Kitap Künyesi

Yazar: Halil Cibran

Yayın Evi: Ağaç Kitabevi

İSBN: 9789759044619

Sayfa Sayısı: 132

Kabuklar ve Özler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Aşk acısı mırıldanır; bilgi acısı konuşur; arzuların acısı fısıldar; fakirlik acısı yalvarır. Ancak ortada aşktan daha derin, bigiden daha şerefli, arzulardan daha güçlü ve fakirlikten daha acı bir üzüntü daha vardır. Ancak gözleri yıldızlar gibi parlak olan bu acı dilsizdir; hiç sesi çıkmaz.

Kabuklar ve Özler Alıntıları - Sözleri

  • Ben ve sizler "ben"kelimesinin örtülerine ve "siz"kelimesinin yüzeyselliğine aşırı düşkünüz.Bu yüzden de ruhun" ben"e fısıldadığı,"siz"de gizlediği şeyleri göremeyiz.
  • Nesin sen ey yeryüzü?Kimsin sen ? Kainatın doğusundan batısına yürüdüğünde, Allah'ın ayaklarından yükselen bir toz zerresi misin?Yoksa sonsuzluk ocağından çıkan bir kıvılcım mı?
  • Çoğu zaman hayırlı olduğu ve sevap kazandırdığı düşüncesiyle acımı, içimdeki yangını ve sıkıntılarımı sabır örtüsü altına gizledim. Ancak örtüyü kaldırınca gördüm ki acılarım, sevince; yangınım serinlik ve esenliğe dönüşmüştür.
  • Bana diyorlar ki: Bir köleyi uyur görürsen onu uyandırma, belki özgürlüğünü düslüyordur. Bende onlara diyorum ki: Uyuyan bir köle gördüğümde, onu uyandırır ve ona hürriyetten bahsederim
  • Hayat ruhlarımızla deneyerek öğrendiğimizden;var olmak ise bildiğimiz, gerçekleştirdiğimiz,onunla sevindiğimiz veya uğruna acı çektiğimiz şeyden başkası değildir.
  • Ben her türlü şâibeden uzak kalmayı kahramanlık, yumuşaklığı da korkaklık zannedenlerden uzağım. Gevezeliği bilgi, sessizliği cehâlet ve yapmacıklığı sanat sananlardan uzağım ben
  • Dünya nefes alır ve biz doğarız.Sonra nefesleri düzeldiğinde bizler ölürüz. İnsanın gözü kamaştığı için, dünya ona olduğundan daha büyük gözükür.
  • Dünyanın zenginliği bir hırka ve bir lokmadır.
  • Gevezeliği bilgi, sessizliği cehalet ve yapmacıklığı sanat sayanlardan uzağım ben.
  • Gökyüzünün sisleri arasında bir dostumu kaybettiğinde, onu şafak vaktinin parlaklığında bulurum.
  • Ey insanlar! Ben ve sizler, görünen halimize aldanmış; benliğimizin derinliklerinde yatan şeylere karşı gözlerimizi kapamışız.
  • Ben ve sizler "ben" kelimesinin örtülerine ve "siz" kelimesinin yüzeyselliğine aşırı düşkünüz. Bu yüzden ruhun "ben" e fısıldadığı, "siz" de gizlediği şeyleri göremeyiz.
  • Gevezeliği bilgi, sessizliği cehalet ve yapmacılığı sanat sayanlardan uzağım ben.
  • Aşk, titreyen bir mutluluktur.
  • Ilkbaharda güzel kokulu, yaz mevsiminde cömert, sonbaharda eli açık ve kışın safsın sen..

Kabuklar ve Özler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Okuduğum kitabın girizgahında “Çağının dâhisi olarak kabul edilen Cibran’ın eserleri birçok dile çevrildi.” şeklinde bir ön bilgi yer alır anlatıcımızla ilgili. Çağın dâhisi olarak nitelendirilmek zannediyorum ki kolay bir hadise olmasa gerek. Günümüzde ki gibi basın ve teknoloji vasıtasıyla taraftar edinip, haksız reklamlarla belirli bir konuma gelen yazarların, siyasetçilerin, iş adamlarının aksine! Amacım kesinlikle yazarın değerini, bunu hak edip etmediğini tahlil etmek değil yalnızca dikkatimi çeken bir önbilgidir paylaşmak istediğim. Kabuklar ve Özler, kalıplaşmış algıları yıkmaya çalışan yazarımızın düşündürücü aynı zamanda ince anlamları bünyesinde barındıran bir eseridir. Bazı insanlar vardır doğru bildiğini, yanlış olanı, aksaklıkları, çürümüşlüğü ve tüm bozuklukları anlatmaya, bir anlamda olabildiğince sesini duyurmaya çalışır sistemin kalın duvarlarının ardındaki sorgulamayan bireylere. Ben bu insanları, deniz kenarında kuma yazı yazan insanlara benzetiyorum. Her ne kadar denizin suyu yazdığını her defasında hiddetli dalgaları ile yok etse de asla yazmaktan vazgeçmeyen insanlardır bu bahsettiklerim. Halil Cibran da bir yönü ile böyle bir insandır benim gözümde. “Sizin Lübnan’ınız Size, Benim Lübnan’ım Bana!” adlı denemesinden anlıyorum ki sistemin bozukluklarını dile getirmiş bir insanın, ülkesinde barınamayışı ve en nihayetinde yoksul biri olarak hayata gözlerini yumuşu zannımca bu tarz sorgulayan insanların kaderi olmuştur. Anlatıcımızın temel felsefesi, şekil, renk ve kabukla engellenen güzelliği keşfetmeyi, insanların çirkin saydığı şeyleri gözleri dört açarak görmeyi hedefler. Ermiş kitabında da bu felsefeye rastlanabilir. Düşmüş ile ayakta duranın, güzel ile çirkinin, fakir ile zenginin, suçluyla suçsuzun aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır anlatılmak istenen. Aynı insan düşüncesi bu noktada, hiç suç işlememiş birisinin öylesine bir anın gelmesi ile içinde taşıdığı suç potansiyelini ortaya çıkarabileceğini ifade eder. Aslında her suç işlememiş bir bireyin potansiyel bir suçlu olduğunu yani suçlu ile suçsuzun aynı insan olduğu düşüncesidir. Okumak isteyenlere büyük bir beklenti içerisine girmemek kaydıyla tavsiye ederim ve son olarak yazımımı, kitabın en beğendiğim alıntısı ile sonlandırmak isterim. Hayatımda 7 kez ruhum için endişelendim: 1 – Ruhum aşağılık yöntemlerle yüksek bir makam elde etmeye çalıştığında, 2 – Kötürümler önünde topalladığında, 3 – Kolay veya zordan birini tercih etme konusunda kolayı tercih ettiğinde, 4 – Kendisi hata edip de başkasının hatasıyla avunduğunda, 5 – Zayıf iken tekrar güçlü duruma gelip de bunu, güçlü olmasına borçlu olduğuna inandığında, 6 – Hayatın bataklıklarından korunmak için elbisesinin eteğini topladığında, 7 – Allah’ın huzurunda makamlı hikayeler okuyarak ayakta durup da güzel ilahi okumayı bir erdem sandığında. Herkese keyifli okumalar dilerim. (Anıl)

Yazarın bir çok kitabını çok beğenerek okumuştum ancak bu kitabında biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Bazı kavramların karmaşasında kalmış sadelikten uzaklaşmış bazı yerlerde ama genel olarak sade bir anlamı oln bir yazar olduğu için okumanızı tavsiye ederim Halil Cibran bu eserinde kelimelerinin altında ince anlamlar yükleyerek, okuyucuyu düşünmeye ve kalıplaşmış algılardan çıkartmaya yönelik bir çalışma yaptığı düşüncesini vermektedir.Alışılmışın dışına çıkarak kabuklardan sıyrılıp olayların özüne bakılması gerektiğini vurgulamıştır. (ANKA misali gezginokur)

Kitabın Yazarı Halil Cibran Kimdir?

Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.

1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.

Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.

Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.

Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.

Halil Cibran Kitapları - Eserleri

  • Ermiş
  • Fırtınalar
  • Ermişin Bahçesi
  • Asi Ruhlar
  • Kum ve Köpük
  • Aforizmalar

  • Vadinin Perileri
  • Rüzgar Gülü
  • Gönlün Sırları
  • Bilgelik Kitabı
  • Bütün Eserleri - 2
  • Bütün Eserleri - 1
  • İnsanlık Yalnızlığında Oturur

  • Umutsuz Aşık
  • Bilgelik ve Erdem
  • Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm
  • Mezarlar Ne Söyler?
  • Haberci
  • Aşk Mektupları
  • Meczup

  • Bir Ozanın Ölümü Onun Yaşamıdır
  • Gezgin
  • Kendimle Konuşmalar
  • İnsanoğlu İsa
  • Lazarus ve Sevgilisi
  • Dost Mektupları
  • Sevgili Ermiş

  • Kabuklar ve Özler
  • Yeryüzü Tanrıları
  • Cibran Neden Evine Gidemedi?
  • Ermiş - Gezgin
  • Gece ile Sabah Arasında
  • Usta'nın Sesi
  • Derin Akıl ve Derin Yürek

  • Bütün Eserleri
  • Öz
  • Kırık Kanatlar
  • Musiki
  • Sus Kalbim
  • Ben Bir Sisim
  • Kum ve Köpük - Avare

  • Şeytan
  • Seçme Eserleri
  • Medcezir
  • Cibran'ca 3: Şeytan - Deli
  • Kafir Halil
  • Reenkarnasyon Öyküleri
  • Gavur Halil - Deli

  • Felsefi Öyküler
  • Halil Cibran Seti
  • Bütün Şiirler ve Şiirsel Yazılar
  • Şairin Ölümü Hayatıdır
  • من به خوشبختی شما اهمیت می دهم
  • Vadinin Perileri

Halil Cibran Alıntıları - Sözleri

  • Binlerce ifadeye ev sahipliği yapan bir yüz de gördüm, kalıptan çıkmış gibi tek bir ifade barındıran yüz de. (Meczup)
  • Biz çok ekeriz, biçtiğimiz ise hiçtir . (Vadinin Perileri)
  • "Yalnızlığımın ötesinde başka bir yalnızlık var içimde ve orada oturan için benim tek başınalığım kalabalık bir pazar yeridir ve sessizliğim seslerin bir karmaşasıdır." (İnsanlık Yalnızlığında Oturur)
  • Bunlar kelimelere dökülenlerdi. Fakat kalbindeki pek çok şey, söylenmemiş olarak kaldı. Çünkü en derin gizemini açıklayamazdı… (Ermiş - Gezgin)
  • Fırtınalar ve karlar çiçekleri öldürebilir fakat çiçek tohumlarını öldüremezler. (Mezarlar Ne Söyler?)
  • - Nereye ilkbaharım, nereye? (İnsanoğlu İsa)

  • Dün, hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi bana. Oysa bugün, çok iyi biliyorum ki o dairenin kendisiyim. Ve düzenli zerreleriyle hayat, bütünüyle bende devinmektedir. (Ben Bir Sisim)
  • Ve zaman da, tıpkı sevgi gibi bölünemez ve ölçülemez değil midir? (Derin Akıl ve Derin Yürek)
  • “Bir kadını anlayabilecek veya bir dahiyi açıklayabilecek veya bilimin sırrını çözümleyebilecek biri işte o kişidir, güzel bir düşten uyanıp, bir kahvaltı sofrasına oturan.” (Kum ve Köpük)
  • "Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir." (Bilgelik Kitabı)
  • Delillerimi dinleyin. Acımayın, fakat adaletli olun. Çünkü şefkat zayıf günahkarlar içindir. Adaletse masum insanların isteğidir. (Gavur Halil - Deli)
  • Bu, ölümün pençeleri arasındayken hayata döndüğünü hisseden bir insanın, ümitsizliğe düştükten sonra ümitlenen kişinin bakışıydı. (Kafir Halil)
  • Bizler bu dünyaya aşağılık birer sürgün olarak gelmedik. Aksine hayatın güzelliklerini, gizemlerini öğrenmek, ölümsüz evrensel ruha ibadet etmek ve bedenlerimizin sırlarını araştırmak için cahil birer çocuk olarak geldik. (Mezarlar Ne Söyler?)

  • "Her birimizin bir yerlerde mutlaka dinlenecek bir yerleri olmalı, sevgili Mary. Benim ruhumun dinlenme yeri, içinde senin üzerine edindiğim bilginin yaşadığı güzel bir koruluk." (Sevgili Ermiş)
  • Cehalet ise bir zencinin teninden daha siyahtır. Sizler,zulüm ve zorbalığa tamamen teslim olmuşsunuz. (Asi Ruhlar)
  • Kimimiz mürekkep gibidir, kimimiz kâğıt. Bazımızın siyahlığı olmasa, beyazlık sağırlaşırdı. Ve bazımızın beyazlığı olmasa, siyahlık kör olurdu.. (Halil Cibran Seti)
  • "Hatırlamada mesafeler yoktur; sadece farkında olmadan ne sesinin ne de gözlerinin daraltacağı bir uçurum vardır." (Bütün Eserleri - 1)
  • Bilmez misin ki ruhun, hayalinde aşamayacağı hiçbir uzaklık yoktur? Ve bu uzaklığı aştığın zaman ruh bir uyuma kavuşur. (Ermişin Bahçesi)
  • *İnsanın hayal gücü ile hedefledikleri arasında bir uçurum vardır. Ve bu uçurum ancak tutkuyla aşılabilir. (Bütün Eserleri - 1)
  • " Ne kadar yaşam eder bu para! " (Rüzgar Gülü)