Kaderin Kızı - Isabel Allende Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Kaderin Kızı kimin eseri? Kaderin Kızı kitabının yazarı kimdir? Kaderin Kızı konusu ve anafikri nedir? Kaderin Kızı kitabı ne anlatıyor? Kaderin Kızı PDF indirme linki var mı? Kaderin Kızı kitabının yazarı Isabel Allende kimdir? İşte Kaderin Kızı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Isabel Allende

Çevirmen: İnci Kut

Orijinal Adı: Hija de la Fortuna

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789758440504

Sayfa Sayısı: 472

Kaderin Kızı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Rose, sevdiği adamın evli olduğunu öğrenmiş, ağabeyleriyle Şili’ye giderek yeni bir yaşama başlamıştır. Bir gün kapısına bir bebek bırakılır. Rose, Eliza adını verdiği bebeği evlat edinir. Yıllar hızla geçer. Büyüyüp genç kız olduğunda Eliza da tıpkı Rose gibi aşk acısını tadar. Büyük bir tutkuyla bağlandığı sevgilisi onu bırakarak Ca­lifornia’ya altın aramaya gitmiştir. Dünyanın dört bir yanından, geçmişlerini geride bırakarak yeni bir yaşam aramaya gelen bu insanların pek azı, yeni bir ülkenin oluşumunda yer alırken çoğu da eriyip yok olacaktır. “Altına hü­cum”un yaşandığı, serüven düşkünlerinin altın bulmaya çalıştığı vahşi Amerika, olağanüstü çizgilerle, renklerle gözümüzde canlanır.

Isabel Allende, aşkı derinlemesine çizerken Eliza’nın kişiliğinde, yalnızlığın, arayışın erişilmez boyutlarını da gözler önüne serer; aşk, şiddet, dostluk, umut, umutsuzluk gibi insanı insan yapan temel duyguları, romanın kahramanlarıyla birlikte bizlere de yaşatır.

Kaderin Kızı Alıntıları - Sözleri

  • Önemli olan insanın bu dünyada ne yaptığı, yoksa dünyaya nasıl geldiği değil.
  • Bilge kişi, hiçbir şey istemez, yargılamaz, plan yapmaz, aklını açık, yüreğini huzurlu tutar.
  • "Ne kadar çok öğrenirsen, ne kadar az şey bildiğini o kadar çabuk anlarsın."
  • "Ne kadar çok öğrenirsen, ne kadar az şey bildiğini o kadar çabuk anlarsın."
  • "Çok bilen kişinin insanlığa karşı daha çok görevleri vardır."
  • Çok bilen kişinin insanlığa karşı daha çok görevleri vardır.
  • Bir erkeğin özgürlüğüne sahip olabilmek için ömrümün yarısını seve seve verirdim .
  • Çocukluğunda parlak bir kişi olman, büyüyünce bir işe yarayacağını anlamına gelmez.
  • Çocukluğunda parlak bir kişi olman, büyüyünce bir işe yarayacağını anlamına gelmez.

Kaderin Kızı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Şöyle başlayalım, Allende harika bir anlatıcı ve benim için Latin Edebiyatın kraliçesidir. Kurgunun bir matematiği varsa; bunu en akılcı, çarpıcı ve dakik yolla çözümlüyor, bir olay, kişi ya da durum etrafında başlayan hikaye belli bir örüntüyle genişlemeye başlıyor; eklenen her yeni halkayla, görünürde olan her bir karaktere ayrı ayrı ışık tutmayı da ihmal etmiyor. Anlatı genişliyor, genişliyor ve sonunda taa taaam! Büyük resim karşınızda. Kaderin Kızı’ında Eliza’nın hikayesi, doğar doğmaz içine koyulduğu sepetin Şili’de yaşan İngiliz asıllı Sommers kardeşlerin kapısına bırakılmasıyla başlıyor. Rose Sommers’in kendi kızı gibi sahiplenip büyüttüğü Eliza yıllar sonra sevdiği adamın peşinden denizler aşarak aynı zamanda içsel bir yolculuğa da çıkıyor. Allende kitaplarında hep güçlü kadınlara yer veriyor. Değişmekten, dönüşmekten ve harekete geçmekten korkmayan kadınlar, Eliza da bunlardan biri. Arka planda da bir California hikayesi var. 1840’lı yıllarda altının alelade bakir bir toprağın altında bulunmayı beklediği, henüz sahipsiz oluşu ve bunun getirdiği kuralsızlık ve tehlikelerle dolu bir arayış, onu bulup zengin olma arzusundaki Şilililer, Avrupalılar ve hatta Çinliler… Buharlı gemilere geçiş, deniz yolculukları, tüm bu süre içinde kadının kendi yerini bulma ya da kendi iyiliği için görünmez olma çabası… Her bir karakteri, farklı kültürleri, inançları ve var olma çabaları o kadar güzel ve dengeli ki, başta söylediğim gibi Allende harika bir anlatıcı. Yine çok sevdim. (Nazlıcan Apaydın)

Başlangıçta kimin eli kimin cebinde kim kimin nesi anlamaya çalışırken zorlandım. Çinli kardeşim Tao işin içine girince kitabın rengi değişti. Eliza ablamızın çılgın cesaretine hayret etmedim diyemem. 1850'lerin dünyasında yasak aşk, aile baskısı, sırlar , altın ve umut dünyası ekseninde güzel bir romandı. (Oktay)

Ruhlar evi üçlemesinin ikinci kitabı "Kaderin Kızı'nı" okudum. Sonradan öğrendim ki kronolojik sıraya göre bu okuduğum ilk kitabı, artık son kitap ama aslında ikinci kitap olan "Sararmış Bir Fotoğraf'ı" okuyunca kimin kiminle bağlantısı var öğreneceğim inşallah :) . 1843-1853 yılları arasındaki dönem ve 1940'li yıllardaki altın madenlerinin keşfedildiği ve zengin olmak için maceraya atılan Şilililerin, Meksikalıların, Çinlilerin serüven dolu yılları. Kitabın baş kahramanı Eliza, bebekken Sommers kardeşlerin kapısına bırakılır. Kızkardeşlerden Rose kötü sonuçlanan bir aşk macerasını yeni atlatmıştır ve bebeği kendi bebeği gibi sahiplenir, ona bakar, büyütür. Kadere bakın ki kendi yaşadığı aşk acısını Eliza 'da yaşar ve fakat Rose'den farklı olarak Eliza altın aramaya California'ya giden aşkının peşinden bir maceraya atılır. Uzun, zorlu bir gemi yolculuğu onu bekler ve Tao Chen olmasaydı bu yolculuktan sağ çıkabilir miydi bilinmez... . Ben bu yılları okurken çok heyecanlanıyorum. Kitabi okurken inanın hayalimde harika bir film çektim macera, aşk, kadının kendine zorla yer ve kimlik bulmaya çalıştığı bu üçlemeyi mutlaka öneririm ama benim gibi tersten başlamayın. Sıra şöyle 1- Kaderin Kızı 2- Sararmış Bir Fotoğraf 3- Ruhlar Evi...Siz bu sıraya göre okuyun:) (Göknur)

Kaderin Kızı PDF indirme linki var mı?

Isabel Allende - Kaderin Kızı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kaderin Kızı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Isabel Allende Kimdir?

Isabel Allende, 1942 yılında Peru'nun başkenti Lima'da doğdu. Ancak birkaç yıl sonra ailesi Şili'ye göç etti. Isabel Allende, amcası, Şili Devlet Başkanı Salvador Allende'nin 1973'te öldürülmesinden iki yıl sonra kocası ve çocuklarıyla birlikte Venezuella'ya sığınmak zorunda kaldı. 17 yaşında gazeteciliğe başlayan Allende, bir süre sonra San Francisco'ya yerleşti, ABD'nin önde gelen üniversitelerinde edebiyat dersleri verdi. 1982'de yayınlanan ilk romanı Ruhlar Evi'ni, 1984'te Aşktan ve Gölgeden, 1985'te Eva Luna adlı romanları, 1989'da Eva Luna Anlatıyor adlı öykü kitabı izledi. Sonsuz Düzen adlı romanı 1991'de, Paula 1994'te, Kaderin Kızı 1999'da, Sararmış Bir Fotoğraf 2000'de, Yüreğimdeki Ülkem 2003'te yayınlandı. Allende 2002-2004 yılları arasında Canavarlar Kenti, Altın Ejder Kenti ve Pigmeler Ormanı adlı romanlardan oluşan gençlik üçlemesini kaleme aldı. Türkiye'de tüm yapıtları Can Yayınları arasında yer alan Allende, hemen tüm öykü ve romanlarında gerçekçi bir anlatım ve siyasal bir yaklaşım ile büyülü gerçekçiliğin gerçeküstücü geleneğini ustaca kaynaştırdı.

Isabel Allende Kitapları - Eserleri

  • Ruhlar Evi
  • Aşktan ve Gölgeden
  • Japon Sevgili
  • Zorro
  • Kış Ortasında
  • Kaderin Kızı
  • Eva Luna
  • Paula
  • Sararmış Bir Fotoğraf
  • Canavarlar Kenti
  • Yüreğimdeki Ülkem
  • Maya'nın Günlüğü
  • Pigmeler Ormanı
  • Eva Luna Anlatıyor
  • Denizin Altındaki Ada
  • Canım Sevgilim Inés
  • Altın Ejder Krallığı
  • Günlerin Getirdiği
  • Cinayet Oyunu
  • Aphrodite
  • Tüm Unutulmuşlar Adına
  • Sonsuz Düzen
  • Porselen Peri
  • Eva Luna
  • Denizin Uzun Taçyaprağı

Isabel Allende Alıntıları - Sözleri

  • “Tüm duyumlar gibi ağrı da ruhun içine girmeye yarayan bir kapıdır,” demişti ona. “Ne hissettiğini ve neyi hissetmek istemediğini sor kendine. Dikkatini bedenine ver. Buna odaklanırsan, ağrının değiştiğini ve içinde bir şeyin açıldığını göreceksin ama aklının sana rahat vermeyeceği konusunda uyarmalıyım seni, düşüncelerle, hayallerle, anılarla senin dikkatini dağıtmaya çalışacaktır; çünkü o nevrozun içerisinde kendi rahatı yerindedir ...” (Cinayet Oyunu)
  • Savaş gerçekleşmesi mümkün bir geleceği tasarlamakdan kurtarmıştı onu. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
  • Kader değişebilir,ama karmayı arındırabilmek için bütün hayatı değiştirmek gerekiyor,hatta belki bu bile yetmiyor. (Günlerin Getirdiği)
  • İnsanın aklında kalan ve hiç unutulmayan şey şiirdir. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
  • ... otorite karşısında yerlerde sürünen ama eline birazcık fırsat geçti mi acımasızlıkta üstüne olmayan ödleklerden biriymiş. (Cinayet Oyunu)
  • "Kadın o sevimsiz ve kuru sözcükleri ayırdı,o pek çiçekli olanları da seçip attı, çok kullanılmaktan eskiyenlerden de kaçındı, o olası olmayan vaatler sunanları ,gerçeklik taşımayıp, karmaşık olanları bir kenara itti, sonunda erkeklerin düşüncelerine kesinlikle dokunacak ,kadınların heveslerini uyacak sözcükler kullandı " (Eva Luna Anlatıyor)
  • "İnsanlar ancak unutulduklarında ölürler. Beni hatırlayabildiğin sürece hep seninle olacağım." (Eva Luna)
  • "Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir " (Japon Sevgili)
  • "Aşk insanların aklını bulandırmak ister .. ama önüne geçilmez değildir ." (Zorro)
  • “Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir” (Japon Sevgili)
  • "Hüzün..." Terapistin söylediği gibi Willie'nin de benim de hayatımızda hüzün vardı, ama bu, insanı felce uğratan bir duygu değil, gerçekleri renklendiren kayıpların ve zorlukların bilinciydi. (Günlerin Getirdiği)
  • Öyküler çeşit çeşittir. Kimi daha anlatılırken doğar, on­ların malzemesi dildir; birisi onu sözcüklere dökmeden önce bu sadece yaşanmış bir heyecandır, zihnin bir kaprisidir, bir görüntüdür ya da dokunulmazlığı olan bir anıdır. Kimileri ise, anlamını yitireceği korkusunu taşımadan sonsuza dek yi­nelenebilecek türden, elmalar gibi bütünlük taşıyan öyküler­dir. Gerçek dünyadan alınıp sonra üzerinde hayal gücüyle ça­lışılanı da vardır, bir anlık bir esinle doğan ve anlatıldıktan sonra gerçeklik kazananı da. Ve gizli öyküler vardır, hani belleğin karanlık köşelerinde saklı kalmış olanlar, bunlar can­lı organizmalar gibi kökler, antenter salarlar, şişler, yumru­lar üretirler, asalaklarla kaplanırlar ve zamanla biter karaba­sana dönüşürler. Kimi zaman şeytanları kovmak için bunları masal gibi anlatmak gerekir. (Eva Luna Anlatıyor)
  • Eskiden iki-üç kişi bir araya geldi mi en önemli konu politikaydı; bir odanın içinde iki Şilili varsa, mutlaka üç tane de siyasi parti olurdu. (Yüreğimdeki Ülkem)
  • Buralarda gölgeler güneş batmadan çok önceden inmeye başlar, manzara ıssız, hoş bir hal alır, yankı onların düşüncelerini devleşmiş biçimiyle uzak bir kartalın çığlığı olarak yansıtırdı. (Aşktan ve Gölgeden)
  • "Çok bilen kişinin insanlığa karşı daha çok görevleri vardır." (Kaderin Kızı)
  • Tanrı nin gözünde eşit değildik, çünkü sosyal sınıfları ve insanlar arasındaki farklılıkları bizzat O yaratmıştı. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
  • Kimi zaman acıyı engelleyemeyiz, ama kendi tepkimizi denetleyebiliriz. (Günlerin Getirdiği)
  • Onursuz bir hayat yaşanmaya değmez. (Maya'nın Günlüğü)
  • Bizde bir erkek, içinde yemek yediği tabağı yıkadı mı karısına ya da annesine 'yardım etmekte olduğunu' sanır ve bu yüzden takdir edilmeyi bekler. (Yüreğimdeki Ülkem)
  • Bilge kişi alçakgönüllüdür , çünkü ne kadar az şey bildiğini bilir, (Sararmış Bir Fotoğraf)