Kitap Künyesi

Yazar: Mehmed Niyazi

Yayın Evi: Ötüken Neşriyat

İSBN: 9754370225

Sayfa Sayısı: 222

--reklam--

İslam Devlet Felsefesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bugün Türkiye’nin gündeminde yer alan başlıca meselelerden birini, İslâm Devleti veya İslâm’ın devlet anlayışı üzerindeki tartışmalar meydana getirmektedir. Din ile ilgisi itibariyle hassas bir konu olduğu için, bu meseleye sıhhatli bir methodla yaklaşmak ve İslâm tarihini bu açıdan yeniden bir yoruma tâbi tutmak gereklidir. Mehmed Niyazi’nin bu eseri, İslâm’ın temel prensipleriyle İslâm tarihinde geçmiş uygulamaları hukuk mantığıyla ele alarak, İslâm’da “devlet”in ne olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır. Çağdaş Türk aydınlarının bu meseleye hukuk ve ilim açısından eğilmeleri gereğine inandığımız için, Mehmed Niyazi’nin bu eserini, meselenin münakaşa edilmesine ve aydınlarımızın konuya ciddiyetle eğilmelerine bir katkıda bulunmak maksadıyla yayımlamaktan mutluyuz.

--reklam--

İslam Devlet Felsefesi Alıntıları - Sözleri

  • Allah'ın sultan ile yaptırdığı, Kur’an ile yaptırdığından çoktur.
  • İslam devletinde iktidarı elinde bulunduranların aslî görevi kanun yapmak yerine, kanuna uymak ve herkesi uydurmaktır.
  • İslamiyet şuurla izlenen bir yol olmaktan çıkıp da alışkanlık haline dönüşünce müslümanlar medeniyetlerinin temelindeki dinamizmi yitirdiler, kültürlerinde yozlaşma başladı.
  • Hz. Peygamber de sıradan bir müslüman gibi Kur'an'ın emirlerine aynen uymak zorunda idi. Zira; İslam'a göre onun yanılmazlığı vahiylerin tebliği ile sınırlıdır. İnsan olarak zaman zaman vahiylerle uyarıldığını görüyoruz.
  • Hayatta herşey zıttı ile anlam kazanmaktadır.
  • "İslam'da insana toplum mekanizmasının bir parçası, bir otomat nazarıyla bakılmaz. Her kişi aynı Allah'ın eseridir, kendine has ve mükemmel bir varlıktır. İnsanlar birbirlerinden üstün sayılamazlar. Aralarındaki fark ne hukukî, ne de maddîdir; sadece manevîdir."
  • Hz. Peygamber de bir insandır. Her insan gibi günlük ihtiyaçlarını giderirken, kazâ ve imâmete dair tasarruflarda bulunurken o günün ve o durumların imkan ve şartlarına göre bir insan, bir hakim, bir devlet başkanı olarak kararlar verirdi. Onlar aynen uygulanacak dendiği zaman, Hz. Peygamberin vasıfları birbirine karıştıralacağı gibi, İslamiyet'in evrenselliğinede ters bir istekte bulunulmuş olur. Aynı zamanda vahye gerektiği yeri vermemek anlamı taşır. Böylece bütün insanlığa hitap eden ve kıyamete kadar baki olan bir din, daha doğru bir deyişle, onun devleti belli bir zaman kesitine, belli bir coğrafyaya hapsedilir.
  • Hz. Peygamberin bütün fiil ve düşünceleri kutsal olsaydı, Kur'an'dan zerre kadar taviz vermedikleri gibi, onlardan da taviz vermezlerdi. Ama zaman zaman düşüncelerinden vazgeçmişler, başkalarının düşüncelerini uygulamışlardır. ... Bu uygulamaya bir örnek vermek gerekirse, Hendek savaşı sırasında Resulullah'ın birliklerden birini hurmalık karşılığında müslümanların tarafına çekerek kuşatmayı zayıflatmak istemlerine, Medineliler'in ileri gelenlerinden birisinin itiraz etmesidir. İzzet ve vakara dayanan itiraz karşısında tekliflerini geri aldılar. ... Size dininizle ilgili bir emir verirsem onu kabul ediniz. Kendi görüşümü söylediğim zaman (unutmayınız ki) bende beşerim.
  • Din bir zümrenin okuyup anlaması ve yorumlaması için değil, bütün insanlık için nâzil olmuştur.
  • İnsanoğlunun, genel olarak güçlüden olmak gibi bir zaafı vardır.

--reklam--

İslam Devlet Felsefesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

İslam Devlet Felsefesi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mehmed Niyazi - İslam Devlet Felsefesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslam Devlet Felsefesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mehmed Niyazi Kimdir?

İlk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Sonra Hukuk Fakültesi'ne girdi; 1967’de oradan mezun oldu. O zamanlar da hukuk fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip, izin alarak edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak Edebiyat Fakültesinin Felsefe bölümünden de sertifika aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk Devletlerinde Temel Hürriyetler"konulu doktorasına başladı. Uzun yıllar Almanya’da oturdu. 1988 yılından beri Türkiye’de ikamet etmektedir. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 1987'den beri de ilk başta haftada üç gün, sonraları haftada bir gün Zaman gazetesinde yazmaktadır. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman Batı dergilerinde yayınlatmaya çalışıyor. Mehmet Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde millî konuları işlemeyi şiar edinmiştir. Fikrî eserlerinde ise Türkiye`nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıklar.

--reklam--

Mehmed Niyazi Kitapları - Eserleri

  • Çanakkale Mahşeri
  • Yemen! Ah Yemen!
  • İki Dünya Arasında
  • Dahiler Ve Deliler
  • Plevne
  • Varolmak Kavgası
  • Ölüm Daha Güzeldi
  • Kanije
  • Yazılamamış Destanlar
  • Türk Devlet Felsefesi
  • Doğunun Ölümsüz Çocuğu
  • Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği
  • Millet ve Türk Milliyetçiliği
  • Bayram Hediyesi
  • İslam Devlet Felsefesi
  • Türk Tarih Felsefesi
  • Daha Dün Yaşadılar
  • Türk Tarih Felsefesi
  • Dahiler Ve Deliler
  • Plevne
  • Bayram Hediyesi
  • İki Dünya Arasında
  • Türkiye'nin Meseleleri

--reklam--

Mehmed Niyazi Alıntıları - Sözleri

  • "Sevgililerin gömüldüğü, acı ve tatlı anıların yaşandığı, emeklerin döküldüğü toprak parçası ayaklar altında çiğnenen bir nesne olmaktan çıkıp, uğruna şehadet şerbetleri içilen "vatan" olmaya başlıyor ve onda doğup batan kanlı, hıçkırıklı günlerde toplum ortak bir bilince varıyordu." (Millet ve Türk Milliyetçiliği)
  • Bir milletin medeniyeti sarsıldı mı, bu sarsıntının ilk görüleceği yer devletidir; çünkü medeniyetin sarsılması demek, medeniyetin taşıyıcısı olan insanın bazı değerlerini yitirmesi demektir. Bilindiği gibi devlet çarkını döndüren, devlete ruh veren insandır. O yara aldı mı, milletin bünyesinde en uygun sistemler işlemez olurlar, en adil kanunlar kağıt üzerinde kalırlar. (Türk Devlet Felsefesi)
  • Hayat bir rüyadır, ölürsen uyanırsın. (Kanije)
  • "Türk hakan çadırlarının kubbeli olması göğün yerdeki sembolü kabul edilmiştir. Eski Türklerde gök kubbesi devletin, çadır ise ailelerin örtüsü olarak düşünülmüştür. Birinin altında devlet diğerinin altında aile kurulmuştur.” (Türk Devlet Felsefesi)
  • Yorgunluk dinlenince geçer. Fakat insanın canı sıkkın olunca, pişmanlık duyabileceği işler yapıyor. (Bayram Hediyesi)
  • Servet yüktür; omuzlarımın onu taşıyacak kudreti yok. (Kanije)

--reklam--

  • Deha çok şey kader her şey. Dünyaya, insanın sözü ve niyeti yön verir (Dahiler Ve Deliler)
  • Süper güç olmayan diktatörlükler, dış güçlere dayanırlar. dolayısıyla onların menfaatini korumak durumunda kalırlar. kitlelere mal olmayan fikirler, iktidara gelseler bile,ancak diktatörlükle orada kalabilirler. (Dahiler Ve Deliler)
  • Ne çare ki her zaman insanın beyni yüreğine hakim olamıyor. (Yazılamamış Destanlar)
  • Diğer milletlerin teslim oldukları noktada Türklerin savunması başlar. Helmuth Karl Bernhard von Moltke (Plevne)
  • İmansızlığı ilim sanan beyinsizler, ilme gözlerini kapamış hurafeciler silinip gidecektir. (Varolmak Kavgası)
  • “ Kadınlara yalan söylemekten çekinme; yeterki onlar için söylediklerini bilsinler. “ (Doğunun Ölümsüz Çocuğu)
  • Türkler'in yılmaması ise dikkat çekiciydi; darbeler onları saracağı yerde sanki sağlamlaştırıyordu. (Çanakkale Mahşeri)

--reklam--

  • Ah para ve menfaat! İnsanları nasıl da değiştiriyor; onlarda ne din, ne millet, ne de vatan sevgisi bırakıyor.. (Kanije)
  • Eğer insan yaşanabilir bir dünyada ömür sürmek istiyorsa, mutlaka ilahi denetime tabi olduğunun şuurunu taşımalıdır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
  • Halbuki hayat ırmağı çok değişik kıvrımlarla akar; bir merceğe sığabilecek cinsten değildir. (Türk Tarih Felsefesi)
  • Billahi Tuna, sen de biliyorsun ki, böyle onurlu bir savaş dünyanın bir başka yeri için verilmedi.İdrakler sınırlı, sevgiler sınırsız olduğundan Plevne'de yaşananları hiçbir milletin hayali almadı çünkü hiçbir millet seni bizim kadar sevmedi, sana türküler yakmadı, çocuklarına adını vermedi, onları yoluna kurban etmedi. (Plevne)
  • Sanat ancak millî bir ruhla yoğrulur, insanlığa da millî ruhla açılır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
  • "Zulüm her yerde saltanatını kurmuş; ama hiçbir yerde uzun ömürlü olmamıştır." (Ölüm Daha Güzeldi)
  • Her şeye ad takıyoruz; fakat hiçbir şeyin aslını öğrenemiyoruz. (Yemen! Ah Yemen!)