Kitap Künyesi
Yazar: Ali Şeriati
Çevirmen: Doğan Özlük
Yayın Evi: Fecr Yayınları
İSBN: 9789756004432
Sayfa Sayısı: 159
İslam ve Sınıfsal Yapı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İslam tarihinde sade yaşama yönelik tekelci vurgu, dünyadan el etek çekip zühde eğilim gösterme: en iyi, en ilerici Müslüman’ın en gerici olmasına sebep oldu. Diğer tarafta ise kapitalizm ve para canlılıktan yana yorumlar, meşrulaştırmalar, yoldan çıkmış aristokratlığın meşrulaştırılması, altın ve gümüş yığmalar... Oysa her iki yaklaşım da yoldan sapmadır. Yani aslında bunların hiçbiri İslam değil. Bunların her biri bir yola düşüp yalın bir biçimde ve her zaman meseleyi sadece bir açıdan ele alarak ona vurgu yaptılar. Sonuçta bir araştırmacı için ve İslam''ın nasıl bir öğreti olduğunu öğrenmek isteyen bir öğrenci için, İslam''ın gerçek yüzü bilinemez oldu. Bir bakıyoruz İslam züht olarak karşımıza çıkmış, öyle ki Buda''yı ve Hinduların dervişlerini dahi geride bırakmış; bir bakıyoruz İslam paraya düşkünlük olup çıkmış, öyle ki Batı kapitalizmini dahi geride bırakmış.
İslam ve Sınıfsal Yapı Alıntıları - Sözleri
- "...İnsan kendi kendisinin sebebidir.."
- Eğer Aydın isen sosyolog da olmak zorundasın ve toplumunu tanımalısın. “Reddettim, kabul etmiyorum” gibi laflar seni kör bir cahil olmaktan kurtarmaz!
- Kavramları sadece bir açıdan ele alırsak bir anlamı olmaz, olsa da yanlış olur. Maalesef bütün dini meselelerimizde bu yüzden bir neticeye varamıyor.
- Zira onlar İslam’ı kendi sınıfsal ve siyasi çıkarları ile öyle yormuştu ki, “mülkiyet kavramına ilahi kutsallık ve göksel saygınlık atfetmişlerdir...
- Yemek, yaşamak içindir Yaşamak yemek için değil.
- Eğer biz çocuklarımızı dışarıya ve üniversiteye göndermezsek, eğer babalarımız pazarda ve üretimde yer almazsa, kısacası eğer sahnede yer almazsak; inzivaya çekilmiş dervişlerden oluşan hayatta hiçbir role sahip olmayan azınlığa döneriz.
- Minberlerde kapitalistin aleyhine konuşulur, ama lehine fıkhi hükümler çıkarılır.
- Yani inancın felsefesini ve anlamını, hâkim iktidarların yararına ortadan kaldırdılar.
- Biz ideallerimize tek tek daha iyi hizmet etmek için kendimizi ideolojik, devrimci ve her türlü insanî zaaftan arınmış bir şekilde yetiştirmeliyiz.
- İktisadi fakirlik ister istemez bireyi ve toplumu siyasî “köle” yapar.
- Erkek bir eşek dahi, dişi eşeğin sırtında taşıdığı bir yükü elde etmek için onunla ilişkiye geçmez. Bu durumda bir insan bu seviyeye kadar alçalınca, eşekten de daha aşağılık olmaktadır.
- Dogmatik davransak, düşüncelerimiz uygulama imkanı olmayan ütopik bir hal alır.
- Doğru dürüst bir ekonomiye sahip olmayan toplumlar, seviyeli bir kültüre de sahip olamazlar. Böyle bir toplumda ahlâkî değerler de çöker.
- "Öyle kimseler vardır ki bütün insani ilişkileri, dostlukları, düşmanlıkları ve hatta evlilikleri para esasına dayalıdır."
İslam ve Sınıfsal Yapı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ali Şeriati çağı anlayan bir İslam aydını. Aristokratların, burjuvazinin, feodallerin, tüccarların, devlet adamlarının eline düşmüş bir inanç ne kadar korkunç bir hal alıyor. Onlar inancın kaidelerini kendi çarklarına uygun çeviriyorlar. Böylece ortaya halka kanaat etmeyi telkin ederken diğerlerine aşırı gitme hakkı sunan karanlık bir ekol çıkıyor. İslam ne dünyadan el etek çekmenin ne de taşkınlığın inancı. Parayı insanı değerlerin alt yapısı yapan kapitalizmin inancı hiç değil. İslam, sahada aktif bulunanların, dünyasını genişletenlerin. Dışarda çağa uygun, içinde çağsız değerleri taşıyan menfaatsiz kahramanların İslamıdır. (Hatice Yaşar)
İslam tarihinde sade yaşama yönelik tekelci vurgu, dünyadan el etek çekip zühde eğilim gösterme; en iyi, en ilerici Müslümanın en gerici olmasına sebep oldu. Diğer tarafta ise kapitalizm ve paracanlılıktan yana yorumlar, meşrulaştırmalar, yoldan çıkmış aristokratlığın meşrulaştırılması, altın ve gümüş yığmalar... Oysa her iki yaklaşım da yoldan sapmadır. Yani aslında bunların hiçbiri İslam değil. Bunların her biri bir yola düşüp yalın bir biçimde ve her zaman meseleyi sadece bir açıdan ele alarak ona vurgu yaptılar. Sonuçta bir araştırmacı için ve İslam'ın nasıl bir öğreti olduğunu öğrenmek isteyen bir öğrenci için, İslam'ın gerçek yüzü bilinemez oldu. Bir bakıyoruz İslam züht olarak karşımıza çıkmış, öyle ki Buda'yı ve Hindularin dervişlerini dahi geride bırakmış; bir bakıyoruz İslam paraya düşkünlük olup çıkmış, öyle ki Batı kapitalizmini dahi geride bırakmış.(Kitabın Arka Kapağında bulunan yazı) Kitap ve Ali Şeriati ile ilgili yazmak istediğim çok şey var bir türlü cümlelerimi toplayamıyorum. Ali Şeriati Peygamber dönemindeki İslamı ve günümüzdeki İslamı çok güzel karşılaştırmış. Kitabın başlarında dikkatimi başka bir şey çekti. Ali Şeriati Karl Marksın bazı görüşlerinin/doktrinlerinin daha önce zaten Kur'anı Kerim 'de geçtiğine dikkat çekti. Bu konu hakkında bir görüş bildirmeyeceğim ama konuşulması gerekir. . Ali Şeriati yi tekrar okumaya can atıyorum Herkese iyi okumalar, Kitapla Kalın (Cestlaviee)
Ali Şeriati "İslam ve sınıfsal yapı": Ali Şeriati... Bana göre bu isim benim İslama yönelmemde ve dine karşı bakış açımı değiştirmemde önemli rolü olan yazarlardan biridir. İlk okuduğum kitabı olan "Dine karşı din" ile birlikte dinler tarihine sosyolojik bir bakış açısı kazanmış , Hz.Ali'nin sınıfsal yapıya karşı duruşunu,Ebu Zerr'in kim olduğunu öğrenmişdim."İslam ve sınıfsal yapı" kitabında ise bunlarında üzerinde İslamın toplum üzerindeki gerçek rolü , insandan beklenti ve taleplerini , müslümanların (bizlerin) bu talepten nasıl kaçtığını daha derinden anladım. Peygamber efendimizin İslamı ilk tebliğ dönemlerinden itibaren çalışmaya , alın terine nasıl önem verdiğinden , nasırlaşmış işçinin elini öperek bu ele ateş dokunmaz diye söylediğinden yazar ve devam eder Şeriati "Onun takipçileri , hatta normal , hiç tanınmamış halk dahi olsa ona karşı özgürce , korkusuzca , edepsizce , hiç bir adap ve terbiye kuralına uymadan davranırdı , iletişimde bulunurdu , sohbet ederdi , eleştirirdi , hatta itraz ve muhalefet ederdi.Öyle ki saray , derebeylik , sınıfsal yapı ve aristokratik kültür , ahlak ve davranış biçimi ile yetişen ; İslami bakışımızın ve dini kişiliğimizin bu sistemlerle kirlendiği ve ruhanilerimizin de saltanat ahlakını ve huyunu kaptığı bizler , böyle olabileceğini kabullenemiyoruz , bunu zihnimiz almıyor.Dolayısıyla böyle bir tavrı edebsizlik ve küstahlık olarak algılıyoruz.Böyle algılamak doğaldır.Zira bizim edep , terbiyye ve medeniyyet anlayışımız aristokratik ve sınıfsaldır.İster istemez teşrifat , gösteriş , dalkavukluk , riya , göstermelik , yağcılık ve s. (sayfa 103) Burada asıl anlatılmak istenen peygamberin sade ve bir o kadar da mütevazı kişiliğidir.Bu bilgiyi bize vermekle müslüman toplumun İslamdan nasıl uzaklaştığını buna karşılık cahiliyye döneminin bazı hoş olmayan davranışlarına nasıl meyl etdiğimizi gösteriyor. Günümüzde hakiki İslamla yaşamadığımızı ve şu an var olan dinin gerçek din olmadığını adeta haykırıyor. İslamın devrimci yanını ve sınıfsal yapıya nasıl karşı çıktığını Kurandan ayetlerle gösteren Şeriati geçmişimizi , kimlerin ümmeti olduğumuzu ve acilen kendimize gelmemiz gerektiğini defalarla hatırlatıyor. Mutlaka okunmalı olduğuna inanıyor ve hoş okumalar diliyorum. (Balzakokur)
Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.
Hayatı
Çocukluğu
Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.
Eğitimi
Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.
Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.
Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.
Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.
Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.
Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.
Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.
wikipedia
Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
- Hac
- İnsanın Dört Zindanı
- Ali
- Dine Karşı Din
- Kendini Devrimci Yetiştirmek
- Ebuzer
- Anne Baba Biz Suçluyuz
- Kadın (Fatıma Fatımadır)
- Her Hicret Bir İnkılaptır
- Muhammed Kimdir
- Kendisi Olmayan İnsan
- İnsan
- Bilinç ve Eşekleştirme
- Dua
- Çocuklar ve Gençler
- Dinler Tarihi 1
- Dinler Tarihi 2
- Şehadet
- Aydın
- İslam ve Sınıfsal Yapı
- Marksizm
- Kur'an'a Bakış
- Hangi Şia?
- Kapitalizm
- İran ve İslam
- İslam Bilimi (Ciltli) I-II
- İbrahim'le Buluşma
- İslam'ı Tanıma Metodu
- Dünya Görüşü ve İdeoloji
- Yeni Çağ'ın Özellikleri
- Ne Yapmalı
- Yalnızlık Sözleri 1
- İslambilim 1
- İslambilim 2
- Biz ve İkbal
- Aydınlara Umut Çağrısı
- Ali Şiası Safevi Şiası
- Hür Düşünce Mektebi
- İslam Nedir Muhammed Kimdir
- Mektuplar
- Çöle İniş
- İslam'ı Anlamak
- İnsan Olmak
- Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
- Muhammed'i Tanıyalım
- Kültür ve İdeoloji
- Kendini Bilmek
- Yalnızlık Sözleri 2
- Medeniyet ve Modernizm
- Medeniyet Tarihi 1
- Medeniyet Tarihi 2
- İdeallerin Yenilgisi
- Kapitalizm Uyanıyor mu?
- Şia
- Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası
- Sanat
- Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
- Ümmet ve İmamet
- Adem'in Varisi Hüseyin
- Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
- Kavramlar Sözlüğü
- Muhtelif Eserler- I
- Muhtelif Eserler- II
- İslambilim 3
- Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
- Tevhidi Altyapı
- Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
- İslam Ekonomisi
- İslam'ın Tarih Felsefesi
- İslam Sosyolojisi Üzerine
- Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
- Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
- Yarının Tarihine Bakış
- Sevmek Aşktan Üstündür
- Terimler Sözlüğü
- Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri
- Dine Dayanmak
- Siret
- Ali Şeriati'den Aforizmalar
- Dinleri Tanımak
- İki Sûre İki Yorum
- Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
- Toplumbilim Üzerine
- Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
- Aşk ve Devrim
- Ve Cevap Veriyorum
- Öze Dönüş
- Ayet Yorumları
Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
- Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
- Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
- Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
- Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
- Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
- “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)
- Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
- Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
- İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
- "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
- Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumluluktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
- Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
- lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)
- Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
- Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
- Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
- Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
- "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
- Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
- Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin