Kitap Künyesi
Yazar: Terry Eagleton
Çevirmen: Emine Ayhan
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9786053141495
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
İyimser Olmayan Umut Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hani şu meşhur bardağın yarısını boş gördüğü yetmiyormuş gibi, diğer yarısının da tadı berbat bir şeyle dolu olduğundan neredeyse emin biri olarak, umut üzerine yazmak için biçilmiş kaftan değilim muhtemelen. Bir yanda hayat felsefesi "ye, iç, eğlen, yarın öleceğiz nasılsa" cümlesiyle özetlenebilecek olanlar var, bir yanda da kendime çok daha yakın hissettiğim, "yarın öleceğiz" diyenler. İnsanı dertlere salan bu eğilimlere rağmen bu konu üzerine yazmayı seçmemin bir nedeni, umudun, Raymond Williams'ın deyişiyle, "geleceğin kaybının hissedildiği" bir çağda merak uyandırıcı biçimde ihmal edilmiş bir kavram olması.
Marksist edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton bu kitabında insani duyguların en hassaslarından biri olan "umudu" mercek altına alıyor. Eagleton boş umutlarla dolu umutlar arasında belirgin ayrımlar yaparak, "ihmal edilmiş" bu duyguyu edebiyat eserlerinden felsefi metinlere uzanan geniş bir düzlemde sorunsallaştırıyor. Eagleton bu çabasından hareketle gündelik hayatın boğucu ilişkileri, iktisadi süreçlerin geçirimsiz kodları arasında bocalayan "şimdi"nin insanına kışkırtıcı olduğu kadar düşündürücü de olan parlak yorumlar sunuyor. Hâlâ umudu olanlar ve umuttan bütünüyle vazgeçenler için eşsiz bir başucu kitabı...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
İyimser Olmayan Umut Alıntıları - Sözleri
- Ulaşabileceğimiz tek mutluluk, muhtemelen, mutluluğa ulaşabileceğimiz umududur.
- İnanç, umut ve yardımseverlik: Teolojik olarak nitelendirilen bu üç erdem, anlamından saparak yozlaşabilir. İnanç bönlüğe, yardımseverlik aşırı duygusallığa ve umut kendini kandırmaya kayar.
- İyimserler muhafazakârdır çünkü iyi bir geleceğe duydukları inanç, şimdinin özünde iyi olduğuna duydukları güvenden kaynağını alır. Zaten iyimserlik hâkim sınıf ideolojilerinin tipik bir unsurudur. Hükümetler yurttaşlarını korkunç bir felaketin pusuda beklediğine inanmaya teşvik etmiyorsa, bunun nedeni kısmen, neşeli bir yurttaşlığın alternatifinin siyasi hoşnutsuzluk olmasıdır. Umutsuzluk ise, aksine, radikal bir tutum olabilir. İçinde bulunduğunuz durumu dönüştürmenin gerekliliğini, ancak ona eleştirel bir gözle bakarsanız fark edersiniz. Hoşnutsuzluk reform için teşvik edici olabilir. İyimserler ise, aksine, düpedüz kozmetik çözümlerle idare etme eğilimindedir. Gerçek umuda en çok, işler olabilecek en vahim halini aldığında, yani iyimserliğin genellikle kabul etmeye gönülsüz olduğu uç durumlarda ihtiyaç duyulur. Umut etmek zorunda kalmamak tercih edilebilir; çünkü umutlanma ihtiyacı, nahoş olanın çoktan gerçekleştiğinin işaretidir. Sözgelimi İbrani İncili'ne göre, umut kâfirlere karşı çıkmayı gerektirdiği için, iç karartıcı bir alt metne sahiptir. Kişi erdeme ihtiyaç duyuyorsa, bunun nedeni etrafında sayısız kötü insanın olmasıdır.''
- Kanserin tedavisini muhtemelen bulacağız ama cinayetin değil.
- Kişi için ebedi bir lânettir sıradan bir insandan üstün olmak.
- İyimserlik her şeye karşın, optimalizm kadar iyimser değildir. Optimaliste göre, bizler halihazırda, mümkün bütün kozmik düzenlenişlerin en iyisinin tadını çıkartıyoruzdur.
- İyimserlik midemi bulandırıyor. Tam bir sapkınlık. Cennetten düştüğü günden beri insanın evrendeki işi bihakkın ıstırap çekmek olmuştur
- Aiskhylos'un Zincire Vurulmuş Prometheus'unda Prometheus Koroya dönerek, insanlığa verdiği armağanlardan birinin de "gözü kör umut" olduğunu söyler. Buna karşılık, Koro'dan hiç de ironik olmayan şu karşılığı alır: "Verdiğin bu armağan onlara büyük bir lütuftur:' Ulaşabileceğimiz tek mutluluk, muhtemelen, mutluluğa ulaşabileceğimiz umududur.
- "Sadece bir kere olan, hiç olmamıştır"
- "İnsanda ahlaken kuşku uyandıran abartılı iyimserlik biçimleri vardır. Bunlardan biri, iyiye vesile olacağı gerekçesiyle kötülüğü meşru gösterme çabasındaki teodisedir."
- Sözgelimi, kadın özgürleşmesi doğrudan doğruya "emekten tasarruf ettiren elektrikli aygıtlara" bağlanır ( 108).
- Tarihin farklı dönemlerinde dedikodu yaptığınız, lahana çaldığınız, Sebt Günü'nde tası tarağı toplayıp gittiğiniz, anne babanızla tartıştığınız veya kraliyet bahçeleri hakkında eleştirel yorumlarda bulunduğunuz için ölüm cezasına çarptırılabilirdiniz.
- Umutlanma ihtiyacı, nahoş olanın çoktan gerçekleştiğinin işaretidir.
- Boyunuzun kısa olması konusunda yapabileceğiniz bir şeyin olmaması gibi, iyimser olmanız konusunda da yapabileceğiniz bir şey yoktur.
--reklam--
İyimser Olmayan Umut İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eagleton'dan öğrenecek o kadar çok şey var ki, belli bir alana ilgi duymamıza gerek yok. Kalitesinden konuşmaya gerek duymayacağımız bir edebiyat eleştirmenliğinin yanında, eleştirilerinde ve incelemelerinde ele aldığı 'İnsan', bire bir yaşadığımız ama farkında olmadığımız ya da adlandırmadığımız konuları içeriyor. Dört bölümden oluşan bu kitabın temel konusu Umut. Umut; iyimserlikle karıştırılan, tanımı yapılırken herhangi bir ruh haline bağlı olarak değiştirilen, çoğunlukla yaşam içerisindeki politik sistemle ve inanç sistemleriyle bağdaştırılan ama psikolojik açıdan sıradan bireylerin çok göremediği niteliklerle donanmış bir kavramdır diyor Eagleton. Öncelikle umut ve iyimserliği birbirinden ayırmakla başlıyor kitabına Eagleton. Ardından umudun tanımını yapıp bu konuda görüşleri olan düşünürleri ve edebiyatçıları sunuyor okuyucuya. En çok da felsefi ve edebi eserler üzerinde işlenen konular içerisinden insanın umudu ile ilgili oşan bölümlerini yorumlayarak açıklıyor. İlk iki bölümdeki ayrım ve tanımdan sonra umut konusunda yazdığı politik, felsefi, toplumsal vb. içerikli eserle pek de değeri anlaşılmayan bir yazarın kitabını inceliyor ve buradan son bölüme geçip umuda karşı umut başlıklı çalışmasına başlıyor. Burada insanın en talihsiz durumlara düştüğü anda bile, hiçbir umudun kalmadığını düşündüğü anda bile yine de umutlu olabileceğini insan eylemleri ile gösteriyor. Teorik olarak olmalı ya da olabilir demekten çok verdiği örneklerle bunların gerçekleşebilir ya da gerçekleşen şeyler olduğunu gösteriyor. Ki son bölümde geçen "Dil olduğu sürece umut vardır" tespiti, örnelleriyle kitabın sonunu da gösteriyor. Romantik bir bakış açısıyla bakıldığında kullanılacak bir son cümle yerine bunun kullanımı kitabın genel anlamda da havasına en uygun cümle. Bir Eagleton eleştirisi değil de kitabın katılmadığın yönleri olduğunu söylemek isterim. Son bölüme ulaşmadan önce işlenen konularda yine dil üzerine kimi açıklmaların gerçeği yansıtmadığını, konusında uzman antropologların eserlerine gördüğümü biliyorum. Ama Eagleton'un bunu savunduğunu mu, belirttiğini mi söyleyebileceğimi düşünmüyorum. (Sîdar Ronahî)
Değerlendirme: Bizler sözcüklerle yetinmeyen insanlarız, yok olmaya rıza gösteriyoruz. Doğmayı biz seçmedik ve bize verilmekten çok dayatılmış bu yaşamı, kaygı ve acı dolu bir şekilde hiç bir yerde katlanamadığımız için kendimizi mutlu addediyoruz. İyimser ya da umut dolu olmak toplumun her kesimi için vatanseverlik ve dindarlıkla denkken olumsuz olmak ya da umutsuz olmak adeta bir düşünce suçu sayılır ve kişi/kişiler sapkınlıkla suçlanır. Umudun reddine inanan insan, toplumun umut dolu insanının ağzına sığa ettiği küfürlere/hakaretlere maruz kalır. Umut ve iyimserliğin dayatıldığı bu modern çağda birey, umutsuzluğunu galebe çalıp umudunu, bir tür psikolojik inkarla diri tutmaya çalışır. (Jan Demir)
Kitap insanın belki de en yumuşak karnı olan umut kavramını ele alıyor. Spoiler vermeyeceğim fakat umut üzerinde konuşmaya, tartışmaya umut ile ilgili eleştirel bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bir parça ilgileniyorsanız kaçırmayın. (Sefa Akgül)
--reklam--
İyimser Olmayan Umut PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Terry Eagleton - İyimser Olmayan Umut kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İyimser Olmayan Umut PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Terry Eagleton Kimdir?
Terence "Terry" Eagleton (d. 22 Şubat 1943, İngiltere), İrlanda asıllı İngiliz akademisyen ve yazar. Edebiyat ve kültür teorileri uzmanı. Özellikle Marksist edebiyat kuramı üzerine çalışmaları ile tanınır. Şu anda Manchester Üniversitesi'nde görevlidir.
Eagleton'ı özgün bir edebiyat kuramcısı olarak düşünmek mümkündür. Marksizm'e dayalı materyalist bir eleştiri teorisi oluşturmaya çalışmıştır. Kurduğu Marksist teori birçok eleştirmenin çalışmalarının kuvvetli ve etkili yönlerinin sentezinden oluşmaktadır. Genelde modernite ve modernizm üzerine eğilmektedir. Postmodernizme temel olarak itiraz etse de, yine de tümden yadsımamaktadır.
Eagleton doktorasını Cambridge Üniversitesi, Trinity Koleji'nde yaptı. Marksist edebiyat eleştirmeni Raymond Williams'ın öğrencisiydi. Kariyerine 19. ve 20. yy edebiyatları üzerine çalışarak başladı. Sonradan Williams'ın Marxist edebiyat kuramına yöneldi. Oxford Üniversitesi'nin Wadham, Linacre ve St. Catherine's Kolejleri'nde görev aldı. 1960'larda Slant etrafında toplanan sol eğilimli bir Katolik gruba katıldı ve birkaç teolojik makale ve bir de kitap yazdı, Towards a New Left Theology (Yeni Bir Sol Teolojiye Doğru). Bu eserin Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.
Daha yakın bir zamanda Eagleton kültürel çalışmaları daha geleneksel edebiyat teorisiyle birleştirdi. Son zamanlardaki yayınları teolojik alanlara tekrar ilgi duyduğunu gösteriyor. Eagleton üzerindeki önemli bir diğer etki de psikanaliz oldu ve İngiltere'de Slavoj Zizek çalışmalarının önemli bir savunucusudur.
Halen New Statesman, Red Pepper ve The Guardian gibi önde gelen İngiliz yayınlarında politik olaylar üzerine yorum yazıları yayınlanmaktadır.
--reklam--
Terry Eagleton Kitapları - Eserleri
- Azizler ve Alimler
- William Shakespeare
- İngiliz Romanı
- Hayatın Anlamı
- İdeoloji
- Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru
- Edebiyat Olayı
- Marksizm ve Edebiyat Eleştirisi
- Tatlı Şiddet
- Kötülük Üzerine Bir Deneme
- Şiir Nasıl Okunur
- Marx Neden Haklıydı?
- Kültür Yorumları
- Kuramdan Sonra
- Estetiğin İdeolojisi
- Postmodernizmin Yanılsamaları
- Edebiyat Kuramı
- Tanrı'nın Ölümü ve Kültür
- Edebiyat Nasıl Okunur
- Aykırı Simalar
- İyimser Olmayan Umut
- Kapı Bekçisi
- Milliyetçilik Sömürgecilik ve Yazın
- Güç Mitleri
- Radikal Kurban
- Eleştiri ve İdeoloji
- Kültür
- Eleştirmenin Görevi
- Mizah
- Akıl, İnanç ve Devrim
- Trajedi
--reklam--
Terry Eagleton Alıntıları - Sözleri
- Belki de hayatın anlamı nefes alıp vermek kadar basit ve farkında olmaksızın şu an yapmakta olduğum bir şeydir. (Hayatın Anlamı)
- Bilgi, alışkanlık ve töre ürünüydü. Ahlak da, benzer şekilde, hiçbir metafizik temeli olmayan bir insan icadıydı. (Tanrı'nın Ölümü ve Kültür)
- Sanat, güncel toplumsal sorunlardan ne kadar uzaklaşırsa o kadar siyasileşir. (Kültür)
- Kısaca kültür, diğer insanlardır. (Kültür Yorumları)
- Nasıl bilimde bir doz mitoloji varsa mitte de Aydınlanmacı bir öğe vardır. (Akıl, İnanç ve Devrim)
- Karnaval keşmekeşi, tersyüz etme küstahlığı, putkırıcılığın kıkırdayışı: Bunlar tarihsel materyalizm için çelişkinin şakası ve onun haz verici salımı olan derin komedinin alternatifleri değil, uğraklarıdır. (Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru)
- Kafayı çekiyorlardı. Yattıkları yerden aşağılanmanın acısını çekmektense, bu acıyı sırtlanmış oluyorlardı böylece. (Azizler ve Alimler)
- kendilerini kendi sırtlarında günlük bir yük gibi taşıyorlardı. (Azizler ve Alimler)
- Egoistlik doğal halimizdir; iyi olmak ise hayata dair bir dizi karmaşık beceri öğrenmemizi gerektirir. (Kötülük Üzerine Bir Deneme)
- "Birinin acısını paylaşmakla (sempati) hislerini hissetmek (empati) farklı şeylerdir." (Edebiyat Nasıl Okunur)
- İnsani kudretlerin modern çağdaki kadar serbest bırakıldığı başka tarihsel bir dönem yoktur; bunun sonucu olarak zincirlerinden boşaldığı o kudretlerce böylesi hükmedilme riski altında olduğu bir başka dönem de yoktur. Max Weber’in öne sürdüğü gibi, “Antik dönem tanrıları akın akın, büyübozumuna uğramış ve böylece gayrişahsi güçler haline gelmiş olarak mezarlarından çıkıyor, hayatlarımız üzerinde egemenlik kurma mücadelesi veriyor ve birbirlerine karşı ezelden beri devam eden savaşlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.” (Trajedi)
- Gelişmiş kapitalist sistem doğası gereği tanrıtanımazdır. (Akıl, İnanç ve Devrim)
- İyimserlik midemi bulandırıyor. Tam bir sapkınlık. Cennetten düştüğü günden beri insanın evrendeki işi bihakkın ıstırap çekmek olmuştur (İyimser Olmayan Umut)
- Tanrı ve evren toplanınca iki etmez. (Akıl, İnanç ve Devrim)
- “Tanrı’dan özerkliğini çekip alan insanlık, karşılığında tahtından Söylem ile indirilecektir.” (Edebiyat Olayı)
- Amerikan gençliginin konuşması- garip, iğrenç, acayip, ürkünç:- gerçekten de, modernizm ortaya çıkmadan önce edebi gerçekliliğini bulabileceğimiz en yetenekli hasmı olan Gotigin söylemidir. Kötü niyetli baronlar, şehvet düşkünü papazlar, kurban edilmiş bakireler, ürkütücü harabeler, küf kokan zindanlar: Bu abartılı tiyatro eserleri büyük edebiyat türleri olarak- özellikle akıl çağında baskı altındakileri temsil eden kadınların bakış açısından görülmüyor olsalar bile -aydınlanma anlayışının radikal eleştirisini dile getirmişlerdir.. Gotik, grotekstin merhametsiz ışıltısının yarattıgi ucube bir gölge, endişelerini ve bir türlü vazgeçemedikleri hayallerini kurguya emanet etmiş olan bir orta sınıf toplumunun politik bilinçsizliğidir. (Aykırı Simalar)
- Edebiyatta yaşanan yeni bir işbölümüyle roman, şimdi fikirler ve kurumlarla ilgilenen bir toplumsal form olarak görülmeye, şiirin ise kişisel hisleri muhafaza ettiği düşünülmeye başlanmıştı. Sanki lirik şiir bütün şiir türünü tanımlıyor gibiydi. (Şiir Nasıl Okunur)
- Hegel konusunda fazla bir şey bilmese de, Henry'nin de kendine göre bir felsefesi vardı. Kimi zamanlar, 'Burada bir tek biz yokuz,' diyerek kendi görüşünü bildirirdi. 'Burada' sözcüğüyle, çalıştığı mağazayı değil, evreni kastediyordu. Onda ayrıca, depoda çalışan ve kendisinden daha pragmatik olan iş arkadaşlarını rahatsız eden, yaslı ve metafizik bir taraf da vardı. Böylesine geniş kozmik yorumlarında, pezevenkçe bir şey vardı. Cinselliğe ve kadınlara o kadar düşkün değildi, ama cebinde, 'yetmiş altı santimlik kontrol edilemez bir alete' sahip Korsikalı bir balıkçı hakkında yazılan bir gazete haberinin küpürünü saklardı. Depodaki erkekler, bu uzunluğun gevşekken mi yoksa sertken mi ölçüldüğü konusunda ateşli tartışmalara girerlerdi. Fakat Henry'nin bu canavarımsı organa duyduğu ilginin, cinsellikle değil, bilimsellikle ilgili olduğunu hissediyordum. Bu, onun evrene duyduğu ilginin bir parçasıydı. Aynı zamanda, iş arkadaşları tarafından tartışılan çok kültürlü biriydi. Bana bir defa, etnik gruplara karşı olmadığını söylemişti. 'Lehler, İskoçlar, Amerikanlar, Hintliler, Yunanlılar ve hepsi.' Sonra bir süre düşünmüş ve eklemişti: 'Engelleyici İtalyanlar.' Liberal bir çoğulcuydu, fakat eleştiriden de uzak durmazdı. Bu da ortak yanlarımızdan biriydi. (Kapı Bekçisi)
- Kanserin tedavisini muhtemelen bulacağız ama cinayetin değil. (İyimser Olmayan Umut)
- İçinde yaşadığımız, Beckett'ın oyunlarını andıran evrendi, hem özenli hem de saçmaydı. Her şey hem açık seçik hem de silikti, tuhaf bir gizem ve saydamlık karışımından oluşuyordu. (Kapı Bekçisi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin