Kitap Künyesi
Yazar: Bertrand Russell
Çevirmen: İlhami Kaya
Yayın Evi: Boğaziçi Yayınları
İSBN: 9789754512366
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
İnsanlığın Geleceği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanoğlu tahminen bir milyon yaşındadır. Buna mukabil yazma sanatının bulunuşundan beri 6.000 yıl geçmiş bulunmaktadır. Ziraatçiliğin sahneye çıkışından beri geçen zaman ise bundan daha uzun değildir. Halbuki insanın fikir ve tasavvurlarının şekillenmesinde esas muharrik kuvvet olan "İlmi Düşünce"nin yaşı henüz 300 civarıdır. İlimden, iktisadi hayat üzerinde müessir bir tekniğin inkişafından itibaren geçen zaman ise, ancak 150 yıl civarıdır. Fakat bu kadar küçük bir yaşa sahip olmasına rağmen teknik, bu çok kısa zaman içinde, görülmemiş derecede tesirli ve devrimler yaratıcı bir kuvvet haline gelmiştir.
(Kitabın İçinden)
--reklam--
İnsanlığın Geleceği Alıntıları - Sözleri
- Ne yazık ki, dünyanın çok büyük bir kısmında iktidar ile akıl bir araya gelememektedir.
- "Bütün insanlar eşittir. Eğer aralarında bazı kabiliyet ve başarı farkları görülüyorsa, bu, sadece bir terbiye ve yetiştirme işidir."
- Yeniden ilerleyip yükselmek istiyorsak, "hayır deyici" bilgisizlerin felç edici kontrolünden kurtulmalıyız.
- Kahramanlara tapınmanın pratik mânası ise doğrudan doğruya "Faşizm"dir.
- Eğer doğrudan doğruya şahsımızı ilgilendirmeseydi, hayat için bu kadar patırtı etmezdik.
- Şimdi fikirlerin ve insan düşüncesinin kontrol altına alınması devri başlamış bulunuyor...
- Hükümetler kanserin önlenmesi yolundaki araştırmalara belli bir para ayırırlarsa da, çok daha büyük tutarda bir parayı kanserin yayılması için harcarlar.
- Gençlere kendi ülkelerinin değerlerini abartmaları, yabancıları öldürmekle başarı sağlamış yurttaşlarından övünç duymaları artık öğretilmemeli.
- Zira insan tabiatı itibariyle bencildir, varlığını sürdürmek için de çok defa bencilliğini yüksek dozda kullanmak zorunda kalır.
- Tehlike, insanın doğal ya da biyolojik çevresinden değil, doğrudan doğruya kendisinden gelmektedir.
- Hem Doğu'yu hem de Batı'yı ilgilendirecek tek ortak sorun, modern silahlardan doğabilecek bir yokoluştan kaçınmaktır.
- Ekmek sepetini elinde tutan bir hükümet, polis ve orduya dayanabildiği nisbette, mutlak hakimiyet sahibidir.
- Güneş karanlıklara gömülmüş, Halkın yarısı uğursuz alacakaranlıkta şaşkın, Ve idareciler inkılâp korkusuna düşmüş...
- Yalnız budalalarla canavarlar türetebilecek kimselerden kurulu seyrek nüfuslu bir dünyanın görüntüsü, masa başında nükleer patlamaların nasıl sürdürülebileceğine kafa yoran beylerin bilgilerine sunulmalıdır.
- Ya savaş ortadan kalkmalıdır ya da bütün uygar insanlık.
--reklam--
İnsanlığın Geleceği İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Nüvə müharibələri svilizasiyanın sonunu gətirə bilər!" Analtik fəlsəfənin qurucularından sayılan Bertrand Russel bu kitabında sivilizasiya üçün əsas təhlükə sayıla biləcək və ya başqa dillə desək soyumuzu məhv edəcək nüvə silahlarından (atom, hidrogen, kobalt bombaları) narahlıq duyaraq danışıb. Çox şahidi olduğumuz bilgisiz siyasət adamları və hökümət rəsmilərinin yalanlarla toplumu uçuruma apardıqlarını bu kitabda da görürük. Elmin sürətlə irəliləməsini insanlığın sonuna və yeganə evimiz olan planetimizə böyük zərbə vurmaq üçün istifadə etməyi planlayan hökümət nümayəndələri. Hansı ki, bu müharibə başlasa qaranlıqdan bu günə kimi gələn insanlığın özü ilə birgə bu dövrə kimi qoruyub saxladığı hər şeyin silinə biləcəyi, sağ qalan çox az insanın(xəstəlikli bir ömrü olan və xəstəlikli fərdlər dünyaya gətirən) yenidən bu qaranlığa qayıdacağını deyə bilərik. Russel təkmilləşən bilgimizi diqqətli və insanlığın faydası üçün istifadə etməyimizi, müharibə düşüncəsindən uzaq durmağımızı, (ələlxüsus da nüvə müharibələrindən) nüvə silah istehsalının birgə olaraq dayandırılmasını, gələcək nəsillərin yetişdirilməsində "millətin üçün məhv et, savaş və öl" psixologiyasını "sülhsevərək öyrən, yarat və paylaş" psixologiyası ilə dəyişməyimizi, qaranlıqdan aydınlığa gedən yolda insanlıq olaraq büdrəməmək üçün barış və bilgi içində çalışmağımızı qətiyyətlə bildirir. (Emin)
Atom, hidrojen, kobalt bombalarının yani nükleer savaşların dünyamıza etkisi üzerine incelemeler yapılan kitapta önemli bilgiler verilmekte. Aslında hepimizin vücudunda yapılan nükleer denemelerin izlerinin bulunduğu, gerçekleşecek savaşta bir çok ülkenin tamamen yok olabileceği açıklanmakta. "Hidrojen bombasının denendiği 1954 yılında doğmuş olan çocuklardan aşağı yukarı 1.800'ünün, yüksek dereceli radyo-etkinlik yüzünden hastalıklı doğduğunu, kamuoyuna açıklamıştır. Aynı yıl Amerikalı zooloji bilgini Curt Stem de: "Şimdi dünyada yaşayan herkes, gövdesinde geçmiş Hidrojen bombası deneylerinden kalma, küçük birimlerde radyo-etkinlik taşımaktadır; kemiklerle dişlerde "sıcak" strontiyum, tiroid bezlerinde de "sıcak" iyodin" diye yazmıştır. Silahlanma yarışının töre duygularını nasıl çarpıttığı olağanüstü bir şeydir doğrusu, çok da üzücüdür üstelik. Şimdi ben bir kişiyi bile bile kanser etsem adım canavara çıkar, ama bile bile birkaç bin kişiyi kansere sürüklediğimde, soylu bir yurtsever olurum." (Pluto)
İnsanlığın Yarını gerek değindiği konular, gerekse dilinin yalınlığıyla bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. Russell’a göre insanlar korku ve kuşkularını insandışı dünyadan karşıt insan kümelerine çevirdiler ve topluluklar arasında çatışmalar, savaşlar böylece ortaya çıktı. Kitabın büyük bir bölümünde atom bombası ve hidrojen bombasının tüm insanlık için nasıl tehdit unsuru oldukları ve bu konuda yakın zamanda bir şeyler yapılmazsa insan soyunun sonunu nükleer silahların getireceği üzerinde duruluyor. Kitabın 1961’de yazıldığını da göz önünde bulundurarak Russell’ın en büyük çekincelerinden biri nükleer silahlara birçok ülkenin sahip olmasıdır. Bu şekilde anlaşmazlık yaşayan ülke ve bu silahları kullanma ihtimali de elbette artmaktadır. Ve böyle bir durumda yalnızca o devletler değil yantutmaz devletler de büyük bir tehlike altında olacaklardır. Henüz birkaç ülkede varken önleminin alınması ve nükleer bomba deneylerinin durdurulması gerektiğini söylüyor. Russell tamamen savaş karşıtı bir insan ve bu doğrultuda “Uluslararası Yetki Örgütü” kurulmasını öneriyor. Hatta bir dünya devleti kurulmasının savaşları durdurabileceğini; insanların daha mutlu, daha eşit yaşayabileceğini savunuyor. “Savaşı önleyecek kurumlar yaratılabilse, dünya şimdikinden çok daha büyük bir özgürlüğe kavuşur, tıpkı bireysel öldürmelerin önlenmesiyle insanlara daha geniş bir özgürlüğün sağlanmış olması gibi.” Şimdilik ütopik bir hayal gibi gördüğümü de söylemeden edemeyeceğim. Kitapla ilgili bahsetmek istediğim daha pek çok kısım olsa da okuyacaklara fikir olacak kadarıyla bir şeyler yazdığımı düşünerek burada bitiriyorum; insanlığın nereye gideceğini, neyi seçeceğini merak ederek. “Ya savaş ortadan kalkmalıdır ya da bütün uygarlık.” (E. Nur)
--reklam--
Kitabın Yazarı Bertrand Russell Kimdir?
Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere'nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.
Russell 1900 lerin başında İnglizlerin "idealizme karşı isyanı" na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.
Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler'e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm'i eleştirmiş, Vietnam Savaşı'ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail'in Orta Doğu'daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.
İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bertrand_Russell
--reklam--
Bertrand Russell Kitapları - Eserleri
- Mutlu Olma Sanatı
- İnsanlığın Geleceği
- Aylaklığa Övgü
- Evlilik ve Ahlak
- Neden Hıristiyan Değilim
- Bolşevizm
--reklam--
- Sorgulayan Denemeler
- Russell'dan Seçme Yazılar
- Rölativitenin A B C'si
- Politik İdealler
- Anlam ve Doğruluk Üzerine
- Din ile Bilim
- Mantıksal Atomculuk Felsefesi
--reklam--
- Dış Dünya Üzerine Bilgimiz
- İktidar
- Felsefe Yazıları
- Neye İnanıyorum
- Batı Felsefesi Tarihi 3 Cilt Takım
- Eğitim Üzerine
- Özgürlük Yolu
--reklam--
- Etik, Toplum, Siyaset
- Bilimsel Bakış
- Eğitim ve Toplum Düzeni
- Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri
- Felsefe Yapma Sanatı
- Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1
- Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2
--reklam--
- Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3
- Sosyalizm
- Varoluşçunun Bunalımı
- Ana Hatlarıyla Felsefe
- İkarus ya da Bilimin Geleceği
- Dünya Görüşüm
- Şeytan Banliyöde
--reklam--
- Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları
- Bolşevizmin Pratiği ve Teorisi
- Cinsel İlişkilerin Tarihsel Evrimi
- Vietnam'da Savaş Suçları
- Felsefe Meseleleri
- Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri
- Düşünceler - Yetke ile Birey
--reklam--
- Bilimden Beklediğimiz
- Anılar
- Yaşantım
- Free Thought and Official Propaganda
- Felsefe Sorunları
- Mistisizm ve Mantık
- Felsefede İlmi Metod
--reklam--
- Hikayeler
- The Basic Writings of Bertrand Russell
- Bilimin Toplumsal İşlevi
- Düşünceler
- Bertrand Russel'dan Seçmeler
- Denemeler
- Human Knowledge: Its Scope and Limits
--reklam--
- Felsefi Gelişimim
- Dünyamızın Sorunları
- Terbiyeye Dair
- Yetke ve Birey
- Endüstri Toplumunun Geleceği
- An Outline Of Intellectual Rubbish
- Mən Niyə Xristian Deyiləm
--reklam--
- Human Society in Ethics and Politics
--reklam--
Bertrand Russell Alıntıları - Sözleri
- We cannot enter into the minds of others to observe the thoughts and emotions which we infer from their behaviour. We must therefore accept analogy—in the sense in which it goes beyond experience—as an independent premiss of scientific knowledge, or else we must find some other equally effective principle. (Human Knowledge: Its Scope and Limits)
- Ne kadar akıllıca olursa olsun, hiçbir kural, şefkatin ve düşünceli davranışın yerini tutamaz. (Aylaklığa Övgü)
- Yemek yemeleri için zorlanan çocuklar yemekten tiksinir; öğrenmeleri için zorlanan çocuklar da bilgiden tiksinir. (Eğitim ve Toplum Düzeni)
- "Kamuoyu, etkileyici nutuklarla ve basının etkisiyle büyük ölçüde devlet tarafından yaratılır. Zalim bir kamuoyu ise en az zalim yasalar kadar özgürlüğün düşmanıdır. Savaşmayı kabul etmeyen genç bir adam işten çıkarılırsa sokaklarda hakarete uğrar, dostları ona sırt çevirir ve önceleri ondan hoşlanan bir kadın tarafından küçümsenerek terk edilirse bunu ölüm cezası kadar katlanılmaz bulur." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
- "...aslında en fazla eğitim görmüş olanlar çoğunlukla, zihinsel ve ruhsal yaşamları dumura uğramış, dürtüleri körelmiş ve yaşayan düşüncenin yerine sadece belirli mekanik beceriler edinmiş olanlardır." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
- Başarı kazanan her devrim,otoriteyi sarsar ve toplumsal kohezyonu güçleştirir. (İktidar)
--reklam--
- Tanrı’nın beni yarattığından ötürü neden övülmesi gerektiğini bir türlü anlayamıyorum. (Şeytan Banliyöde)
- Gerçekten de, bir şeyin hep belirli bir yerde olması kavramı, yeryüzündeki büyük nesnelerin çoğunun bereket ki hareketsiz oluşlarından gelmektedir. "Yer" fikri, sadece kaba bir pratik yaklaşıklıktır: mantıksal gereklilik değildir ve kesinleştirilemez. (Rölativitenin A B C'si)
- "Başarı mutluluğun sadece bir öğesidir, diğer öğelerin tamamının feda edilmesi pahasına elde edilmişse çok pahalıya mal olmuş demektir." (Anlam ve Doğruluk Üzerine)
- Sadece fizikçilerin değil, ilahiyatçıların da modern fiziğin öne sürdüğü savlarda yeni bir şey bulmuş gibi görünmeleri de oldukça gariptir. Fizikçilerden ilahiyat tarihini bilmeleri belki de beklenemez ama ilahiyatçılar modern savların daha önceki zamanlarda da emsallerinin olduğunun farkında olmak zorundadır. Eddington'un özgür irade ve beyin ile ilgili savı, gördüğümüz üzere Descartes'ınkini andırmaktadır. Jeans'ın savı ise Platon ile Berkeley'inkinin bir bileşimidir ve fizik alanında adı geçen her iki filozofun da yaşadığı dönemde sahip olduğundan daha fazla geçerliliğe sahip değildir. (Bilimsel Bakış)
- Tanıdığımız özellikte ya da nitelikte bir nesne olduğunu bildiğimizde, nesne üzerine betimsel bilgimiz vardır; başka bir deyişle sözkonusu özelliklerin ya da niteliklerin başkası değil, bir nesneye ilişkin olduğunu bildiğimizde, nesneyi tanıyalım tanımayalım, bu nesne üzerine betim ile bilgimiz vardır denilir. Fiziksel nesnelerle öteki akıl’lara ilişkin bilgimiz, salt betim ile bilgidir; ilgili betimler genellikle duyu verilerini ilgilendirenler türündedir. (Mistisizm ve Mantık)
- Zihnin gelişmesi için de disipline ihtiyaç vardır; disiplinsiz zihin incelik kazanamaz. (Aylaklığa Övgü)
- ''Sezgi sadece bir içgüdüden ibarettir.'' (Mistisizm ve Mantık)
--reklam--
- Bir süre yabancı bir ülkede yaşamak kendi ülkemizin yoksun kaldığı kimi değerleri, üstünlükleri öğretir bize; ülkemiz hangi ülke olursa olsun bu bir gerçektir. (Düşünceler - Yetke ile Birey)
- . Hayatın bir kısmı belki de en önemli kısmı bireysel dürtünün kendiliğinden eylemine bırakılmalıdır, çünkü her şeyin sistem olduğu yerde zihinsel ve ruhsal ölüm olacaktır. ... (Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri)
- Yaşamla, şunsuz ya da bunsuz savaşamazsınız demek korkaklıktır. (Düşünceler)
- İnsanoğlunu cinayetten, kundakçılıktan, yağmacılıktan ve dolandırıcılıktan ne alıkoyuyor sanıyorsun? Mantığın çelimsiz gücü bu derece büyük bir şeyi etkileyebilir mi zannediyorsun? Heyhat, korunaklı hayatında insan doğasının karanlık tarafını öğrenmedin. Nezaket ve iyiliğin insan yüreğinde doğal olarak geliştiğine inanıyorsun. (Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları)
- Bizim doğru dürüst bir toplum düzenimiz yok. Çünkü, olsaydı, kadın erkek herkes yararlı yetilerini ortaya koyabilirdi. Günümüzün iyi okumuş kadınlar evlendikten sonra yetilerini geliştirmiyorlar. Ama bu, toplumsal düzenimizin bir sonucudur. (Düşünceler)
- “Bırakın egemen sınıflar komünist devrimi korkusuyla tir tir titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Ama kazanacakları bir dünya var. Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!” (Özgürlük Yolu)
- Tanrı, diyor, adil değil, adalettir. (Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin