Kitap Künyesi

Yazar: Gilbert Sinoué

Çevirmen: Sonat Nayman

Orijinal Adı: Avicenne Ou La Route D'Ispahan

Yayın Evi: Arion Yayınevi

İSBN: 9789755710921

Sayfa Sayısı: 491

--reklam--

İsfahan Yolu ' İbni Sina ' Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Ben Ebu Ubeyd el-Cocani, sana bu sözcükleri bırakıyorum. Bunları bana emanet eden, yirmi beş yıl boyunca benim öğretmenim, dostum, gözüm kulağım olan, bilgeliği ve bilgisiyle, halife olsun, vezir olsun, prens, dilenci, kumandan veya şair olsun, bütün insanların gözlerini kamaştıran doktorlar prensi Ebu Ali İbni Sina'dır. Semerkand'dan Şiraz'a, Bağdat kapılarından yetmiş iki milletin kapılarına, sarayların görkeminden Teberistan'ın mütevazi kasabalarına kadar heryerde onun isminin büyüklüğü yankılanmaktadır..."

Bin yıl önce Buhara'da doğan ve evrensel düşüncenin en yüce isimlerinden biri olan İbni Sina'nın öyküsü böyle başlar. Daha on sekiz yaşındayken, çağının en ünlü doktorudur. Onbirinci asrın başında kendini, Türkiye ve Pers ülkesinin sınırlarını sarsan karışıklık ve savaşların içinde bulan İbni Sina, kaderin çeşitli cilveleriyle yüz yüze gelir: hükümdarların seçtiği doktor, sözü dinlenen vezir, sürgün, serseri gibi oradan oraya dolaşan bir adam, göçebe, mahkum; kah şehirden şehire giden, kah çölleri ve dağları aşan, çizilmiş bir yoldur bu. Son durağı, o ince, zarif şehir İsfahan'dır. Şeyh el-reis, İbni Sina, bilginin ve aşkın kadehinden sarhoş oluncaya kadar kocaman yudumlar çektikten sonra, elli yedi yaşında ölür.

Gilbert Sinoue tarihin ve geleneğin İbni Sina hakkındaki bütün naklettiklerini toplamıştır. Savaşla barışın, tutkuyla politikanın, bilimle düşün birbirine karıştığı bu yaşanmış roman, aynı zamanda dünya ve insan üzerine felsefi bir sorgulamadır da.

(Arka Kapak'tan)

--reklam--

İsfahan Yolu ' İbni Sina ' Alıntıları - Sözleri

  • “Bir düşmandan intikam almanın en iyi yolunun,diye söze başladı İbni Sina, hiçbir zaman ona benzememek olduğunu sana söyleyebilirim. Arzu edilenin sahip olunandan daha önemli olduğu fikrine kapılmamak gerektiğini de sana söyleyebilirim. Ve hiçbir ihtirasın da, bir insanın hayatı pahasına tatmin edilmeye değmeyeceğini de sana kesinlikle söyleyebilirim.”
  • “Mutluluğu mutsuzluktan ayıran mesafe bir soluğa sığar.Bu soluğun Tanrı bize eksikliğini hiç göstermesin.”
  • “...mutluluk neden mutsuzluğa bu kadar yakın!”
  • Ramazan'ın yeni ayı, sedef ışıltılarıyla manzarayı örtüyordu. - Bak, Ebu Ubeyd... Akşam, her şey ne kadar güzel, her şey ne kadar asileşiyor. Hiçbir şeyde aleladelik kalmıyor, çirkinlik kayboluyor, tül gerisine saklanıyor. Niçin gündüz gelip de hiç acımadan, geceyi kovmak zorunda, niçin? - Şüphesiz, Allah'ın iradesi böyle olduğu için, dedi sadece el-Cocani. Belki de. Ancak cennette başka türlü olacağını umuyorum. - Şeyh el-reis... Sana bir soru sorabilir miyim? Sorabilirsin, Ebu Ubeyd. Sen benim dostum değil misin? - Bir başka hayat olduğuna gerçekten inanıyor musun? Ali yürürken durdu ve öğrencisine abartılı bir tavırla baktı. - Bunu sorgulamak bile başlı başına bir günahtır. Allah'a hakarettir. Evet, ben inanıyorum. Her zamankinden daha çok inanıyorum. Ben ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorum. Yoksa, ne kadar boş bir oyunu oynamış olurdu Ulu Tanr... Sözünü tamamlamadan kısa bir soluk aldı: Ve sonsuz, bitmez tükenmez bir zalimlik olurdu Ulu Tan- rı'nın yaptığı... oynadığı bu oyun... Çadırın kapısına gelmişlerdi, fakat oraya gireceğine, Ali kendini kumlara bıraktı. - Hava tatlı ve benim uykum yok. Şu anda çalışmak için pek istekli değilim. - Ama gene de dinlenmen gerek. Hastalık geçti. Ama sen hâlâ zayıfsın. - Her şey yolunda, Ebu Ubeyd. Hastalığı yendim. - Şeytan kulağına kurşun, Şeyh el-reis. Gözlerini yıldızlı gökyüzüne kaldırarak fısıldar bir sesle: - Hatalarımdan duyduğum pişmanlık ve rahatsızlıktan başka, ne var kalan elimde gençliğimden? Ah! Gençliğim, nereye gittin, kayboldun? Ne yazık ki şimdi bir ihtiyar, evet evet, sen ne yaptın gençliğinde? Ebu Ubeyd onun böyle birdenbire Firdevsî'den bu şiiri okumasına şaşırmış olarak ona baktı. Ama hiçbir şey demedi. İki adamın, ayrı ayrı kendi düşünce âlemlerine daldıkları, sessizliği korudukları bir zaman geçti. Bir kadına ihtiyacım var, dedi Ali birdenbire.
  • “Ne olursa olsun, şunu asla unutma:varlığımız birkaç günde akar gider.O,bir çöl rüzgarı gibi geçer.Bu dünyada soluğun olduğu sürece,asla endişe etmemen gereken iki gün vardır:gelmemiş olan gün ve geçmiş olan gün.”
  • _Beni yaratan, beni yok etmeyi de kendisi için görev bilmelidir,çünkü eseri kusurludur. _İbni Sina,sende kusurlu olan,eksik olan şey,aşktan korkmandır.
  • “Bir insanı hiçbir zaman idealleştirmeye dikkat et. Bu,sadece, uğrayacağın hayal kırıklığını daha da ağırlaştırmaya yarar.”
  • “Yalnızlık bilgeliğe götürür.”
  • Niçin mutluluk, mutsuzluğa bu kadar yakın?..
  • Büyük de değilim ama beni içine alabilecek ülke yok. Fiyatım da çok yüksek değil ama alıcım yok...
  • Belki de sen haklısın Yasmina. Ben aşktan korkuyorum. Aşk sadece vücutların çekimi, mülkiyet fikri , kıskançlık, güvensizlik ve korku üzerine kurulmuştur.
  • Ali kendi kendine güzellik, güzelliğin ta kendisi, güzellik olarak yeryüzüne inmek için bu yaratıktan esinlenmiş olmalıydı , diye düşündü
  • Devrilmiş kadeh bir daha asla dolmaz. Gerçeklere sırt çevirerek yaşamakta ısrar edersen mutluluk ve mutsuzluk tıpkı bir çağlayanın suyunun, yassı çakıl taşları üzerinde kayıp gittiği gibi, senin kalbinin üzerinden kayar gider. Halbuki, insanın dengede yürüyebilmesi için mutluluğa ve mutsuzluğa gereksinimi vardır.

--reklam--

İsfahan Yolu ' İbni Sina ' İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

İsfahan Yolu ' İbni Sina ' PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Gilbert Sinoué - İsfahan Yolu ' İbni Sina ' kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İsfahan Yolu ' İbni Sina ' PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Gilbert Sinoué Kimdir?

Gilbert Sinoué, 1947 yılında Kahire'de doğdu. "Le Livre de Saphir"le 1996 Fransa Kitapçılar Ödülü'nü kazandı. 1987'de "La Pourpre et l'Olivier", 1989'da "İsfahan Yolu", 1991'de "L'Egyptienne" ve 1993 yılında "La Fille du Nil" adlı kitapları yayımlandı. Yayınevimiz tarafından 1999'da yayımlanan "Kavalalı Mehmed Ali Paşa", yazarın Türkçeye çevrilen ilk kitabıdır. "Verona Toprağı" (2000), "Sen Bana Mevsimlerden Söz Et" (2003), Doğan Kitap tarafından yayımlanan diğer yapıtlarıdır.

--reklam--

Gilbert Sinoué Kitapları - Eserleri

  • Yasemin Kokusu
  • Nil'in Kızı
  • Taşların Çığlığı
  • Sen Bana Mevsimlerden Söz Et
  • Tanrı'nın Sessizliği
  • İsfahan Yolu ' İbni Sina '
  • Çarmıhtaki Kraliçe
  • Kavalalı Mehmed Ali Paşa
  • Gökyakut Kitap
  • Verona Toprağı

--reklam--

Gilbert Sinoué Alıntıları - Sözleri

  • [...] Zekâ, herhangi bir yasaya göre bir şeyi ayrıştırabilme ve herhangi bir sisteme göre ayrıştırılan parçaları tekrar bir araya getirebilmenin sonsuz gücü olarak belirlenir. [...] ~ Bergson ~ - Yaratıcı gelişim. (Gökyakut Kitap)
  • [...] Ben sadece bir melek tanıdım, [...] (Gökyakut Kitap)
  • Bütün ruhunun okunabildiği yer, gözleriydi. (Nil'in Kızı)
  • “Yalnızlık bilgeliğe götürür.” (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')
  • “Ne olursa olsun, şunu asla unutma:varlığımız birkaç günde akar gider.O,bir çöl rüzgarı gibi geçer.Bu dünyada soluğun olduğu sürece,asla endişe etmemen gereken iki gün vardır:gelmemiş olan gün ve geçmiş olan gün.” (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')
  • Köle alçak bir sesle ezbere okudu: -"Bir kadını seviyorsan, o cennettir. Ama Cennetten başka birşey sana onu veremez." -Ne saçmalıyorsun? -Hiç. Sadece yaşı olmayan şiirden birkaç dize. Genç bir adam olan Mecnun'un genç bir kadına, Leyla' ya duyduğu çılgın aşktan bahsediyor. (Çarmıhtaki Kraliçe)
  • [...] Zaman bir nehir gibi, senyora, insanın gözünün yaşına bakmadan akıp gidiyor ve hiçbir zaman tersine akmıyor. [...] (Gökyakut Kitap)
  • "Yücelik, adalet istemek değil, adalet dağıtmaktır." ( Sufi atasözü ) (Taşların Çığlığı)
  • Bir fincan kuşburnu, tüm hazinelere bedeldir. (Nil'in Kızı)
  • Kuşkusuz su portekiz atasözünü biliyorsunuzdur, haşmetmeap em briga de branco, negro nao sem ete. Beyazların kavgasına, siyahlar karışmaz. Hukumdarimizin gözünde granada krallığının bir iç meselesi bu. Karışmak için haklı bir neden yok. - bir iç mesele mı? Bu insanlar muhtemelen portekiz sınırına saldırmaya hazırlanırken mı? Fransiscco soğukkanlılıkla yanıtladı: -kesinlikle majestelerine belirtmeye çalıştığım şey de buydu. Söz konusu olan portekiz. Kastilya değil. (Çarmıhtaki Kraliçe)
  • Yaşam seçimlerden oluşmuştur: ya görevin götürdüğü yere yürümek ya da ruhunuzun size fısıldadığı yönü izlemek? Ya sürü halinde yaşamak ya da tek başına yaşamını sürdürmek? Ya coşkularımızı, utanmazlıklarımızı bir zırhın içine kapatmak ya da kalbimizi saklısı gizlisi olmadan açmak? (Çarmıhtaki Kraliçe)
  • - Schrödinger'in kedisinden söz edildiğini duydun mu hiç? Genç kızın kocaman açılan gözleri Morcar'ın yüzünde bir memnuniyet tebessümüne yol açtı : - Bilimsel sohbetinize karıştığım için özür dilerim , diyerek söze girdi Clarissa. Schrödinger'in kedisi de nedir? - Erwin Scrödinger'in kuantum fiziğinin önemli isimleri arasında sayılır. Ama özellikle kuantum fiziğinin makroskopik adı verilen , yani kendi ölçeğimizde ki karmaşık nesnelere uygulanmaya çalışıldığında meydana çıkan saçmalığı göstermek için ortaya attığı kedi paradoksuyla ünlüdür. (Tanrı'nın Sessizliği)
  • Ramazan'ın yeni ayı, sedef ışıltılarıyla manzarayı örtüyordu. - Bak, Ebu Ubeyd... Akşam, her şey ne kadar güzel, her şey ne kadar asileşiyor. Hiçbir şeyde aleladelik kalmıyor, çirkinlik kayboluyor, tül gerisine saklanıyor. Niçin gündüz gelip de hiç acımadan, geceyi kovmak zorunda, niçin? - Şüphesiz, Allah'ın iradesi böyle olduğu için, dedi sadece el-Cocani. Belki de. Ancak cennette başka türlü olacağını umuyorum. - Şeyh el-reis... Sana bir soru sorabilir miyim? Sorabilirsin, Ebu Ubeyd. Sen benim dostum değil misin? - Bir başka hayat olduğuna gerçekten inanıyor musun? Ali yürürken durdu ve öğrencisine abartılı bir tavırla baktı. - Bunu sorgulamak bile başlı başına bir günahtır. Allah'a hakarettir. Evet, ben inanıyorum. Her zamankinden daha çok inanıyorum. Ben ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorum. Yoksa, ne kadar boş bir oyunu oynamış olurdu Ulu Tanr... Sözünü tamamlamadan kısa bir soluk aldı: Ve sonsuz, bitmez tükenmez bir zalimlik olurdu Ulu Tan- rı'nın yaptığı... oynadığı bu oyun... Çadırın kapısına gelmişlerdi, fakat oraya gireceğine, Ali kendini kumlara bıraktı. - Hava tatlı ve benim uykum yok. Şu anda çalışmak için pek istekli değilim. - Ama gene de dinlenmen gerek. Hastalık geçti. Ama sen hâlâ zayıfsın. - Her şey yolunda, Ebu Ubeyd. Hastalığı yendim. - Şeytan kulağına kurşun, Şeyh el-reis. Gözlerini yıldızlı gökyüzüne kaldırarak fısıldar bir sesle: - Hatalarımdan duyduğum pişmanlık ve rahatsızlıktan başka, ne var kalan elimde gençliğimden? Ah! Gençliğim, nereye gittin, kayboldun? Ne yazık ki şimdi bir ihtiyar, evet evet, sen ne yaptın gençliğinde? Ebu Ubeyd onun böyle birdenbire Firdevsî'den bu şiiri okumasına şaşırmış olarak ona baktı. Ama hiçbir şey demedi. İki adamın, ayrı ayrı kendi düşünce âlemlerine daldıkları, sessizliği korudukları bir zaman geçti. Bir kadına ihtiyacım var, dedi Ali birdenbire. (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')
  • Aşk kumar gibidir biraz: İnsan ya kazanır ya kaybeder. (Nil'in Kızı)
  • [...] ayağa kalk ve davanı savun... [...] (Gökyakut Kitap)
  • "Hayatımı altüst eden bir olay oldu." (Gökyakut Kitap)
  • "Şimdi beni yalnız bırakın. Uyumaya ihtiyacım var..." (Nil'in Kızı)
  • İnsanoğlunun icat ettiği şu zaman hesabı ne saçma şeydi! İnsan kalbiyle delikanlı olup bedeniyle ihtiyar olamaz mıydı? (Yasemin Kokusu)
  • İnsana yaşamının sonunu düşünmeyi engelleten şey , yaşama doğru yapılan bir hamledir. Yaşama gücünü bu hamlenin içinde buluruz. (Tanrı'nın Sessizliği)
  • Devrilmiş kadeh bir daha asla dolmaz. Gerçeklere sırt çevirerek yaşamakta ısrar edersen mutluluk ve mutsuzluk tıpkı bir çağlayanın suyunun, yassı çakıl taşları üzerinde kayıp gittiği gibi, senin kalbinin üzerinden kayar gider. Halbuki, insanın dengede yürüyebilmesi için mutluluğa ve mutsuzluğa gereksinimi vardır. (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')