Kitap Künyesi
Yazar: İhsan Süreyya Sırma
Yayın Evi: Beyan Yayınları
İSBN: 9789754730043
Sayfa Sayısı: 256
İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Cihada, Allah'ın istediği gibi İslam'ın yaşanmasıdır. Dolayısıyla İslimi tebliğ uğruna verilen bütün mücadele Cihad'dır. Böyle ele alındığı takdirde görülecektir ki, İslam Devleti'nin tüm faaliyetleri Cihad'ı içermektedir.
Biz bu kitapçığımızda cihadın sadece bir yönü olan askeri cihadı incelemeyi hedef tuttuğumuzdan, meseleyi mümkün mertebe özlü aktarmaya çalıştık. Bu küçük çalışmada Devletin yoğun işleri yanında Hz. Peygamber (s.a.v.)'in askeri cihada ne kadar önem verdiği, on senelik Medine hayatının ekserisini Allak yolunda savaşmaya ayırdığı görülecektir.
İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad Alıntıları - Sözleri
- Kulluk, belli bir makama kayıtsız şartsız itaat etmek demektir. Yâni bu makamın çizdiği ilkelere ve koyduğu kanunlara eksiksiz ve itirazsız boyun eğmek.
- "Hak geldi, bâtıl yıkıldı; çünkü bâtıl yıkılmaya mahkumdur."
- Müslüman kadınların arasında fiilen savaşanlar vardı ki, Ummu Ammare bunların başında geliyordu. Elbisesini kıvırmış, erkekler gibi savaşıyordu. Hatta bu şekilde 12 müşriki yaralamıştı.
- Zulüm yıkılmaya mahkûmdur.
- Savaş o kadar kızıştı ki, Müslüman askerlerinin birkaç müşrik çocuğunu da öldürdükleri haberi Resulallah (s. a. s)'e ulaştı. Bunun üzerine Resulallah (s. a. s), derhal haber göndererek, çocukların ve kadınların öldürülmemelerini emretti. Sahabeden Useyd b. Hudayr'ın, - Ya Resulallah ! Bunlar müşrik çocukları değil mi, ne zararı var ? şeklinde konuşması üzerine, Hz. Peygamber (s. a. s) şu sertcevabı verdi: - Sizin en seçkinleriniz de müşrik çocukları değil midir ?
- Resûlullah (s.a.v) kâfirlere benzemeyi yasaklıyor
- Cennet kılıçların gölgesindedir..!!
- Hz. Muhammed (s. a. s)'in Mekke'deki küçük mü'min grubu, hicrettten sonra onun cihad ordusu oluverdi. Bir ellerinde Kur'an, öbüründe kılıç, islam'ı yayıyorlardı.
- Büyüklük sadece O'na mahsustu.
- Basın denen şey, öyle güçlüdür ki, binlerce ordunun yapmadığını bir gazete yapar. Bir ülkeye müstehcen basın ve neşriyat hakim oldu mu, binlerce ahlakçı ve mücahid, kurtaramaz ahlaksızlığa dalmış olan gençliğini. Müstehcen neşriyat, dünya emperyalizminin ve siyonizminin yeni silahından başka bir şey değildir.
İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İslam devletinin kuruluşu, yapılan cihadlar , dönemin toplumsal durumu vs. hakkında çeşitli İslam tarihi kitaplarından , ayetlerden, hadislerden harmanlanarak yazılmış güzel bir eserdi. İhsan Hocanın yer yer sert söylemleri ve tabi eserin yazılış dönemiyle de alakalı olarak o dönemin ( şuan ki dönemimizde dahil ) müslüman duruş çeşitlilikleri eleştiriliyor. Özellikle İslam'ın insanın istediği , içine sindirdiği , kendi görmek istediği şekilde yorumlanması , kesip kırpılması da yine her dönemde gördüğümüz bir durum. Bu durumun çok tehlikeli olduğuna da katılıyorum. Doğruyu bulmak adına da okumak , araştırmak , düşünmek gerekir. Umarım doğru hepimize nasip olur. (İrem Çamur)
Kitap sadece diliyle oldukça anlaşılırdı bende kütüphanenizde bulunması bulunmuyorsa bile okumanız gereken bir kitap okudukça yaşanılan zorlukları ve cihadın ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavrayacağınız bir eser (Hamdi ÖZYURT)
Kitabın ismi İslami tebliğin Medine dönemi ve cihad. Bunun sebebi Resulullah (sav)'ın Medine dönemi olan on senesi askeri cihadla yani savaşla geçmesidir. Ne O'nun ne İslam'ın gayesi, savaş veya insan öldürme değildi. O'na emredilen ve O'nun tavizsiz ve eksiksiz yerine getirmek istediği dava, Allah'ın insanlık için kurtuluş ilkelerini yeryüzüne hâkim kılmak ve bu uğurda mücadele vermekti. Bunun için savaşıyordu Allah'ın mesajının hâkimiyetini kabul etmek istemeyen insanlarla. Cihadın gayesi, insanları zorla Müslüman yapmak değil ve zaten "Birini zorla Müslüman yapmak dinde yoktur" (Bakara, 256) ayeti bunu yasaklıyordu. O halde istenen neydi? Cihadın gayesi Müslüman ve gayrimüslim bütün insanlara Allah'ın belirlediği temel ilkeleri uygulamaktı. İslami tebliğin muhatabı olan insanlar, Müslüman olmaya mecbur değillerdi; onların mecbur oldukları şey, bu toleransa rağmen, İslam Devlet ve kanunlarına göre yönetilmelerini kabul etmeleriydi. Yani bir Hristiyan, bir Yahudi, isterse kendi dininde kalabilecek fakat İslam Devleti'ne cizye verecekti. Ancak bunu da kabul etmeme halindeydi ki, onunla savaşılırdı. Müsteşrikler veya insancıl (!) görünen insanları ikna ve tatmin etmek için, "İslam'da cihad sadece bir müdafaadan ibarettir" deyip hakikatleri tahrif etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Velev ki bu insan, çok büyük bir İslam tarihçisi olsun. Bir defa İslam, müsteşrikleri veya insancıl (!) düşünenleri -şu İslam'ın amel yönüne ehemmiyet vermeyip kalpleri temiz (!) olanları- tatmin etmek için gelmedi. Cihad, Allah'ın istediği gibi yaşamanın mücadelesini vermektir. Dolayısıyla İslami tebliğ uğruna verilen bütün mücadele ve yaşanması için yapılan bütün mücadele cihaddır. İslam, Allah'ın Peygamberleri vasıtasıyla insanlara gönderdiği öyle bir dindir ki, sadece O'nun bu din üzerinde tasarruf hakkı vardır. Bunun muhatabı olan insanlar sadece kabul edip etmeme hürriyetine sahiptirler; onda tasarruf etmeye değil. Onun için İslam'ı, olduğundan başka gösterip bazı hakikatleri saptırmaya, Müslüman ve gayrimüslim hiç kimsenin hakkı yoktur. Salim bir Müslümanlığa kavuşup Kur'an'ın tarif ettiği bir Müslüman olmak istiyorsak Batı normlarına göre değil, Kur'an norm ve ölçülerine göre İslam'ı yeniden öğrenmeye mecburuz ki bu, ancak ve ancak Resulullah (sav)'ın mücadele tarihi olan Siyer'i, yani İslam tarihini çok iyi bilmekle mümkündür. Müsteşrik yaklaşımına göre öğrenilen bir İslam, müsteşrik kafasına göre bir Müslüman ortaya çıkarır ki, ortalık bu şekilde insanlarla doludur. Özümüze dönelim ve İslam'ı Kur'an ve Resulullah (sav)'tan öğrenelim. (ebrar)
Kitabın Yazarı İhsan Süreyya Sırma Kimdir?
Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA, 10 Temmuz 1944 yılında, Siirtin Pervari ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini Pervaride yaptıktan sonra; Orta ve lise öğrenimini Siirtte tamamladı. 1962 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini, 1966 yılında bitirdi. Üniversite öğrenimi sırasında, bir müddet Batmanda, Türk Petrollerinde işçi, bir müddet de Diyanet İşleri Başkanlığında memur olarak çalıştı.
Üniversite mezuniyetinden sonra, orta öğrenimini yapmış olduğu Siirt Lisesine öğretmen olarak atandı. 1967 baharında, devlet doktora burs sınavını kazanarak, İslâm Tarihi dalında doktora yapmak üzere Fransaya gitti. Aslında o, İngilizceden sınavı kazanıp İngilterede doktora yapması gerekirken, yetkililer, bilinmez bir sebepten dolayı onu Fransaya gönderdiler. Bundan dolayı bir senesini Fransızca öğrenimine harcadı. Pariste, College de Franceda Prof. Dr. Jacques Berquele başladığı doktora öğreniminin yan çalışmaları içerisinde, Arapça öğrenimi için 1969-1970 ders yılında Tunusta bulundu; ve Zeytuna Üniversitesinde, Arapçanın yanı sıra, Büyük sosyolog Fadıl b. Aşurun derslerine devam etti.
1973 mayısında, İslâmî İlimler dalında doktor olarak Türkiyeye döndü. 1973-74 ders yılında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsünde İslam Tarihi hocalığı yaptı. 1974 yılında Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesinde İslam Tarihi Doktoru olarak göreve başladı. 1980 yılında Doçent, 1989 yılında Profesör oldu. 1993 yılında naklen Sakarya Üniversitesine geçti; ve 1995 yılına kadar bu Üniversitenin İlahiyat Fakültesinde İslam Tarihi öğretim üyeliği yaptı; ve aynı yıl zorla bu üniversiteden emekli edildi. 1995-1997 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevinde bulundu.
İslam Tarihi dalında 30 kitabı, ve 200ü aşkın ilmî makalesi yayınlandı. Ulusal, ve uluslar arası bir çok konferansa katılarak tebliğler sundu; Zaman, Yeni Devir, Milli Gazete, Yeni Şafak gibi gazete; ve İslâm Mecmuası, Yeni Dünya, Bilgi ve Hikmet, Tarih Dergisi, Tarih Enstitüsü Dergisi, Tarih ve Toplum gibi değişik dergilerde, tarihle ilgili makaleler yazdı. Kanal 7de dört seneyi aşkın bir süreyle Seyahatnâme adı altında tarih programları yaptı. Kendi alanındaki araştırmalarını takip edip sürdürecek derecede Fransızca, İngilizce, Arapça, ve Farsça bilmektedir. İhsan Süreyya Sırma evli olup, üç çocuk babasıdır.
İhsan Süreyya Sırma Kitapları - Eserleri
- İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence
- İslam Öncesi Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed
- İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad
- Emeviler Dönemi
- İslami Tebliğin Örnek Halifeler Dönemi
- Nehirlerin Dili
- Abbasiler Dönemi
- Nasıl Sömürüldük
- Peygamberler Tarihi
- Ah Endülüs
- Müslümanların Tarihi (1. Cilt)
- Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri
- Pakia Mektupları
- 2. Abdülhamid`in İslam Birliği Siyaseti
- İşte Önderimiz Hz. Muhammed
- Tarih Şuuru
- Tanzimat'ın Götürdükleri
- Müslümanların Tarihi (2. Cilt)
- Dağların Sırrı
- Müslümanların Tarihi (3. Cilt)
- Müslümanlarda Yanlış Din Anlayışları
- İslam ve Tarih
- Haçlı Seferleri
- Müslümanların Tarihi (4. Cilt)
- Medine Vesikası Işığında Yahudi Meselesi
- Müslümanların Tarihi (5 Cilt Takım)
- Bir Garip Tarih
- Ezan Ya Da Ebedi Kurtuluşa Çağrı
- Müslümanların Tarihi 5. Cilt
- Neler Sordular
- Yalan Dünyayı Adımlarken
- Sömürü Ajanı Amerikan Misyonerleri
- Belgelerle 2. Abdülhamid Dönemi
- Selahaddin Eyyûbî
- Hz.Muhammed
- Halname
- Çin Müslümanları ve Çin'e Seyahat
- Alaturka Demokrasi Alaturka Laiklik
- Seyahatname-i Süreyya
- Osmanlı Devletinin Yıkılışında Yemen İsyanları
- Sen Geldin
- Ano Yemen'dir
- Müslümanların Tarihi'ne Giriş
- Türkiye'de Yanlış Din Anlayışı
- II. Abdülhamid'in İslam Birliği Siyaseti
- Viyana Günleri
İhsan Süreyya Sırma Alıntıları - Sözleri
- Allah, Tûr'a çağırdığı Peygamberi Mûsâ'ya "ayakkabılarını çıkar! Çünkü sen mukaddes Tuvâ vadisindesin!" buyurmuştu... (Seyahatname-i Süreyya)
- Fransızca'da bir atasözü var: Öğretmek ikinci defa öğrenmektir. (Neler Sordular)
- Seven sevdiğine sevdiğini söylesin. (Hz.Muhammed)
- Ne yazık ki Müslümanlar onun içtihadını unutup davranışını gözardı ettiler ve hayatlarını sultanları alkışlamakla geçirdiler. Bir dönem “Padişahım çok yaşa!" dediler, bir başka dönem de “Bizi kim, nasıl ve hangi rejimle yönetirse yönetsin; bize düşen itaat etmektir!” zihniyetinin öncüleri oldular. Böylece Müslümanları zalim yöneticelere ve Batı uşaklarına kul ettiler. Sonuçta da Müslümanlar, asırlar boyu kul oldukları sultanlar ve yöneticiler tarafından sömürüldüler, sömürüldüler... (Müslümanların Tarihi (4. Cilt))
- Hira üniversiten, Sevr dağı akademin, Hicret menzillerine, ilim ile sen geldin (Sen Geldin)
- Şu göğe doğru yükselen ince uzun yapılar nedir? -şoför : minare .dedi. Prof.yine sordu: ne için kullanılır bu minareler? -şoför: ezan okumaya. Dedi. Miyahara sordu: ezan ne için okunur? -şoför: namaz bildirmek için dedi . Prof: Namaz Müslümanlığın şartlarından biri ,bunu mazeretsiz terk eden müslümanlar ehli sünnet imamlarından üçüne göre de müebbed hapisle cezalandırılırlar,değilmi şoför efendi? Diye sordu. -şoför gayri memnun bir tavırla : bilmiyorum.dedi. Prof: affedersinüz sizi müslüman sanmıştım da.! Deyince şoför parladı. : tabii Müslümanım babam dört defa Hacca gitti; her sene kurban keseriz ,ama namaz kılmam ,bazen de içerim.Allah affeder be kafanı takma abi yeter ki için temiz olsun !Ehli sünnet dedin ya ; çocuklarımızı da sünnet ederiz tabi ,hem de en pahalı salonlarda ,en pahalı içkilerle ...profesör sustu.. (Pakia Mektupları)
- "Evet, gerçekten ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanan ve sâlih ameller yapanlar bunların dışındadır. Ama onlar da ne kadar azdır!" dedi. Dâvûd, kendisini imtihân ettiğimizi sanarak Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı; tövbe etti. (Peygamberler Tarihi)
- insanların değil, insanları yaratanın emirlerine bağlanmayı kendimize ilke edindiğimiz gün, adımımızı kurtuluş dünyasının kapısından içeri atmış sayılırız. (Türkiye'de Yanlış Din Anlayışı)
- Müslümanların tarihinde öylesi dönemler var ki, İslam ile ilgisi bulunmamaktadır, ihanet dolu olaylar olduğu gibi, bizlere kahraman olarak tanıtılan mücrimler ve hainler de mevcut bu tarihte. (Neler Sordular)
- İnsan kendisini zenginleşmiş (bir makama gelmiş, imza yetkisine sahip olmuş, saltanatı eline geçirmiş) görünce sapıtır. Alak suresi 6-7 (Müslümanların Tarihi (5 Cilt Takım))
- Yoktur bu vücudun i'tibârı, Hakk âyinedir cihan ğubâri. (Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri)
- Adem'in şahsında Allah'a secde etmeyip isyan ettiğinden, melekler arasında olmasına rağmen şeytanlaşıvermiştir. O halde melek ve şeyta n olmak; insan olmak veya olmamak, Allah'a karşı takınılan tavra bağlıdır. (İslam Öncesi Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed)
- Urbain’in iddialarına göre Müslümanlar hen Hristiyan Hacılarına, hem de Kudüs’teki mukim olan Hristiyanlara zulmediyorlardı ki bu, Hristiyan yazarlarının da kabul ettikleri gibi bir iftiraydı (Haçlı Seferleri)
- İslâm ordusunun içinde münafıklar da vardı. Dilleriyle imân ettiklerini söyleyip, İslâm düşmanlığı yapanlar... İslâm toplumunun kanser kaynağı tipler!... Bunlar, namaz da kılarlar, hatta kıldırırlar, oruç da tutarlar, Hacc'a giderler; hatta ve hatta cihada bile katılırlar. Kur'an okurlar!.. Ne var ki bunlar, İslâm'a savaş açmış devletlerin emrinde olan Allah düşmanlarıdırlar... (İşte Önderimiz Hz. Muhammed)
- "Dünya insanları üzdüğü kadar sevindirmez. Yani az sevindirir, çok üzer." (Emeviler Dönemi)
- Bütün tarih boyunca ve günümüzde, ne zaman ki Müslümanlar birbirleriyle uğraşmışlar; bundan yararlananlar düşmanlar olmuş ve fırsattan istifade ederek savaş açmış ve de galip gelmişlerdir. (Abbasiler Dönemi)
- "La" sı olmayanın, "illa" ile gerçekleştirilecek bir inkılabı yoktur. (Nasıl Sömürüldük)
- Haydi Filistin'de çocuk katleden Siyonist'e hesap sormaya! Haydi Eba Gurayb hapishanesinde masum kadınların ırzına geçen işgalci Amerikalının igrenç ihtirasını durdurmaya! (Ezan Ya Da Ebedi Kurtuluşa Çağrı)
- Aslında Islahat Fermanı , gayr-i Müslimlere hak ve imtiyazları verme fermanıdır . (Tanzimat'ın Götürdükleri)
- Dünya da bir gün yaşayacaksak, şahsiyetli yaşayalım o günü! (Pakia Mektupları)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin