Kitap Künyesi
Yazar: Asım Bezirci
Yayın Evi: Evrensel Basım Yayın
İSBN: 9789757837664
Sayfa Sayısı: 400
--reklam--
İkinci Yeni Olayı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1950'li yılların ortalarında doğan İkinci Yeni, üzerinde çokça tartışılan ve günümüzde de tartışılmaya devam edilen bir şiir hareketidir. Asım Bezirci, İkinci Yeni Olayı çalışmasında, bu hareketi bütünlüklü bir bakış açısıyla ve derinlemesine inceliyor, tartışmaya çok önemli boyutlar kazandırıyor. Onun tarihçesini, kaynaklarını, sorunlarını ve ürünlerini gözden geçiriyor. Ünlü şairlerini teker teker, ötekilerini topluca eleştiriyor; savunucularıyla tartışıyor. Kitabın sonunda da İkinci Yeni'den seçilmiş şiirlerle geniş bir kaynakça sunuyor. Bu kitap Bezirci'nin geliştirdiği nesnel/bilimsel eleştiri yönteminin bir uygulamasıdır ve okuyucuya yalnızca İkinci Yeni'yi değil, genel olarak şiiri nasıl değerlendirmesi gerektiği konusunda son derece önemli yöntemsel ipuçları sunmaktadır.
--reklam--
İkinci Yeni Olayı Alıntıları - Sözleri
- Göğsünde ağır bir kelebek, içinde kırık çekmeceler, taktı yakasına bir eylül ormanı Ece Ayhan Bir bülbül içimde sedefle kaplanıyor Sezai Karakoç Çekilir kepengi denizin, başlar usulca koru Kahverengi bir gömlek giyerim sana doğru Ülkü Tamer Ağaçlar kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan Sizi görmüyor muyum dikkat! Trenlere çikolata yediriyorum Edip Cansever Bütün aşklar eller yukarı /Seninle sevişmek oluyorum durup durup Tevfik Akdağ
- "Neyin adıdır İkinci Yeni? Niçin doğmuş ve nasıl gelişmiştir? Nelerden kaynaklanmıştır? Edebiyatımızda ne gibi bir yer tutmuştur? İyi ve kötü yanları nelerdir? Bu soruları cevaplandırmazdan önce, İkinci Yeni'nin ne olduğunu açıklamak gerekiyor. İkinci Yeni 1954'ten sonra filizlenmeye başlayan bir şiir hareketidir. öncüleri Oktay Rifat, İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Ece Ayhan, Ülkü Tamer, Tevfik Akdağ, Yılmaz Gruda gibi şairlerdir. Harekete «İkinci Yeni» adını eleştirmen Muzaffer Erdost takmıştır. Gerçi yanlış bir adlandırmadır bu. Çünkü, şiirimizin Tanzimat'tan beri geçirdiği yenilik olayları göz önünde tutulursa, İkinci Yeni'ye ancak «Sekizinci Yeni» demek uygun düşer. Ama, İkinci Yeni bir yönüyle Garip akımına (Birinci Yeni'ye) tepki olarak doğduğu ve sık sık tekrarlandığı için bu ad yerleşir. "
- İkinci Yeni, artık işlevini yitirdiğini bildirerek, Birinci Yeni'ye başkaldırır. Orhan Veli ve arkadaşlarının başlattıkları akıma çoğun karşıt bir yol tutar. Bu tutumun belli başlı özellikleri şöyle sıralanabilir : - İmgeye kapıları yeniden ve sonuna kadar açmak. - Edebi sanatlara özgürlük tanımak. -Basitlik, aleladelik ve sadelik»ten ayrılmak. - Konuşma diline, ortak dile sırt çevirmek. - Halkın yaşamından ve kültüründen uzaklaşmak,. «folkloru şiire düşman» bellemek. - Şehirli «küçük adam>>a, tip çizmeye boş vermek. - Nükte, şaşırtma ve tekerlemeden kaçmak. -Şiiri ustan ve anlamdan kaydırmak. -Duyguya ve çağrışıma yaslanmak. -Konuyu, hikayeyi ,olayı atmak. - «Yoksul çoğunluğa değil, «aydın azınlığa» ses-lenmek vb ...
- "... İkinci Yeni bu yolda ondan çok daha ileri gider. Hatta, zaman zaman, biçimciliğe (formulizme) ulaşır : Şiirde anlamı, düşünceyi, demeci, konuyu, temi, hikayeyi, tasviri -dolayısıyla içeriği- ya önemsemez ya da dıştalar. "
- Örneğin, İlhan Berk'e göre, «Şiir aslında bir şey söylemez. / Çağımızın şiiri bir şey söylemek için yazılmıyor artık. / Bir hiçtir şiirin konusu, bir hiçten doğar. / İkinci Yeni anlatılmayan şiirden yanadır. / Bir şey anlamak isteyenler düzyazı okusunlar. / Konusuz, öyküsüz olması gerek şiirin.»
- DEGİŞTİRİM - Dilde değiştirimlere ( deformation) gitmek : Bunun için konuşma diline, yaygın/ortak dile sırt çevrilir, soyut bir dile ulaşmaya çalışılır, Türkçe'nin yapısı zorlanır, gramer kuralları az-çok çiğnenir: Sözdizimi bozulur, seslerle hecelerin, sıfatlarla fiillerin yerleri değiştirilir ya da saptırılır, öznesi olmayan ya da anlamı tamamlanmayan tümceler düzenlenir, birbiriyle ilgisiz ya da az ilgili sözcükler yan yana getirilir vb...
- KARIŞTIRIM - Anlatımda karıştırımlara (syn.aesthesia) başvurmak. Bunun için duyular ya da algılar birbirine karıştırılır: Bir duyunun, algının yerine öbürü konulur; değişik izlenimler, karşıt duyumlar ve imgeler arasında eşitlik kurulur; duyulardan (göz, kulak, burun, dil, deri) birine ilişkin algılar ya da duyular başka bir duyuya mal edilir. örneğin: "en akıllı tarafımdır balıkla deniz tutmak" Edip Cansever
- "...ötedenberi Garip akımına karşıt bir yolda yürüyen Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın gittikçe soyuta kaçan, karıştırımlara başvuran, çağrışımlarla beslenen, olaydan, düşünceden çok imgeye yaslanan ve güç anlaşılan şiirleriyle İkinci Yeni'ye yardım ettiği düşünülebilir. Öte yandan, Alemdağda Var Bir Yılan eseriyle Gerçeküstücülüğe yönelen Sait Faik'in ve Şişedeki Adam eseriyle soyut, değiştirimli bir anlatımı deneyen Feyyaz KayaCan'ın da, bu yardımı güçlendirdikleri ileri sürülebilir. Ahmet Haşim'in de şiir anlayışıyla İkinci Yeni'ye birkaç noktada yakın düştüğü söylenebilir. ..."
- "Şiirde konunun, hikayenin, anlamın önemsenmemesi.. düşüncenin yerine imgenin, usun yerine duygunun konulması.. düzyazı ve konuşma dilinden uzaklaşma.. güç anlaşılma.. kapalılık . . . Bu düşüncelerin İkinci Yeni''nin bazı özellikleriyle çakıştığı ortadadır..."
- "ikinci Yeni'nin şiirsel kaynaklarının dışında resimsel kaynaklardan da söz açmak yanlış olmaz. Çünkü İkinci Yeniler yukarda adı geçen şairlerden başka Chagall, Klee, Mira, Picasso gibi soyut resim ustalarının adlarını da sevgiyle anarlar. Onlar için ya da onlardan esinlenerek bazı yazılar, şiirler yayımlarlar."
- DÜŞÜNSEL KAYNAKLAR Şiirsel kaynakların dışında, İkinci Yeni'nin düşünsel kaynaklarından da söz açılabilir. Gerçi İkinci Yeni tümüyle hiçbir felsefeye, ideolojiye bağlanmaz, ama bazılarından etkilenir. Bunların başında «Varoluşçuluk» gelir. Bilindiği üzere, Varoluşçuluk geçmişe güvenini ve geleceğe inancını yitirmiş, «toplumda yabancılaşmış, mutsuz, huzursuz insan varlığını dile getiren» bir felsefedir. Daha çok «bireyin tehdit altında olduğu, manasız bir varlık haline geldiği , öz dünyasının eriyip gittiği» çevrelerde oluşur. Bunaltı, bağsızlık, bırakılmışlık, yalnızlık, umutsuzluk gibi öğeler bu oluşumun belirtileri olarak ortaya çıkarlar. Nitekim, İkinci Yeni şairlerde de yer yer bu belirtilerle karşılaşırız."
- Bir kız vardı yok gibi öyle güzel Ne yerde ne gökte belki tuzda.
- İkinci Yeni anlamdan çok görüntüye bağlıdır. Bir şeyi tanımlamak, belirtmek, adlandırmak.. Mallarme'nin de dediği gibi 'şiirden beklenen kıvancın dörtte üçünü atmak demektir. Çünkü anlam kadar şiire düşman bir ilke yoktur.'
- Saçlarından bir tavşan geçiyor, Aşka uzamış ayakları..
- Kırmızı bir kuştur soluğum Kumral göklerinde saçlarının.
--reklam--
İkinci Yeni Olayı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Asım Bezirci "İkinci Yeni Olayı" adlı bu yapıtında, türk şiir tarihimizin 'ikinci yeni' diye isimlendirilen dönemini, şairleriyle ve şiirlerinden örnekler göstererek incelemiş, İkinci Yeni şairlerinin özelliklerini, şiir dilinde yaptıkları yenilikleri, hangi kaynaklardan etkilendiklerini ve nasıl bir şiir ortamında doğduklarını göstermiş ve böylece şiir tarihimizin önemli bir dönemine ışık düşürmüş. kitapta ikinci yeni şairlerine dair çeşitli dergilerde yapılan, yazılan tartışmaları, incelemeleri de bulabilirsiniz. kitabı okuduktan sonra İkinci Yeni şairlerini daha iyi tanıyacak, şiirlerini daha iyi anlayacaksınız. (Geyikli Gece)
Eleştiri okumayı seviyorum. Bu eser de Asım Bezirci'nin çeşitli gazetelerde yazdığı eleştirilerini topladığı bir eser. İkinci Yeni Olayı, ayrıntısıyla eleştirilmiş, güzel yazılar ortaya konulmuş. Bezirci, İkinci Yeni'nin tarihçesini, bu şiir görüşüne yaklaşanları, eleştirenleri, yerenleri ve övenleri vermiş. İkinci Yeni görüşüyle yazan şairlerin kendi düşüncelerini de bize göstermiş. Bu şairlerin düşüncelerini görmemiz bakımından çok önemli. Hatta şairlerin kendi düşünceleri de değiştiği için bunları da eklemiş. Ben edebiyatımızdaki roman eleştirilerini okumayı daha çok severdim, ama Asım Bezirci bana şiir eleştirisini de sevdirdi. Bir başka önemli nokta ise, MEB kitaplarında akım gibi gösterilen bu görüşün veya düşüncenin aslında akım olmadığı, öncülerinin ve diğer eleştirmenlerinin görüşleriyle de kanıtlanmış. İkinci Yeni'yi besleyen koşullar da detaylıca yazılmış. Ben okurken çok keyif aldım. Güzel şiir eleştirisi okumak isteyenlere de tavsiye ederim. (Cihat Tezcan)
Ne Olay Ama: “İkinci Yeni Olayı” son zamanlarda okuduğum en başarılı kitaptır belki. Başarılı diyorum çünkü şiirden hiç anlamadığına kani olduğum bir yazarın şiir üzerine, ikinci yeni şiiri üzerine bu kadar laf ebeliği yapıp, 400 sayfa civarında bir kitap yazabilmesi hakikaten büyük başarı bana göre. Lise ders kitabı ayarında ve üniversite giriş sınavı soru formatında klişe sınıflandırmalarla dolu bu kitaptan aklımda kalanlar şunlar: İkinci yeni toplumla bağını koparmıştır bla bla bla. İkinci Yeni Batı özentisi bir şiirdir. İkinci Yeni burjuva şiiridir. Aslında İkinci Yeni diye bir şey yoktur, sekizinci yeni vardır. İkinci Yeni toplumsal, siyasal konularla ilgilenmemiştir, bir bunalım ve kaçış şiiridir falan filan. İkinci Yeni Demokrat Parti diktasının şiiridir… Sonra İkinci Yeni’nin teknik özellikleri… Bu kadar kalıp, bu kadar şablonla, kemikleşmiş ideolojik yargılarla ki hepsi de çürük, şiir gibi ne kadar kavgacı olursa olsun estetiğin alanında biçimlenmesi sebebiyle naif olan bir şeyi şiir dışı bir sürü ıvır zıvırla ölçmeye çalışma çabası… Abbas Kiyarüstemi!nin Türkiye’de bir televizyon kanalındaki söyleşisi geliyor aklıma burada. Seyirciler arasında, Bezirci ile aynı kafa, İran’daki sansür hakkında kendisine ısrarla bir şeyler söyletmeye çalışan bir kadına(çünkü öyle bir şey derse mutlu olacak, belki orgazm falan da olur) sanatın temelde insan gerçeğine dair bir şey söyleyen bir form olduğunu, sanatçının bu gerçeğe dair bir şey anlatacaksa onu şartlar ne olursa olsun anlatabileceğini ifade eden, bu minvaldeki sözleri… Uyduruk kelimelerle örülmüş başıbozuk bir sürü cümle sonra. Memet Fuat’la, Fethi Naci ile v.s. incir çekirdeğini doldurmayacak konularda, sayfalar dolusu mızmızca tartışmalar. Bilimsellik, nesnellik, demokrasi, ilericilik, gericilik v.s. gibi vıcık vıcık kelimelerle şiir üzerine düşünce üretme çabası… Türkiye’de solcu geçinen statükocu aydın tipinin tipik bir örneği aslında. Faşist veya komünist bile olamayacak kadar alık adamların Ezra Pound’un faşistliğini eleştirmesine de ayar oluyorum bu arada. Memet Fuat’ın Ezra Pound’u basması üzerine sayfalarca eleştirmeye çalışıyor onu. Turgut Uyar’ın meşhur “Çıkmazın Güzelliği” yazısını eleştiriyor sonra. Yazıdan hiçbir şey anlamadığı o kadar belli ki. Şiir çıkmazda olur mu canım diyor, olsa olsa İkinci Yeni şiiri çıkmazdadır. Sağdan olsun, soldan olsun bu kafaların eskiden de bugünde piyasayı parselleyip edebiyat otoritesi falan gibi geçinmelerine fazlasıyla kıl olduğumdan, Asım Bezirci gibilerin mutlu olacağı edebiyat ortamını de belirteyim: Devlet ve yayınevleri kavgacı, sloganik, içinde halk, devrim, başkaldırı, isyan, hüzün v.s. falan filan geçen ne kadar şiirimsi varsa desteklesin. Kültürel iktidarı kayıkçı kavgasında karşıya kaptırmasınlar, işte bu! Daha ne olsun, devrim gibi iniltilerle, çığlık çığlığa teslim olmuş bir mutluluk… (narodnik)
--reklam--
İkinci Yeni Olayı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Asım Bezirci - İkinci Yeni Olayı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İkinci Yeni Olayı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Asım Bezirci Kimdir?
Asım Bezirci (d. 1927, Erzincan - ö. 2 Temmuz 1993, Sivas), Türk inceleme yazarı, eleştirmen.
1927 yılında Erzincan'da doğdu. 1950 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Aynı yıl Gerçek gazetesinde politik fıkralar yazmaya başladı. Çeşitli dergilerde Halis Acar adıyla yazıları yayınlanan Bezirci, 1960'tan sonra kendi adıyla yazmaya devam etti. Yakın arkadaşı Rıfat Ilgaz hakkında bir inceleme yayınladı. Uzun dönem muhasebecilik yaptı ve bu meslekten emekli oldu.
2 Temmuz 1993'te Sivas Katliamı'nda yaşamını yitirdi.
Eserleri
Çok Kapılı Oda (1961)
Edip Cansever (1961)
Günlerin Götürdüğü Getirdiği (1962)
Bilimden Yana Sosyalizme Doğru (1963)
Abdülhak Hamit ve Târık yahut Endülüs Fethi (1966)
Okudukça (1967)
Orhan Veli Kanık (1967)
Ahmet Haşim (1967)
Nurullah Ataç (1968)
Dünden Bugüne Türk Şiiri (1968)
Metin Eloğlu (1971)
On Şair On Şiir (1971)
Seçme Romanlar (Refika Taner'le birlikte, 1973)
İkinci Yeni Olayı (1974)
Sabahattin Ali (1974)
Nâzım Hikmet ve Seçme Romanlar (1975)
Orhan Kemal (Hikmet Altınkaynak'la birlikte, 1977)
Halk, Sosyalizm, Kültür ve Edebiyat (1979)
1950 Sonrasında Hikayecilerimiz (1980)
Seçme Hikayeler (Refika Taner'le birlikte, 1981)
Pir Sultan (1986)
Halkımızın Diliyle Barış Şiirleri (1986)
Şairlerimizin Diliyle Barış (1987)
Rıfat Ilgaz (1988)
Deyimlerimizin Sözlüğü (1990)
Temele Gül Dikenler (1993)
Güle Dil Verenler (1993)
Çevirileri
Halkın Ekmeği (Bertolt Brecht)
Demokrasi, Barış, Sosyalizm (Jean Jaurès)
Seçme Şiirler (Paul Éluard)
Asıl Adalet (Paul Éluard)
Varoluşçuluk (Jean-Paul Sartre)
Sosyalist Açıdan Toplum, Sanat, Eleştiri (Georgi Plehanov)
Sosyalizm ve Edebiyat (Anatol Lunaçarski)
Felsefe Bilim ve Din (Marcel Cachin ve Rene Maublanc)
Pyrrhus ile Cineas (Simone de Beauvoir)
Diderot (Andre Cresson)
--reklam--
Asım Bezirci Kitapları - Eserleri
- Nazım Hikmet
- Sabahattin Ali
- Orhan Veli
- İkinci Yeni Olayı
- Orhan Kemal
- Pir Sultan
- Güle Dil Verenler
- Rıfat Ilgaz
- Temele Gül Dikenler
- Metin Eloğlu - Edip Cansever
- Nurullah Ataç Monografi
- Orhan Veli Şairliği ve Seçme Şiirleri
- Ahmet Haşim
- Seçme Romanlar
- Turgut Uyar, Edip Cansever
- Türk Halk Şiiri - Cilt 1
- Türk Halk Şiiri - Cilt 2
- Sosyalizme Doğru
- Halk ve Sosyalizm İçin Kültür ve Edebiyat
- Halkımızın Diliyle Barış Şiirleri
- Edebiyatımızda Seçme Hikayeler
- Çok Kapılı Oda
- Nezihe Meriç
- 1950 Sonrasında Hikayecilerimiz
- Edebiyat Bahçesinde
- Seçme Hikayeler
- Seçme Romanlar
- Bilimden Yana
--reklam--
Asım Bezirci Alıntıları - Sözleri
- İçimde, bir yolculukta tanışıp alıştığım, fakat pek çabuk ayrılmaya mecbur olduğum bir insana veda eder gibi bir his vardı… Sabahattin Ali (Sabahattin Ali)
- Kurtuluş Savaşı’nın son yıllarıydı. İstanbul ile pek ilişki kurulamıyordu. Telgrafhaneyle ilişkimiz olduğu için gelen gazeteler, dergiler, varsa kitaplar bizim evden geçiyordu, bunlardan yararlanıyorduk. Eniştem Kastamonu’ya tayin edilince, ağabeyim telgrafçı olmuştu. (Rıfat Ilgaz)
- Benim doru atlarım hazırlansın Gökyakut sevdalara karşı, akşam üzeri. (Turgut Uyar, Edip Cansever)
- Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu.. Orhan Veli (Orhan Veli)
- Hünerin var ise kendine devşir Söyleyecek sözü kalbinde pişirir Ululuk büyüklük Hakk’a yaraşır Nasihatım dinle gururdan sakın (Pir Sultan)
- Kuşkusuz, bireyin, bireyin faşizmde önemi, değeri yoktur. Çünkü, “faşizm mali sermayenin en gerici, en saldırgan gruplarının açıkça tedhişe ve kaba kuvvete dayanan diktatörlüğüdür. Bu diktatörlüğün amacı içte işçi sınıfının örgütlerini yıkmak ve bütün ilerici güçleri ezmek, dışta da dünyaya hakim olmak için istilâ savaşları hazırlamak ve açmaktır. s. 83 Yön Yayıncılık (Sosyalizme Doğru)
- canlı cansız devrildi ne varsa ayakta yok oldu insan emeği... (Rıfat Ilgaz)
- Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum. (Turgut Uyar, Edip Cansever)
- Bakakalırım giden geminin ardından; Atamam kendimi denize, dünya güzel Serde erkeklik var, ağlıyamam. (Orhan Veli Şairliği ve Seçme Şiirleri)
- Sen olmasan, yeryüzünde bu ağaçları, suları, bu büyük kayaları bekletecek ne vardır (Turgut Uyar, Edip Cansever)
- Bir türlü ayak uydurulamayan çirkin çevre ile sıkıntılı aile çemberi içinde bunalan kadın çağımızda, zincire vurulmuş bir tutsağa benzer, ne yapsa kurtulamaz. (...) Bir çağ ki öyle en olmayacağı Kuşatır yasaklar üstünü örter Susuz bir tavşansın dolanırsın Suya değerken ayakların (Güle Dil Verenler)
- Melali anlamayan nesle aşina değiliz. (Ahmet Haşim)
- Kelleci bir harikadır. Çünkü reeldir, çünkü bu realite en doğru bir görüşle, felsefeyle, sanat tekniğiyle verilmiştir. Bundan dolayı -bir tek satırını çıkarmak -bir iki teknik cümle kuruluşu ve tekrarlar yani gayet ama gayet ehemmiyetsiz ihmaller müstesna bir abidenin taşlarından birini çıkarmak gibi olur. Ve bundan dolayı da ben şimdi neşrine dehşetle aleyhtarım. Neşredilirse mutlak bir yığın ve muhakkak en harika yerlerini çıkaracaklardır." (Nazım Hikmet) (Seçme Romanlar)
- Bozuldu ağa bozuldu, dünya kökünden bozuldu. Üstüne bastığım toprak ayaklarımın altından kayıyor sanki. Bugün dünü arıyoruz, yarın da bugünü arayacağımızdan şüphen olmasın. (Orhan Kemal)
- İnsan neler için doğuyor da, Neler için yaşayıp, neler için ölüyor.. (Metin Eloğlu - Edip Cansever)
- susmak, o ölüme denk susmak var ya, bir tüfektir işte insanda. (Turgut Uyar, Edip Cansever)
- Kırmızı bir kuştur soluğum Kumral göklerinde saçlarının. (İkinci Yeni Olayı)
- Ne denmelidir bilemiyorum, sevgim acıyor.” (Turgut Uyar, Edip Cansever)
- “Sevdiğim insanlara Kızabilirdim, Eğer sevmek bana Mahzun durmayı Öğretmeseydi.” (Orhan Veli)
- “Bir ümidim yok. Bu sondu. Artık hiç bir şeyin değişmesine imkan yok, lüzum da yok.” (Sabahattin Ali)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin