Kitap Künyesi
Yazar: Isabel Allende
Çevirmen: İnci Kut
Orijinal Adı: El amante japonés
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750735363
Sayfa Sayısı: 336
--reklam--
Japon Sevgili Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Alma’yla Ichimei’ye göre bitmek bilmeyen bir süre boyunca, karşılıklı gönderilen bu mektuplar o gizli buluşmaların yerini almıştı. Alma’nınkiler, ayrılık yüzünden acı çeken bir kadının samimi ve kederli mektuplarıydı; Ichimei’nin mektuplarıysa durgun ve billur, berrak bir su gibiydi, ama paylaştıkları o tutkulu aşk satır aralarında yürek gibi çarpıyordu. Bu mektuplar Alma’ya Ichimei’nin o zarif iç dünyasını, heyecanlarını, düşlerini, özlemlerini ve ideallerini apaçık gösteriyordu; aşk buluşmalarından çok, bu mektuplar sayesinde onu tanıyabilmiş, sevebilmiş, arzu edebilmişti.
1939’da Polonya Nazi işgaline uğrayınca ailesi sekiz yaşındaki Alma Belasco’yu San Francisco’da rahat bir yaşam süren akrabalarının yanına gönderir. Dünyanın savaşa tutuştuğu dönemde Alma ile ailenin Japon bahçıvanının oğlu Ichimei Fukuda arasında masum bir aşk filizlenmeye başlar. Pearl Harbor saldırısının ardından ABD’nin ülkedeki Japonlara muameleleri, kamplara kapatılan birçok Japon’unki gibi iki âşığın hayatını da altüst eder. Onlarca yıl sonra ortaya çıkan gizemli mektuplar, kökeni neredeyse yetmiş sene öncesine dayanan olağanüstü bir tutkuyu ortaya çıkarır.
Japon Sevgili, Şilili yazar Isabel Allende’nin kaleminden kıtalara ve nesillere yayılan bir aşk, aidiyet ve kader hikâyesi.
--reklam--
Japon Sevgili Alıntıları - Sözleri
- “Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir”
- "İyi insan çok, Irina, ama belli olmuyor. Oysa kötüler çok fazla gürültü patırtı çıkarıyorlar, bu yüzden daha fazla dikkat çekiyorlar."
- Başkalarının sorunlarının kimsenin umurunda olmadığı ve dillendirilmeyen üzüntülerin sonunda dağılıp gittiği inancıyla, acılarını tek başına ve ağırbaşlılıkla hazmetmeyi öğrenmişti.
- yalnızca o günkü buluşmaları için yaşıyorlardı, ne yarın vardı ne de dün.
- Ruhlarımızın karanlık köşelerinde hepimizin şeytanlarımız vardır, ama onları ışığa çıkaracak olursak o şeytanlar küçülürler, güçsüz kalırlar, susarlar ve sonunda bizi rahat bırakırlar.
- Felaket zamanlarında insana en fazla yardımcı olan şey nedir bilir misin, Irina? Konuşmak. Hiç kimse dünyada tek başına yaşayamaz. Ben bu ağrı kliniğini neden kurdum sanıyorsun? Paylaşılan acı daha tahammül edilebilir bir şeydir de ondan.
- Mutluluk, haz gibi ya da neşe gibi coşkulu ya da gürültülü patırtılı değildir. Sessizdir, sakindir, yumuşaktır, insanın kendini sevmesiyle başlayan içsel bir doyum durumudur.
- “insanın tek başına yaşı, onu ne daha iyi yapıyordu ne de bilge; sadece ezelden beri neyse onu daha belirgin hale getiriyordu.” Isabel Allende - Japon Sevgili
- "Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir "
--reklam--
Japon Sevgili İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Isabel Allende ile tanışmamız. Kitaba baktığımda beni nedense cezbetmemişti, ismi yüzünden sanırım. Önyargılı biçimde Japon sevgili isimli bir kitabın basit bir konuyu anlayacağını düşünmüştüm ayıp etmişim. Bu kitap o kadar doluydu ki okurken acele etmek bencillik olurdu. Irina isimli bir güzel kızın Amerika'da huzurevinde çalışması ile başlayan kitap Alma'nın muhteşem hayatıyla devam ediyor. İkinci dünya savaşı öncesi teyzesinin yanına Amerika'ya gönderilen Alma ailesini toplama kampında kaybettiğinde onları bir daha asla göremiyor. Eniştesinin zenginliği ile rahat bir hayat süren Alma, bahçıvanlık yapan Fukuda ailenin en küçük oğlu ile yarım asırlık aşkının yanında Amerika Japonya arasında Amerika'da ikamet eden Japon asıllı insanların senelerce nasıl kamplarda tutulduğunu anlatıyor uzun uzun. Hitler'i ırkçılıkla suçlayan Amerika'nın aynı dönemde Japon vatandaşlarına reva gördüğü hayat gerçekten içler acısı. Bir yandan Alma'nın hayatını okurken diğer yandan başından geçen kötü olaylar sonrasında adını değiştiren Irina'yı da tanıyoruz. Bazı yerlerde tarihsel olayların sıralanışında hatalar olduğu yazılmış fakat bu benim pek de umrumda olmadı açıkçası. Güzel bir kitaptı. Kitap kapağı ise keşke çok daha farklı olsaydı mesela kiraz çiçekleriyle kaplı bir bahçe çok daha anlamlı olabilirmiş (Burcu Bergen)
Kitabın ismi nedeniyle kitabı okumayı düşünmemiştim.Öneri üzerine okudum ve beğendim. Irnia, saklanmak amaçlı bir huzurevinde çalışmaya başlar.Orada Alma ile tanışır.Alma'nın hayatı ile farklı bir dünyanın içine girer. Alma Nazi işgali sırasında ailesi tarafından teyzesini yanına Amerikaya gönderilir.Ailesi toplama kampına gönderildiği için bir daha onları göremez.Teyzesinin yanında maddi anlamda rahat bir yaşam sürer.Yalnızlığını kuzeni ve eniştesinin Japon asıllı bahçıvanlarının oğlu olan Ichimei ile paylaşır.Ichimei ile olan dostluk aşka dönüşür. Amerika, ülkelerinde bulunan Japonları toplama kamplarına gönderir.Orada yıllar süren zor şartlar altında, Ichimei ve ailesi yaşamlarını sürdürür. Alma ve Ichimei kendilerine yeni yaşam kursalar da aralarındaki aşk hiç bitmez. Bence kitabın sonu da çok güzel bağlanmış. (Neslihan Gaye Kahveci)
Çok beğendim. Beklediğimden çok çok daha iyiydi. İçine çekti bu roman beni. Böyle güzel hikayelerin hastasıyız. Bu tarz romanları keşfedemediğim için de üzülüyorum. Tavsiye edilir. (Duygu Başekin)
--reklam--
Japon Sevgili PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Isabel Allende - Japon Sevgili kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Japon Sevgili PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Isabel Allende Kimdir?
Isabel Allende, 1942 yılında Peru'nun başkenti Lima'da doğdu. Ancak birkaç yıl sonra ailesi Şili'ye göç etti. Isabel Allende, amcası, Şili Devlet Başkanı Salvador Allende'nin 1973'te öldürülmesinden iki yıl sonra kocası ve çocuklarıyla birlikte Venezuella'ya sığınmak zorunda kaldı. 17 yaşında gazeteciliğe başlayan Allende, bir süre sonra San Francisco'ya yerleşti, ABD'nin önde gelen üniversitelerinde edebiyat dersleri verdi. 1982'de yayınlanan ilk romanı Ruhlar Evi'ni, 1984'te Aşktan ve Gölgeden, 1985'te Eva Luna adlı romanları, 1989'da Eva Luna Anlatıyor adlı öykü kitabı izledi. Sonsuz Düzen adlı romanı 1991'de, Paula 1994'te, Kaderin Kızı 1999'da, Sararmış Bir Fotoğraf 2000'de, Yüreğimdeki Ülkem 2003'te yayınlandı. Allende 2002-2004 yılları arasında Canavarlar Kenti, Altın Ejder Kenti ve Pigmeler Ormanı adlı romanlardan oluşan gençlik üçlemesini kaleme aldı. Türkiye'de tüm yapıtları Can Yayınları arasında yer alan Allende, hemen tüm öykü ve romanlarında gerçekçi bir anlatım ve siyasal bir yaklaşım ile büyülü gerçekçiliğin gerçeküstücü geleneğini ustaca kaynaştırdı.
--reklam--
Isabel Allende Kitapları - Eserleri
- Ruhlar Evi
- Aşktan ve Gölgeden
- Japon Sevgili
- Zorro
- Kış Ortasında
- Kaderin Kızı
- Eva Luna
- Paula
- Sararmış Bir Fotoğraf
- Canavarlar Kenti
- Yüreğimdeki Ülkem
- Maya'nın Günlüğü
- Pigmeler Ormanı
- Eva Luna Anlatıyor
- Denizin Altındaki Ada
- Canım Sevgilim Inés
- Altın Ejder Krallığı
- Günlerin Getirdiği
- Cinayet Oyunu
- Aphrodite
- Tüm Unutulmuşlar Adına
- Sonsuz Düzen
- Porselen Peri
- Eva Luna
- Denizin Uzun Taçyaprağı
--reklam--
Isabel Allende Alıntıları - Sözleri
- “Tüm duyumlar gibi ağrı da ruhun içine girmeye yarayan bir kapıdır,” demişti ona. “Ne hissettiğini ve neyi hissetmek istemediğini sor kendine. Dikkatini bedenine ver. Buna odaklanırsan, ağrının değiştiğini ve içinde bir şeyin açıldığını göreceksin ama aklının sana rahat vermeyeceği konusunda uyarmalıyım seni, düşüncelerle, hayallerle, anılarla senin dikkatini dağıtmaya çalışacaktır; çünkü o nevrozun içerisinde kendi rahatı yerindedir ...” (Cinayet Oyunu)
- Savaş gerçekleşmesi mümkün bir geleceği tasarlamakdan kurtarmıştı onu. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- Kader değişebilir,ama karmayı arındırabilmek için bütün hayatı değiştirmek gerekiyor,hatta belki bu bile yetmiyor. (Günlerin Getirdiği)
- İnsanın aklında kalan ve hiç unutulmayan şey şiirdir. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- ... otorite karşısında yerlerde sürünen ama eline birazcık fırsat geçti mi acımasızlıkta üstüne olmayan ödleklerden biriymiş. (Cinayet Oyunu)
- "Kadın o sevimsiz ve kuru sözcükleri ayırdı,o pek çiçekli olanları da seçip attı, çok kullanılmaktan eskiyenlerden de kaçındı, o olası olmayan vaatler sunanları ,gerçeklik taşımayıp, karmaşık olanları bir kenara itti, sonunda erkeklerin düşüncelerine kesinlikle dokunacak ,kadınların heveslerini uyacak sözcükler kullandı " (Eva Luna Anlatıyor)
- "İnsanlar ancak unutulduklarında ölürler. Beni hatırlayabildiğin sürece hep seninle olacağım." (Eva Luna)
- "Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir " (Japon Sevgili)
- "Aşk insanların aklını bulandırmak ister .. ama önüne geçilmez değildir ." (Zorro)
- “Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir” (Japon Sevgili)
- "Hüzün..." Terapistin söylediği gibi Willie'nin de benim de hayatımızda hüzün vardı, ama bu, insanı felce uğratan bir duygu değil, gerçekleri renklendiren kayıpların ve zorlukların bilinciydi. (Günlerin Getirdiği)
- Öyküler çeşit çeşittir. Kimi daha anlatılırken doğar, onların malzemesi dildir; birisi onu sözcüklere dökmeden önce bu sadece yaşanmış bir heyecandır, zihnin bir kaprisidir, bir görüntüdür ya da dokunulmazlığı olan bir anıdır. Kimileri ise, anlamını yitireceği korkusunu taşımadan sonsuza dek yinelenebilecek türden, elmalar gibi bütünlük taşıyan öykülerdir. Gerçek dünyadan alınıp sonra üzerinde hayal gücüyle çalışılanı da vardır, bir anlık bir esinle doğan ve anlatıldıktan sonra gerçeklik kazananı da. Ve gizli öyküler vardır, hani belleğin karanlık köşelerinde saklı kalmış olanlar, bunlar canlı organizmalar gibi kökler, antenter salarlar, şişler, yumrular üretirler, asalaklarla kaplanırlar ve zamanla biter karabasana dönüşürler. Kimi zaman şeytanları kovmak için bunları masal gibi anlatmak gerekir. (Eva Luna Anlatıyor)
- Eskiden iki-üç kişi bir araya geldi mi en önemli konu politikaydı; bir odanın içinde iki Şilili varsa, mutlaka üç tane de siyasi parti olurdu. (Yüreğimdeki Ülkem)
- Buralarda gölgeler güneş batmadan çok önceden inmeye başlar, manzara ıssız, hoş bir hal alır, yankı onların düşüncelerini devleşmiş biçimiyle uzak bir kartalın çığlığı olarak yansıtırdı. (Aşktan ve Gölgeden)
- "Çok bilen kişinin insanlığa karşı daha çok görevleri vardır." (Kaderin Kızı)
- Tanrı nin gözünde eşit değildik, çünkü sosyal sınıfları ve insanlar arasındaki farklılıkları bizzat O yaratmıştı. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- Kimi zaman acıyı engelleyemeyiz, ama kendi tepkimizi denetleyebiliriz. (Günlerin Getirdiği)
- Onursuz bir hayat yaşanmaya değmez. (Maya'nın Günlüğü)
- Bizde bir erkek, içinde yemek yediği tabağı yıkadı mı karısına ya da annesine 'yardım etmekte olduğunu' sanır ve bu yüzden takdir edilmeyi bekler. (Yüreğimdeki Ülkem)
- Bilge kişi alçakgönüllüdür , çünkü ne kadar az şey bildiğini bilir, (Sararmış Bir Fotoğraf)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin