Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Büke
Yayın Evi: On8 Kitap
İSBN: 9786059952583
Sayfa Sayısı: 198
--reklam--
İnsan Kendine De İyi Gelir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ahmet Büke'nin "Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi" çıktı!
"Hakikatin Z. Hali"ni anlatan öyküler!
Gece, Hatçam Teyze'yi eve bırakırken omuzuma dokundu.
"Evlatçım, mesarif dediydim ama benim param buğdaylara yetti," dedi.
"Biliyorum Hatçam Teyze," dedim. "Canın sağ olsun."
Ertesi sabah yine gün doğmadan uyandım. Yan komşu Türkan Şoray'lı bir film açmış, sesleri bana kadar geliyor. Şöyle dizlerimi yokladım. Her zamanki ağrı gitmiş gibi geldi bana.
"Acaba cemre dizlerime de düşmüş müdür?" dedim. İşte insan böyledir. Bile bile aldanmayı iyi bilir.
Ama insan kendine de iyi gelir...
Ana babasız, aile büyükleriyle kalmış bir çocuk... Mahallenin Arap Hatçam Teyze, Bakkal Nihat, Berber Kâzım gibi hayli garip, pek müstesna karakterleri... Toplumsal tarihimizin acı tatlı anılarına takılan bir kişisel tarihin izinde öykü öykü saat kaç!..
Çağdaş edebiyatımızın öykü anlatıcısı Ahmet Büke, ON8 Blog'daki "Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi"nde bir yıl boyunca her hafta öykü yazdı. Karakterlerin öyküden öyküye atladığı bir seçki, yeni öykülerle bir araya geldi. Ödüllü öykücü Ahmet Büke, Mevzumuz Derin'in ardından ON8'deki ikinci kitabı İnsan Kendine De İyi Gelir'de, yatay zamanların derinlikli ayrıntılarıyla hem acıtıyor, hem de kırılgan ruhlara şifa oluyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
İnsan Kendine De İyi Gelir Alıntıları - Sözleri
- "Hakikat güneş gibidir. İllaki bir saatte doğar."
- "İşte insan böyledir. Bile bile aldanmayı iyi bilir. Ama insan kendine de iyi gelir."
- "Geçti artık," dedi. "Ne mutsuzum ne de mutlu. Tam arada bir yer keşfettim."
- Derdimiz derindi o günlerde... Karnı doyunca böyle oluyor insan. Ya yeniden ve daha çok acıkıyor ya da olmaz aşka düşüyor.
- İnsan hayata dayanmakla da meşhurdur. Böyle olmasa bugünü görmek mümkün olmazdı. Ha, bu iyi bir şey mi? Onu bilmiyor
- Ağlamak geliyordu içimden ama faydasız olacağını biliyordum. Hiçbir çocuk boş yere ağlamaz. Çekince sıkılmamıș silah gibidir boş yere ağlamak. İmkanları kısıtlar hep.
- "Ölüm yaklaştıkça çocuklaşıyoruz. Bu böyle..."
- "Hakikat güneş gibidir. İllaki bir saatte doğar."
- Bahçemizde nar vardır. Dallarına karıncalar basar güzün. Bal yapıyor ağlayan gözleri. Bu iyi değil onun için ama çaresini bulamadık. “İlaçlamak olmaz,” dedi babaannem. “Narın ne diyeceğini bilmiyoruz. Belki memnun karıncadan.”
- "Zor günler insanları yakınlaştırır."
- Öykücü öyküsünde ölür, anlattıkları kalır.
- Fakat mesut günler hep kısa sürer.
- İnsan hayata dayanmakla da meşhurdur. Böyle olmasa bugünü görmek mümkün olmazdı. Ha, bu iyi bir şey mi? Onu bilmiyorum. Ama içimizde bir yaşamak kurdu var işte.
--reklam--
İnsan Kendine De İyi Gelir İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aslında kitabın ilk yarısı oldukça keyifli ilerlemişti; ama nedense ikinci yarısında böyle daha bir hayalvari olaylar, saçma tiplemeler ve anlamını oturtamadığınız olay örgülü öykülere geçişe rastlıyorsunuz. Öykülerde karakterler aynı, olaylar Ahmet adında genç bir delikanlının etrafında şekilleniyor. Öykülerin çoğunda kullanılan dil genellikle tiye alış şeklinde, komik unsurlar da oldukça yer alıyor ama işte sorun; amaç ne? Yazarın bize ne anlatmak istediğini şahsen ben pek anlamadım. Bu bir hikaye kitabıysa, her hikayesinden bir sonuç çıkmalı, peki çıkıyor mu? Bence hayır. kitap/insan-kendine-de-iyi-gelir--44238 yazar/Ahmet-Buke (Dilara B.E.)
Ana babasız, aile büyükleriyle kalmış bir çocuk… Mahallenin Arap Hatçam Teyze, Bakkal Nihat, Berber Kâzım gibi hayli garip, pek müstesna karakterleri… Toplumsal tarihimizin acı tatlı anılarını unutulmaması adına öyküleştirip edebiyata aktaran bu yazarımızı tebrik ederiz. Her öyküsü ayrı bir tat ayrı bir iz bırakıyor. 12 Eylül darbesi ve yaşananlar, öldürülen kadınlar, yoksulluk. Hepsi hikayeleştirilerek okura aktarılmış. Yazarımızın ON8 blog da yazdığı öykülerden derleme olarak bizlere sunulmuştur. Başarılar dilerim. (Kupa Kızı Sinek Valesi)
Her ne kadar ödüllü bir yazar ve kitapta olsa kitabı beğenemedim. Ne öykü yazma stilini beğendim ne de mesaj verme şeklini. Dili kullanışını da... Okuyup bitirdim kitabını ama keyif alamadım. Önereceğim kitaplar arasında ilk sıralarda yer almaz. (Meltemnma)
--reklam--
İnsan Kendine De İyi Gelir PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Büke - İnsan Kendine De İyi Gelir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İnsan Kendine De İyi Gelir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Büke Kimdir?
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.
--reklam--
Ahmet Büke Kitapları - Eserleri
- Varamayan
- Kumrunun Gördüğü
- Yüklük
- Ekmek ve Zeytin
- Alnı Mavide
- İzmir Postası'nın Adamları
- Çiğdem Külahı
- Deli İbram Divanı
- İnsan Kendine De İyi Gelir
- Cazibe İstasyonu
- Kırlangıç Zamanı
- Evde Kimse Yok
- Mevzumuz Derin
- Eyvah, Babam Şiir Yazıyor!
- Gizli Sevenler Cemiyeti
- Neşeli Günler
- Annemle Uzayda
- Gökçe'nin Yolu
- Paspas Tepemde Kapiş Paçamda
- Çayırın En Tuhaf Yuvası
- 100 Tuhaf Kitap
--reklam--
Ahmet Büke Alıntıları - Sözleri
- "...Yalnız adamlar sürüsünü yitirmiş Afrika fillerine benzerler.Zihinlerinde kolektif hatıralar kazılıdır..." (Çiğdem Külahı)
- "İnsan öleceğini bildiği halde neden bu kadar zalim?" (Gizli Sevenler Cemiyeti)
- Uzun uzun geceyi ve ışıkları seyretti. Şimdi ondan uzak sokaklarda, gecenin serinliği ve nefeslerin kirli sıcaklığı birbirine karışıp duruyordu. Uslu bir kedi gibi kıvrılan bu şehir aslında hayatına nasıl da benziyordu. Sakince yatağında akan rutin yaşamı, yani uzun tuvalet anlarında okuduğu gazeteler, gazetelerdeki köşe yazıları, haftada bir çıkan çizgi roman ekleri, akşama doğru yediği kurabiyeler, gece Lamia’nın yarı aydınlık göbeğindeki kelebek dövmesi, kısaca doğum ve ölüm kadar normal olan her şey nasıl da değişivermişti. Artık yarısı çalışmayan vücudu, gidip gelen zihni ve anılarıyla sadece uzaktan aynı insandı. Bilgisayarında yanıp sönen uyarı ışığı yapması gereken işi anımsattı. Puflayıp klavyeyi önüne çekti. Özel şifresiyle ana veri tabanına giriş için gereken ilk adımı attıktan sonra diğer onaylama işlemine gelmişti sıra. Bilgisayarına bağlı optik okuyucunun güç düğmesini çevirip aktif hala getirdi önce. Ardında retina taraması için kızıl zeminli küçük ekranın üzerine eğildi. İnce çizgi göz hattı boyunca dijital sesler çıkararak geçti. Başını geri çekmek üzere davrandığında ensesinden kavrayan bir el, hareketini bitirmesine engel oldu. Çırpınıp kurtuldu ve arkasından baskı yapan bileği kavrayıp yana doğru itti. Sendeleyen gölge yan masaya doğru geriledi. Heyecanla ayağa fırlamıştı ama kısık gülme sesiyle durakladı. Masa lambasının ışığı çevirdiğinde sesin sahibi ortaya çıkıverdi. “Hala tavşan kadar korkaksın be Orkun...” (Evde Kimse Yok)
- Zaman kesindir. Geri döndürülemez, tamir edilemez, her şeyden ve herkesten bağımsız halde sadece kendinde bir akışla dünyaya açar kendini. (Deli İbram Divanı)
- “...ama insanı insana kilitlemek en iyi yol. Birbirlerini bogazlayamazlar, cunku kimse yanında bir cesetle yuruyemez. Yaralamazlar da birbirlerini, aksayan adım birbirini bezdirir hayattan. En iyi yol mahkumu mahkuma baglamaktır. (Ekmek ve Zeytin)
- "Planların ve hedeflerin olmalı." Şimdi kutsal kitaplar yeniden inebilseydi eğer, bu cümleyle başlardı galiba. (Mevzumuz Derin)
- Çocuklar koşarken çizgi çizgi böldüler zamanı. Kızardı yollar. Elleri tutuştu hepsinin. (Yüklük)
- Beni sevmeye mecbur mu? Değil elbette ama düşünmeli. Bir insan bu denli çaresiz bırakılamaz. (Varamayan)
- Ölümün verdiği ağrının giderek azalması ve sonunda kül kadar hafiflemesi için tek ilaç geçmişle barışmaktı. (Alnı Mavide)
- “Atlılar. Siyah örtülerine bürünmüş adamlar. Uzun bir şarkının ağır vuruşlarını andırırcasına yürüyorlardı.” (Evde Kimse Yok)
- Uzaydan koptum geldim. Zımpara gibi havadan geçerken alev aldım kesin. En çok da ayaklarım yanıyor. Çıra kokusu. Kim fırlattı lan, beni? (Kumrunun Gördüğü)
- "Kalbim, boş bir kağıt gibi duruyor önümde." (Gizli Sevenler Cemiyeti)
- Bahçemizde nar vardır. Dallarına karıncalar basar güzün. Bal yapıyor ağlayan gözleri. Bu iyi değil onun için ama çaresini bulamadık. “İlaçlamak olmaz,” dedi babaannem. “Narın ne diyeceğini bilmiyoruz. Belki memnun karıncadan.” (İnsan Kendine De İyi Gelir)
- Bilmek başka bir görmek haliymiş. (Yüklük)
- ‘Hayat, kapıya tek bir umudun gelme ihtimaliyle sürüp gidebiliyor bazen.’ (Gizli Sevenler Cemiyeti)
- "...Romanın arkasına saklanabilir yazarlar.Trençkotla siste yürüyen insanlar gibi.Vücut kıvrımlarını göremezsiniz.Sadece gittiği yönü anlayabilirsiniz yazarın.Ama öykü öyle değil işte.En sevdiğiniz öyküyü usul usul yeniden okuyun.Yazarı sizden gözlerini kaçırmaya uğraşacaktır.Ama nafiledir bu da.Bir sarraf tartısı gibi anlarsınız onun kıymetini..." (Çiğdem Külahı)
- Hayret yani, bu hayatta her şey oluyor. (Kumrunun Gördüğü)
- İnsan dediğin ürperir. Üşür sonra. Üşüdükçe de rüya mı görür? Çölde soğuk rüzgârlar eser üzerine. Güneşe doğru açtıkça yüzünü sırtında soğuk, karlı bir dağ büyür. Dönmek ister, olmaz da olmaz. (Kumrunun Gördüğü)
- "Her şey değişince ölüyor insan." (Cazibe İstasyonu)
- Soru soran bir karınca. Dünyasını çözmeye çalışan bir imalat hatası. (Evde Kimse Yok)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin