Kitap Künyesi
Yazar: Marcus Tullius Cicero
Çevirmen: C. Cengiz Çevik
Yayın Evi: Zeplin Kitap
İSBN: 9786059115933
Sayfa Sayısı: 212
--reklam--
Kader Üzerine De Fato Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Marcus Tullius Cicero, yaklaşık iki bin yıl önce kaleme aldığı bu ufuk açıcı felsefi metniyle okurları kader üzerine düşünmeye davet ediyor. Kader ve özgür irade sorunuyla ilgili Yunan felsefe okullarının birbiriyle çatışan, farklı görüşlerini aktarıp yorumlarken sadece yaşadığı dönemin Romalılarına değil, bugünün okurlarına da bu çetin sorunu çözebilmelerinde yardımcı oluyor ve bir yandan da kader hakkındaki farklı düşünürlerin yaklaşımlarına dikkat çekiyor. Batı düşünce tarihini, Ortaçağ'ı ve Rönesans'ı derinden etkileyen bu düşünürün bu yapıtını okurlarımıza sunmaktan gurur duyuyoruz
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kader Üzerine De Fato Alıntıları - Sözleri
- “Nedenler önceden ortaya çıktığı için nedenleri oluşmuş olayları gerçekleşmekten alıkoymak yetkimiz dâhilinde olmaz. Kimi durumlarda ise nedenler önceden ortaya çıktıktan sonra bir şeyi başka türlü gerçekleştirmek de yetkimiz dâhilinde olmaz. İki tarafta bu ayrımı onaylıyor, ancak başkaları da kimi durumlarda nedenler önceden ortaya çıktığında, kadere bağlı olarak gerçekleştiği için olayları başka türlü gerçekleştirmenin yetkimiz dâhilinde olmadığını düşünüyor, oysa kaderin yetkimiz dâhilinde olan unsurlarla bir ilgisi yoktur.”
- "Her şeyin mantığı, kader dışında, doğa ve talihte arandığına göre, o halde kader üzerinde durmanın anlamı nedir?"
- “Gerçekleşecek olan şeylerin değişmez olduğunu ve gelecekteki gerçek bir olayın asılsız bir olaya dönüştürelemeyeceğini söyleyen kişiler kaderin zorunluluğunu onaylamış değil, terimlerin anlamını açıklamış oluyor. Buna karşın sonsuz nedenler silsilesinden bahsedenler insan aklını özgür istençten yoksun kılıp onu kaderin kaçınılmazlığıyla zincirliyor.”
- İnsanın meylettiği büyük kusurlardan tümüyle sıyrılacak kadar arındırılması ve onlardan kökten kurtulması doğal nedenlere değil, isteğe, çalışmaya ve eğitime bağlıdır. Eğer kaderin etkisi ve karakteri kehanet mantığıyla sağlamlaşacaksa bütün bu unsurlar anlamını yitirir.
- “Oysa neden bir şeye etki edendir ve onun da bir nedeni vardır, yara nasıl ölümün, hazımsızlık nasıl hastalığın, ateş nasıl alevin nedeniyse. Buna göre neden bir şeyin öncesinde meydana gelen bir şey olarak değil, o şeyi etkileyecek şekilde ondan önce gelen bir şey olarak anlaşılmalıdır.”
- “Kaçınılmaz olmayan hiçbir şey olmaz ve olabilen ya zaten olmuştur ya da olacaktır; hâlihazırda gerçekleşmiş olan olaylar bir yana, gelecekte gerçekleşecek olan olaylar da gerçekten asılsıza değiştirilemez.”
- “Zira ya hiçbir şekilde tesadüf diye bir şey yoktur ya da talih bu olayların gerçekleşebilmesini sağlamıştır. O hâlde soruyorum (geniş kapsamda olacak şekilde) kaderin hiçbir şekilde adı geçmeseydi, bir karakteri, bir etkisi olmasaydı, dahası bir çok şey ya da her şey tesadüfen, şans eseri veyahut rastgele olsaydı, o hâlde gerçekleşmiş olan olaylar farklı bir şekilde mi gerçekleşirdi? Her şeyin mantığı, kader dışında, doğa ve talihte arandığına göre, o hâlde kader üzerinde durmanın anlamı nedir?
- İnsanın meylettiği büyük kusurlardan tümüyle sıyrılacak kadar arındırılması ve onlardan kökten kurtulması doğal nedenlere değil, isteğe, çalışmaya ve eğitime bağlıdır. Eğer kaderin etkisi ve karakteri kehanet mantığıyla sağlamlaşacaksa bütün bu unsurlar anlamını yitirir.
- Her şeyin mantığı, kader dışında, doğa ve talihe arandığında göre, o halde kader üzerinde durmanın anlamı nedir?
- “Geçmişte gerçekleşmiş her şey kaçınılmazdır, bunun nedeni bu unsurların değişmez olması ve geçmişte olanın gerçekten asılsıza geçemeyecek olmasıdır. Dolayısıyla kaçınılmaz neticede ilk durum kaçınılmazsa, onu takip eden durumda kaçınılmaz olmalıdır.”
- “Doğal ve öncül nedenlerden ötürü başka başka insanlar başka başka şeylere daha meyillilerse, buna bağlı olarak arzu ve isteklerimizin doğal ve öncül nedenleri yok demektir; zira böyle olsaydı hiçbir şey yetkimiz dâhilinde olmazdı.”
- ““O halde,” diyor
“bir karakter başka bir karakterden fazlasıyla farklı olduğuna göre, bu farklılıkların farklı nedenlerden kaynaklanıyor olmasının nesi şaşırtıcı?”” - “Eğer her durum öncül nedenlere bağlı olarak gerçekleşiyorsa, her olay doğal bir bağlantı yoluyla belli bir birliktelik ve bağlam içinde gerçekleşiyor demektir. Böyleyse her şeyi meydana getiren kaçınılmazlıktır: Bu doğruysa hiçbir şey bizim yetkimiz dahilinde değil demektir. Oysa bir şey bizim yetkimiz dahilindedir: Eğer her şey kadere bağlı olarak gerçekleşiyorsa her şey öncül nedenlere bağlı olarak gerçekleşiyor demektir. Dolayısıyla gerçekleşen hiçbir şey kadere bağlı olarak gerçekleşmiyor demektir.”
- “Zira eğitimi sayesinde kusurlu karakterrini öylesine bastırıp egemenliği altına almış ki kimse onu içkili hâlde
ya da onda şehvetin bir emaresini görmemiş.” - Konuşmada bir şey ne doğru ne yanlışsa, onun doğru olmadığı kesindir. Oysa doğru olmayan bir şey niçin yanlış olamasın ya da yanlış olan bir şey niçin doğru olamasın?
--reklam--
Kader Üzerine De Fato İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Biraz ağırdı açıkçası herkese hitap edebilecek bi kitap değil. Bana da etmiyormuş. Bu konularda (felsefe) kendimi geliştirmem gerektiğini bir kez daha hatırladım. (Efe Y)
Cicero'nun kader üzerine görüşlerini belirttiği ve 120 sayfa olmasına rağmen sadece 21 sayfasını Cicero'dan okuduğumuz kitap. Latince ve Türkçe olduğu için sayfa sayısı artıyor tabii. Bazı cümleler karışık ve uzun haliyle anlamaya çalışarak okuması da biraz uzun sürüyor çünkü bazı cümleleri tekrar okumanız gerekebiliyor. Genele bakarsak üzerine kafa yormak ve sürüyle görüşü aynı yerde görebilmek için güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. (aysese)
Özellikle felsefi metinlerin tekrar tekrar okunması ve tam olarak özümsenmeye çalışılması gerçekten zordur doğaları gereği. De Fato'yu okuyana kadar da benim davranışım bu yöndeydi ancak kitap içeriği, kurduğu bağlantıları ve mantık sistematiğiyle beni zincire vurdu desem yeridir. Anlamak için açıklamaları dahil 2, açıklama kısmı olmadan 4 defa okudum ve kesinlikle pişman olduğumu söyleyemem. Hep kendimize sorduğumuz kaderin varlığı, özgür iradenin mümkünatı, rastlantı/talih konularını öyle derin ve her yönden işlemiş ki Cicero insanı gerçekten hayrete düşürüyor, paragrafları sırf gerçekten anlamak için tekrar tekrar okutturuyor. İşleniş bakımından karşıt fikirlerin birbirlerine göre durumları, hangi fikrin hangi duruma uygun kaçtığı veya kesinlikle doğru olamayacağı şeklinde ilerleyen kitap ilginç bir şekilde boğucu olmak yerine zihinde daha oturaklı bir yer ediniyor kendine. Son olarak özellikle semavi dinlerde bulunan kader anlayışın, ''anlaşılamazlığı'' nedeniyle De Fato'nun herkes tarafından okunmasını şiddetle tavsiye ederim, yoracağına eminim ancak buna değer. (Muhammet Ramazan ATAŞLI)
--reklam--
Kader Üzerine De Fato PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcus Tullius Cicero - Kader Üzerine De Fato kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kader Üzerine De Fato PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcus Tullius Cicero Kimdir?
Marcus Tullius Cicero (MÖ 106 - MÖ 43), (Latin) Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar. Felsefe öğrenimini, Epikürosçu Phaedros, Stoacı Diodotos ve Akademi'ye bağlı Philon'dan almış olan Cicero'nun önemi, Yunan düşüncesini daha sonraki kuşaklara aktarmasından oluşur. Bilgi kuramı açısından, kesinliğe bağlanmak yerine olasılıkların yolunu izlemeyi yeğleyen, buna karşın ahlak alanında, dogmatik bir tavır sergileyip, Stoacılara ve bu arada Sokrates'e yönelen Cicero, Latincenin felsefe dili olarak gelişmesine katkı yapmış ve bu arada, dinsel görüşleri açısından daima agnostik kalmıştır.
Hayatı
3 Ocak MÖ 106 yılında Arpinum'da doğmuştur. Çocukluğundan itibaren harika bir öğrenci olmuş, eğitime olan tutkusu ve sevgisi ile ünlenmiştir. Yoğun bir hukuk öğrenimi görmüş, daha sonraları ise edebiyat ve felsefeyle daha çok ilgilenmeye başlamıştır. Savaşı hiç sevmezdi, yine de orduya katıldı. Mahkemelere başkanlık yaptı, ünlü ve başarılı bir hukukçu oldu. Daha sonraları ise konsül oldu, daha önce ailesinden hiçbir kimse konsül olmamıştı, yani o bir homo novus idi. MÖ 60 yılında Sezar, ilk Triumvirliği başlattı. MÖ 58 yılında Publius Clodius Pulcher'in koyduğu yasa ve aralarında gelişen sürekli muhalefet yüzünden İtalya'yı bir yıllığına terk etti. MÖ 50'li yıllarda, Cicero popülist Milo'yu Clodius'a karşı destekledi. Sonra 50'li yılların ortasında Clodius Milo'nun gladyatörleri tarafından Via Appia'da öldürüldü. Cicero Milo'yu savundu, bariz kanıtlar yüzünden pek başarılı olduğu söylenemez. Nitekim Milo sürgüne gitti ve uzun bir süre Marsilya'da yaşadı.
MÖ 50 yılında Sezar ile Pompey arasındaki gerilim iyice artmıştı, Cicero bu yıllarda Pompeius'in tarafını tuttu, yine de Caesar'ın düşmanı olmak istemiyor buna göre daha yumuşak bir politika izliyordu. MÖ 49 yılında Caesar İtalya'yı işgal ettiğinde, Cicero kaçmak zorunda kaldı. Daha sonraları Caesar onun geri dönmesi için ikna etmeye çalışınca, Cicero İtalya'yı terk ederek Selanik'e gitti. MÖ 48 yılında Pompeius taraftarlarıylaydı, bu dönemde onlarla arası açıldı, Ceasar'ın Pharsalus'daki zaferinin ardından Roma'ya geri döndü. Caesar'ın hükümranlığı altında sesini çıkarmadı, yazılarına konsantre olmuştu.
MÖ 45 yılının Şubatında kızı Tullia öldü. Hayatı boyunca bu şoktan kurtulamadı.
MÖ 44 yılında Caesar öldürüldü. Bu dönemde popülaritesi arttı; Senato'nun en güçlü, en sözü geçer adamı haline geldi. Sezar'dan sonra giderek güçlenen Marcus Antonius'yi sevmiyordu. Yine de Marcus Antonius ve Cicero dönemin en güçlü iki adamı olarak diğerlerinden daha öne çıkıyordu. Caesar'ın veliahtı Octavianus İtalya'ya varınca, Cicero Antonius'a karşı onu savunmaya başladı. Sürekli Antonius'u eleştiriyor, Octavianius'u ise övüyordu. Senatus'u da Antonius'a karşı kışkırtmıştı. Cicero'nun ününün doruğuydu bu dönemler. Zamanla Cicero'nun Antonius'a olan kini arttı, kafasındaki plan hem Octavianus hem de Antonius'u aradan çıkarmaktı. Ama bu ikisi Lepidus ile beraber ikinci Triumvirliği kurunca, Cicero'u devlet düşmanı ilân ettiler. Cicero kaçtı, fakat yakalandı. MÖ 43 yılının 7 Aralık günü başı kesilerek idam edildi. Başı Forum Romanum'daki Rostra'da halka teşhir edildi, elleri ise Senato binasının kapısına çivilendi.
--reklam--
Marcus Tullius Cicero Kitapları - Eserleri
- Dostluk Üzerine
- Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine
- Yasalar Üzerine
- Her Şey Bitmek İçin Başlar
- Yükümlülükler Üzerine
- Dostluk ve Yaşlılık
- Ölüme Övgü
- Kader Üzerine De Fato
- Devlet Üzerine
- Stoacıların Paradoksları
- Tanrıların Doğası
- Ölümü Küçümseme
- Şair Archias Savunması
- Bir Seçim Nasıl Kazanılır?
- Philippicae Söylevleri 1
- Kral Deiotaros Savunması
- L. Catilina Söylevi
- Murena Savunması
- Bir Özgürlük Düşmanına Saldırı
- Cicero'nun Düşünce Dünyası
- Milo Savunması
- Scipio’nun Düşü
- Deiotarus’u Caesar’a Karşı Savunma
- On Living and Dying Well
- Toplu Eserler Tusculum Tartışmaları
- Atticus’a Mektuplar
- Pompeius'un Yetkisi Hakkında
--reklam--
Marcus Tullius Cicero Alıntıları - Sözleri
- Konuşmada bir şey ne doğru ne yanlışsa, onun doğru olmadığı kesindir. Oysa doğru olmayan bir şey niçin yanlış olamasın ya da yanlış olan bir şey niçin doğru olamasın? (Kader Üzerine De Fato)
- —Devlet, ne kralsız olmalı ne de uzun süreli bir kralı olmalı; hiç kimsenin güce alışmasına ve onu teslim etmekte ağırkanlı davranmasına ya da onu sürdürmek için fazla hırslı olmasına izin verilmemelidir.. (Devlet Üzerine)
- No life is too short if virtue is complete. (On Living and Dying Well)
- Doğanın ruhların ölümsüzlüğünü sessiz sedasız bir karara bağlaması fevkalâde önemli bir kanıttır, çünkü herkes ölümden sonra neler olacağından endişe eder, hem de çok endişe eder. (Ölümü Küçümseme)
- ../birçok kişi de kendilerinin olamayacağı türde bir dosta sahip olmak istiyor, dostlarına vermedikleri şeyleri onlardan talep ediyorlar. Oysa olması gereken, önce kişinin kendisinin iyi bir insan olması, sonra kendisine benzeyen başka birini aramasıdır.. (Dostluk Üzerine)
- İnsanın meylettiği büyük kusurlardan tümüyle sıyrılacak kadar arındırılması ve onlardan kökten kurtulması doğal nedenlere değil, isteğe, çalışmaya ve eğitime bağlıdır. Eğer kaderin etkisi ve karakteri kehanet mantığıyla sağlamlaşacaksa bütün bu unsurlar anlamını yitirir. (Kader Üzerine De Fato)
- "Ben bir davacının ne yetkisini, ne akla gelebilecek herhangi bir üstünlüğünü, ne yüksek otoritesini ne de haddinden büyük nüfuzunu duruşmaya taşımasını isterim. Tüm bunlar masumların kurtulması, zayıfların güçlenmesi, felakete uğrayanların yardımına koşulması durumunda etkin olmalıdır, yurttaşların gerçek bir tehlikesinde ve mahvolmaları durumunda ise reddedilmelidir!" (Murena Savunması)
- Gerçekten de kendilerini öğretmen olarak sunan kimselerin yetkinliği çoğunlukla öğrenmek isteyenlere engel oluşturur, çünkü öğrenciler kendi görüşlerini bir kenara koyup yetkin olarak gördükleri kimsenin onayladığı görüşünü benimserler. (Tanrıların Doğası)
- İnsanken tanrılaştığı söylenen diğer kişiler,insanlığın daha ilkel çağlarında yaşamıştı,o dönemlerde insan aklı masal uydurmaya meyilli olmakla birlikte ilkel insanlar hemen inanmaya eğilim gösterirdi. (Devlet Üzerine)
- Kötü insanların mutluluğundan üzüntü duymaktansa,iyi insanların beni özlemesinden daha büyük bir mutluluk duydum. (Devlet Üzerine)
- Ölümü küçümsediğinde, bütün korkularını yenmiş olacaksın. (Ölümü Küçümseme)
- Dahası sabit yıldızlar denilen yıldızlar da aynı aklı ve bilgeliği sergilerler. Bunların birbirleriyle uyumlu ve bir düzen içindeki dönüşleri gündeliktir, doğa felsefesinden habersiz pek çok kişinin söylediği gibi, bunların seyir leri ne esirdeki yörüngelerinden ne de gök kubbedeki sabit konumlarından kaynaklanır; çünkü esirde kendi gücüyle yıldızları kucaklayıp döndürecek bir yapı yok tur, doğrusunu söylemek gerekirse az basınçlı, geçirgen ve çevresine eşit ısı yayan esir yıldızları kendi içinde barındırmaya da pek uygun değildir. Sonuç olarak sa bit yıldızların esirden ayrı ve ondan tamamen bağımsız, kendilerine ait bir küresi vardır.186 Şimdi bu yıldızlar ara sındaki olağanüstü ve inanılmaz uyumun yanı sıra hiç kesintisiz devam ettirdikleri seyirleri bunlardaki tanrısal gücü ve aklı gösterir. Bu yıldızlardaki tanrısal gücü anla yamayan kişi hiçbir şeyi anlayamayacaktır. !>o “Görülüyor ki gökyüzünde şans, rastlantı, yanılgı, de ğişkenlik diye bir şey yoktur; aksine düzen, doğruluk, akıl ve uyum vardır. Söz konusu niteliklerden yoksun, sahte, yanlış ve yanılgılarla dolu her şey yeryüzü ile Ay (ki bütün göksel cisimlerin en sonuncusudur) arasındaki bölgede ve yeryüzünde bulunur. Sonuçta göksel cisimle rin her şeyin tam bir korunmasını ve güvenliğini sağla yan olağanüstü düzeninde ve inanılmaz uyumunda akıl bulunmadığım zanneden kişinin kendisi akıldan yoksun kabul edilmelidir. (Tanrıların Doğası)
- Kitaplarım için her zaman boş zamanım var. _onlarsa asla meşgul değiller... (Yılın 60 ıncı ve son kitabı.) (Devlet Üzerine)
- Ülkenin önde gelenleri nasılsa, ülkenin kendisi de öyledir. (Yasalar Üzerine)
- Erdemin iyinin en üst mertebesi olduğunu düşünenler haklıdır, erdem dostluğu doğurur ve korur, erdem olmadam dostluk kurulması imkansızdır. (Dostluk Üzerine)
- Yalnızca, insan gücünü yönetmesini bilmeli, ancak gücünün yettiği kadarına el atmalı: işte böyle olursa, insan, eski gücüm kalmadı diye yazıklanmaz. (Dostluk ve Yaşlılık)
- “Ey Titus, ne olacak ödülüm, Yardım etsem, dindirsem İçine yerleşerek, kalbinde dönüp duran kaygıyı.” (Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine)
- "İnsan için elbette hiçbir şey bilgelikten daha değerli değildir, yaşlılık her şeyi alıp götürürken bilgeliği getirir..." (Ölümü Küçümseme)
- "Ruhun nasıl bir bedende bulunduğu fevkalâde önemlidir; çünkü zihni keskinleştiren de, körelten de pek çok şey bedenden kaynaklanır." (Ölümü Küçümseme)
- Arkhytas, "Zevke son derecede kapılmış bir insan düşünün" diyormuş. Onun düşüncesine göre, kimse kuşku duymaz ki böyle bir insan, bu zevkin etkisi altında kaldığı sürece her türlü düşünceden, her türlü uslamlamadan uzak olur, hiçbir şeye kafa yormaz. Onun için maddi zevkten daha tiksinilecek, daha zararlı bir şey yoktur. Çünkü bir de yeğin ve sürekli olursa, ruhun bütün ışığını söndürür. (Dostluk ve Yaşlılık)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin