İslam ve Batı - İbrahim Kalın Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

İslam ve Batı kimin eseri? İslam ve Batı kitabının yazarı kimdir? İslam ve Batı konusu ve anafikri nedir? İslam ve Batı kitabı ne anlatıyor? İslam ve Batı PDF indirme linki var mı? İslam ve Batı kitabının yazarı İbrahim Kalın kimdir? İşte İslam ve Batı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: İbrahim Kalın

Yayın Evi: İsam Yayınları

İSBN: 9789753898799

Sayfa Sayısı: 238

İslam ve Batı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tarihte İslâm ve Batı medeniyetleri kadar yakın ilişki içinde olan başka iki uygarlık görülmemiştir. Çatışma, rekabet, uzlaşma ve birlikte yaşama biçimlerine bürünen bu ilişkinin tarihi, aynı zamanda farklı "ben" tasavvurlarının ve "öteki" algılarının tarihidir. Bu çalışma, iki medeniyet arasındaki ilişkileri tarihî seyri içerisinde incelemekte ve günümüz sorunlarını bu tarihî arka plana dayanarak tahlil etmektedir. İslâm'ın tarih sahnesine çıktığı VII. yüzyıldan Orta Çağ'a, Haçlı seferlerinden Endülüs'e, Avrupalı gezginlerden oryantalistlere kadar İslâm ve Batı kavramlarının nasıl algılandığı, farklı algılama biçimlerinin gerçekliğin yerine nasıl konulduğu ve bunların hangi gerginlik alanlarını ürettiği çarpıcı örneklerle anlatılmaktadır.

İslam ve Batı Alıntıları - Sözleri

  • Bir arada yaşamanın asgari şartı, herkesin kendi kalarak ortak iyide uzlaşmasıdır.
  • Ahlâkî temellere dayanmayan bir çoğulculuk, bizi ancak kültürel anarşizme götürür.
  • "Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir."
  • "Almanya pembe ve büyük bir elmadır. Fakat içi kurtludur."
  • Müslüman toplumların baskıcı, teokratik, gerici, gelişmemiş, irrasyonel, şehvet düşkünü, kadın düşmanı vb. olarak tasvir edilmesi, İslâm'ın modern Batı'nın "ötekisi" olarak kurgulanmasına doğrudan katkı sağlamıştır. Böylece soğuk savaş döneminin bitmesiyle ortadan kalkan "kızıl tehlike"nin yerini "yeşil tehlike" almıştır.
  • Batı'nın İslâm algısı, aslında kendisinin aynadaki yansımasıdır.
  • Beni en çok endişelendiren şey, bir gün müslümanlar, hıristiyanlardan ayırt edilemez hale gelecekler.
  • Eğer babalar dinlerini ihmal ederlerse, torunlar o dini tekrar nasıl yükseltebilirler? Eğer fetihler sultanı imanını muhafaza etmezse, onun haleflerinden ne beklenir?
  • Beni en çok endişelendiren şey, bir gün müslümanlar, hıristiyanlardan ayırt edilemez hale gelecekler ; onlar gibi giyinecekler ve onların yediklerinden içtinap etmeyecekler.

İslam ve Batı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İslam ve Batı medeniyetlerinin tanışmasından günümüze kadar olan etkileşimini, çatışmasını, birlikte yaşama durumunu, Endülüs Medeniyeti de dahil olmak üzere belli bir sıraya göre anlatan özet bir kitap. Aslında özellikle Türk ve İslam tarihine ilgi duyanlar bu kitabı okumaya başlayarak daha detaylı olarak incelemelere geçebilir. Bu açıdan bakıldığında merkez kitap olabilir. Aslında kitabın arka kapak yazısı daha net bir anlatım sunabilir ve bu nedenle aşağıda paylaşıyorum: “Tarihte Islâm ve Batı medeniyetleri kadar yakın ilişki içinde olan başka iyi uygarlık görülmemiştir. Çatışma, rekabet, uzlaşma ve birlikte yaşama biçimlerine bürünen bu ilişkinin tarihi, aynı zamanda farklı "ben" tasavvurlarının ve "öteki" algılarının tarihidir. Bu çalışma, iki medeniyet arasındaki ilişkileri tarihi seyri içerisinde incelemekte ve günümüz sorunlarını bu tarihi arka plana dayanarak tahlil etmektedir. İslâm'in tarih sahnesine çıktığı VII. yüzyıldan Ortaçağ'a, Haçlı seferlerinden Endülüse, Avrupalı gezginlerden oryantalistlere ve günümüzün popüler kültür eserlerine kadar İslâm ve Batı kavramlarının nasıl algılandığı, farklı algılama biçimlerinin gerçekliğin yerine nasıl konulduğu ve bunların hangi gerginlik alanlarını ürettiği çarpıcı örneklerle anlatılmaktadır.” İyi okumalar dilerim. (YoldaOlan)

Öncelikle herkese hayırlı günler dilerim. İbrahim Kalın 'ın okuduğum ilk kitabıdır. Siyasetçi ve akademisyen kimliğinin yanında ilgilendiği müzik ve yazarlık alanlarında da oldukça başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Severek takip ediyorum. Kitapta detaylı bir tarih bilgisi mevcuttur. Batı medeniyeti ve İslam dünyasını bu kitapta harmanlayarak biz okuyuculara bilgi dolu bir eser sunmuş oldu İbrahim Kalın. Kitabı okuyunca anlıyoruz ki, tarih boyunca İslam'a hep bir hayranlık duyulmuş. ( Ama hâlâ daha içimizde Müslüman olduğu iddiasında olup İslamı idrâk edemeyenler ve bunu bir türlü anlayamıyor. :d) Bunun yanı sıra şu sözün tasdikçisi olmuş adeta kitap : " Bir milleti parçalamak, yok etmek için o milletin inancına saldırmanız büyük bir etkendir." Tarih boyunca Osmanlıyı, İslamiyeti bölüp, parçalamak için, Kur'an-ı Kerim defalarca Latince diline çevrilmiş. Kısacası bizi kendi silahımızla vurmaya çalışmışlardır. Günümüze bakınca başarılı da olduklarını düşünüyorum. :) Bunu şu alıntıdan da anlayabiliyoruz. Dönemin bir yazarının kitabındaki alıntıdır: "Sizden uzaklarda başka bir dili konuşan, sizinkinden farklı bir yaşam biçimine sahip olan, sizin örf ve adetlerinize yabancı biri olarak Batı'nın uzak diyarlarından doğuda ve güneyde yaşayan sizler bu (satırları) yazmam ve hayatımda hiç görmediğim ve muhtemelen hiçbir zaman görmeyeceğim kişilere kelimelerle saldırmam garip görünebilir. Fakat ben size bazılarınızın çoğu zaman yaptığı gibi, silahla değil sözle;kaba kuvvetle değil, akılla ;nefretle değil sevgiyle saldırıyorum. " Günümüz sorunlarının da bu tarihin arka planına dayandığını belirten, güzel mukayeselerle anlatılan güzel bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar arkadaşlar. :)) (Elif)

Aydınlandım resmen Bu kadar mı fark eder: Kitabı okurken dikkatimi çeken husus; Batının özellikle ünlü filozofları tarihçilerinin İslam'a olan nefreti ,düşmanlığı,karalama çabalarına rağmen bu durumdan bihaber yaşayan Müslümanların onlara hayranlık besliyor oluşu ... Maateessüf mensup olduğu dinin güzelliğinin farkında olmayıp; Oku ,araştır, sorgula emirlerini idrak edememiş , Batıdan gelen herhangi bir bilgiyi elemeden ambalajına aldanıp gönül rahatlığıyla (bilinçsizce)kabul edenlerin sayısı oldukça fazla. Bu mesele çay eşliğinde yapılan muhabbetlerde konuşacak bir konu bulmanın rahatlığı ile " Bu müslümanların hali ne olacak abii yaa " diyerek ve aslında bunu dert edinmeyerek söylenen içi boşaltılmış bir mesele olup çıkmıştır. Evet, Müslümanların geri kalmışlığı inkarı gayrikabil vakıadır Ancak Müslümanım diyen her ferdin derdim davamdır sloganı ile üzerine düşeni yerine getirmekle mükelleftir. Yaklaşık iki asırdır Müslüman kitleler kendilerini tarihin dışında, kültürel geri kalmışlık sendromuyla hareket eden özneler olarak görüyorlar. Şanlı bir geçmiş ve güçlü bir ben bilinciyle, mevcut siyasî, sosyal ve ekonomik daralma arasındaki gerilim, tepkisellik olarak ortaya çıkıyor. "Kurban edilmişlik" psikoloji si, Müslüman dünyayı hem Batı hem de Doğu (Çin ve Hint medeniyetleri) karşısında umutsuzluğa, kırgınlığa, öfkeye mahkûm ediyor. Batı, İslâm dünyasının modern ötekisi haline gelmiş durumda. İslâm dünyasının kendi değerlerine dayanan bir gelecek inşa etmesi, bu psiko lojiden kurtulmasına bağlıdır. Kendi tarihinin öznesi olan bir İslâm dünyası, geçmişiyle barışık, geleceğine ihtiyatla, ama güvenle bakabilen bir dünya olacaktır. Bunun içinse Müslüman dünyanın Batı algısını gözden geçirmesi ve bir öteki olarak Batı'yı aşması gerekiyor. Peki müslümanlar hep bu durumda mıydı ? Bakalım: Yunan filozofu kabul edilen Tales, Mısır'da din adamlarıyla matematik ve felsefe çalışmıştır. Yunan düşüncesinin kurucularından olan ve Ege'nin Anadolu yakasındaki Samos Adası'nda dünyaya gelen Pitagoras, Tales'in tav siyesi üzerine matematik ve metafizik öğrenmek için Mısır'a gider. Geri döndüğünde Batı ve İslâm fikriyatını derinden etkileyen bir düşünce mektebi kurar. Parme- nides'in ataları, Perslerin baskısından kurtulmak için Foçalılarla beraber Korsika Adası'na göç eder ve Elea şehrini kurarlar. Elea düşünce okulunun ortaya çıktığı bu şehirde Parmenides bir taraftan Mısır bilim ve meta fiziği, öte taraftan Yunan kültürüyle büyür. Eflatun, Mısır bilgelerine gerçek bilginin sahipleri olarak bakar. Kendisinden sonraki bütün ütopyalara ilham kayna ğı olan Eflatunun Atlantis efsanesi, Mısır kökenlidir. Dahası Eflatunun Mısır'a bizzat gittiği de rivayet edilir. Kısacası Mısır, Yunan'ın ilham kaynağıdır Ve daha birçok örneği... Batının durumu ise; Katolik kilisesinin ve Avrupa'da yaşayan Hıristiyan toplulukların İslâm ve onun elçisi hakkında ilk bilgilere ulaşması ise birkaç yüzyıl alacaktır. Orta Çağ Batı dünyasının temel sorunlarından biri, İslâm ve Müslümanlar hakkında ilk elden kaynaklara dayalı, sağlam ve güvenilir bilgiden yoksun olmasıdır. Ne iki yüzyıldan fazla süren Haçlı seferleri ne de yedi yüzyıl süren Endülüs-İslâm tecrübesi bu ceha let ve bilgi eksikliğinin önüne geçebilmiştir. Bugünkü Avrupa ve Amerikan kamuoyunun genel eğilimleri ve bilgi seviyesi, bu sorunun hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Buraya kadar okuduysaniz kitabı içeriği hakkında yeterli bilgiye ulaştığınızi düşünüyorum Devam etmek isteyenlere de Batı'nın nefretini göstermek isterim VOLTAİRE Bir deve tüccarının kendi ülkesinde isyana yol açması... Semadan haber aldığını iddia etmesi ve her sayfası sağ duyuya hakaret olan anlamsız kitabını oradan aldığını ileri sürmesi... Bu kitabı saygın kılmak için ülkesini ateş ve kılıçtan geçirmesi; babaların boğazını kesip kızlarına el koyması... Mağlup olanlara kendi diniyle ölümden başka seçenek sunmaması... Türk doğmadıkça yahut hurafeler özündeki tabiat ışığını bütünüyle bertaraf etmedikçe bir insanın bunları mazur görmesi mümkün değildir. XIX. yüzyılın büyük tarihçisi Gibbon, Hz. Muhammed'in tarihî başarısı kar şısında duyulan hayranlığı gizlemez; ama abartılı bulur: "Muhammed'in yetenekleri takdirimizi hak ediyor; fakat başarısının cazibesine biraz fazla kapılmış gibiyiz. Bir grup yeni mühtedînin hitabeti kuvvetli bir fanatiğin öğreti ve tutkularını canı gönülden kabul etmesine neden şaşırıyoruz ki?" GOETHE Bu yaklaşımın belki de en seçkin temsilcisi Alman dilinin en büyük şairi kabul edilen Goethe'dir (ö. 1832). Goethe, İslâm kültürüne olan hayranlığını gizlememiş ve ünlü Doğu-Batı Divanım, Fars-İslâm edebiyatının büyük simalarından Sa'dî-i Şirazfye ithaf etmişti. Edebî ilginin ötesinde Goethe, İslâm dinine ve onun peygamberine karşı da büyük bir muhabbet beslemekteydi. Ünlü İngiliz tarih felsefecisi Thomas Carlyle'in rivayet ettiğine göre, İslâm hakkında bir dizi değerlendirmede bulunduktan sonra Goethe: "Eğer İslâm buysa, hepimiz İslâm'da yaşamıyor muyuz?" der.12 Goethe'nin bu çağrısı Waldo Emerson ve Thoreau gibi ilk dönem Amerikan edebiyatının büyük isim leri tarafından cevaplandırılacak ve edebiyat çevrelerinde bir İslâm-Fars kültürü hayranlığına kapı aralayacaktır. Tamburlaine (Timurlenk) adlı oyununu 1590 yılında yayımlayan Christopher Marlowe'dur. Marlowe, ünü Avrupa'ya kadar ulaşan Moğol komutanı Timurlenk'i oyununun baş kahramanı yapar ve ona "aşağılık Türkleri" yeryü zünden silme görevini verir. Moğolların Türkler karşı sındaki askerî başarısı, Avrupa için bir tesellidir. Dahası Marlovve bir Rönesans adamıdır: Onun için tarihe yön veren dinî fikirler yahut ilahî müdahaleler değil, lider lerin sahip olduğu güç, azim ve yetenektir. Bazı tarih çilere göre, Marlowe'un bu Timurlenk idealleştirmesi, Machiavelli'nin Prensi yazmasında etkili olacaktır. İki yazar da gücü, ilkenin önüne koyan bir siyasî tarih ve düşünce arayışmdadır. Marlowe'un Timurlenk'i, askerlerine Türklerin Kur'an'ını yakmasını emreder ve şöyle haykırır: "İnsan ların boşu boşuna Muhammed'e taptıklarını görüyorum/ Halbuki benim kılıcım milyonlarca Türk'ü cehenne me göndermiş/Bütün din adamlarını, akrabalarını ve dostlarını katletmiştir/Buna rağmen Muhammed bana dokunamamıştır."20 Bir Budist/Şaman olan Timurlenk, böylece Avrupa ve Hıristiyanlık adına Türklerden inti kam alan bir kahraman haline gelir Pococke'un genç çağdaşı ve takipçisi George Sale (ö. 1736) bu sürece 1734 yılında Kur'an'ın ilk tam İngilizce tercümesini yayımlayarak katılır. Sale, tercümesine yaz dığı ön sözde, İslâm tarihi ve kültürü hakkında görece tarafsız değerlendirmeler yapar. Bu, ona "yarı-Müslü- man" lakabını kazandıracaktır. Fakat Sale, tıpkı selefleri gibi, Kurana "çelişkiler, kutsal değerlere saldırılar, müs -tehcen konuşmalar ve gülünç hikâyeler'den müteşekkil bir kitap olarak bakar.6 Böyle bir kitabı tercüme etmenin ne zararı olabilir Aktaracaklarım bu kadar Kitap okunmali mı? Kesinlikle. Saygılarımı sunarım:) (Mutenâ)

İslam ve Batı PDF indirme linki var mı?

İbrahim Kalın - İslam ve Batı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslam ve Batı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İbrahim Kalın Kimdir?

İbrahim Kalın, (d. 15 Eylül 1971, İstanbul) Türk tarihçi, bürokrat ve diplomat. 11 Aralık 2014 tarihinden beri Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı sözcülüğü ve başdanışmanlık görevini yürütmektedir.

Erzurum, İspir kökenli bir ailenin çocuğu olarak 1971 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde 1992 yılında lisans eğitimini tamamladı.Yüksek lisans tahsilini sürdürmek için Malezya'ya gitti. 1996 yılında doktora çalışmaları için ABD'de George Washington Üniversitesi'ne girdi. College of the Holy Cross, Georgetown Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi'nde İslam düşüncesi ve İslam-Batı ilişkileri üzerine dersler verdi. Felsefe, İslam düşüncesi ve İslam felsefesi üzerine akademik çalışmalarda bulundu. Doktora öğrenimi sırasında "Mulla Sadra’nin Bilgi Teorisi ve Anti-Subjektivist bir Epistemolojinin İmkanı" konusu üzerine çalıştı. Japon araştırmacı Toshihiko Izutsu'nın "İslam'da Varlık Düşüncesi" kitabını ve Şazelîyye tarikatının Darkavîyye kolunun kurucusu olan Mulay El-Arabi Ed-Darkavî’nin “Bir Mürşidin Mektupları” adlı kitaplarını Türkçeye tercüme etti. Halil İnalcık'ın makalesini "İstanbul: Bir İslâm Şehri" başlığıyla tercüme etti.

2005-2009 yılları arasında Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) kurucu başkanlığını yaptı. 2011 yılında Ahmet Yesevi Üniversitesi mütevellî heyeti üyeliğine atandı. 2007 yılında "İslam ve Batı" adlı kitabı yayımlandı. Bu çalışmasıyla Türkiye Yazarlar Birliği'nin "Fikir Ödülü"nü kazandı. Macmillan Encyclopedia of Philosophy, Encyclopedia of Religion ve Oxford Dictionary of Islam gibi ansiklopedik eserlere katkılarda bulundu. 2014 yılında "Akıl ve Erdem", 2015 yılında "Varlık ve İdrak", 2016 yılında ise "Ben, Öteki ve Ötesi: İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş" adlı çalışmaları yayınlandı.

2009 yılında Ahmet Davutoğlu'nun dışişleri bakanı olmasıyla boşalan dış politikadan sorumlu başbakan başdanışmanlığı görevine getirildi. Ocak 2010'da kurulan Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü'nün ilk koordinatörü oldu. 2012 yılında başbakanlık müsteşar yardımcılığı görevini üstlendi. Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte cumhurbaşkanlığı genel sekreter yardımcılığı görevine getirildi. Son olarak 11 Aralık 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "cumhurbaşkanlığı sözcüsü" olarak atandı.

Evli ve 3 kız babasıdır. Akademi ve bürokrasideki çalışmalarının yanı sıra İbrahim Kalın'ın halk müziği başta olmak üzere sanata yakın bir ilgisi vardır. Bestelediği eserler arasında "Seni Mene Vermez İse" ve "Elif Bacı" adlı çalışmalar bulunmaktadır.

Telif eserleri

İslam ve Batı

Varlık ve İdrak: Molla Sadra'nın Bilgi Tasavvuru

Akıl ve Erdem: Türkiye'nin Toplumsal Muhayyilesi

Ben, Öteki ve Ötesi: İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş

Enine Boyuna Türkiye

İslamofobi: 21. Yüzyılda Çoğulculuk Sorunu

Barbar Modern Medeni

Perde ve Mana

Çevirileri

Bir Mürşidin Mektupları

İbrahim Kalın Kitapları - Eserleri

  • Ben, Öteki ve Ötesi
  • İslam ve Batı
  • Akıl ve Erdem
  • İslamofobi
  • Barbar Modern Medeni
  • Varlık ve İdrak
  • Perde ve Mana
  • Açık Ufuk
  • Enine Boyuna Türkiye
  • İslamofobi

İbrahim Kalın Alıntıları - Sözleri

  • "Hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı, düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları yok mu? Oysa gerçek şu ki kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde ki kalplerdir." (Hac, 22:46) (Perde ve Mana)
  • "De ki: "Öyleyse [bilin ki tüm hakikatin] kesin/son delili yalnızca Allah'ındır."" (En'âm, 6:149) (Perde ve Mana)
  • Batı Hristiyan ülkesi asırlarca İslam’ı kötü niyetli öteki olarak görmüş ve bu görüşü muhafaza etmek için bir sürü sebep üretmiştir. Batı’nın asırlar süren İslam portresini değiştirmek açıkça göstermiştir ki İslam sevmemenin sebepleri ezelden beri var olan ve devam eden bir düşmanlığın mantıki temelleri olarak bina edilmiştir ve bunun tersi doğru değildir bu şablon günümüze kadar devam etmektedir. Richard Buliet (İslamofobi)
  • “Hikmeti olmayan hüküm kör, hükmü olmayan hikmet topaldır.” (Perde ve Mana)
  • Akıl, doğru kullanıldığında insanı meleklerden üstün kılabilirken, yanlış yola girdiğinde hayvanlardan daha aşağı ve şeytandan daha yıkıcı bir güç haline gelebilir. (Perde ve Mana)
  • "Dört bir tarafa bakabilmek için eskisinden çok daha özgürüz; artık önümüzde hiçbir sınır yok. Etrafımızda uzayıp giden muazzam bir alanı hissetmenin avantajına sahibiz... ve aynı zamanda muazzam bir boşluğu." (Ben, Öteki ve Ötesi)
  • İslamiyet demek ruh-i medeniyet demek, medeni olmak için Müslüman olmak kâfidir”. Ahmet Mithat Efendi (Barbar Modern Medeni)
  • Çok konuşmak, fikrin derinliğinden değil, cehaletin gevezeliğindendir.. (Açık Ufuk)
  • "Bir toplumu medeni yahut barbar yapan, sadece sahip olduğu maddi imkanlar yahut teknolojik araçlar değil, varlığı ve hayatı anlamlandırmak için ortaya koyduğu tasavvur, tutum ve davranışlardır. Basit ve temel araçlara sahip bir toplum medeni olabileceği gibi, ileri teknolojik sistemlere sahip toplumlar da barbar olabilir. (Barbar Modern Medeni)
  • "Kendi aklını kullanacak cesareti göster!" (Akıl ve Erdem)
  • "Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir." (İslam ve Batı)
  • Medine,"la" yı "illa" ile tamamlar. Neyin reddedilmesi gerektiğini öğreten vahiy, insanları boşlukta bırakmaz ve neye inanmaları gerektiğini söyler. Sirke karşı tevhid, küfre karşı iman, Zulme karşı adalet, Haksızlığa karşı hukukun üstünlüğü, Irkçılığa karşı hukukta eşitlik ve takvada üstünlük, Zihni ve bedeni köleliğe karşı özgürlük Medine'de tebellür eder; derinlik kazanır ve ete kemiğe bürünür. Müstakbel İslam medeniyetinin metafizik ve ahlaki temeller burada atılır. Kurulan, modern manada bir ulus devlet değil; akla, inanca, erdeme ve estetiğe dayalı bir medeniyet şehridir. (Barbar Modern Medeni)
  • Avrupalılar, bir din olarak İslam'ı , bir kültür ve medeniyet olarak İslam'dan ayırmış; birincisine şiddetle karşı çıkarken , ikincisine hayranlıkla yaklaşmış ve ondan etkilenmiştir. (Ben, Öteki ve Ötesi)
  • Beni en çok endişelendiren şey, bir gün müslümanlar, hıristiyanlardan ayırt edilemez hale gelecekler ; onlar gibi giyinecekler ve onların yediklerinden içtinap etmeyecekler. (İslam ve Batı)
  • Orta yol bulmak, bir sanat işidir. (Akıl ve Erdem)
  • “İnsan ancak kendini her şeyi kuşatan varlığın bir parçası olduğunu kavradığı zaman ben-bilgisine ve 'ben' idrakine kavuşabilir.“ (Ben, Öteki ve Ötesi)
  • "Bütün bilgilerin başlangıcı, insanın kendini bilmesidir." (Akıl ve Erdem)
  • "Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez fakat insanlar kendilerine zulmederler." (Perde ve Mana)
  • Michiganlı Cumhuriyetçi aktivist Victor Ghalib Begg, Detroit Free Press gazetesine şöyle diyerek şikayet etmiştir: “Hepsi İslam’ı ve Müslümanları kötülemek için birbirlerini eziyorlar önyargı ve nefretin gücüne başvurmaya çalışıyorlar.....ve beyinsizce bir şey.” (İslamofobi)
  • İslam dininde ihanet suçu, Batı’da olduğu gibi devlete karşı değil,ümmete karşı işlenmektedir. (İslamofobi)