Kitap Künyesi
Yazar: Mircea Eliade
Çevirmen: Mehmet Ali Kılıçbay
Yayın Evi: Doğu Batı Yayınları
İSBN: 9789752410855
Sayfa Sayısı: 207
--reklam--
İmgeler ve Simgeler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Hayal gücünden yoksun” insanın talihsizliği ve çöküntüsü artık açıklanabilmektedir diyor Eliade: O, hayatın ve kendi ruhunun derin gerçeğinden kopmuştur. Hayal gücüne sahip olmak ise, dünyayı bütünselliği içinde görmektir, çünkü kavramsallaştırmaya gelmeyen her şeyi göstermek imgelerin görevidir. Efsanelerin, masalların, mitlerin gerilediklerini ve simgelerin dünyevileştiklerini gördük, ama bunlar hiçbir zaman kaybolmadılar. En silik varoluşta bile simge kaynamakta, en “gerçekçi” insan bile imgelerle yaşamaktadır.
Bir antropo-kozmos, evrenin küçük bir modeli olarak insan, bedenin simgeciliğine ve toplumların kendi çevreleriyle bağlantılı imgelemine, sembolleriyle örülmüş kültürünün derinliklerine nüfuz edebilir, böylece varlığının merkezindeki kozmik ritmleri yeniden bulabilir.
Eliade, bu zarif ve tutkulu olağanüstü kitabında, modern insan psikesinde simgelerin, mitlerin ve efsanevi konuların halen yaşamakta olduklarına dikkat çekerek, eski simgeciliğin ilk örneklerinin kendiliğinden keşfinin tüm insanlarda ortak bir olgu olduğunu göstererek, bunların sadece bir dinler tarihçisine değil, başta psikoloji ve edebiyat erbabı olmak üzere, uzman olmayan tüm okurlara da neler öğretebileceklerini ortaya koyuyor.
--reklam--
İmgeler ve Simgeler Alıntıları - Sözleri
- "Her iyi kitap doygunluktan çok açlık duygusunu artırmaktadır."
- Her iyi kitap gibi doygunluktan çok açlık duygusunu artırmaktadır.
- “Eskiden Gök ile iletişim ve tanrısal güçle temas kurmak kolay ve doğaldı; âyinsel bir hata sonucunda bu iletişim kesintiye uğradı ve tanrılar gökyüzünde daha da yükseklere çekildiler. Yalnızca büyücüler, Şamanlar, rahipler ve kahramanlar ya da hükümdarlar gökle olan iletişime geçici bir süre için ve yalnızca kendileri için yeniden kurmayı başarabilmektedirler.”
- "Her iyi kitap doygunluktan çok açlık duygusunu artırmaktadır."
- "Hayal gücünden yoksun" insanın talihsizliği ve yıkımı artık açıklanabilir: O, hayatın ve kendi ruhunun derin gerçeğinden kopmuştur.
- İnsan büyüsel düzlemde, iblislerin ve büyücülerin bağlarına karşı kendini korumak için düğüm-muskalardan yararlanmakta, dinsel düzlemde kendisini tanrı tarafından bağlanmış, onun ipine yakalanmış olarak hissetmektedir; ama ölüm de somut veya mecazi olarak bağlamaktadır. Bundan çok daha iyisi, hayatın bizzat kendisi bir dokuma veya ölümlülerin her birini tutan bir ipliktir. Bu çeşitli bakış açılarının bazı ortak noktaları vardır: insanın her yerdeki nihai amacı, bağlardan kurtulmaktır; ruhun ölümden sonra karşılaşacağı düğümü çözmeye hazır olması için, labirente özgü düğümün çözülmesinin öğrenildiği labirente mistik kabul ayinine amacı, cehaletin örtüsünü yırtmak ve ruhu varoluş zincirlerinden kurtarmak olan felsefi kabul ayini karşı gelmektedir. Hint düşüncesine bu kurtuluş düşüncesinin egemen olduğu ve en karakteristik terminolojisinin zincirlenmiş-kurtulmuş, bağlanmış-çözülmüş, tutulmuş-bırakılmış gibi kutupsal formüllere indirgenebilir nitelikte olduğu bilinmektedir.
- Simgesel düşünce yalnızca çocuğa, şaire veya mevzuba özgü bir durum değildir; insanın bir parçasıdır; dile ve yargılara dayalı düşünceyi öncelemektedir. Simge gerçeğin, diğer tüm bilgi araçlarına meydan okuyan bazı yanlarını açığa çıkarır -en derin olanlarını-. İmgeler, simgeler, mitler psikenin sorumsuz yaratıları değillerdir: bunlar bir gerçekliğe cevap verirler ve bir işlevi yerine getirirler: varlığın en gizli özelliklerini açığa çıkartmak. Buna bağlı olarak, bunların incelenmesi insanı, "kısaca insan'ı tarihin koşullarıyla henüz uyuşmamış olanı anlamamıza imkan tanır. Her tarihsel varlık, tarih öncesindeki insanlığın büyük bir parçasını kendinde taşır.
- “Dünya gerçeklikten yoksundur; çünkü süresi sınırlıdır, çünkü geri dönüş bakış açısı içinde bir süre-olmayandır. (…) Tarihsel dünya, binlerce kuşağın çabalarıyla güçlükle inşa edilen toplumlar ve uygarlıklar, bütün bunlar yanılsamadır, çünkü tarihsel dünya kozmik ritmler düzleminde bir an kadar sürer.”
- Zaten modern insanın bilinçaltında zengin bir mitolojinin yaşamaya devam ettiğini ve bunun bilinçli hayatından daha üstün bir manevi kumaştan olduğunu kanıtlamak için derinlik psikolojisinin keşiflerini veya gerçeküstücü otomatik yazı tekniğini devreye sokmanın anlamı yoktur. İmgelerin ve simgelerin güncelliklerini ve gücünü teyit etmek için, şairlerden ve bunalım halindeki psikelerden vazgeçilebilir. En silik varoluşlar simgelerle dolup taşmakta, en gerçekçi insan imgelerle yaşamaktadır. Simgeler psişik güncelliğini hiçbir zaman kaybetmezler; görüntüleri değişebilir, ama işlevleri aynı kalmaktadır. Yapılacak iş yeni maskelerini çıkartmaktan ibarettir.
- Tarih ve tarihsel terimleri birçok karşılığa yol açabilmektedir: Bir yandan kaçışlar ve otomatizmler tarafından oluşturulan hakiki olmayan varoluşun karşısında, bir insani varoluş içindeki somut ve hakiki olan her şeyi diğer yandan da çeşitli tarihsici ve varoluşçu akımlarda, insan varoluşunu ancak kendi tarihsel anının bilincine vardığı ölçüde hakiki olmasını ifade etmektedir. Tarihsiciliklere karşı çıktığımız zaman, işte tarihin bu sonuncu ve totaliter anlamına atıfta bulunuyoruz. Nitekim bir varoluşun hakikiliği bize, kendi tarihselliğinin bilinciyle sınırlanamaz gibi gelmektedir: Aşka, endişeye, estetik duyguya, seyre, sevince, melankoliye vb. İlişkin temel deneyimleri kaçış veya hakiki olmayan saymak mümkün değildir; bunların her biri kendine özgü bir zamansal ritm kullanır ve bunlar bütünsel insan denilebilecek şeyi oluşturmakta işbirliği yaparlar; bu insan tarihsel anını reddetmekte, ama onun tarafından tanımlanmaya da izin vermemektedir.
- “Neden yeni bir ‘Dünyanın Merkezi’ne ihtiyaç duyulmaktadır? Bunun çok basit nedeni daha hakiki ve daha derin bir dini tecrübeye ihtiyaç duyan bazı dindarların geleneksel ayinleri miyadı dolmuş saymalarıdır.”
- “İsa’yı, onun tarihsel hayatını yaşayarak taklit etmek mümkündür, yani görünüşte herkesin var oluşuna benzeyeni.”
- İyi birer pozitivist olan Taylor ve Frazer, eski insanlığın büyüsel-dinsel hayatını, çocuksu bir batıl itikatlar yığını olarak kabul ediyorlardı: bunlar onlara göre atalardan kalma korkuların veya ilkel salaklıkların ürünüydü. Fakat bu değer yargısı olgularla çelişmektedir. Eski insanlığın büyüsel-dinsel tutumu, insanın kozmos ve kendisi karşısındaki varoluşsal bir bilinçlenmesini açığa çıkartmaktadır. Frazer'ın ya da başka birinin batıl itikattan başka bir şey görmediği yerde, metafizik kendini çoktan dışavurmuştur; hatta bu metafizik kendini iç içe giren kavramlardan çok, simgeler aracılığıyla belli etse bile bu böyledir: bir metafizik, yani gerçeğin bütüncül ve tutarlı bir kavranışı ve insani hayvanın doğa karşısındaki aynı ve temelli hükmü altında olan bir dizi içgüdüsel hareketler değil. Böylece onları ayıran tarihi soyutlayarak, bir okyanusya simgesiyle bir Kuzey Asya simgesini karşılaştırdığımızda, kendimizi böyle bir işi yapmaya hak sahibi olarak görmemizin nedeni, bunların her ikisinin de aynı çocuksu zihniyetin ürünleri olması değil de, bizatihi simgenin bir sınır konumun imgesini ifade etmesidir.
- Modern insanın bilincinin en soylu kısmı, çoğu zaman sanıldığından daha az manevidir. Hızlı bir çözümleme, bilincin bu soylu ve yüksek küresinde, bazı kitabi kalıntıların, çok miktarda ve çeşitli düzlemlerde önyargının; hayatın anlamı, en yüce gerçek vb. konularında tamamen basmakalıp birkaç düşüncenin canlılığını açığa çıkartacaktır. Uyanıkken görülen düşlerde, melankolilerde, imgelerin bilincin oyun saatleri esnasındaki serbest oyunlarında, her türden vakit geçirme ve eğlencede. Bu mitsel hazine burada laikleşmiş ve modernleşmiş bir şekilde devam etmektedir. Freud'un cinsel gerçeklere ilişkin oldukça ham imalarla gösterdiği üzere, bu tür imgelerin biçim değiştirdikleri olmuştur. İmgeler ayakta kalabilmek için, çok tanıdık hale gelmişlerdir. Ancak kullanımları hiç de azalmış değildir. Çünkü bu gerilemiş imgeler, modern insanın manevi yenilenmesinin mümkün olabilecek başlangıç noktasını gösterirler.
- “Buradan ‘insanın cennet özlemi’ adını verebileceğimiz bir konum açığa çıkar. Bundan, insanlık durumunu doğal bir şekilde aşarak tanrısal konuma gelme arzusunu anlıyoruz; bir Hıristiyan bunun için düşüşten önceki durum tabirini kullanırdı.”
--reklam--
İmgeler ve Simgeler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dinler tarihçisi ve filozof Mircea Eliade’nin külliyatı uzun zamandır ilgimi çekiyordu, İmgeler ve Simgeler kitabıyla seriye başlamış oldum. Modern insanın psikesinde yaşayan imgeleri , simgeleri , mitleri antik bağlantılarıyla ortaya koyan kitap ufuk açıcıydı. Özellikle düğüm ve deniz kabuğu simgeciliği bölümlerini okurken çok keyif aldım. Efsaneleri , simgeleri , mitleri ve imgeleri batıl itikatlar olarak düşünmek , dünyanın bütünselliğini ve insanın varoluşsal bilinçlenmesini görmemizi engeller. Jung’un işaret ettiği kolektif bilinçdışında bulunan simgeler farklı tarihlerle kurduğumuz iletişimdir. Yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. (İlayda Tepe)
Mircea Eliade, kuşkusuz dinler tarihi konusunda en uzman kişilerden, dinler ve mitler üzerine yazdığı onlarca kitap ve kitaplarındaki yoğun doktirinsel bilgi uzmanlığı üzerine ne kadar dolu olduğunu biz okuyucuya fazlasıyla hissettirmektedir. Hal böyle olunca biz okuyucunun da hasbel kadar da olsa dinler tarihine ve mitlere yakın değilsek, kendisini eleştirmesi oldukça zorlayıcı bir durum teşkil ediyor. Bunlarla birlikte ilgili eserindeki yoğun terminoloji ve doktirinsel bilgi fazlasıyla zorlayıcı ve yorucu olduğu da bir gerçek. Okur olarak cehaletten midir bilinmez; eserin bazı kısımlarında yazarın işaret ettiği ve/veya detaylarda boğduğu bölümlerin yazılma amacı, varış noktası muğlaklaşmıştır. Böyle kıymetli bir yazar ve esere puan vermek sanırım tarafımca adaletli olmayacaktır, dilerdim ki daha basit bir dille yazılmış veya çevrilmiş olsun. (Barış Mert G.)
“Hayal gücünden yoksun” insanın talihsizliği ve çöküntüsü artık açıklanabilmektedir diyor Eliade: O, hayatın ve kendi ruhunun derin gerçeğinden kopmuştur. Hayal gücüne sahip olmak ise, dünyayı bütünselliği içinde görmektir, çünkü kavramsallaştırmaya gelmeyen her şeyi göstermek imgelerin görevidir. Efsanelerin, masalların, mitlerin gerilediklerini ve simgelerin dünyevileştiklerini gördük, ama bunlar hiçbir zaman kaybolmadılar. En silik varoluşta bile simge kaynamakta, en “gerçekçi” insan bile imgelerle yaşamaktadır. (biraz kitap konuşalım)
--reklam--
İmgeler ve Simgeler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mircea Eliade - İmgeler ve Simgeler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İmgeler ve Simgeler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mircea Eliade Kimdir?
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.
Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
--reklam--
Mircea Eliade Kitapları - Eserleri
- Dinler Tarihine Giriş
- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)
- Mitlerin Özellikleri
- Şamanizm
- Ebedi Dönüş Mitosu
- Kutsal ve Kutsal-Dışı
- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt II)
- İmgeler ve Simgeler
- Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III)
- Matmazel Christina
- Babil Simyası ve Kozmolojisi
- Mitler, Rüyalar ve Gizemler
- Demirciler Ve Simyacılar
- Arayış
- Yoga
- Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu
- Asya Simyası
- Mistik Hint Erotizmi
- Dinler Tarihi Sözlüğü
- Dinler Tarihi
- Zalmoksis'ten Cengiz Han'a
- Bengal Geceleri
- Doğuş ve Yeniden Doğuş
- Yaşlı Adam ve Bürokratlar
- Mefisto ile Erdişi
- Avustralya Dinleri
- Mistik Öyküler
--reklam--
Mircea Eliade Alıntıları - Sözleri
- şu inanış vardır: İnsan ilk yaratıldığında Tanrı ona ruh bahşetmiştir, bedenini veren ise yeryüzüdür. Ölüm anında bu iki unsur da doğal olarak kendi kaynaklarına döner: beden yeryüzüne ve ruh da semavi yaratıcısına. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
- İnsan mitleri "yaşarken", kutsal olmayan, kronolojik özellikteki zamanın dışına çıkar, nitelik açısından farklı bir zamana, hem en eski hem de sonsuza dek yakalanabilecek olan "kutsal" bir zamana açılır. (Mitlerin Özellikleri)
- İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
- Dinsel insan: Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- ... tuhaf ve olağanüstü olan, genelde kaygı ve uzaklaştırma duygularını getirmektedir. Bazı tabu örnekleri ve tabu olan davranışlar, canlılar ya da nesneler bize tuhaf, uğursuz, gizemli vs kratofanilerin normal deneyimler sisteminden ayrıldığı mekanizmayı açıklar. (…)Böylelikle çirkinlik ne biçimsizlik, bu nitelikleri taşıyanları ötekilerden ayırıp kutsal kılar. (Dinler Tarihine Giriş)
- Örneğin inşaat ayinlerini ele alalım; bu yolla kurbanın ''yaşamı'' ya da ''ruhu'' binaya aktarılmış olur, bina da aynı nedenle sunulan kurbanın yeni bedenidir. (Demirciler Ve Simyacılar)
- Antik kozmolojilerin (Mezopotamya, Hindistan, Çin) "dünya"sı çok büyük, kapalı bir yuvarlak olarak tahayyül ediliyordu. Tapmak bu dünyanın imge'siydi, somut modeli hava kabarcığı ya da su damlası, "kozmik yumurta"ydı. (Mistik Hint Erotizmi)
- Türk-Moğolların yıldırım gibi istilaları - IV. yüzyılda Hunlardan Timur'a kadar (1360-1404)- Avrasya'nın ilkel avcılarının mitsel modelinden esinleniyordu: bozkırda avını kovalayan yırtıcı etobur. Hareket- lerinin apansızlığı ve hızı, toplulukları kitlesel olarak katletmeleri, yerleşik kültü- rün dışsal işaretlerini (kentler ve köyler) yok etmeleri; Hun, Avar, Türk, Moğol at- lılarını bozkırda geyikleri avlayan veya göçebe çobanların sürülerine saldıran kurt sürülerine benzetir. Askeri önderlerin, bu davranış tarzının stratejik önemini ve si- yasal sonuçlarını çok iyi bildiğine kuşku yoktur. Ama örnek avcının -yırtıcı eto- bur- mistik saygınlığı da hatırı sayılır bir rol oynuyordu. Birçok Altay boyu, atala- rının doğaüstü bir kurt olduğunu iddia ediyordu (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III))
- "John Cotton şöyle yazıyordu: Ne kadar kültürlü ve zekiysen, Şeytanın emrine girmeye o kadar yakınsındır." şey mi dostum :)) (Arayış)
- "Schmidt ilkel insanın Tanrı fikrini mantıksal bir neden arayışı kapsamında keşfettiği sonucuna ulaşıyordu. Dinin çok karmaşık bir fenomen olduğu gerçeğini göz ardı ediyordu-" (Arayış)
- Tarihi kişiler arketipleri olan tanrıları ve mitsel kahramanları taklit etmeye çalışıyorlardı. (Mitler, Rüyalar ve Gizemler)
- ...dinsel deneyim yaşayanlar açısından tüm Doğa kozmik bir kutsallık olarak belirmeye müsaittir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- Upanişadlar'daki bilge, Neti! neti! diye haykırır: "Hayır! Hayır! Sen bu değilsin, sen şu da değilsin!" (Yoga)
- Ancak Mezopotamyalılarda gelenek bir bütündür: Marduk’un yalnızca toprağı değil aynı zamadan kendi kanını da kullanması gerekmiştir: Kanımı pıhtılaştıracağım, kemik yapacağım ondan. İnsanı ayağa kaldıracağım, gerçekten bir insan olacak... İnsanı yapacağım, yeryüzünde yaşayacak... (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
- "İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır." (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- Freud "Tanrı'nın, insanların fiziksel Babasının yüceltilmesinden başka bir şey olmadığını savunur; bu nedenle, toteme kurban verilirken, öldürülen ve kurban edilen bizatihi Tanrı' nın kendisidir.Baba-Tanrı'nın katledilmesi insanlığın ilk günahıdır.Bu öldürme suçunun kefareti İsa' nın kanlı ölümüyle ödenir." (Arayış)
- Hitit büyüsü, makrokozmos (Evren)-mikrokozmos (insan bedeni) benzeşimince belirlenmiştir. İnsanın başı Göğe tekabül eder, elleri toprağa, gözleri suya benzemektedir. (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
- Tuhaf, tek, yeni, eşsiz ya da korkunç olan her şey büyüsel-dinsel güçlerin toplanması için mükemmel bir zemindir ve koşullara göre kutsalın neden olduğu iki yönlü duygu nedeniyle ya tapınılan ya da kaçınılan bir nesneye dönüşür. A.C. Kruyt şöyle yazmaktadır: “Bir köpek avda her zaman şanslıysa, bu bir measadır( kötüye işaret, uğursuzluk). Avda çok başarılı olmak Toradjaları endişelendirir. Hayvanın avını yakalamasını sağlayan büyüsel güç, efendisine ölümcül sonuçlar getirecektir. (Dinler Tarihine Giriş)
- Dünyada yaşamak için, onu kurmak gerekir ve hiçbir dünya, kutsal-dışı uzamın göreliliğinin ve türdeşliğinin "kaos"u içinde doğamaz. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- Modern insanın bilincinin en soylu kısmı, çoğu zaman sanıldığından daha az manevidir. Hızlı bir çözümleme, bilincin bu soylu ve yüksek küresinde, bazı kitabi kalıntıların, çok miktarda ve çeşitli düzlemlerde önyargının; hayatın anlamı, en yüce gerçek vb. konularında tamamen basmakalıp birkaç düşüncenin canlılığını açığa çıkartacaktır. Uyanıkken görülen düşlerde, melankolilerde, imgelerin bilincin oyun saatleri esnasındaki serbest oyunlarında, her türden vakit geçirme ve eğlencede. Bu mitsel hazine burada laikleşmiş ve modernleşmiş bir şekilde devam etmektedir. Freud'un cinsel gerçeklere ilişkin oldukça ham imalarla gösterdiği üzere, bu tür imgelerin biçim değiştirdikleri olmuştur. İmgeler ayakta kalabilmek için, çok tanıdık hale gelmişlerdir. Ancak kullanımları hiç de azalmış değildir. Çünkü bu gerilemiş imgeler, modern insanın manevi yenilenmesinin mümkün olabilecek başlangıç noktasını gösterirler. (İmgeler ve Simgeler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin