Kitap Künyesi
Yazar: Roger Garaudy
Çevirmen: Cemal Aydın
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050828658
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
İslam'ın Vadettikleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Batı, yüzyıllar boyunca Müslümanları barbarlıkla, İslâm dünyasını da gericilikle suçladı, suçluyor. Batı, İslâm ülkelerine karşı Haçlı ruhunu dün olduğu kadar bugün de bazen sinsice, bazen alenen devam ettiriyor. Batı, kendi insanını gerek okul gerekse medya yoluyla İslâm düşmanı olarak yetiştiriyor. Batı, Müslümanlara her türlü iftirayı atmaya, kara çalmaya devam ediyor…
Roger Garaudy İslâm’ın Vâdettikleri’nde, İslâm’a ve Müslümanlara yapılan bütün saldırılara tek tek cevap veriyor. Müslümanlar olmasaydı, Batı’nın hâlâ Ortaçağ karalığında insanlık dışı bir hayat süreceğini ve asıl barbarların Batılılar olduğunu haykırıyor. Batı’nın her bakımdan iflas ettiğini açıklıyor. İslâm medeniyetinin dünyanın gelmiş geçmiş en soylu ve en insancıl medeniyeti olduğunu apaçık ispat ediyor. İslâm’ın gerçek değerini ve yüceliğini Batılı aydınlara reddedemeyecekleri bilgi ve belgelerle kabul ettiriyor. Batı’nın ve insanlık âleminin ancak İslâm bilgeliği ve insan anlayışıyla barış ve huzura ereceğini bütün aydın zihinlere yerleştiriyor.
--reklam--
İslam'ın Vadettikleri Alıntıları - Sözleri
- "Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez." Ra'd,13/11
- Çünkü insan, ancak ilahi olana tâbi olmakla gerçekten insan olur.
- Allah Müslümanlara saldırganlığı veya haddi aşmayı kesin bir dille yasaklar. 
- Yok bu asırla benim gönül ilişkim, Darmadağınım, hiçbir şey toplayamaz beni.
- Doğuşu ve yayılışıyla tamamen kendine özgü ve tarihte bir örneği daha görülmemiş apayrı bir olay, bir çeşit mucizedir İslâm.
- Biz dinleri her şeyden önce o dine inanan kimselerin yaşantı ve tanıklıklarından hareketle anlamaya çalışıyoruz.
- İslam, birbirinden ayrılmaz şekilde bir din ve bir ümmet, bir inanç ve bir hayat nizamıdır.
- Cihadı kutsal savaş, yani İslam’ın yayılması için girişilen savaş diye tercüme etmek batılılar da gelenek haline gelmiştir. Nitekim İslam ansiklopedisinde ki cihat maddesinin yazarı oryantalist D. B. MacDonald yazısına şu vurguyla başlar: “İslam’ın silahla yayılması bütün Müslümanlar için dini bir yükümlülüktür.” Halbuki Arapçadaki cihad ifadesi, doğrudan savaş anlamına gelmez. O konuda bir başka kelime mevcuttur: harp. Cihad, Allah yolunda çaba, gayret manası taşır.
- Çalmak, insanın ihtiyaç duyduğu şeyi alması değil, tam aksine ihtiyacı olmadığı şeyi yığıp biriktirmesidir.
- … Nitekim İbn Arabi, Hz. Peygamber’in en yakın arkadaşları seçkin halifelerden Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman aracılığıyla vahyin şu ana konusunu hatırlatır: Hz. Ebu Bekir: Asla hiçbir şey görmedim ki, ondan önce o şeyde Allah’ı görmemiş olayım. Hz. Ömer: Asla hiçbir şey görmedim ki, onunla birlikte Allah’ı görmemiş olayım. Hz. Osman: Asla hiçbir şey görmedim ki, ondan sonra o şeyde Allah’ı görmemiş olayım.
- Eğer insan, bizzat kendisi hariç her şeyi değiştireceğini iddia ediyorsa, onun yaptığı her devrim başarısızlıkla sonuçlanacaktır: "Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez", Rad, 13/11.
- Kur’an’ın yankısının veya hatırlattıklarının yankılanmadığı hiçbir İslami şiire rastlanmaz: “Nereye dönerseniz, Allah‘ın yüzü(zatı) oradadır.” (Bakara, 115)
- İslam söz konusu olduğunda, tekrar ediyorum, ortaya konan yeni bir iman ve yeni bir topluluktur.
- “Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez.” |Ra’d, 13/11
- Batı geleneğinde topu topu bir Leonardo da Vinci vardır, halbuki İslam’da düzinelerle bu tip düşünüre rastlarız. Bunlar arasında hem tıp, matematik ve ilahiyatta, hem de coğrafyada eşsiz olan Kindî, Razî, Bîrunî ve İbn Sinâ’yı sayabiliriz. Bu bilimlerin yanı sıra çoğu zaman onlar şiirde veya müzikte de söz sahibidirler: Matematikçi Ömer Hayyam, filozof İbn Arabi gibi, ya da müzikte üstad olmuş büyük Râzî gibi.
--reklam--
İslam'ın Vadettikleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitapta Tasavvuf'tan ardından din ve siyasetin ayrılmaz oluşundan bahsedilir. Daha sonra günümüzde pekte bilinmeyen Müslüman bilgelerin bilime yaptığı katkılardan çarpıcı bir şekilde bahsedilir. Bir diğer bölümde Felsefe'den bahsedilir burada daha çok Aristo, Platon ile ortaya çıktığı sanılan felsefenin aslının öyle olmadığı açıklanır. Bir diğer bölümde İslam sanatının mükemmelliğinin hakkı verilir. Zira bu mükemmellik günümüzde çok anlaşılmış değildir. Son bölümde şiir hakkında bilgiler verilir bu bilgilerde İslam şairlerinin batılı şairler üzerindeki etkilerinden bahsedilir. Bu kitabı öncelikle Müslümanlar okumalı. Çünkü İslam'ın dünyaya geçmişte nasıl bir düzen getirdiği tam olarak bilinmiyor. Bununla da kalmayıp her şeyi "Batı" denen sözde insansever! Topluluklar tarafından oluşturulduğu zannı var. Bu cehaletin farkına varılması ve yanlış zannetmelerin sona erdirilmesi için bu kitap okunmalı. İslam'ın mükemmelliği zaten ortada ama İslam'ın mükemmelliğini bir Batılı'dan okumak bizlerin birçok şeyi daha çabuk idrak etmemizi sağlar. (nazgülaydın)
Garaudy'e Tenkit ve Tahlil: Daha önce yayımladığımız Roger Garaudy'nin 'Geleceğimizde İslâm Var' ve 'İslâm ve İnsanlığın Geleceği' kitaplarının ardından Yusuf Kaplan Hoca'nın 100 kitaplık listesinin 19. kitabı olan 'İslâm'ın Vadettikleri' kitabının tahlilini de uzun bir aradan sonra yayımlıyoruz. Bu tahlil Garaudy'nin listedeki 3. ve son kitabı olduğundan tahlil daha da eleştirel bir perspektiften ilerleyecektir. Okurlarımıza şimdiden bunun haberini veriyor ve faydalı okumalar diliyoruz. Garaudy'e Dair Şüpheler Öncelikle bu iddiaya geçmeden önce 24 Haziran 2012'de Garaudy'nin ölümünün üstünden birkaç gün geçtikten sonra 'Yeni Asya'da "Garaudy Muamması" başlıklı yazı kaleme alan Kâzım Güleçyüz'ün mezkûr yazısından bir iktibasla başlayalım: "Dış dünyadan İslâm saflarına girenlerin sayısı artarken, yeni Müslümanların, eski mâlûmatlarıyla birlikte geldikleri gerçeği unutulmamalı. Küçük ihmaller, Müslümanların zihninde İslâma yabancı fikirlerin yer etmesine yol açabilir. Bu, uzun yıllar Fransız Komünist Partisinin teorisyenliğini yaptıktan sonra İslâma girdiğini açıklayan felsefeci Prof. Garaudy için de geçerli. Partideyken Marksizmle Hıristiyanlık arasında diyalog kurmaya çalışması, döneklikle suçlanıp ihraç edilmesine sebep oldu. Müslüman olunca aynı diyaloğu İslâmla da kurmaya çalıştı. Türkiye’de yaptığı açıklamalarda Marx ve Lenin’e hayranlığını gizlemedi; Marx’ı Yahudiliğin insanlığa kazandırdığı değerler arasında zikretti. “İslâmiyetin olduğu kadar, Hıristiyanlık ve Marksizmin de militanıyım” ifadesini kullandı. Kur’ân’da her halk ve zaman için geçerli bir hukuk sisteminin bulunabileceği fikrini, İslâmın istikbali için öldürücü bir yorum olarak niteledi. Mezheplerle uğraşmayı zaman kaybı saydı ve yeni içtihadlar yapılması çağrısında bulundu. Tesettür bahsinde, kıyafet konusunun çok önemli olmadığını, günümüz Müslümanlarının önündeki en mühim meselelerin büyüme ve kültür modelleriyle ilgili hususlar olduğunu söyledi. İslâm dünyasından refesans gösterdiği örnekler, kendi sosyalist görüşleriyle çakışan Nâsır, Kaddafi, Bumedyen gibi diktatörler ve Benî Sadr, Bin Bella gibi—aktif şekilde destek verdikleri devrimler tarafından dışlanan—kişiler oldu. " (1) Yukarıda yaptığımız iktibası kaynağıyla beraber veriyoruz ki bu tahlil üzerinden kitabı okuyacak kimseler bizim vasıtamızla farklı düşüncelere kapılıp akidenin ve İslâm'ın muhkem hükümlerinin menbaı yani ulemadan alınacağı/alınması gerektiği hakikatini unutup da fikir kitabından bu hassas mevzulara dair çıkarımlarda bulunmasınlar. Akide çok mühim, zira akidesi iptal olan kimse küfre müptela olma garabetine düşer de maazâllah farkında dahi olmaz. Başlıktan da mâlum olduğu üzere Garaudy'nin önce namazının kılınması ardından ise yakılmasına dair vasiyeti olduğu iddiası mevcut. Kaldı ki cesedinin yakıldığını biliyoruz, ancak Müslüman'a düşen hüsnü zan olduğundan ve bilhassa Yusuf Kaplan hocanın da ağzından böyle bir durumun vukû bulma ihtimalini işittiğimizden inşaallah bu yakılma hadisesinin kendisiyle alakalı olmadığına inanmak istiyoruz. Hoş cesedi yakılan kimse imandan çıkar mı çıkmaz, lâkin neye dayanarak cesedini yaktırdığı mevzuu imana taalluk edebilir. Biz şimdi işin bu ehemmiyetli kısmını okuyucu için dile getirdikten sonra 69 yıl ömrünü batıl inanç manzumelerinin peşinde sürdüren ve kendi yolculuğunun sonunda İslâmîn yüceliğini kabul ederek Allah'a teslim olan bu fikir adamının mevzisinden faideler elde etmeye çalışalım. Duru olanı al bulanığı bırak kaidesini uygulamak her Müslümana borç olduğuna göre duru olanları almaya bakalım. "Batı bir kazadır. Kültürü de çarpıktır; çünkü asıl boyutlarından kopup uzaklaşmıştır." tespitiyle cesurca kitaba başlayan müellif bu bölümde köklü bir Doğu- Batı muvazenesi ve mevzilendirmesine girişiyor. Batı medeniyetinin de esasen Doğu'lu köklere dayandığı ancak kasten kesilip atıldığı için 'Grek Mucizesi' masalının ortaya çıktığı iddiasında. İslâm'ın kendi bütünlüğünü koruyup yayması bir yana özellikle kuruyup yok olmak üzere olan medeniyetlere de hayat suyunu bahşettiğini dile getiren Garaudy yüzlerce Batı aşığı müstağribin göremediği o ince hakikati bildiriyor okurlarına. İslâm'ın "Birbirinden ayrılmaz şekilde bir din ve bir ümmet, bir inanç ve hayat nizamı" olduğu tespiti bugün bizim için Camiye hapsedilmiş İslâm anlayışının ne kadar İslâm dışı olduğunu anlatıyor adeta. Müslüman'a dair şu muazzam tespitine de bir bakın: "Müslüman kendi seçimiyle, ilk kanunu, yani hayata anlam veren birlik ve bütünlüğün kanununu yeniden hatırlamasını bildiği için Müslüman olur" -36- Yukarıda yaptığımız iktibasta İslâm'ın tüm zamanlar için geçerli hukuk sistemi getirdiği yorumunu öldürücü gördüğünü iletmiştik Garaudy'nin, bu meselenin tahkiki için okurların sahife 42'ye bir göz atmaları yerinde olacaktır. Zannediyoruz ki bu garabete düşülmesinin sebebi İslâm'ın asıl kaynaklarından ziyade tercümeler üzerinden ve özellikle Tasavvuf- İslâm Felsefesi vasıtasıyla İslâma dair bir tasavvura sahip olmaktan kaynaklanıyor. Yoksa usûl-ü fıkıh ve diğer İslâmi ilimlere en azından müptedi seviyesinde bir göz atış ulemâ eliyle bu iddianın butlanını ortaya koyacaktır. Biz burada sadece Kur'an-ı Azimü'şan'daki en uzun ayetin müdayene (borçlanma) ayeti olduğunu bildirerek son hükmü feraset sahibi okuyucuya teslim edelim. (Bakara 282) Tasavvufa Bakışı Tasavvufa dair açtığı bölümde köklü tarifler etrafında esaslı mülahazalarda bulunan Garaudy maalesef Tasavvuf'un daha çok 'Hümanist anlayışa muvafık kılınmaya çalışılan' kısmıyla ilgileniyor. İbnül Arabi'den bir çok iktibasda bulunan ve onun üzerinde bir Tasavvuf inşasında bulunmaya gayret eden müellif İmam-ı Rabbani'ye o kadar da temas etmiyor. Ancak hakkını teslim de etmek gerekir ki Tasavvuf'u Hristiyan Mistisizmi ve diğer mistik görüşlerden beri kılıyor Garaudy. Bölümün sonunda sorduğu " İlmi ve teknik gücün bugünün bütün insanlarına zorla kabul ettirdiği sorumluluklara cevap vermeye kendimizi hazırlamamız konusunda İslâm bize ne sağlayabilir? Bu mesele dünya çapında bir meseledir. Cevabı da ancak dünya çapında verilebilir" tespiti bize ufuk açacak muazzam bir soru/sorun. Ruhu daralmış insanoğluna işte bu soruya cevap vermekle merhem olabilir ve İslâm'ın neden diğer tüm sistem ve mezheplerden üstün olduğunu bu yolla kanıtlayabiliriz. Borcumuzdur, ödemeliyiz. Din Ve Siyaset Müellifin "İslâm ekonomisi, ne (mesela Amerikan tipi) kapitalizmle ne de (mesela Sovyet tipi) sosyalizmle özdeşleştirilebilir." tespiti ne Aliya tarafından sosyalizm , ne de Şeriati tarafından yapılan kapitalizm lehine hatadan ayrılarak muazzam bir hakikati ortaya koymaktadır. Özellikle bu bölüme 'Mülkün sahibi Allah'tır' mottosuyla başlayan müellif İslam iktisadı mevzuunda diğer sistemlerle mukayeseli olarak çarpıcı tefrik ve tahlillerde bulunmaktadır. Aynı şekilde kadın mevzuunda da diğer muharref kitapları da ortaya koyarak İslâmîn yüceliğini ortaya koyması muazzam. (sy 86) Bilimler ve Bilgelik Bu bölümde modern bilim ile İslâm'ın bilim anlayışını sarih bir şekilde ortaya koyan müellif Doğu-Batı mukayeselerinde yine çok önemli, mihenk taşı olacak çıkarımlarda bulunuyor. "Bilimcilik, bilimi bilgelikten (yani gayeler üzerinde tefekkür etme vasıtalarının tanziminden) koparmıştır. Bilim insanın gelişip olgunlaşmasını sağlaması gereken asıl boyutunu budamıştır." İşte, bilimi put edinen vedahi bilim üzerinden İslâmı mevzilendirmeye gayret edenlere haykırın bu hakikati! Batılı bir düşünür eliyle bunu kavramaları mümkün olur belki! Ve işte hakiki ölçülendiriş: "Müslümanlar, tekrar edelim, evrensel ilme en zengin katkıyı imanlarıyla yaptılar." Bilimciliğin bir fetişizm olduğunu ısrarla belirten ve daima niçin sorusundan yoksun olmaya mahkumluğunu ifade eden müellifin bu bölümdeki mülahazaları defalarca defaatle okunmalı… Nebevi Felsefe ve Cami'ye Dâir Mülahazaları Bu bölümde ise daha çok Batı'nın felsefe anlayışıyla Müslüman filozofların felsefe anlayışını karşılaştıran ama Nebevi Felsefeyi bildiğimiz manada ikisine de irca etmekten çekinen müellif daha çok İbnül Arabi yoluyla bu meselenin (yani varsa Nebevi Felsefenin) mutasavvıflar eliyle var olduğunu iddia ediyor. İbni Rüşd ve onun Aristo şerhleri yüzünden neredeyse İslâm felsefesinin Grek felsefesinin tesiri altında boğulacağı hakikatini ifade eden müellif, bu mevzuda mutedil ve makul bir görüş ortaya koymuş bulunmakta. Farabi, Kindi, İbni Sina'ya yönelttiği tenkitler Garaudy'nin anlatma gayesinde olduğu Nebevi Felsefe'nin bu filozoflardan çok uzak olduğunu ve eğer bir felsefe olacaksa bunun köklerimizle murabıt olması gerektiğini haykırıyor yüzümüze. Ne muazzam bir tespit! Bakın Batılı filozofların yazdıkları eserleri sorgusuz sualsiz teslim olarak okuyanlara nasıl uyarıda bulunuyor Garaudy: "Batılıların olayları ve insanları, evrensel kültürün global gelişmesine katkılarından dolayı değil de, kendileri için arzettikleri öneme göre değerlendirme saplantıları bizi böyle eserlere haddinden fazla önem atfetmete sevketmemelidir. " -140- Nebevi felsefenin İbni Rüşd ile müteal (aşkın) yönünün öldüğü ancak İbnül Arabi ile uçuşa geçtiğini ifadesi tekrar belirtmek gerekiyor ki müellifin inşasına çalıştığı ve mutasavvıfların merkezde olduğu Nebevi felsefenin mihenk taşını ortaya koyuyor. Mutasavvıflara bu kadar yakınlığı ve onları Nebevi felsefenin mihenk taşları kılmasına rağmen fukahayı yanlış konumlandırması ve iki hizbi birbiriyle zıt gibi göstermesi Garaudy'nin fukahayı ve İslâm'ın temel kaynaklarını yeterince iyi tanımayışını da ortaya koyuyor. "Bütün sanatlar Camiye Cami ibadete götürür" mottosuyla ortaya koymaya gayret ettiği İslâm Sanatı ve mimarisini müellif yine Batı-Doğu ölçülendirmesi çerçevesinde çarpıcı tespitlerle ortaya koyuyor. Bununla beraber sanatın ancak ne olabileceği ve nerede durabileceğini de şu satırlarda gayet güzel izah etmiş müellif: "Mümin kendi iradesiyle, dünyanın görüntülerinden ve onların putçu çekiciliklerinden yakasını kurtarmalı ve zihnini her türlü kısmi gerçekciliği aşan Bir'e, tek Allah'a yöneltmelidir." -158- Müjde Veren Şiir Bu bölümde ise Ku'ran'dan hareketle İslam şiirini ortaya koymaya çalışan müellif bol bol Mevlana, İbnül Arabi, Molla Câmi'nin şiirleri üzerinden açılımlar yapıyor. İslami şiirin bir numaralı hedefinin de bizi hayatımızda Allah'ın tezahür ve tecellisinin bilincine erdirmek olduğunu vurguluyor. İşte sanat gibi şiirin de aslına ircası! Bu bölümde Müslüman şairlein Batılı şairler üzerindeki etkisini de Goethe ve Dante üzerinden sarahaten ortaya koyuyor Garaudy. Sonuç Kısmı Bu son kısımda ise içerisinde bulunduğu dünyayı tahlil eden (1980'ler) ve Dinler ve medeniyetler üzerinden bir diyaloğu ısrarla vurgulayan Garaudy Batı'ya dair bu köklü mülahazaları ve eleştirilerine rağmen yine de dinler ve medeniyetler arası bir ittifakın olabilirliğini ortaya koymaya gayret etse de bu birliğin bir hayal olduğu ve kıyamete değin hak ile batılın savaşında batıl cephesinin daima var olacağı gerçeğinin Allah'ın bir kanunu olduğunu belirtmeliyiz. Neredeyse bir asırlık bir hayatı olan Garaudy'i tüm yönleriyle ele alıp duru olan bilgilerinden faydalanmak ve eserlerini okurken eleştirel yaklaşmayı unutmamak gerek. Mizanımız Kuran ve Sünnet olup kadim ulemamıza dayanarak bir okuma yapmadığımız takdirde belki bir müstağrib belki bir müsteşrik belki de bir İslam düşmanı gözlüğüyle her an mücehhez kılınabileceğimizi unutmamalı ve Rabbimize daima رَبَّنَا لَا تُزِغۡ قُلُوبَنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَیۡتَنَا وَهَبۡ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةًۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ "Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın" (Ali İmran 8) ayetiyle yalvarmalıyız. Çalışma bizden tevfik Allah'tandır. https://www.yeniasya.com.tr/kazim-gulecyuz/garaudy-muammasi_207014 Garaudy'nin kendini zamanında eleştiren ve ona iftira attığını düşünen kimselere cevabını buraya koymak da ilmin namusuna daha uygun olacaktır: https://m.star.com.tr/acik-gorus/roger-garaudynin-iftiracilarina-cevabi-haber-1404961/ (Fâtih)
Roger Garaudy'nin okuduğum ikinci kitabı oldu "İslam'ın Vadettikleri". Derin bir kültür birikimine ve sorgulama yeteneğine sahip olan Fransız asıllı düşünür ve yazar Garaudy'nin kitaplarını okumadan önce hayatı hakkında kısa da olsa bilgi sahibi olmak gerekir. Çünkü özellikle batı kültüründe yetişmiş insanlar Doğu ve İslam kültürünü araştırırken kendi bakış açılarına göre ve bazen de bilinçli olarak batı medeniyetinin dışında bütün kültürleri yok saymakta veya küçümsemektedirler. Ama Garaudy, pek çok oryantalist yazara göre İslamın özünü anlamak için çaba sarfetmiş ve objektif bir şekilde İslam'ı anlamaya ve anlatmaya çalışmıştır. Bir dönem Fransız Komünist Partisinde yer alarak siyasette aktif bir şekilde yer almış olan Garaudy, dünyadaki bunalım ve batıdaki çözülüşün çözümünü medeniyetler diyaloğunda bulmaktadır. Batı medeniyetinin, tarih, bilim, teknik vs. konularda "ben merkezci" bakış açısını ve diğer medeniyetlerin katkılarını yok saymalarını şiddetli bir şekilde eleştirir. Batı medeniyetinin bilim ve teknik alanında gelmiş olduğu noktaya değinen Garaudy, batının bu "ilermeyi" araç değil amaç haline getirdiğine değinmektedir. İslam Medeniyetinin dünyada altın çağını yaşadığı ortaçağda bilim ve teknik alanındaki çalışmaların temel amacının Müslümanların tevhit inancını güçlendirmek için olduğunu ve bunu hiçbir zaman amaç haline getirmemeye çalıştığına değinmektedir. Kitapta bilim ve tekniğin dışında tasavvuf, felsefe, siyaset, şiir, sanat konuları hakkında da ayrı konu başlıklarına yer verilmiştir. Bir dönem komünizm anlayışına sahip olan yazar, sömürgeci kapitalist dünya görüşüne karşı çıkar. Yazarı eleştireceğim noktalardan biri Doğu toplumlarından olan Türkler hakkında yeterli ve doğru bilgilere sahip olmamasıdır. İslam toplumlarından olan Arap, İran, Hint (Pakistan) gibi toplumların İslama ve insanlığa katkılarına oldukça fazla değinmesine rağmen Türkleri, Arapları zorla kendi hakimiyetine alan ve de İslam medeniyetinin durağanlaşmasına neden olan bir topluluk olarak görmektedir. Bu durumun nedenini Fransa'daki okullarda verilen tarihi bilgilerin yanlılığından kaynaklandığını ve Garaudy'nin de bunun etkisinde kaldığını düşünüyorum. Bu bana göre olumsuz olan konunun nedenini anlayabilmek için Garaudy'nin diğer kitaplarını da okumam gerekiyor. (Kübra)
--reklam--
İslam'ın Vadettikleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Roger Garaudy - İslam'ın Vadettikleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslam'ın Vadettikleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Roger Garaudy Kimdir?
Roger Garaudy, Fransız düşünür ve yazar.
Roger Garaudy, Marsilya'da işçi sınıfından Katolik bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Garaudy 14 yaşında Protestanlığa geçti. Dünya Savaşı sırasında savaştı ve Croix de Guerre'yi aldı. Cezayir'de Vichy France savaş esiri olarak bir süre kaldıktan sonra Garaudy, direniş radyosu ve Liberté gazetesi için çalışan Fransız Direnişine katıldı.
Garaudy, 1933'te Fransız Komünist Partisi'ne katıldı. 1940'ların ortalarında, Garaudy parti içinde önde gelen bir polemikçi olarak kabul edildi. 1945'te parti liderliğinin ve Merkez Yürütme Komitesi'nin bir üyesi oldu ve 28 yıl boyunca burada görev yaptı.
1952 yılında Sorbonne Üniversitesi'nden edebiyat dalında eğitim aldıktan sonra 1954 yılında SSCB Bilimler Akademisi'nde doktor ünvanı elde etmiştir.
Fransız Komünist Partisi'nde etkin bir konumda yer aldıktan sonra Garaudy, partinin öğrenci hareketi ve Varşova Paktı'nın Çekoslovakya'yı işgali konusundaki tutumunu eleştirdiği için 1970 yılında Komünist Partiden ihraç edildi. Fransa Parlementosu'nda milletvekili, meclis başkan yardımcılığı, milli eğitim komisyonu üyesi ve senatör olarak görev yaptı. Daha sonra profesörlüğe devam etti.
1980 civarında, Garaudy Muammer Kaddafi'nin Yeşil Kitabı'nı okudu ve Libya ve İslam'a ilgi duymaya başladı ve ülkenin lideriyle çölde birkaç kez görüştü. Müslüman Kardeşler tarafından kontrol edilen bir örgüt olan Cenevre'deki İslam Merkezi'nde resmen din değiştirerek ve Müslüman olmuştur. 1998'de, altı milyon Yahudi'nin ölümünün bir "mit" olduğunu iddia ettiği için Fransız yasalarına göre Holokost'u inkar etmekten suçlu bulundu ve 240bin Frank para cezasına çarptırıldı.
Roger Garaudy, 13 Haziran 2012 Çarşamba günü Chennevieres, Paris'te 98 yaşında öldü.
--reklam--
Roger Garaudy Kitapları - Eserleri
- Geleceğimizde İslam Var
- İnsanlığın Medeniyet Destanı
- İslam'ın Vadettikleri
- Yobazlıklar
- Siyonizm Dosyası
- İslam ve İnsanlığın Geleceği
- İsrail, Mitler ve Terör
- İslam Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı
- Don Kişot
- İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri
- Endülüs'te İslam
- Amerikan Efsanesi
- 21. Yüzyılda İslam’ın Dirilişi
- İlahi Mesajlar Toprağı Filistin
- İsrail Sorunu
- Yaşayan İslam
- Entegrizm
- Çöküşün Öncüsü ABD
- Yaşayanlara Çağrı
- İslamiyet ve Sosyalizm
- Medeniyetler Diyaloğu
- Hatıralar
- Hatıralar
- Kafka
- İslam'ın Aynası Camiler
- 20. Yüzyıl Biyografisi
- Batı Terörizmi
- Şahitlerim
- Picasso - Saint-John Perse - Kafka
- Marks İçin Anahtar
- Karl Marx Entelektüel Bir Biyografi
- Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine
- Jean Paul Sartre ve Marxisme
- Sosyalizmin Büyük Dönemeci
- Tarihte ve Günümüzde Siyonizm ve Yahudilik
- Afarozdan Diyaloğa
- İslâm'ın Va'dettikleri
- İnsanlığın Medeniyet Destanı
- Sosyalizm ve İslamiyet
- İslâm'ın Va'dettikleri
- Gerçekçilik Açısından Picasso
- Sosyalizm ve Ahlak
--reklam--
Roger Garaudy Alıntıları - Sözleri
- Kim İsrail politikasını eleştirirse üzücü ve ardı arkası kesilmeyen misillemeleri ve İsrail 'lobi'sinin baskılarıyla bütün geleceğinin yok olmasına göze almak zorundadır (İsrail, Mitler ve Terör)
- Senatör Truman Amerika'nın amacını şu sekilde ifade etmistir: " Birbirlerini olabildigince fazla oldurmeleri icin Almanya'nin uste ciktigini gorursek Rusya'ya, Rusya kazanirsa o zaman da Almanya'ya yardim etmek gerekir... (Batı Terörizmi)
- Hitler iktidara bir darbe sonucu değil, çoğunluğun oylarını elde ettiği "demokratik" seçimlerle gelmiştir. İşsizliği ve hizmetkarlığı sona erdireceğini vaadettiği milyonlarca işsizin sesini kendine doğru çevirebilmiştir. İşsizlik sorununu Hitler kendince halletmiştir.Önce işsizleri silahlanma uğruna birer işçi olarak çalıştırmış, sonra da onları birer nefer, sonunda da birer ceset haline sokmuştur. (Entegrizm)
- - "Kur'an'ı Kerim, Allah'ın insanlarla iletişime geçişidir.." (Geleceğimizde İslam Var)
- 'ABD' deki Yahudilik İçin Birlik'in eski başkanı Haham Elmer Berger bir konferans esnasında: '' ... şu anki İsrail devletinin Mesihi bir dönem adına ilahi projenin gerçekleşmesini istemeye hiçbir hakkı yoktur. Onun yaptığı sırf bir toprak ve kan demogojisinden ibarettir. Ne halk ne de toprak kutsaldır ve ne de bunlar dünyanın bir imtiyazına sahiptir. Bütün Yahudi halkını şiddetle ve zor yoluyla da olsa kendine boyun eğdirmeye çalışan siyonist totalitarizm bu halkı diğerleri gibi diğerleri arasında bir halk haline getirmektedir. ' (İsrail, Mitler ve Terör)
- “İnsan gönülle alay etmemeli” (II, 74). (Don Kişot)
--reklam--
- Felsefe, kaynağını tamamen İslâm'dan alır. (İslam Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı)
- Araçlarla amaçlar birbirine karışmış, "niçin"in yerini "nasıl" almıştır. Bütün gayelerin yerine geçen bir vasıta olarak para, din hâline gelmiştir. (Amerikan Efsanesi)
- Hayal bir bulut gibi geçer ve gözlerimizin önünde resimler ve simgeler dokuyan başkalaşımlar oluşur. (İslam'ın Aynası Camiler)
- Nitekim, Ahlâk Bilimi ve Tarihin Maddeci Görüşü (1906) adlı kitabında, Koutsky bu hatayı işlemişti. Marksizm ile Darwin'cillği rasgele birbirine katan Kautsky, insan toplumlarında görülen ahlâkın hayvanlarda görülen sürü içgüdülerinin bir uzantısı olduğunu ileri sürüyordu. (Sosyalizm ve Ahlak)
- “Taklid” ve eskilerin görüşlerine körükörüne bağlılık uykusu İslâm’ı kuşattı. (Yaşayan İslam)
- Jules Ferry’e göre, batının sömürgeci yayılma politikası şu üç temel esasa dayanır: İktisadi gereklilik: Bir sömürgenin kurulması, bir pazarın açılması demektir. Siyasi gereklilik: Bütün dünyada üstlere sahip olmak.(Liman-Havayolu) İnsani gereklilik: Biz medeniyet götürüyoruz. (Yobazlıklar)
- Biz dinleri her şeyden önce o dine inanan kimselerin yaşantı ve tanıklıklarından hareketle anlamaya çalışıyoruz. (İslam'ın Vadettikleri)
--reklam--
- ''Ben, daima inkar eden bir ruhum.'' Goethe, Faust (Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine)
- Biz, ki her yerde serüven peşinde Biz, düşmanlarınız değiliz sizin. Uçsuz bucaksız. bilmediğiniz dünyalar istemez misiniz? Gizlerin çiçek açtığı, toplanmayı bekleyen, Yepyeni ateşler orada, yeni renkler hiç görülmemiş Binlercesi yakalanmaz görüntünün can verilmesi gereken... Acıyın, sonsuzluğun ve geleceğin Sınırlarında dövüşen bizlere... - Guillawne APPOLINAIRE (Picasso - Saint-John Perse - Kafka)
- Ey Müslümanlar, sizler berrak ve dupduru suyuyla gürül gürül akan bir İslâm ırmağının önünü kapattınız! Onu durgun, akıntısız ve giderek suyu bulanıp kokuşmuş küçük bir göle çevirdiniz! - O ırmağı yeniden coşturmazsanız, o nehri yeniden akıtmazsanız, bütün insanlığın vebali sizin üzerinize olacaktır! (İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri)
- İsrail'in stratejik konumunu ileri sürmek yetmez. Haim Weizmann, Britanyalı muhataplarına, “Yahudi bir Filistin, İngiltere için, özellikle de Süveyş kanalı konusunda, bir güvence olacaktır?” tezini ileri sürerken işte İsrail'in bu konumunu kastediyordu. (İsrail Sorunu)
- İslam söz konusu olduğunda, tekrar ediyorum, ortaya konan yeni bir iman ve yeni bir topluluktur. (İslam'ın Vadettikleri)
- Meşhur iktisatçı Lord Keynes, 1919'da, Barışın İktisadî Sonuçları kitabında şunları yazıyordu: "Eğer bizler Orta Avrupa'yı kasıtlı olarak fakirleştirmeye çalışırsak, peşin peşin ve kesin bir inançla haber vereyim ki bunun intikamı korkunç olur: Yirmi sene içinde, galibi kim olursa olsun, medeniyeti mahvedecek olan bir savaşla karşı karşıya kalırız." (Amerikan Efsanesi)
- ''Araya araya, aradığı şeyden de şüphe etmeye kadar varmıştı.'' Balzac (Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin