Kitap Künyesi

Yazar: Turan Dursun

Yayın Evi: Kaynak Yayınları

İSBN: 9753431354

Sayfa Sayısı: 96

--reklam--

İlhan Arsel'e Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Arsel ve Dursun'un mektupları, iki yazarın günlük yaşamlarından kısa ve uzun vadeli programlarına, sevinçlerinden hüzünlerine, ''din'' ve ''Tanrı'' konusundaki görüşlerine kadar, birçok konuyu içeriyor.

Elinizdeki kitap, Turan Dursun'un İlhan Arsel'e yazdığı 40 mektubu ve ek olarak bir yazıyı içeriyor.İlhan Arsel'in Turan Dursun'a Mektuplar'ında ise, 51 mektup ve ek olarak dokuz yazı yer alıyor.

--reklam--

İlhan Arsel'e Mektuplar Alıntıları - Sözleri

  • Saygıyla anıyorum hocamız Turan Dursun'u aydınlığın; olmadığı yerde karanlık,, hakim olur. Sevgili Dostum İlhan Arsel Beni sonsuz sevindiren, alabildiğine sıcak, sevgi, insanlık, dostluk ‘içeren ve akıl yolunda dayanışmaya da yönelik mektubunuzu aldım; coşkuyla okudum; çok duygulandım. Uzun yıllardır sizinle görüşemeyişimizi kendim için yazıkların yazığı sayarım. Herkesten çok daha iyi bilirsiniz ki, ülkemiz, çaplı in- sanlar yönünden çok zengin değildir. Bugün ve geleceğin insanları için sözü, mesajı olan, ortaya koyduktan ve çabalarıyla iz bırakanlan bulmak oldukça zor. Var gibi olanların yaldızlan kazındığında, ortaya çıkan bir hiç
  • "Duygusal derinden üzücü.! "Ama inanın, tüm içtenliğimle söylüyorum: Siz başkasınız. Ortaya koyduğunuz, gerçek anlamındaki akılcı, bilimci kişiliği- nizle başkasınız. Yürekliliğinizle başkasınız. Her biri yeri doldurul- maz; kimi, yüzyılımızın kitabı olacak ölçüdeki yapıtlarınızla başka- sınız. Ve abuk sabuk aktarmacıların, "karanlıkçı aydınların, binlerce yıllık ilkelliklerin kaynağı olan "din" ve "imaıTla ırzına geçilmiş tür- den bilim ve akıl yüklü, yalnızca kılıklarıyla çağdaş ‘ulema'nın ter- sine. kaynağı olduğunuz ışığı, kitlelere bolca verebiliyor olmanızla başkasınız....
  • Bir kerede aydınlık konuşsun.! Martı Yayın Tanıtım Dergisi nde de yazıyorum: "Nasıl Yakıldım?" başlıklı ve Eren Kutsuz (akma adıyla çıkan yazımın fotokopisini, il- gileneceğinizi bildiğim için bu mektupla gönderiyorum. Size, (kardeşiniz) aracılığıyla sunduğum, eski Meksiko Masla- hat Güzan Tahsin Mayatepek'in Atatürk'e 1937 yılında "14. Ra- por" diye gönderdiği "Güneş Kültü" başlıklı 40 sayfalık raporu üa çok ilginç bulduğunuzdan eminim. Bu rapor, hiçbir yerde yayın- lanmış değildir. 2000'e Doğru dergisinde tanıtmayı, sonra da bir- takım açıklamalarla birlikte yayınlamayı düşünüyorum. (Derginin siyasal görüşü beni ilgilendirmiyor.) Şimdilik mektupla da olsa sizinle söyleşmek ne güzel. Bundan sonra bağlantının kesilmeden süreceği kesin. Ben çok istiyorum. Zo- runlu bir dayanışmanın da gereği diye düşünüyorum. Ülkemizde ko- yuluğunu her gün biraz daha artıran karanlığa karşı birlikte savaşımın gereği... Çok iyi biliyorsunuz, tarihte belki de ilk kez, ekonomik tabanlı bir İslam Cemaati oluşmuştur. Vakıfları bile korkunç bir güç. Hem bu nedenle, hem de sizin çapınızda bir insanın dostluğuna çok büyük bir gereksinim duyduğum için bağlamı sürsün istiyorum. En derin saygılarımla. Turan Dursun
  • "Türkçe yayınlanmış "fetva"larda da, gerek "Ali Efendi’nin Fet- vasf'nda, gerek ötekilerde, "Arap olmayan"lann "Arap"a "denk" ola- mayacağı, bir Arap kızı Arap olmayanla, örneğin bir Türk'le evlenmiş olsa, bu durum, söz konusu kızın ailesine "şerefsizlik" getireceği için, ailesinin bu evliliğe "itiraz" edip "nikâhı fesh" ettirebileceği açıkça yazılıdır. Müslümanlıkla övünen Türkler, bu(nu) hem kabul ederler, hem de bununla bir tür övünmüş olurlar. Arap Milliyetçiliği ve Tiirklerde. de, öteki kitaplarınızda da pek güzel ışık tutuyorsunuz gerçekten. Yazık ki "aydın geçinenler sü- riisü"nün kılı bile kıpırdamıyor. Yüz yüze görüşeceğimiz zamanı sabırsızlıkla bekliyorum. Saygılarımla. Turan Dursun
  • Sevgili dostum İlhan Arsel, Ankara'ya gitmiştim; döndüğüm akşam mektubunuzu aldım. Ay- nı akşam bu mektubu yazıyorum. Sayın eşiniz (...) Hanımefendi'nin hakkımdaki izlenimlerinin olumlu olmasına çok sevindiğimi hemen belirtmeliyim. Ancak yi- ne belirtmeliyim ki kaynak, kendi değerlendirmeleri ve incelik- leridir. Çünkü çok istemiş olsam da, gösterilmesi gereken ilgiyi göstebilmiş değilim. Terslikler oldu, nedense sağlığım bozulmuştu o sıralar Bir şey yapamadım. Asıl teşekkür etmesi gereken de benim. "Ulzûmiyyat"ı Ankara'da Milli Kütüphane'de buldum. Berbat bir dili var. Eski harflerle. Bir kasete okuyup göndermeyi düşünüyordum; istemediğiniz için artık yapmayacağım. (...) Şeriat ve Kadın, yeni baskıya hızla ve özenle hazırlanıyor. Ben de kendime düşen çabayı göstermeye çalışarak onurlanıyorum. Dizgisin- de, sözcük ve deyimlerin transkripsiyonlarında, kaynakların gösteril- mesinde ve başka bakımlardan sizin istediğiniz gibi olması için, bir yanlışlık, bir savsaklama olmaması üzerinde titizlikle duruyorum. îna- nın, bun lan çok büyük bir tat alarak yapıyor, mutlu oluyorum. Yaz- dıklarınızı okudukça her kesimde, her noktada aynı şeyleri düşündü- ğümüzü, aynı amaca yöneldiğimizi sürekli görmenin coşkusuyla dolup taşıyorum. Birlikte bir şeyler değiştirebileceğimiz, geleceğe daha güzel, 'Tanrısal" değil "insanca” bir dünyanın kurulması için önemli şeyler sunmakta olduğumuzu düşündükçe kendimden geçiyorum.
  • Bir başka örnek: Bildiğiniz gibi Afet İnan, Atatürk'ün el yazılarındaki "Arap Peygamberi"ni (Medeni Bilgiler'de) "İslam Peygamberi" yapmıştır. Ve bu sahteciliği görüp bilenler de, çoğunlukla bilgilerini kendine saklamışlardır.
  • Kuran'da bilime,akla,mantığa aykırı hiçbir şey yoktur, İslam bilim dinidir,akıl dinidir... gibi yutturmaların önemli ölçüde beli kırılmış olacaktır.
  • İnsanlaşmakla "Islamlaşma"nın bir arada bulunamayacağını, sayısız örnekleriyle gördüm.
  • İnanç karanlıktır ,aydınlık kesimdeyse "Bilgi" var. Bilginin ışığı önünde, karanlık pek dayanmaz.Bir mum ışığı bile , kocaman bir odadaki karanlığı yırtıp yenebiliyor.
  • Laiklik kaldırılmış olsa başlarına neler gelebileceğini düşünmüyorlar. Bilmiyorlar ki,şeriat yalnızca bir inanç işi şekli değildir; şeriat, binlerce yıllık ilkelliklerin kaynağı olduğu gibi , cinayetlerin, terörün , işkencenin de kaynağıdır.
  • Ders almaya iki şey engel olabilir: "Koşullanmışlık" ve "Çıkar".
  • Çıkarı bir yana bırakıp koşullanmışlığı ele alırsak, bunun, katı bir imandan ve çağdışılıktan kaynaklanabileceğini düşünebiliriz.
  • "İslamda reform" olamayacağını islamcılar ileri sürmüştür.
  • Kuran'ı yorumlamak demek , bir bakıma değiştirmek, yani akla oturtmak ve ona göre bir uygulamaya sokmak demektir ki, İslamın özüne göre dinsizliktir.
  • Laiklik yalnızca "din ve dünya hükümlerinin ayrılması" demek değildir. Özüyle dini toplumsal yaşamın bütününden ve her türlü etkinlikten uzaklaştırmaktır.

--reklam--

İlhan Arsel'e Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

İlhan Arsel'e Mektuplar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Turan Dursun - İlhan Arsel'e Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İlhan Arsel'e Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Turan Dursun Kimdir?

Turan Dursun (1934 - 4 Eylül 1990), Türk yazar, düşünür, eski imam ve müftü. İbnü'r Râvendî'nin tâkipçilerindendir. Yapmış olduğu araştırmalarında İslâmiyeti ve peygamberi Hz. Muhammed'i ağır bir şekilde eleştirmiştir. Monoteistik dinler tarihi eğitimi görmüştür. Ateist olmadan önce imam ve müftü olarak çalışmıştır. Daha sonra 1966 yılında TRT'de işe başlamış ve 10 sene boyunca dini içerikli programlar yapmıştır. Emekli olduktan sonra, 1989 yılında, 2000'e Doğru dergisinde haftalık yazılar yazmaya başlamıştır. İslâm dinini açıkça eleştirdiği için köktendinci İslamcılar tarafından ölümle tehdit edilmiştir. 4 Eylül 1990'da evinin önünde köktendinciler tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.

1934'te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya geldi. Ailesinin sekiz çocuğundan biriydi. Annesi Kürt, babası Türktür.[4] Beş yaşındayken bütün ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesine dedesinden kalma yerlere tekrar sahip olmak ve oraları işletmek maksadıyla göç ettiler.

Ailesi ve eğitimi

Babası, aileyi geçindirmek üzere köylerde imâmlık yapmaya başladı. Kıt kanâat geçinen babasının tek arzusu, oğlunun Basra ve Kûfe’deki din alimleri gibi, çok kuvvetli bir din eğitimi alarak eşi benzeri görülmemiş bir din âlimi olmasıydı. Bu amaca yönelik olarak babası oğlunu yatılı din okullarına, Kur'an kurslarına ve birçok ünlü hocanın yanına eğitim alması için gönderdi. Bu hocalardan dinî eğitim alabilmek için Ağrı'dan Muş'a, Adana'ya ve oradan da Türkiye'nin birçok şehrine, kasabasına ve köyüne gitti. Biri hariç bütün hocalarından bedava ders gördü. İşte bu hocadan ders alabilmek amacıyla kendisinden istenilen, o zamanın parasıyla 100 TL'yi ödeyebilmek için hem esans satmaya, hem de hocalık yapmaya başladı. Kendisine hocalık yapan bu kişi ise daha sonraları Ankara Elmadağ Müftülüğü'ne atandı.

Diyânet İşleri Başkanlığı’nın İlâhiyat Fakülteleri’nde sürdürdüğü Sünnî-Hanefî-Mâtûridîyye İ'tikadî mezhebi ana ilkelerine dayalı olarak Monoteistik dinler tarihi eğitimi almaya karar verdi. Askerlik çağına ulaşana kadar Kürtçe, Çerkezce ve Arapça öğrendi.

Müftülük yılları

Müftülük sınavını kazandıktan sonra ilkokul diploması olmadığı için tayini yapılamadı. Bu yüzden İstanbul Mahmutpaşa İlkokulu'nu kısa sürede dışarıdan bitirdi. Sivas müftüsü iken de ortaokulu dışarıdan bitirdi.

İlk imâmlık deneyimlerini askere alınmadan önce Tarsus'a bağlı Baltalı köyünde yaptı. Askerliğinden sonra İstanbul'da bulunan İsmailağa ve Üçbaş medreselerinde hocalık yaptı. Daha sonra müftülük yapmaya başladı. İlk olarak Tekirdağ'da müftü yardımcısı olarak göreve başladı. Ardından Gemerek'te, Altındağ'da, Sivas'ta ve son olarak da Sinop'un Türkeli ilçesinde müftü olarak görevde bulundu. 1958 yılında başlayan müftülük görevi 1966'da son buldu.

Müftü iken İslâmiyeti, Hıristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından, hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırarak kökenlerini aramaya yönelik çalışmalar yürüttü. Yürüttüğü bu yoğun çalışmaların yanında efsaneleri ve hikâyeleri de okudu. Sürdürdüğü bu yoğun çalışmalar esnasında okuduğu efsane ve hikâyeleri kutsal metinlerdekiler ile kıyaslayan Dursun'nun dinî inancında büyük sarsıntılar meydana geldi. Neticede, dinî inancında tezâhür eden bu dilemmanın etkisi altında kalarak müftülük görevinden istifâ etti.

Prodüktörlük ve yazarlık yılları

Bir arkadaşının önerisiyle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda ambar memurluğu, malzeme memurluğu, koruma memurluğu ve evrak memurluğu gibi görevlerde çalıştı. Ardından prodüktör sınavlarına girdi ve başarılı oldu. Bundan sonra TRT Kültür Müdürlüğü'nde dinî yayınların hazırlanmasında prodüktör olarak çalıştı ve birçok yapıma imzasını attı. Bunlardan en çok yankı uyandıranlar ise şunlardır: Tarihte Türkler, Başlangıcından Bu Yana İnsanlık ve Akşama Doğru. Araştırmasını kendisinin yaptığı ama bir türlü yapımına izin verilmeyen Birinci Büyük Millet Meclisi Öncesi ve Sonrası adlı bir projesi vardı. TRT'deki 16 yıllık görevinden 1982 yılında emekliye ayrıldı.

1987 yılında Doğu Perinçek'le tanıştı ve onun yardımıyla 2000'e Doğru adlı dergide Din Bilgisi adında bir sayfada yazmaya başladı. Daha sonra Saçak, Teori ve Yüzyıl gibi dergilerde de yazdı. Bunun yanı sıra birçok kitabı yayına hazırladı. İbn Haldun'un Mukaddime adlı eserini Türkçeye çevirdi. Hazırlamakta olduğu kapsamlı Kur'an Ansiklopedisi'nin ancak ilk 8 cildini tamamlayabildi.

Ölümü

Turan Dursun, 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul'da evinden işine giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dört yıl sonra, İslami Hareket Örgütü'ne yönelik operasyonda cinayetin çözüldüğü açıklandı. Örgüt üyesi Arif kod adlı Tamer Aslan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde verdiği ifadede Turan Dursun'un öldürülmesine nasıl karar verdiklerini şöyle anlattı:

“ Mesut (kod adlı İrfan Çağrıcı), yazarlık yapan ve yazdığı yazılarda Hz. Peygamber efendimizle kutsal Kur'an-ı Kerim'i küçük düşüren Turan Dursun'un öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine benimle kod adı Kemal olan kişiyle önce bu konuya itiraz ettik. Çünkü bu şahıs öldürüldüğünde basın bu olayı abartılı olarak halka yansıtacak, bundan dolayı da şahsa kötülükten ziyade iyilik yapmış olacağız kanaati benimle Kemal'de hakimdi. Biz bu görüşümüzü Mesut'a ilettiğimizde bizimle 15 gün görüşmedi. Mesut, tekrar Turan Dursun'un öldürülmesi olayını yinelemesi üzerine ben ve Kemal olayın istihbaratını yapmak üzere görev aldık. „

Bu cinayetle ilgili yakalanan İslamî Hareket Örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı, müebbet hapisle cezalandırılmış olup halen tutukludur. Turan Dursun cinayetinin tetikçisi olan Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firardadır.

Turan Dursun anısına her yıl Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü verilmektedir.

Uzmanlık alanları

Fıkıhçı, İslam Hukukçusu

Kelamcı, İslam Kelamcısı

Hadis Bilimcisi

Doğu Bilimcisi

Din Etnoloğu

Eserleri

Kulleteyn

Turan Dursun'un çocukluk dönemlerine ilişkin otobiyografik romanıdır. Kitabın sonraki ciltlerinin, yazarın vurulduğu 4 Eylül 1990'da evinden sivil polisler tarafından alındığı öne sürülmüştür.

Kitap, yazarın 11 yaşına kadar aldığı din eğitimi dönemini anlatır. Pek çok baskısı yapılan kitap, çizgi roman olarak da yayımlanmıştır.

Diğer

Allah

Din Bu-1 (Tanrı ve Kur'an)

Din Bu-2 (Hz. Muhammed)

Din Bu-3 (İslamda Toplum ve Laiklik)

Din ve Cinsellik

Dua

Evren Bir Şaka mı?

Kur'an

Kur'an Ansiklopedisi (8 cilt)

Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)

Müslümanlık ve Nurculuk (1971)

Şeriat Böyle

Ünlülere Mektuplar

Çevirileri

İbn-i Haldun'un Mukaddime adlı eseri (2 cilt)

Hakkında yazılan kitaplar

Abit Dursun, Babam Turan Dursun

Abit Dursun, Turan Dursun ve Aydınlanma

Şule Perinçek, Turan Dursun Hayatını Anlatıyor

--reklam--

Turan Dursun Kitapları - Eserleri

  • Din Bu-1: Tanrı ve Kur'an
  • Din Bu-2: Hz.Muhammed
  • Kulleteyn
  • Din ve Seks
  • Din Bu-3
  • Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor
  • Allah
  • Kutsal Kitapların Kaynakları 1
  • Evren Bir Şaka mı?
  • Kutsal Kitapların Kaynakları I-II-III
  • Turan Dursun Hayatını Anlatıyor
  • Müslümanlık ve Nurculuk
  • Kur'an
  • Kutsal Kitapların Kaynakları 2
  • Kutsal Kitapların Kaynakları 3
  • Dua
  • İlhan Arsel'e Mektuplar
  • Şeriat Böyle
  • Başlangıcından Bu Yana İnsanlık
  • Ünlülere Mektuplar
  • Allah, Kur'an, Dua, İman
  • Kuran Ansiklopedisi
  • İbn Haldun'da Uygarlıkların Yükselişi ve Çöküşü

--reklam--

Turan Dursun Alıntıları - Sözleri

  • Hangi müslüman ülkeye giderseniz gidiniz, göreceğiniz şey, insanların her alanda geri kalmışlığı, akılcılıktan ve özgürlük denen nimetlerden yoksunluğu, müptezel yaşama alışmışlığı olacaktır. (Şeriat Böyle)
  • Ebû Hureyre'den bir aktarılışa göre de Peygamber anlatırken arkadaşlarıyla arasında şu konuşma geçer: -Bir kul günah olan ya da akrabalık bağını koparmaya götürecek şeyi istemedikçe onun duası sürekli olarak kabul edilir. Elverir ki ivedilik göstermesin. (Dua)
  • Kur'an'da kimi ayetlerde, Muhammed'in ve Kur'an'ın "nâs"a, yoru­ma göre insanlığa gönderildiği bildirilirken, En'am Suresinin 92. ve şura Suresinin 7. ayetlerine göre, yalnızca "Ümmü’l-Kura" yani Mekke ve çevresine gönderildiği bildiriliyor. Hiçbir tanrı inancında rastlanamaz ki, "Eksiksiz", "Bilgisi Sonsuz" diye nitelenen bir Tanrı, birini önce bir yere, dar bir çevreye Peygamber olarak göndersin, sonra da "şimdi seni tüm insanlığa Peygamber yaptım!" desin. (Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor)
  • İnanç karanlıktır ,aydınlık kesimdeyse "Bilgi" var. Bilginin ışığı önünde, karanlık pek dayanmaz.Bir mum ışığı bile , kocaman bir odadaki karanlığı yırtıp yenebiliyor. (İlhan Arsel'e Mektuplar)
  • "Biz varolan bilimin bilginleriyiz..." demiş Montaigne. (Evren Bir Şaka mı?)
  • Tek bir insan bile toplumun büyük bir ihtiyacına yanıt verdiği zaman, büyük bir ışık oluyor. (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor)
  • Ölüm korkusu, en berbat korkulardan. Epikür de bu görüşte. Ama şu görüş de onun: "Kimileri, eski mitolojilerde olduğu gibi, sonsuza dek ta­lihsiz ve felaketli geçecek bir gelecekten korkarlar. Ya da hiç olmazsa, ölümün meydana getirdiği her çeşit duygudan yoksunluğu, insan için büyük bir acı gibi alırlar. Ve ruhun, bu hissizlik içinde bile acı du­yacağını sanırlar. Oysa bizim yaşadığımız, bulunduğumuz yerde ölüm yoktur. Ölümün bulunduğu yerde de biz yokuz." (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
  • Dürüstlük, açıklıktadır. (Şeriat Böyle)
  • İsteklerimin en başında da din-şeriat hastalarının iyileşmesinde ve yeni hastaların doğmasını önlemede biraz katkı sağlamak. (Şeriat Böyle)
  • En'am Suresi'nin 39. ayetinde, "Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar" denir. (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
  • Din ve çıkar çevreleri, Kur'an üstüne bir "kuşku" kondurmak istemiyorlar. Ama bu kuşkuyu önlemeye güçleri yetmez. Bu kuşkuyu yok etmek için ellerinde "kanıt" yoktur. Her şeyden önce, "Kur'an'ın orijinalleri'ni göstermeleri gerekir. Bunu hiçbir yerde bulamazlar. Çünkü hiçbir yerde yoktur. Çünkü yakılıp yok edilmiştir. (Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor)
  • Montaigne de der ki: " İnsan, en az bildiği şeye en çok inanır. " (Başlangıcından Bu Yana İnsanlık)
  • “‘Yer’, ‘gök’ ya da ‘gökler’ gibi ‘birden-bire’ yaratış, ‘yoktan var ediş’ de efsanelere ve dinsel inançlara özgü deyimlerdir. Bilime göreyse ‘hiçbir şey yoktan var olmaz’ ve birdenbire oluşup meydana gelmez. Her şeyin bir öncesi, bir geçmişi vardır. Ve her şey bir süreç içinde giderek ve değişerek olur. Yıldızlar, gezegenler, bu arada dünyamız ve dünyamızdaki yaratıklar da böyle oluşmuştur. Bir süreç içinde, gelişerek, değişerek…” (Başlangıcından Bu Yana İnsanlık)
  • İncelemeleriyle ilgi çeken bir yazanmız: "Arkeolojik araştırmalar, dinsel tasarımların, ancak elli bin yıldan beri var olduklannı tanıtlamıştır. Demek ki, insan, yirmi milyon yıl, din düşüncesinden uzak yaşamıştır" (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
  • Ruh da, cisim de Allah’ın eseridir. (Din Bu-2: Hz.Muhammed)
  • Çok rahat düşünülebilir ki, İbrahim'in kendisi de aynı dinsel inançtaydı. Yani "yıldıza tapar"dı. Kur'an'da onun "hanif' diye nitelenmesi de bunu anlatır. Çünkü "hanif" sözcüğü, "Arami-Süryani" dilindeki "hanefo" ya da "hanifu" biçimindeki sözcüğün "Arapçalaşmış"ıdır ve "putatapar", "Sabiî=yıldızlara tapar" anlamlarına gelir. (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
  • Savaş sırasında "barış"a yönelen ve barış önerenlerle "barış antlaşması" yapılabilir. Bu antlaşma yürürlükte olduğu sürece, saldırı "caiz" olmaz. Saldırı, barışa ve antlaşmaya yanaşmayanlara karşı söz konusudur. İslam inanırları arasında da her zaman "barış" oluşturmak için gereken çaba harcanmalı. (Kuran Ansiklopedisi)
  • İslami ideolojinin gerçek sahipleri ideolojinin siyaset alanına yayılmasını işleyen dini çevreler de sorunu şiddet yoluyla çözmeye yöneldiler. Önce radyolarında, dergilerinde tehdit ettiler. Daha sonra öldürme eylemlerine başladılar. Bu kitabın yazarı öldürüldü. Öldürülünce din kurtuldu mu? (Allah)
  • Beş duyu ile bilinemeyen, duyulardan gizlenen ruhi varlıkların bütünüdür. Bu anlamda melek ve şeytanlar da CIN sözünün kapsamına girer. Her melek cindir ama, her cin melek değildir. (Evren Bir Şaka mı?)
  • -"Yüce Tanrı'mız ('Rabbunâ') her gece, gecenin sonunda üçte biri kaldığında birinci kat göğe iner ve şöyle der: -Kim bana dua eder? Duasını hemen kabul edeyim. Kim benden ister? Hemen istediğini vereyim. Kim benden bağışlanmasını diler. Hemen bağışlayayım." (Dua)