Kitap Künyesi
Yazar: Halid Ziya Uşaklıgil
Yayın Evi: Özgür Yayınları
İSBN: 9789754472110
Sayfa Sayısı: 253
--reklam--
İzmir Hikayeleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Halid Ziya Uşaklıgil tarafından İzmirlilere ithaf edilen ve yazarın ölümünden sonra basılan son eseridir.
Bu hikayelerde okuyucu, Halid Ziya'nın nasıl Türk edebiyatının önde gelen simalarından biri haline geldiğini ve edebiyatımızın önde gelen bu simasının İzmir'de geçirdiği çocukluk ve ilk gençlik yıllarına dair önemli ipuçları bulacaktır.
İzmir Hikayeleri Halid Ziya'yı anlamak ve yakından tanımak isteyen herkesin muhakkak okuması gereken bir kitaptır.
--reklam--
İzmir Hikayeleri Alıntıları - Sözleri
- Ben mutsuz, kendi kendimden, hayatımdan, geleceğimden kuşku duyan bir gencim.
- İnsanlarda değişmeyen bir şey var: Göz ve gözün bakışı...
- "Hiç seni sevmeyeni sevmede, lezzet mi olur?"
- Hayatta alınyazım olan olasılıkların hiçbirini belirginlikle göremiyorum.
- "Je revis tout un passe... (bütün bir geçmişi yeniden yaşıyor gibiyim)"
- İnsanlarda değişmeyen bir şey var: Göz ve gözün bakışı...
- Hiç çocukluğunuzda zevk aldığınız kitaplara (sonradan yeniden) kavuştuğunuz oldu mu? Onları yeniden görmekten ve şurasına burasına göz atmaktan bir haz aldınız mı?
- Sen yalnız benimsin, başka hiç kimsenin olamazsın. Ben bütün içim kaynayarak, bedenimin en küçük parçasına kadar titreyerek senin isteğinle doluyum. Gece gündüz, uyurken uyanıkken gözlerimde kafamda yalnız sen varsın. Anlıyor musun? ... Hep senin için yaşıyorum; ama senin için ölmesini de bilirim.
- Benim senden başka bir düşüncem, bir isteğim mi var? Hep seni düşünürüm, hep seni özleyen bir canla yanıp tutuşurum.
- Insanın önünde aşılacak yol pek kısa kalınca, daha yaşanabilecek günlerin sayısı azala azala artık sona yaklaşınca ricî bir nazarla (geçmişi düşünerek) gözlerin gerilere doğru çevrilmesinde büyük bir haz duyuluyor; bu sayede hayat tersine, arkada kalmış bir dünyada, uzatılmış oluyor.
- "Ümitler hayatı ileriye doğru götürüp uzatırlarsa hatıralar da bizi gerilere götürerek hayatın geçmiş yıllarını doldururlar; bu da bir tür uzamak demektir."
- "İnsanlarda değişmeyen bir şey var: Göz ve gözün bakışı... Bir süre o bana, ben ona bakıştık durduk; sonra gözlerimiz başka yönlere çevrildi. Ben de uyukluyor gibi gözlerimi yumdum. Evet ( birbirmizle konuşmak için) yüreklenemedik. Ve pek de iyi oldu. Ne o, ne ben eski okul arkadaşları artık o onar yaşındaki çocuklar değildik. O çocukların varlığından büsbütün başka adamlar (olup) çıkmıştık ve bunlar birbirine bütünüyle yabancı idiler".
- "Onun içindir ki genç yaşlarının kimbilir nasıl uzaktaki bir anısını diriltmek üzere buraya kadar eski zamanın bir arabasiyle gelmişlerdi.
--reklam--
İzmir Hikayeleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Pek güzel bir kitap olan İzmir Hikâyeleri, Halid Ziya Uşaklıgil’in yaşamının son yıllarında kaleme aldığı, değerli İzmirlilere ithaf ettiği sekiz hikâyeden oluşan bir anı/hikâye kitabıdır. Bir nevi eskiyi, geçmişi yâd etmek için yazmıştır diyebiliriz. Çocukluktan gençliğe geçiş yıllarında içinde bulunduğu, İzmir şehrini oradaki yaşantısını ve bu yıllara dair birçok anısını anlatıyor. Diğer kitaplarının aksine halktan, halkın içinden sınıfları konu alıyor bu öyküler. Üslup ve dil olarak da yine roman, öykülerinin aksine oldukça yalın, akıcı bir dile sahip. Okuyunca aradaki belirgin farkları görmek pek mümkün. Halid Ziya’nın genel , o döneme karşın ister istemez anlamını bilmediğim kelimelerde oldu fakat ona rağmen genel anlamda oldukça akıcı bir anlatım söz konusuydu. Tavsiye edilebilecek kitaplardan... :) (B.)
Eser, Halid Z.Uşaklıgil'in İzmir'deki gençlik yıllarını anımsamak amacıyla kaleme aldığı son eseridir. Yazar diğer eserlerinden farklı olarak bu kitapta halk arasında dolaşmakta, İzmir'in kenar semtleri ve her sınıftan insanları, o dönemin gelenek ve görenekleri, yalın bir dille anlatılmaktadır. (Hakan)
Halid Ziya Uşaklıgil’in çocukluğu, gençliği yaşadığı İzmir hatıraları. Çoğu yazarlar geçmişi düşünerek, gözlerin geriye doğru çevrilmesinden haz duyuyorlar. Ömür geçtikçe, yaşlar ilerledikçe insanların geçmişe doğru uzanan özlemli hatıraları dile ve akla geliyor. Birbirinden farklı 8 hikayeden oluşan bu kitap bizi içinde İzmir sokaklarında bir yolculuğa ve geçmişin izlerine götürüyor. (Melisa ulu)
--reklam--
İzmir Hikayeleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil - İzmir Hikayeleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İzmir Hikayeleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halid Ziya Uşaklıgil Kimdir?
Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır.
Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir.
İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi.
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil Kitapları - Eserleri
- Mai ve Siyah
- Aşk-ı Memnu
- Bir Ölünün Defteri
- Kırık Hayatlar
- Ferdi ve Şürekası
- Nemide
- Bu muydu?
- Ferhunde Kalfa
- Sefile
- Fena Bir Gece
- Hikaye
- Bir Acı Hikaye
- Sade Bir Şey
- Aşka Dair
- Kırk Yıl
- Mai Yalı
- Bir Yazın Tarihi
- İzmir Hikayeleri
- Ruhun Lisanı
- Bitmemiş Defter
- Saray ve Ötesi
- Kadın Pençesi
- Kar Yağarken
- Solgun Demet
- Onu Beklerken
- Bir Hikaye-i Sevda
- İhtiyar Dost
- Bir Şi'r-i Hayal
- Mensur Şiirler - Mezardan Sesler
- Saklanan Düşman
- Füruzan
- Kâbus
- Nesl-i Ahir
- Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı
- Hepsinden Acı
- Bir Başlangıcın Sonu
- Kırık Hayatlar 1. Cilt
- Sanata Dair
- Kırık Hayatlar 2. Cilt
- Küçük Fıkralar
- Bir Muhtıranın Son Yaprakları
- Valide Mektupları
- ذكريات راحل
- Papağan Halit
- Yarın Kardeşler
- Sanata Dair Cilt 2
- Sanata Dair Cilt 1
- Saray ve Ötesi
- Garp'tan Şark'a Seyyale-yi Edebiyye
- Almanya Mektupları
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil Alıntıları - Sözleri
- Ben mutsuz, kendi kendimden, hayatımdan, geleceğimden kuşku duyan bir gencim. (İzmir Hikayeleri)
- "Zengin olmamakla beraber eline geçen bütün parayı elbiseme, harçlığımı harcar, üç gün sonra para istesem hiç itiraz etmez.." (Aşka Dair)
- "Lakin asıl şiir kadınlardır, bu çiçeklerden teşkil edilerek odanızın yaldızlı hücrelerinde narin çiçekliklerde güzel kokulu anılarıyla size gülümseyen demetlerdir. " (Aşk-ı Memnu)
- "Zaten hiçbir zaman kendisi için alelade bir hayattan fazlasını tasavvur etmemişti. Ta çocukluğundan beri zevkleri sade, emelleri ufaktı." (Mai Yalı)
- mazi ve istikbal aynı ömür kitabının iki sahifesidir, birini yırtmak diğerini natamam [noksan] bırakmak demektir; hele ikincisini yazmak isteyenler birincisini okumamış, görmemiş bulunurlarsa yazacakları bî-asıl bir hurafeden [temelsiz bir saçmalıktan] ibaret kalır. (İhtiyar Dost)
- Sen yalnız benimsin, başka hiç kimsenin olamazsın. Ben bütün içim kaynayarak, bedenimin en küçük parçasına kadar titreyerek senin isteğinle doluyum. Gece gündüz, uyurken uyanıkken gözlerimde kafamda yalnız sen varsın. Anlıyor musun? ... Hep senin için yaşıyorum; ama senin için ölmesini de bilirim. (İzmir Hikayeleri)
--reklam--
- Hâlâ yaşamaktadır lâkin bir yarısını mezara gömmüş bir vücut nasıl hayatta bulunursa öyle... (Hikaye)
- Bir muaşakadan [aşktan] alınan lezzet mahvolur, lâkin bir validenin badi-i felâketi [felâket sebebi] olmaktan mütevellit [ileri gelen] azab-ı vicdanî ebediyyen müteezzi eder [acı verir]. (Sefile)
- O kalp sevmiş, fakat sevdikten sonra kırılmıştı. (Bir Ölünün Defteri)
- Fakat bilinemez nasıl bir ihmalle bir aile kurma tasavvur ve ihtiyacını daima ertesi güne erteleye erteleye bir gün fark etmişti ki saçları ağarmış... (Mai Yalı)
- Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir. (Sade Bir Şey)
- ...ona en düşman olduğu zamanlar en ziyade sevdiği zamanlardı ve pek emindi ki o da ağır hakaretleriyle, hırçınlıklarıyla beraber onu seviyordu. (Bitmemiş Defter)
- Ne kadar çirkin ve kötü hisler varsa, haset, kıskançlık, çekememezlik, gayz ve kin, her şeyin üstünde tutulmak gerekirken, çıkarlara göre kullanılmak istenen din örtüsünün altında saklanırdı. (Papağan Halit)
--reklam--
- Unutmak istediğim bütün anılar onun içinde idi . (Bir Ölünün Defteri)
- Aralarinda hallolunacak meseleler, paylasilacak seyler, birisine yahut digerine uyarak kabul olunacak fikirler ortaya cikti. Isin baslangicinda her ikisi de digerine karsi, karsilikli yardimlarda bulunuyorlardi. Oyle ki sonunda yaklasa yaklasa ya opusmek ya bogusmak lazim geldi. Opusmediler, bogusmak da istemediler, yalniz ayrilmakla yetindiler. (Saklanan Düşman)
- "Gel. dama çıkalım, sen uçurtmanı uçur, bende çoraplarını öreyim." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
- Sultan Reşat'ın cülusunun hemen akabinde bir gün Emrullah Efendi (İttihatçı) bana geldi ve oturmaya bile kuvvet bulmayarak yarı ayakta yarı sandalyede söyledi: “Sana mühim bir iş için geliyorum. Biliyorsun ki hünkâr için hükümet yirmi beş bin lira tahsisat teklif ediyor. Biz bunu fazla bulmuyoruz ama…” “Ama hünkâr kendiliğinden bunun beş bin lirasını terk edecek olursa efkâr-ı umumiye üzerinde pek iyi bir tesir hâsıl edecek.” (Saray ve Ötesi)
- "Evet. beni en çok mutlu edecek şey, annesi ve kızını öldürmek olacak!.." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
- Kaderin akışına engel olacak bir tedbir alınabilir miydi? (Bir Acı Hikaye)
- "Bu evlilik seni mesut etmek değil, aksine, öldürüyor..." (Ferdi ve Şürekası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin