Kitap Künyesi
Yazar: Şevket Süreyya Aydemir
Yayın Evi: Remzi Kitabevi
İSBN: 9789751401847
Sayfa Sayısı: 266
--reklam--
İnkılap ve Kadro Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mesela 2000`inci yılda; Türk Milli Kurtuluş Hareketi`nin fikir yapısını ve mahiyetini değerlendirmek isteyecek araştırıcılar, herhalde, derin görüş ayrılıkları içinde kalacaklardır. O kadar ki bu araştırıcılar, Türkiye bir inkılap hareketi yaşadı mı, yoksa olup bitenler, gelip geçenler, mücahit bir önderin müdaheleleri ile, onun mizacına ve günün icaplarına göre gelişen olağan işler midir? diye, kararsızlık içinde bocalayabileceklerdir.
--reklam--
İnkılap ve Kadro Alıntıları - Sözleri
- Fikir hareketi ancak yaşama ve yaratma kabiliyetleri olan toplumlarda var olur. Fikir hareketi vermeyen, fikir hareketinden korkan durgun bir toplumun havasında, ancak soysuzlaşma ve dağılış unsurları gıda bulabilirler...
- Aslında İnkılabımız, dünya ölçüsünde olan bu çelişmelerin hem mahsulü, hem tasfiyecisidir. Birinci çelişme, tekniğin ileri ve yoğunlaşmış ve sanayiin olduğu ülkelerin birbirlerine karşı olan iki sınıfın arasındadır. İkinci çelişme, tekniğin yoğunlaşmış ve sanayiin ilerlemiş olduğu ülkeler ile, eski sanayini kaybeden, fakat onu yeniden ve bugünün şartlarına uygun olarak kurmak isteyen sömürge-yarı sömürge milletler arasındadır. Bu çelişmelerden birincisi sınıf kavgası, ikincisi milli kurtuluş mücadelesi şeklinde cereyan ediyor.
- Kendini tenkit ve kontrol edebiliyorsan, başkalarını tenkit ve kontrol etmeye hak kazanırsın.
- Bir toplum hareketini mesela inkılabın akışını, ferdi müdahaleler ile hızlandırır veya yavaşlatabiliriz. Fakat toplumun itici kuvvetlerini ve özellikle tekniğin gelişmesini nizam altına almadıkça, bu irade müdahalemiz, toplumun yapısını ve niteliğini değiştirmeye, ona başka mecra vermeye muktedir değildir.
- Evvelce her iktisadi buhranın en tabi sağaltma unsurlarından biri, mal ve para sirkülasyonunun dünya ölçüsünde kolaylaştırılmasıydı. Halbuki bugün para, milletlerarası serbest mübadele vasıtası olmak vasfını gittikçe kaybetmektedir. Çünkü son yıllarda milli paraların birkaç memleket müstesna ancak iç ticareti düzenleyen bir iç para haline gelişi, dış mübadelelerin yalnız bir kaç ülkenin parası ile yürümesi önemle işaret edilmeye değerdir. Bu suretle şimdi dünyada itibarlı bir mübadele vasıtası ve kıymet ölçüsü olmak vasfını kazanan bu az sayıda ülkeler paralarının, dünya ölçüsünde hegemonyalarını kuruşları, yarın diğer ülkeler üstünde bir siyasi baskı aracı olarak kullanılabilir. Bunun da bu kanaldan yeni bağımlılıklar yaratması ve yeni iktisadi esaretlere yol açması mümkündür. Şevket Süreyya Aydemir 1931'de dolar saltanatını tahlil etmiş...
- Fikir hareketi, ancak yaşama ve yaratma kabiliyetinde olan toplumların işidir. Fikir hareketi vermeyen, fikir hareketinden korkan durgun bir toplumun havasında, ancak soysuzlaşma ve dağılış unsurları gıda bulabilirler...
- Tarihin öyle bir devrinde, dünyanın öyle bir noktasında ve olayların öyle bir akışında yaşıyoruz ki, Türk Milleti'nin kayıtsız şartsız istiklaline sahip bir millet olarak yaşayabilmesi için kayıtsız şartsız bağımsız millet prensibini, dünyanın her yerinde hakim ve itibarlı kılmaya mecburuz... -Millet olarak hala aynı süreçlerden geçmekteyiz. Esas bugün bağımsızlık şiarını benimseme noktasındayız.
- Türk inkılâbı, ne liberal bir iktisat nizamının feodal bir iktisat nizamına (Fransız ihtilalinde olduğu gibi) ne bir burjuva demokrasisinin, ortaçağ kalıntılarına karşı (İspanya’da olduğu gibi) mücadelesinden ibarettir. Türk İnkılâbı, çağdaş tekniğin ve bazı memleketlere münhasır kalan sanayi yoğunluğunun kurduğu nizamı âleme karşı bir isyandır.
- Bize göre ise, bu büyük tezadın halli için her şeyden önce, sanayici memleketlerle sanayiden yoksun memleketler arasındaki ekonomik bağımlılığın kalkması lazımdır. Yani, dünya üzerine bugün kurulmuş olan iktisadi iş bölümünün değişmesi şarttır. Büyük üretim vasıtalarının, yani sanayinin ve ulaştırma vasıtalarının dünya üzerinde yeniden ve daha rasyonel bir şekilde dağılışı şarttır. Bu tasfiye ve dağılış, elbette ki, sanayici ülkelerin sanayisiz ve geri kalmış milletler ve halklar tarafından yağması suretiyle değil, fakat haysiyetli bir milli bağımsızlık savaşı ile, kurucu inşacı ve planlı bir milletler ve halklar kalkınması, yani kısacası Milli kurtuluş yolu ile olacaktır.
- Toplumda İnkılaplar, gerçi insan iradesinin müdahalesi ile yürür. Fakat bu inkılaplar, pekte irademiz ile başlamaz ve hele irademizle hiç bitmez. İnsanlığın tarihini, bizzat insanın yaptığı doğrudur.
- Yani bu yeni doğan ve teşkilatlanma çabasında olan ülkeler, kendilerine özgü sosyal ve ekonomik organları kendileri yaratacaklardır. Bu yeni devletlerin sosyal yapısı ve vasfı, mesela Batı toplumlarının aksine olarak ve ana kollarda planlı kalkınma çabaları olacaktır. Bu çaba onları klasik demokrasilerin sosyal yapı ve gelişme yollarından ayıracaktır. Bu bakımdan yeni Türkiye'nin yeri, eski Batı toplumlarının değil, Milli kurtuluş hareketlerinin cephesindedir. Yeni Türkiye, metropol-sömürge ilişkileri yerine, müstakil milleti ve müstakil millet nizamını savunur. Tabi ve metbu ,yahut bağımlı ve bağımsız milletler ve ülkeler nizamı yerine, siyasi bakımdan korunmuş ve iktisatça kendine yeter müstakil milleti temsil ve müdafa eder.
- Kadroda , partilerde olduğu gibi, gelişigüzel her vatandaşın yeri yoktur. Kadro, inkılâp içinde en ileri unsurların, en ileri fikirler etrafında teşkilatlanmasıdır. Onun gücü, evvela temsil ve müdafaa ettiği fikirlerin doğruluğundan doğar. Sonra da, saflarına aldığı ileri ve feragatlı unsurların kuvvet ve niteliğinden meydana gelir.
- Hülasa üretim araç ve vasıtaları üstündeki üretim ilişkileri, her zaman toplumun temel ilişkilerini teşkil ederler. Bu temel ilişkiler üstünde yükselen ve tabakalaşan ahlak, din, hukuk, sanat gibi ölçü ve anlayışlar da, toplumun üst müesseselerini, yani süper strüktürünü verirler. Temelde dağılmalar, sert çelişmeler olunca toplumda kendiliğinden iç yapısında değişimlere uğrar. Şeklini değiştirmeye başlar. Tarihi materyalizmin, yahut tarihin materyalist anlayışının genel anlamı budur.
- Devrim "kaos" demek değildir. Devrim, bir nizamdır. Devrimcilik; her şeyden evvel devrimi anlayış ve kavrayış meselesidir. Dünya tarihinde, başarılan ve başarılamayan devrim hamleleri, bu hamlelere girenlerin, kavramlarını anlayabildikleri ve anlayamadıkları devrimler olarak sınıflandırmak, hatalı bir görüş olmasa gerekir.
- Devrim; Halkın faydasına olanları, halka rağmen, fakat halk için, halka getirme işidir.
--reklam--
İnkılap ve Kadro İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şevket Süreyya Aydemir Son Söz olarak; tüm tarih devirlerinin en derin mânâlı hareketlerinden biri olan Türk inkılâbının anlam ve niteliğini yorumlama ve açıklama yolunda genç neslin kendi üzerine düşen fikri vazifeyi, bu inkılabı başaranların kahramanlıklarına yakışır bir anlayış, bağlılık ve enerji ile henüz kavramadığını, onu yorumlama ve aydınlığa çıkarma çabasının yarınki Türk neslini daha çok meşgul edeceğini, Türk İnkılabının da kendi idealizmini, bir “sistem” haline getirmesini, bir sistem halinde izahını ve kendi “idealistini” yaratması gerektiğini, işlenmemiş ve ilkel bir dekor olarak görünen ülkenin Türkiye manzarası olmaması gerektiğini savunmakta ve bunun siyasi esaretten kurtuluş mücadelesinden daha zor olmadığını dile getirmektedir. https://www.marjinalaforizma.com/sevket-sureyya-aydemir-inkilap-ve-kadro-incelemesi/ (Marjinal Aforizma)
--reklam--
İnkılap ve Kadro PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Şevket Süreyya Aydemir - İnkılap ve Kadro kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İnkılap ve Kadro PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Şevket Süreyya Aydemir Kimdir?
1897'de Edirne'de Balkan göçmeni, topraksız bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Mehmet Ağa, Bulgaristan'ın Deliorman yöresinde toprak sahibi varlıklı bir kişi iken servetini kaybetmiş biriydi, Edirne'de bahçıvan olarak çalışmaktaydı. Annesi aydın bir kişi olan Şaziye Hanım idi. Okuma yazmayı annesinden öğrendi. Mahalle Mektebi'nden sonra askeri rüştiyeye devam etti. Küçük yaşlardan itibaren siyasetle ilgilendi. Henüz on bir yaşında iken İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu. Balkan Savaşları öncesinde annesini ve bir ağabeyini kaybetti. Edirne işgale uğrayınca katliamdan kurtulmaları için İstanbul'a gönderilen çocuklar arasında yer aldı. Kuleli Askeri Lisesi'ne kaydoldu ancak Edirne'nin geri alınması ve bir oğlunun daha asker olmasını istemeyen babasının çağırması üzerine geri döndü; Edirne Rüştiyesi ve Öğretmen Okulu'nda (bugünkü Edirne Lisesi) öğrenim gördü. Bu yıllarda Turancı görüşleri benimsedi. Diğer ağabeyinin Sarıkamış'ta hayatını yitirmesi üzerine I. Dünya Savaşı'nda gönüllü olarak savaşa katıldı; ağabeyin şehit edildiği Kafkasya Cephesi'nde çarpıştı, yaralandı. Cephedeyken okuduğu Müfide Ferit'in Aydemir adlı romanı onu çok etkiledi. İleride Soyadı Kanunu çıktığında Aydemir soyadını seçmesi bu romanın etkisiyledir.
Geri çekilme emri üzerine Edirne'ye dönen Şevket Süreyya, öğretmenlik eğitimini tamamladı. Edirne'nin Yunanlar tarafından işgali üzerine bir süre yerel direniş hareketlerine katıldı. Azerbaycan'da kurulan hükümetin İstanbul hükümetinden öğretmen istemesi üzerinde Nuha kentine (bugünkü adıyla Şeki) öğretmen olarak atandı ve 1919–1920 yılları arasında Azerbaycan'a geçti. Ermeniler'e karşı kurulan gönüllü birliğin kumandanı oldu ve bir halk kahramanı haline geldi. Ancak Kafkasya'nın çok etnikli yapısını görünce eski Turancı fikirlerinin doğruluğunu sorgulamaya başladı. Bakü'de toplanan Doğu Halkları Kurultayı'na Nuha Delegesi olarak katıldı. Bu kongreye katılması onun komünizme merakını arttırdı. Kurtultay'dan 10 gün sonra yine Bakü'de gerçekleşen Türkiye Komünist Fırkası'nın toplantısına da katılan Şevket Süreyya, merak ettiği ideolojiyi öğrenmek isteiği ağır basınca Milli Mücadele'ye katılmak yerine Nuha'ya dönmeyi tercih etti. Bir süre amaçsızca gezen Şevket Süreyya, Batum'a gittiğinde Komünist Parti'ye girdi. Yine Batum'da bir öğretmen arkadaşının kızkardeşi ile evlendi ve bu evliliği ömrünün sonuna kadar sürdürdü. Batum'dan sonra Moskova'ya giderek bir çok Türk öğrenicinin de öğrenim gördüğü Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne (KUTV) kaydoldu. İktisadi ve Sosyal Bilimler Okulu 'nda ekonomi eğitimi aldı. 1923 yılında Türkiye'ye geri döndü.
Şevket Süreyya, Türkiye'ye döndükten sonra Aydınlık Dergisi'nde komünist fikirleri yaymaya çalışan yazılar yazdı. 1924 yılında Sadrettin Celal Antel ile beraber hazırladığı Lenin ve Leninizm adlı kitabı yayımladı. 1925'te TKP'nin üçüncü kongresinde yedi kişilik Merkez Komite'nin üyesi oldu. Türkiye İşçi ve Çiftçi Fırkası'nın 1 Mayıs'ta "Dünyanın Bütün İşçileri Birleşiniz" yazılı broşür dağıtması nedeniyle gerçekleşen "1925 tevkifatı" sonucu dergi kapatıldı ve Aydemir de Ankara İstiklal Mahkemesi'nde devrin bir çok ünlü komünistiyle beraber yargılanarak 10 yıl hapse mahkum oldu. Muasır Türkiye'nin İktisadi İnkişaf İstikametleri adlı kitabını mahkumiyeti sırasında yazdı fakat bu eser yayımlatamadı. Afyon Cezaevi'nde geçirdiği bir buçuk yıldan sonra 29 Ekim 1927'da ilan edilen genel aftan yararlanarak hapisten çıktı. 1927 Tevkifatı sırasında yeniden tutuklanıp yargılandı fakat beraat etti. Bundan sonra komünizm çizgisinden ayrılıp bir nevi milliyetçi komünizm anlayışını savunmaya başladıysa da Türkiye için geçerli düşüncenin Kemalizm olduğu görüşüne döndü. Vedat Nedim Tör'le birlikte TKP'den ayrıldı. Partiyi polise ihbar etmekle suçlandı.
1928'de Bürokrat olarak Ankara'da çalışmaya başladı. 1951 yılında kadar eğitimci ve iktisatçı olarak çeşitli devlet görevlerinde bulundu. Yüksek Teknik Öğretim Umum Müdür Yardımcılığı, Ankara Belediyesi İktisat Müdürlüğü, Ankara Ticaret Mektebi Kurucu Müdürlüğü, İktisat Vekaleti Sanayi Tetkik Heyeti Reisliği, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Üyeliği yaptı.
1932 yılında Atatürk'ün isteği üzerine Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte Kadro Dergisi'ni çıkarttı. Dergi kapatıldığında Ankara Ticaret Mektebi'nde müdür olan Aydemir, bu görevi 1936'ya kadar sürdürdü. İki yıl Ankara Belediyesi İktisisat Müdürlüğü yaptıktan sonra İktisat Bakanlığı'nda çalışmaya başladı ve İsmet İnönü'nün güvenini kazandı. Komünist geçmişi nedeniyle çok eleştirilse de başarıları nedeniyle yükseldi. Bir dönem Ekonomi Bakanlığı'nca İsmail Hüsrev Tökin'le birlikte bir kalkınma planı hazırlamakla görevlendirildi. Fakat İsmet Paşa bu planı kabul etmedi.
1951'de Vekiller Heyeti kararıyla emekli edildikten sonra kendisini yazarlığa verdi. Hayatı boyunca çok sayıda eser veren Aydemir, Tek Adam adlı eserinde Atatürk; İkinci Adam adlı eserinde İsmet İnönü 'yü yazdı. Bunun dışında Menderes'in Dramı, Enver Paşa (kitap) gibi biyografiler ve Suyu Arayan Adam gibi otobiyografik denemeler dışında Toprak Uyanırsa ve Kahramanlar Doğmalıydı adlı romanları yazdı. 27 Mayıstan sonra oluşan yeni düşünce ortamında kurulan sosyalist eğilimli Devrim ve Yön gibi dergilerde yazıları yayınladı. 12 Mart Muhtırası sonrası Yön Dergisi kapatılınca yazılarına Cumhuriyet Gazetesi'nde devam etti. 25 Mart 1976'da Ankara'daki evinde hayatını kaybetti. Ankara Belediye Başkanı'nın emriyle tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedilmiştir. Adı, Ankara'da yıllarca oturduğu sokağa verildi.
--reklam--
Şevket Süreyya Aydemir Kitapları - Eserleri
- Suyu Arayan Adam
- Tek Adam - Cilt 1
- Tek Adam - Cilt 2
- Tek Adam - Cilt 3
- İkinci Adam Cilt: 1
- Menderes'in Dramı
- İkinci Adam - Cilt 2
- Toprak Uyanırsa
- İkinci Adam Cilt: 3
- Enver Paşa - Cilt 1
- Enver Paşa - Cilt 2
- Enver Paşa - Cilt 3
- Tek Adam Mustafa Kemal
- İhtilalin Mantığı
- İnkılap ve Kadro
- Kırmızı Mektuplar ve Son Yazılar
- Lider ve Demagog
- Kahramanlar Doğmalıydı
--reklam--
Şevket Süreyya Aydemir Alıntıları - Sözleri
- 530 esir, Yılanlı Ovası'na indirilir. Görürler ki kendilerini esir alanlar bir avuç köylülerdir. Ama Menil'in başka bir derdi daha vardır: Genç ve güzel karısı Bilemedik'te çalışıyordu, acaba ne oldu? Düğüm çabuk çözülür: Bilemedik'te de Fransızlar yenilmiş ve Bayan Menil esir edilmiştir. Esir Bayan hiçbir hakeret görmemiştir. Türk çetelerinden gördüğü üstün insanlık muamelesini heyecanla kocasına anlatırken, Çukurova'da Fransızlarla Ermenilerin yaptıklarını çok iyi bilen Menil'in başını utanarak önüne eğdiğini etrafındakiler görürler. Tarih 28 Mayıs 1920'dir. (Tek Adam - Cilt 2)
- ...Biz Anadolu köylüsünü dindar , mutaassıp bilirdik.Halbuki bu gördüklerim sadece cahildiler. (Suyu Arayan Adam)
- ''Eğer takdir seslerini, dostlarımızın alkış sadalarından değil de, düşmanlarımızın kin ve garaz dalgalarından duyabilirsek, yolumuz çetin, fakat yolculuğumuz yaşanmaya değer olacaktır...'' (İkinci Adam - Cilt 2)
- Kumandan muharebeyi, harp meydanında değil, kafasında kaybederse, bu yenilgi, tam yenilgi olur. Savaş, kumandanın kafasında kaybolmadıkça, yenilgi tamamlanmış ve savaş sona ermiş değildir. Milli Mücadele'de biz savaşı, hiçbir zaman kafamızda kaybetmiş duruma düşmedik... (Tek Adam - Cilt 2)
- Mustafa Kemal’in cevabı kısa ve kesindir: “Bir gün de, geldikleri gibi giderler”. (Enver Paşa - Cilt 3)
- Bize göre ise, bu büyük tezadın halli için her şeyden önce, sanayici memleketlerle sanayiden yoksun memleketler arasındaki ekonomik bağımlılığın kalkması lazımdır. Yani, dünya üzerine bugün kurulmuş olan iktisadi iş bölümünün değişmesi şarttır. Büyük üretim vasıtalarının, yani sanayinin ve ulaştırma vasıtalarının dünya üzerinde yeniden ve daha rasyonel bir şekilde dağılışı şarttır. Bu tasfiye ve dağılış, elbette ki, sanayici ülkelerin sanayisiz ve geri kalmış milletler ve halklar tarafından yağması suretiyle değil, fakat haysiyetli bir milli bağımsızlık savaşı ile, kurucu inşacı ve planlı bir milletler ve halklar kalkınması, yani kısacası Milli kurtuluş yolu ile olacaktır. (İnkılap ve Kadro)
- Asırlar boyunca Şarktaki (Doğu memleketlerindeki) bütün sokak ayaklanmaları, din bayrağı altına sığınmıştır. Dinin değil ama geriliğin davalarını gütmüştür. (Enver Paşa - Cilt 2)
- Polatlı, Anadolu' nun önemli bir ilçesidir. (Toprak Uyanırsa)
- yolumuzu biz mi tayin ederiz? yoksa birtakım eller , çıktığımız yolculukta bizi kendi şartlarına ve kanunlarına göre , bu şartların çezildiği istikametlere doğru mu iterler? bu , bütün çağlar boyunca insanoğlunun serüveninde bir problemdir ki , bu problemi ne bizden öncekiler çözebilmişlerdir , ne bizden sonrakiler çözebilecekler .. && uyumak ve unutmak? bazen uyku ve unutuş , ne kadar da kurtarıcıdır önümüzde ise aşılacak daha nice yollar var .. && kendine dön , kendine inan ve yalnız kendinde olanı ara .. (Suyu Arayan Adam)
- İkinci Meşrutiyet için mücadele eden İttihat ve Terakki, aydın öncülerin çalışmalarında, meşrutiyet genel mefhumundan başka, doktriner bir anlayış bulmak mümkün değildir. (Enver Paşa - Cilt 1)
- Sovyetler Birliği, devletler arasında bir ahlak siyaseti değil, bir rejim ve doktrin mücadelesi yürüten bir ülkeydi. (İkinci Adam - Cilt 2)
- Atatürk'e ve hatırasına bağlılık, elbette ki Atatürk'ü putlaştırmak değildir. Kahraman putlaştırıldığı zaman ölür. (İhtilalin Mantığı)
- "Sizin gibi ruh temizliğine ve değerlerine inandığım beş on kişimiz daha olsa, bu talihsiz vatan, elbette kurtulur." (Enver Paşa - Cilt 2)
- "Monarşi , bir kimsenin, herhangi bir sorumluluk veya denetim olmaksızın dilediğini yapabilmesi demektir.Böyle olunca da sağlam bir ahlak sisteminin içine nasıl yerleştirilebilir ? Böyle bir mevkiye yükseltilen insanların en iyisi bile kötüleşir." (İhtilalin Mantığı)
- Devrim; Halkın faydasına olanları, halka rağmen, fakat halk için, halka getirme işidir. (İnkılap ve Kadro)
- Şarki Buhara’ya geçiyorum. Kazanırsak Gazi, kazanamazsak Şehit olacağız. Yol gösterecek Türkmenler, artık bizi beklemesinler… (Enver Paşa - Cilt 3)
- Namık Kemal bir bayrak adamdır. Ve bayrak adamlar tarihte pek fazla yetişmezler... (Enver Paşa - Cilt 1)
- Tarihte öyle zaman olur ki, milletin iradesini, hatta tek bir kişi bile şahsında temsil edebilir. Mesela Tek Adam, yani Mustafa Kemal böyle bir temsilciydi. (Menderes'in Dramı)
- Gerçek şudur ki, Mustafa Kemal, şu atalar sözü gereğince: "Ya devlet başa ya kuzgun leşe!" diyerek evvelâ Erzurum'da kelleyi koltuğuna almıştır. (Tek Adam - Cilt 2)
- Pazara inmeyen erkeğin, ev halkının gözünde hiçbir kıymeti yoktur. (Toprak Uyanırsa)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin