Kitap Künyesi
Yazar: Sibel Eraslan
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786051144214
Sayfa Sayısı: 216
Kadın Sultanlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Onlar, bir rüyadan devlet çıkaran milletin, bir devleti rüya ile ayakta tutmaya çalışan anneleriydiler...
Asırlarca yedi iklime, adaleti, barışı, insana saygıyı ve onuru, refahı ve dayanışmayı götüren, Osmanlı'yı bir medeniyet mührü kılan ruh, onların tezgâhında dokundu.
Çoğu kez tarihin solgun, eskimiş ve öne çıkarılmayan sayfalarında kaldılar, öne çıkanların ise kadınlık, eş ve annelik hisleri ya yadsındı ya da başka türlü yorumlandı... Güzelliklerinin ötesinde, pek çok meziyetlere sahip, cihana hükmeden devletli padişahlara eş olan, anne olan Sultanlar, Hasekiler kendi hikâyelerini anlatmak için geliyorlar Sibel Eraslan'ın yazı masasına bu defa. Osmanlı Devleti'nin kuruluş, yükseliş, duraklama ve çöküş dönemlerinden seçilmiş padişah eşlerinin, kızlarının gerçek hikâyeleri, yaşadıkları dönemlerin kayda değer olayları çerçevesinde dile geliyor.
Kadın Sultanlar Alıntıları - Sözleri
- Derler ki Ademoğlunun vücudu vakti zamanında hangi topraktan karılmışsa, cihanı dolaşıp da gelip varacağı, ikamet eyleyip de son nefesini vereceği yer de aynı zemine isabet edermiş...
- "Bir mıh, bir nalı; bir nal, bir atı; bir at bir neferi; bir nefer, bir orduyu düşürür. Ordunun tökezlemesi ise devleti çökertir ve insanlarin olduğu gibi, devletlerin de bir kaderi vardir. "
- Sağ işaret parmaklarında taşıdıkları "Saltanat Mührü" neden çok, gözlerindeki sürmenin hesabını vermeye okadar çok alışmışlar ki... Oba'dan Saray'a yürüyen devletli talihleri, onları asırlar sonra gemilerle gelip ayak basacakları diyar arayan bir yurtsuz dönüştürdüğünde bile anlatacak çok şeyleri vardı...
- Onlar, bir rüyadan devlet çıkaran milletin, bir devleti rüya ile ayakta tutmaya çalışan anneleriydiler.
- Asırlarca yedi iklime, adaleti, barışı, insana saygıyı ve onuru, refahı ve dayanışmayı götüren, Osmanlıyı bir medeniyet mührü kılan ruh, onların tezgâhında dokundu. Çoğu kez tarihin solgun, eskimiş ve öne çıkarılmayan sayfalarında kaldılar, öne çıkanların ise kadınlık, eş ve annelik hisleri ya yadsındı ya da başka türlü yorumlandı…
- Yazgının ağırlığı, yaratıldığı ilk günden bu yana Kalem’in belini bükmüştür…Tarih biraz eğriliğe yatkın ise sebebi Kalem’in hallerinden…
- Talihiniz uçmak ve göçmek üzere yazıldıysa, konabileceğinizi sandığınız bütün dallar kırıktır biraz...
- Bir erkeğim adımını, bir kadının endamını ve en az on bir kuşun kumda atacağı adımları bilmelidir sanatçı
- Son dönemde revaçta olan yerli oryantalist bakış, bizi Osmanlı tarihine yakınlaştıracağı yerde, inşa ettiği merkezkaç kuvvet eşliğinde yeni bir mesafenin oluşmasına sebep oluyor. Oluşan bu mesafeden en fazla yaralanansa yine kadın kimliği... Fitne ve fesat sebebi, şer yönetimlerin kaynağı, adaletsizliklerin merkezi, dişiliğiyle devlet ve siyaset işlerine karışan şu meşhur kimlik... “cariye, odalık, Türk lokumu” gibi indirgemeci ezber üzerinden bizlere dayatılan resim galerisi... Tüm bunlar asap bozucu olmanın yanı sıra bugüne ve şimdiye dair varoluş performansımızı da emip yok etmeye azmediyor...
- Tarih biraz eğriliğe yatkın ise sebebi Kalem’in hallerinden...
- Hayme Ana... Ağaç kokusu... Anne ağaç... Hilkatin buğusu... Yaradılışın sırrı... Çınar kokusu...
- Her kim ki bu dünyada kendini yaksa, ahirette ferahtadır.
- Bolluk ve bereket Şam diyarında, sevgi ve merhamet ise Rum diyarındadır!...
- Peygamberlerinin dilini konuşan bir ziyaretçiyi adeta başlarının üstünde taşırlardı.
- Maya her şeyin başıdır ama yetmez, kıvam da gerek... ne çok sıcak olacak süt ne de soğuk... ılıkla sıcak arası vaktini fark edemezsen sütün, yoğurdu tutturamazsın. Hayat da böyledir ya, vakitlere ayrılmıştır; kısım kısımdır, kıvamı vardır!
Kadın Sultanlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın ismine baktığım zaman, Osmanlıya damgasını vuran kadın sultanların hayatlarını okuyacağımı sanmıştım. Oysa burda kimin annesi veya eşi olduğu, dönem padişahının neler yaptığının yanı sıra kısacık bir şekilde kadın sultana yönelik de birkaç cümle verilmiş. Yetersiz buldum haliyle, adıyla ilgisi çok az olmuş. Ama olayların aktarılış dili ve anlatım tarzı iyiydi. Yine de okunabilir. (Ellyf)
#kitapyorum #tavsiyekitap #okudumbitti #osmanlısarayındakadınsultanlar #sibelerarslan #seliskitapları Hep padişahları okuruz, belkide bildiğimizde bi kaç kadın sultan vardır. Sibel erarslan bu kitabında hanedanda yetişmiş evlenmiş ilginç kadın sultanlardan bahsediyor. Osmanlı kadınlarıyla ilgili ilk defa bu tarz bir kitap okudum ve ilgimi çeken noktalar ; türk kökenli kadın sultan yok gibi, bir çoğu devşirme olan kadınlar, genelde asıl kimliklerimi unutturup, isimleride değiştirilip osmanlı terbiyesinde yetişip tam bir sultan olacak şekilde padişaha hazırlanmışlar. Genel olarak valide sultanların seçtiği kadınlar öne çıkıp padişaha eş olmuş. Kah kadın sultanların hayatlarındaki debdebeyi, kah yüreklerindeki yangını anlatmış kitap. Kimi bir evlat uğruna yakarken yüreğini, kimiside padişah hanımlarının emtrikalarına kurban gitmiş. Kadın sultanları merak ediyorsanız.. Tavsiye olunur.. (Merve cndk)
Sonlarında duygularımın esiri ciğerlerim nefes alırken dahi huysuzdu. Zihnim reva görmüyordu bu hanımlara atılan ithamlara. Hepsi en başında bir hanım, bir anne idi. Kimse onların hanımlığı ile neler yaptırdığını, halkı nece sevdiğini, kimsesizleri koruyup kolladığını anlatmadı. Her biri hanımdı. İlmi fenni bilen hanımlardı. Şairi de vardı bestekarı da. Bizim sığ yaşantılarımız arasında birer parlak mücevher niteliğindeki bu hanımları hem delilleriyle hem örnekleriyle, tablolarıyla, açıklamasıyla çok güzel anlatmış yazar. Zaten kendisinin sahabe hanımları anlattığı kitapları da çok sevmiştim. Bir hukuk hanımının hem kadınlığı hem devleti anlatması çok hoştu. Dilinin akıcılığını sevdiğim bir yazardan icraatlerine, anneliklerine saygı duyduğum hanımları dinlemek çok güzeldi. Sanki karşılıklı sohbet edermişcesine o anlattı da ben dinledim. (Nur)
Kitabın Yazarı Sibel Eraslan Kimdir?
Sibel Eraslan (d. 1967, İstanbul) Türk gazeteci, yazar.rnrn1967’de İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Üsküdar Kız Lisesi’ni (1985), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1989).rnrnİnsan hakları, kadınların eğitimi, istihdamı ve haklarıyla ilgili inisiyatiflerde görev aldı.rnrnTeklif ve İmza dergilerinde yazdı. Bir dönem Vakit gazetesinde de köşe yazıları yazan yazar, 18 Şubat 2011 tarihinden itibaren Star Gazetesiinde yazmaya başlamıştır. Öyküleri Dergah, Mostar ve Hece dergilerinde yer aldı.
Sibel Eraslan Kitapları - Eserleri
- Canfeda
- Çöl / Deniz
- Siret-i Meryem
- Nil'in Melikesi
- Saklı Kitap
- Hz. Aişe
- Balık ve Tango
- Şile
- Kadın Sultanlar
- Parçası Benden
- Fil Yazıları
- Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer
- Hz. Fatıma
- Babam İçin Beyaz Bir Kuğu
- 4 Defter - Rumeli Rüzgarı
- Parçası Benden
- Ayrılık Üzüntülerin Annesidir
Sibel Eraslan Alıntıları - Sözleri
- "İnsan bilmediğinin cahilidir efendimiz." (Canfeda)
- “ Sevgi, selamın yaygınlaşmasıyla olur ” (Hz. Aişe)
- Halbuki arkadaşlık kadar cennete benzeyen çok az kelime vardır dilimizde... (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
- İnsan, yüzünü hiç görmeden de sevebilir bazı şehirleri. (4 Defter - Rumeli Rüzgarı)
- ... beğenilmemenin acı burkuntusu... (Parçası Benden)
- " Anne kalbi her şeyi işitir,hatta söylenmeyip dile gelmemişleri bile,hiç merak etme...Sevmek,bilmekten evveldir." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
- Bilgilendirme artık politik bir propaganda aracına dönüşmüş durumda. Zihinler, küresel olarak pompalanan sanal bilgilendirmelerle bir çeşit sürüklenme ağı içinde. (Hz. Fatıma)
- Merakını merak ediyorum... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
- Gurbette gariplik vardır, garip olansa zaten Allaha yakındır. (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
- Bilmiyorum, tecrübe etmişliğim yok ama çocuk, sanırım böylesi bir şey, ağırlıkları silen, yerçekimini altüst eden bir hesap edilmezlik var çocuklukta... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
- Adliyeler hep böyle soğuk mu olmak zorunda? (Fil Yazıları)
- Hatice’nin kalbi Resul’ün eviydi. Hatice’nin kalbi onun için giysiydi, libastı. . . Sığınaktı Hatice sevgilisi’ne, onun güvenli limanıydı. (Çöl / Deniz)
- Terk edildikten sonra da devam ediyorsa, o sevdadır ancak. Herkes gittikten sonranın hikayesidir, benim hikayem. İşte bakın! Arkadaşlarımdır şu savrulan yapraklar. Kopmuş yerinden, dalından ayrı düşmüş... Düşen yapraklar kadar yurtsuz bir kızıyım yeryüzünün. (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)
- Kendisini sevdası uğruna iptal etmeyen göz, boşa aşığım deyip durmasın. Sevda perdedir. Körlük sanırsın, oysa görüştür. Görüş açıklığı için,diğer şeylere körlük gerektirir aşkın yolu. (Siret-i Meryem)
- "Sabır sadece zorluklara tahammül etmek değildir. Sabır gücümüz yettiği halde zalim olmamaktır." (Çöl / Deniz)
- “ Allahın rahmeti gazabından çoktur... Biz müminler de merhamet sahibi olmalıyız... Bizim öfkemiz de, gazabımız da haddi aşamaz aşmamalıdır. Derdi Efendi İbrahim’in eşi hanımım Sare… (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)
- Yüzlerce uzun boylu robocop arasında uçuşan bir kül yığını gibi süzülerek ilerliyordum. Kütlem yok, biliyorum... (Parçası Benden)
- Sevdiklerinden vermedikçe hakiki iyilik mertebesine asla ulaşamayacaklarını bildiren vahye tabi kıldılar iradelerini.. (Canfeda)
- Melike'yi götürdüler... Kütükler çakılmış kızgın kumsala bağladılar... "Bu sağ elimdir" dedi, sağ bileğinden bağlanırken, "bu hep elinden tutmak istediğim, ama yüzünü bile hatırlayamadığım anneme uzanan elimdir, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol elimdir" dedi, sol bileğinden bağlanırken, "bu elimle yazı yazamadım hiç, şayet yazsaydım; Allah yazardım, feda olsun Allah'a..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sağ ayağımdır" dedi, sağ ayak bileğinden bağlanırken, "evladım Musa'ya her yönelişimde onun üzerine bastım, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol ayağımdır" dedi, sol ayak bileğinden bağlanırken, "dünyayı sevemedim, sığacak bir ev bulamadım, lakin dünyalar Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... ... O gün, onun eve dönüş günüydü... (Nil'in Melikesi)
- "Hz. Aişe de " evlerinden çıkmasınlar" ayetini her işittiğinde ağlarmış ya.. Bir kere evinden çıkmaya görsün kadın kısmı. Gerisi tufan. Gerisi Cemel. Gerisi, "bahar eriyor gitgide, bir iki günlük ömrü var artık, mevsimler de dört değil şimdilerde, ikiye indi, yaz ve kıştan başka bir şey kalmadı elimizde..." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin