Kitap Künyesi
Yazar: Fahreddin er-Râzî
Çevirmen: Ersan Urcan
Yayın Evi: Veciz Yayınları
İSBN: 9786056944086
Sayfa Sayısı: 136
--reklam--
İnsanları Tanıma Sanatı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Günümüz dünyasının kariyer yarışı, beden dili ve dış görünümden başlıyor şekillenmeye. Liderler, şöhretler, hatta sıradan insanlar için, kitlelere dolaylı ya da doğrudan ulaşırken görünen hâllerin iç dünyamız adına uyandırdığı etki, zamanımızda titizlikle üzerinde durulan bir alana dönüştü.
İnsanlarda güven oluşturmak ve itibar kazanmak için öncelikli ölçütün, dış görünüm ve davranışlar oluşu yeni bir durum değil aslında. İnsanların iç dünyalarının fiziksel durum ve hareketlerinden anlama gayreti de insan tahlilindeki yöntemler de kadim bilgilerden günümüze uzanıyor. Genelinde feraset ilmi, özelinde ise ilmi sima denilen yüz okuma prensibi üzerinden şekilleniyor.
Fahreddin Razi, bu alandaki çalışmalarını asırlar önce deneylere ve ilmî delillere dayanarak geliştirmiş bir bilim adamı olarak öne çıkıyor. İnsanları Tanıma Sanatı’nda, araştırma ve tecrübelerle edindiği bulguları, ayetler ve hadisler başta olmak üzere birçok âlimin ve irfan büyüğünün ifadeleriyle harmanlayarak önümüze getiriyor. Dış görünümün ve davranışların, ahlakî hâllerden duygu durumlarına, etki-tepki kontrolünden sağlık sorunlarına kadar içimizde olup bitene dair birçok işareti taşıdığını ortaya koyan eser, asırlar öncesinden bugüne ışık tutuyor.
--reklam--
İnsanları Tanıma Sanatı Alıntıları - Sözleri
- Feraset, insanda, zahiri durumların batıni ahlaka aracılık etmesidir.
- “Alt kısmı yumuşak olanın üst kısmı sert olur. İki baldırı arasından su dökülen kişinin²⁷ hayâsı gözlerinden çıkıp gider."
- 4. Zenginler çoğunlukla açıktan zulüm yaparlar. Çünkü onlara göre malları, kendilerini başkalarının tahakkümünden ve engellemelerinden korur.
- Geniş omuz, kaliteli akla işaret eder.
- En doğrusunu Allah bilir.
- Saadet ehlinin ahlaki sıfatları: Bahtiyar insanlardır. Zira ahlaklarında, güzel ve hayırlı işlerden lezzet alma hissi vardır. Dünyayı çok önemsemezler. Allah’a sevdalıdır ve O’na dayanıp güvenirler. Çünkü hayırlı işler yapmaktan sıkılmaz, bilakis lezzet alırlar.
- 5. Muhakkak ki mal güç sağlar. Eğer nefis özünde hayırlı olursa mal da hayırlı işlerde tesirli olmaya sebep olur. Eğer nefis cevher olarak şerli ise o zaman mal da şerli işlerde tesirli olmaya sebep olur. 
- Burada söylenecek son söz: Allah en iyisini bilir.
- Yüzde bulunan zahirî hâller, batınî ahlakın nasıl olduğuna güçlü bir delildir. Utangaçlığın yüzde farklı bir rengi olduğu gibi, korkunun da, öfkenin de, sevincin de aynı şekilde farklı renkleri vardır. Bu renkler ne zaman yüzde oluşursa kişinin batınî ahlakı ve psikolojik durumundan haber verir.
--reklam--
İnsanları Tanıma Sanatı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı sevmedim çünkü insanların fiziksel yapılarına göre tanımlamış. Bilmsel bir kitap olmadığı kitabın başında yazıyor zaten tecrübeyle dayalı yazılmış bir kitap. Bitirmek için okudum. sanki yazılmak için yazılmış gibi.. Bir kitap hakkında böyle yorum yaptığım için üzgünüm. (Hülya/Kitap sevdam)
Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım:) Mısır kütüphanesinde 'İsne Aşere Firaset Talaet' isimli bölümde-orijinali- bulunan bu eser; beş nüsha ve 55 sayfadan oluşmaktaymış.Giriş kısmında yazar hakkında geniş bilgi verilmiş olup; Feraset - hemen anlama, çabuk kavrama, zihin uyanıklığı, sezgi- konusunun başlıklar altında anlatımına gidilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de de bir çok yerde feraset ilminin önemi ve kıymeti yer aldığından bahsedilmiş(Hicr75, Bakara273, Muhammed30, Fetih29).Hal böyle olunca eserdeki bilgiler akla daha yatkın geldi.Kitapta insanların tüm vücudunun aslında bize insanın kendinden; yani karakteristik özelliklerinden kopya verdiğinden bahsediliyor.Hani diyoruz ya 'İnsanın içindekiler bölümü yok ki okuyup bilsek' yahut 'Alnında yazmıyor ki falanca şöyledir.' işte aslında bizim mizacımızdan tutun el yapımız, vücut şeklimiz, bakışımız, kaşımız bile bizim ne yapıda olduğumuzun bilgisini veriyor:) İnsanları biraz olsun tanımak yahut insan sarrafı olmak isterseniz vecizyayinlari1' ndan çıkan bu kitaba bi bakın derim.Matmazelle birlikte sevgiyle, dostça ve hoşça kalın:) (Bircan Yazgan Uysal)
--reklam--
İnsanları Tanıma Sanatı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fahreddin er-Râzî - İnsanları Tanıma Sanatı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İnsanları Tanıma Sanatı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fahreddin er-Râzî Kimdir?
Künyesiyle beraber adı 'Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekrî'dir. Babası da büyük bir Horasan alimiydi ve ilk eğitimini ondan aldı. Dinî ve fen bilimlerini zamanının ve şehrinin ünlü alimlerinden aldı. Eğitimden sonra seyahat etmeye başladı. Harezm’deMutezililerle, Herat’ta ise Kerramiyye mensuplarıyla tartışmalarda bulundu. Horasan'da Kutbeddin Muhammed tarafından ilgi gördü.
Râzî, dini ilimlerde olduğu kadar pozitif bilimlerde de oldukça başarılı bir bilim adamıydı. Özellikle fizik konularıyla ilgilenmiş, cisimlerin hareketi veses üzerine çalışmıştır.
--reklam--
Fahreddin er-Râzî Kitapları - Eserleri
- Tefsir-i Kebir
- Allah'ın Aşkınlığı
- Hıristiyanlığın Reddine Yönelik Tartışmalar
- Kelime-i Tevhidin Sırları
- İslam İnancının Ana Konuları
- Kitabu'n-Nefs Ve'r-Rûh ve Şerhu Kuvvâhumâ
- Dini ve Felsefi Tartışmalar
- İnsanları Tanıma Sanatı
- Ana Meseleleriyle Kelam ve Felsefe
- Kelam'a Giriş
- Kitabu’n-Nefs ve’r-Ruh ve Şerhu Kuvvahuma
- Sistematik Ontoloji
- Me'âlimü Usuli'd-Din
- Felsefi Kelamın Temel Meseleleri
- Kur'an'ın Sırları
- Kurucu Düşünürleri ve Meseleleriyle Kelâm
--reklam--
Fahreddin er-Râzî Alıntıları - Sözleri
- "Sevilen her şeyin başka bir şey sebebiyle sevilmiş olması gerekmez." (Me'âlimü Usuli'd-Din)
- Kalpte olan her durum yüzde belirir. (Allah'ın Aşkınlığı)
- Geniş omuz, kaliteli akla işaret eder. (İnsanları Tanıma Sanatı)
- Hz. Peygamber’in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Allah’ın tam olan kelimeleriyle O’na sığınırım.” (Me'âlimü Usuli'd-Din)
- Bu zikredilen on delik, Allah Teala'nın mekan ve cihetten münezzeh olmasının sarih aklın reddettiği bir husus olmadığını ispatlamaktadır. Aradığımız da budur. (Allah'ın Aşkınlığı)
- "Her kimin üzerinde Allah’ın nimeti daha ziyâde ise ondan günah sâdır olması daha kabih(fena) ve çirkindir." (Me'âlimü Usuli'd-Din)
- Benzer ve mislin yokluğu bir şeyin yok olduğunu söylemeyi gerektirmez. Böylece 'bir benzerini görmedikçe ne aleme bitişik ne de ondan ayrı olan bir Mevcudun varlığını düşünmemiz mümkün değildir' diyenlerin sözünün batıl ve fasıd olduğu ortaya çıktı. (Allah'ın Aşkınlığı)
- Akla şu üç önermeyi arz edelim: "Aleme dahil olmayan ve onun cihetlerinden birinde olacak şekilde haricinde de bulunmayan bir varlık mevcuttur.", "Bir sayısı, iki sayısının yarısıdır.", "Nefiy ve ispat ( olumluluk ve olumsuzluk) birleşmezler." Bu önermeleri akla arz ettiğimizde görürüz ki, akıl, birinci önermede hükümsüz kalır; ikinci ve üçüncü önermelerde ise kesin hüküm verir. Bunlar zarurî olarak bilinir. Bu durum, aklın birinci önermede ne kabul, ne de ret şeklinde bir tavır koymakta kat'i ve kesin olduğunu gösterir. İşte biz buna dayanarak diyoruz ki, akıl bu önermede diğer önermelerdeki gibi kesin hüküm koymadığına göre anlıyoruz ki, o(akıl)' alemden başkasının, alemin içinde olmasını veya alemin cihetlerinden birinde bulunmasını gerektirmez; o bunların aksini de caiz görür. Bu gerçek sabit olunca diyoruz ki, muhaliflerin zannettiği şey, aklın zorunlu gördüğü bir hüküm değil, vehim ve hayalin bir yanılgısıdır. Vehim ve hayal, yalnızca hissedilen (maddi olan) şeylerde tasarruf ettikleri için, her şeye bu hissedilen şeylere mahsus olan hükümleri tatbik ederler. (Allah'ın Aşkınlığı)
- “Şayet biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte biz belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz.” (Haşr Suresi, 21.) (Kur'an'ın Sırları)
- Feraset, insanda, zahiri durumların batıni ahlaka aracılık etmesidir. (İnsanları Tanıma Sanatı)
- 'Kaldı ki Allah'ın sadece ne olmadığının bilinebileceğini savunarak kavranılmazlığa fazla ağırlık vermek, sonuç olarak bizi agnostizmden öteye götürmez. Hatta bu metotla ateizme kapı aralanmış olur.' Agnostisizm: Bilinemezcilik. (Allah'ın Aşkınlığı)
- "Ve hiçbir şey O'nun misli ve dengi değildir"* ayeti de Allah Teâlâ'nın cisim ve cevher olmadığına delâlet ediyor. Çünkü ileride delillerle göstereceğimiz gibi cevherler birbirine benzerler. Bu durumda Allah Teâlâ cevher olsaydı, diğer bütün cevherler kendisine misil ve denk olurdu. Ve eğer kendisi cisim olsaydı, cevherlerden mürekkeb olurdu ve biraz önceki sonuç yine lâzım gelirdi. *İhlas, 112/4 (Allah'ın Aşkınlığı)
- “Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasına mağfiret etmez, ondan başka dilediğine mağfiret buyurur.” Nisâ, 4/48. (Me'âlimü Usuli'd-Din)
- 4. Zenginler çoğunlukla açıktan zulüm yaparlar. Çünkü onlara göre malları, kendilerini başkalarının tahakkümünden ve engellemelerinden korur. (İnsanları Tanıma Sanatı)
- Nefsler üçtür: 1. Şehvânî nefstir ki onun yeri ciğerdir. O, en alt mertebededir. 2. Gazabî nefstir ki onun yeri kalptir. O, orta mertebededir. 3. Düşünen nefstir ki onun yeri de dimağdır. O da en şerefli mertebededir. (Me'âlimü Usuli'd-Din)
- _Fahreddin Râzi: Dîninin esasının,ilminin,imanının ve kesinliğinin kurallarını bana haber verirmisin? _Hristiyan: Dînimizin kuralı Muhammed in yalanlanmasına ve ona karşı düşmanlığa dayanır. ... (Hıristiyanlığın Reddine Yönelik Tartışmalar)
- Eğer Allah Teâlâ'nın göklerin ve yerin nuru olması, duyu organlarıyla algılanan ışık mânâsında olsaydı, o hâlde göklerde ve yerde hiçbir noktanın karanlık olarak kalmaması gerekirdi. Çünkü Allah Teâlâ daimdir. Yok olmaz, yok edilemez. (Allah'ın Aşkınlığı)
- Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu: Sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin!.. Onun bu sözünü duyunca, "İşte bu söz Asr sûresinin mânasını izah etmektedir" dedim. Aslında insana verilen ömür, güneşin altında bir buz gibi hızla erimektedir. Eğer bunu ziyan eder veya yanlış yere harcarsa insanın hüsranına sebep olur. (Tefsir-i Kebir)
- Ebû Cehil, kavmine bir ziyafet verir. Derken Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i "ebter" diye tavsif eder ve "Kalkın Muhammed'e gidelim. Onunla görüşeceğim ve onu zelil-hakir edeceğim, perişan edeceğim" der. Derken onlar, Hazret-i Hatice (radıyallahü anh)'nin evine gidip, güreşme hususunda anlaşınca, Hazret-i Hatice (radıyallahü anh) bir yaygı serdi. Güreş yapılınca, Ebû Cehil, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i yere yıkmaya çalıştı. Ama Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), tıpkı bir dağ gibi yerinden kıpırdamıyordu. Daha sonra Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu, en utanacağı ve rezil olacağı bir şekilde yere attı. Ebû Cehil, tekrar Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in üzerine gelince, bu sefer de Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu sol eliyle tuttu. Çünkü sol el, taharet için kullanılan eldir. Binâenaleyh Ebû Cehil'İn, bir necis (pislik) olduğunu gösterdi, onu yine yere serdi ve ayağını göğsüne koydu. (Tefsir-i Kebir)
- 5. Muhakkak ki mal güç sağlar. Eğer nefis özünde hayırlı olursa mal da hayırlı işlerde tesirli olmaya sebep olur. Eğer nefis cevher olarak şerli ise o zaman mal da şerli işlerde tesirli olmaya sebep olur.  (İnsanları Tanıma Sanatı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin