş olsa da aslında herkes inanç arayışındadır. Allah İbrahim’e arayışını düşünce yolu ile buldurur. Ali Şeriati’nin konferans konuşmalarında ele aldığı ve sonra kitaplaştırılan bu konu dolaylı yollardan anlatılır kitapta. Ali Şeriati, bir konuşmasında hz. İbrahim’i anlatır, birinde İslam’ın felsefesine dair Satre ve Camus görüşlerini, birinde hacda olur, birinde mikatta durur, bir yerde Arafat’tadır, bir yerde şeytan taşlar, bir yerde tavaf ve saydadır, bir yerde hz. Hüseyin’in haccı adaletin olmadığı masumlara olan borcu için yatıda kesmesiyle var olur, birin de Hz. Fatma ile nübüvet evindedir, birnde Medine olan Yesrip’i düşünür, birinde kur’an ayetlerine bakar... çok geniş bir alanda İbrahim’in hepimizle olan bağına değinir. Ve sitem eder. Neden onu daha çok tanımıyoruz? Kimdir İbrahim? Hz. İbrahim’in kur’an’da geçen hayatına dair bilgiler. Kur'an'da birçok ayette ismi geçer ve bir peygamber olarak kabul edilir. Öyle ki ona "Allah'ın dostu" manasına gelen Halilullah sıfatı verilmiştir. İbrahim'in "Hanif", Allah'ın birliğine, ortağı olmadığına inananların dininden olduğu kabul edilir. İslam'da Âdem'le başlayıp Muhammed'le sonlanan peygamberler zincirinde önemli bir etki yaratmış bir peygamber olarak görülür Yahudilikte, Tanrı ve İbraniler arasındaki özel anlaşmayı yapan, erken Yahudiliğin kurucu babasıdır. Hristiyanlıkta, Yahudi olan veya olmayan tüm insanlara gelmiş ilk uyarıcıdır Hz. ibrahim. İlah arayışı konusunda Hz.İbrahim için kur’an’da şöyle söz edilir. “Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi.” En’âm Suresi -76.ayet Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim Rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum." En'am Suresi, 77. ayet Sonra Güneş'i (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim Rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." En'am Suresi, 78. ayet "Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim." En'am Suresi, 79. ayet Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti. Bakara Suresi, 131. ayet İşte Hz. İbrahim böylece alemlerin rabbine yönelmiş ve putları red etmişti. O sadece elle yapılan putlardan değil, zihinsel putlara da resti çekmişti. Bu olay tefsirlerde şöyle anlatılır. Hz. İbrâhim’in kavminin dinî bir bayramı vardı; her sene kırda toplanarak bu bayramı kutlarlardı. Bir defasında yine bayram şenliğine giderken İbrâhim’i de götürmek istediler. İbrâhim hasta olduğunu ileri sürerek bayrama katılmadı ve halk kıra çıktıktan sonra puthaneye giderek büyük put hariç hepsini kırdı. “(Onlar gidince) İbrâhim putları paramparça etti, belki ona başvururlar diye büyük putu bıraktı.” “(Dönüp durumu gören) putperestler, “Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir” dediler.” “Bazıları, “İbrâhim denen bir gencin bunları diline doladığını işitmiştik” deyince, “O halde, onu hemen insanların önüne getirin, belki birileri şahitlik eder” dediler.” Enbiyâ Suresi - 58-61 . Ayet Putperestlik, heykele tapmak değildir; yakuttan, hurmadan, tahtadan, hamurdan yapılan bir heykele ibadet etmek değildir. Putperestlik, sosyal durumu tanrılar ve din aracılığıyla meşrulaştırmaktan ibarettir. Kur’an bizim tarihsel hayatımıza ışık tutan bir cevherdir. Sure adları bile Hud, İbrahim, Yusuf, Muhammed, Ad, Meryem... gibi isimler alarak geçmişi bilmemiz ve ders almamız konusunda diretir. İslam dininin mantık dini olmasının en büyük işaretlerinden biri sosyolojide baş kaldıran ilk sahabe olan Ebuzer’in düşünerek hak arayışına girmesiydi. Ali Şeriati bu kitabında şii kimliğinde çok kalmıştır. Bunu hissetmemek mümkün değildir. Fakat islamın yorumlanan yapılana da şöyle değinir. “İslam Şiilik ve Sünnilik diye bölünmez. İslam’ın Şia’sı, Ehlisünneti olmaz; İslam bir tek İslam’dır. Anlama şekli değişir. İleri ve diri İslam ya da donuk ve sapık İslam vardır. Bu kadar!” Yani onun şiiliği taraf tutması bizi kitaptan uzaklaştırmaz. Uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü en bilgileriyle büyük bir sosyal statükoyu okur. Hac için tespitleri şu şekildedir. Hac zenginlerin Allah’a verdiği bir vergi midir? Oruç, namaz, haç insan şuur ve bedeninin güç etmesiyle insanlık ve tarihin dirilişidir. Bir engel durumda nasıl bir yer ibadetler yapılmıyorsa hacda yapılmaz. Hac bir tevhidin inanışın inşasıdır. Hadi bir varoluştur. Hac bilincin inşasının taklididir. Hac tahkiki imana erişmede tefekkürdür. Tüm bunların yanında haç asla ömrün sonunda bile olsa parayla gidilen, taklit edilen çıkar değildir. Hacca gitmek zenginliği para değil, bilinç zenginliğidir. Çok geniş konuları kapsayan bir kitap. Sadece İbrahim’i bulmuyorsunuz. İbrahimi ilgilendiren her şeyi buluyorsunuz. Ve İbrahim’den sonra her peygamber onun yıktığı sosyal putlara attığı darbelerdir. Tevhidin yeniden doğuşu ve dirilişidir. Genel olarak tekrar hatırlatmam gerekirse; Satre’nin inancından, arkadaşlıklarından ve felsefenin temelde bulunan tüm inanma ilkelerine değinir. Camus’un düşüncelerini anlatır. Platon’un mağara benzetmesi ile uyanışı anlatır. Peygamberin hayatına değinir. Kur’an’ın mucizelerine değinir. Hz. Ali ve evlatlarının yetiştirilme ve düzen için çabalarını anlatır. Bugün konuşulan gerçek ile bozulmuş, dayatılmış islamın yaşadığı evrelere değinir. Dolu dolu bir kitap. Anlattığımdan ve anlatmak isteyeceğimden fazlasıdır. Büyük bir sosyoloji tanımı ve tesbiti görmek istiyorsanız bu kitabı muhakkak okumalısınız. Unutmayın! Okumadığınız gün karanlıktasınız. Karanlıklara fener tutanların görebildiği ve sizin görmenize izin verdiği yerde kalmayın. Malcom X’in dediği gibi. Bütün uyuyanları uyandırmak için bir uyanık yeter. Keyifli okumalar! (Sevgi)

Zihin açıcı, idrak genişletici metinlerle dolu bir kitap lakin Şeriati şii refleksiyle yazmış.. Bundan kurtaramamış kendini.. Değerlendirmelerin bazıları şii refleksiyle yapılmış... Lakin bilge bir sosyolog olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu... (Vedat Baykay)

İbrahim olmak...: Yazar Şii kimliğinden uzaklaşamama konusunda sınıfta kalmış. Ancak Hac ibatinin anlamı, yapılan hareketlerin nerden geldiği, Haccın birleştirici gücü konusundaki görüşleri gayet iyi. Hicretin ilerleme, bilgiye ulaşma, kendi kabuğunu kırma konusunda müslümanlar için bir dönüm noktası olduğu ve bunun için tarihimizin başlangıcına oturtulduğu çok sağlam temellere dayandırılmış. Hacer'in tarihimizdeki yerinin çok daha iyi yerlerde olması gerektiğinin farkındalığını yaratıyor. Genel itibariyle okunası bir kitap... (Erkan Ölmez)

Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?

Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی‎) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.

Hayatı

Çocukluğu

Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.

Eğitimi

Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.

Ölümü ve etkileri

Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.

Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.

Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.

Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.

wikipedia

Ali Şeriati Kitapları - Eserleri

  • Hac
  • İnsanın Dört Zindanı
  • Ali
  • Dine Karşı Din
  • Kendini Devrimci Yetiştirmek
  • Ebuzer

  • Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Kadın (Fatıma Fatımadır)
  • Her Hicret Bir İnkılaptır
  • Muhammed Kimdir
  • Kendisi Olmayan İnsan
  • İnsan
  • Bilinç ve Eşekleştirme

  • Dua
  • Çocuklar ve Gençler
  • Dinler Tarihi 1
  • Dinler Tarihi 2
  • Şehadet
  • Aydın
  • İslam ve Sınıfsal Yapı

  • Marksizm
  • Kur'an'a Bakış
  • Hangi Şia?
  • Kapitalizm
  • İran ve İslam
  • İslam Bilimi (Ciltli) I-II
  • İbrahim'le Buluşma

  • İslam'ı Tanıma Metodu
  • Dünya Görüşü ve İdeoloji
  • Yeni Çağ'ın Özellikleri
  • Ne Yapmalı
  • Yalnızlık Sözleri 1
  • İslambilim 1
  • İslambilim 2

  • Biz ve İkbal
  • Aydınlara Umut Çağrısı
  • Ali Şiası Safevi Şiası
  • Hür Düşünce Mektebi
  • İslam Nedir Muhammed Kimdir
  • Mektuplar
  • Çöle İniş

  • İslam'ı Anlamak
  • İnsan Olmak
  • Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
  • Muhammed'i Tanıyalım
  • Kültür ve İdeoloji
  • Kendini Bilmek
  • Yalnızlık Sözleri 2

  • Medeniyet ve Modernizm
  • Medeniyet Tarihi 1
  • Medeniyet Tarihi 2
  • İdeallerin Yenilgisi
  • Kapitalizm Uyanıyor mu?
  • Şia
  • Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası

  • Sanat
  • Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Ümmet ve İmamet
  • Adem'in Varisi Hüseyin
  • Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
  • Kavramlar Sözlüğü
  • Muhtelif Eserler- I

  • Muhtelif Eserler- II
  • İslambilim 3
  • Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
  • Tevhidi Altyapı
  • Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
  • İslam Ekonomisi
  • İslam'ın Tarih Felsefesi

  • İslam Sosyolojisi Üzerine
  • Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
  • Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
  • Yarının Tarihine Bakış
  • Sevmek Aşktan Üstündür
  • Terimler Sözlüğü
  • Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri

  • Dine Dayanmak
  • Siret
  • Ali Şeriati'den Aforizmalar
  • Dinleri Tanımak
  • İki Sûre İki Yorum
  • Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
  • Toplumbilim Üzerine

  • Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
  • Aşk ve Devrim
  • Ve Cevap Veriyorum
  • Öze Dönüş
  • Ayet Yorumları

Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri

  • Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
  • Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
  • Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
  • Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
  • Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
  • “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)

  • Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
  • Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
  • İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
  • "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
  • Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumlu­luktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
  • Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
  • lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)

  • Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
  • Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
  • Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
  • Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
  • "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
  • Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
  • Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)