Kitap Künyesi
Yazar: James Joyce
Çevirmen: Merve Tokmakçıoğlu
Orijinal Adı: Stephen Hero
Yayın Evi: Aylak Adam Yayınları
İSBN: 9786059691925
Sayfa Sayısı: 250
--reklam--
Kahraman Stephen Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
James Joyce'un Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi'nin ilk taslağı olarak kaleme aldığı Kahraman Stephen ilk defa Türkçede! Yirmi farklı yayıncı tarafından "müstehcenlik" gerekçesiyle reddedildikten sonra yazarın bir buhran ânında ateşe attığı ve eşi tarafından azımsanmayacak bir bölümü kurtarılan roman ilk olarak 1944 yılında Joyce'un ölümünden sonra yayımlanır. Stephen Daedalus'un Dublin'deki okul yıllarının ve sanatçı olma yolunda katlanmak zorunda kaldığı ailevi, toplumsal ve siyasal baskıların bir dökümünü yapan Kahraman Stephen, Joyce'un en özyaşamöyküsel metnidir. Okurun karşısına Portre'de de çıkan kilise, aile ve devlet karşıtlığı, Kahraman Stephen'da daha samimi, kişisel ve hercai bir üsluba bürünür. Yazarın, Dublinliler'den Finneganın Vahı'na giden yolculuğundaki baba-oğul ilişkisinin nasıl takıntılı bir hal aldığının ipuçlarını da ortaya koyan Kahraman Stephen, hem Joyce okurları hem de konunun uzmanları ve akademisyenler için eşsiz bir kaynak...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kahraman Stephen Alıntıları - Sözleri
- – Ama evlendiğinizden beri hiçbiriniz bir kitap bile satın almadınız!
- Sonra, kendi kendime lanet ederken seni gördüm.
- Bir çoğu için gelecek nesillerin önemi, gelecek neslin olmamasıdır..
- Aptallaşana kadar korkutulmayı reddediyorum.
- – Sanırım birbirimizi zaten tanıyoruz.
- – Memurlıkları batsın! Hükümete bağlılık yemini etmişler, maaşları hükümetten geliyor.
- (...) içindeki ısrarcı şeytanın alay etme isteklerine ağır prangalar vurmak zorunda kaldı.
- – Günah işlemekten kaçınmam korkudan değil. – Neden o zaman? – Günah işlemem için bir sebep görmüyorum.
- — Ne yapıyordun? — Düşünüyordum. — Düşünüyordun? Bu kadar mı? — Biraz da yazı yazıyordum. — Peki, anlıyorum. Aslında zamanını boşa harcıyordun. — Düşünmeyi zaman kaybı olarak görmüyorum.
- İsa çok basit kurallar verir. Haşin olan Kilise'dir.
- Sanat hayattan kaçma yöntemi değil. Tam tersi; sanat hayatın ta kendisinin bir ifadesidir.
- “Shakespeare,” dedi, “insan doğasının en derinlerini dile getirir: onun tiyatro oyunları çeşitli tutkuların etkisindeki erkek ve kadınların ve bu tutkuların ahlaki sonuçlarını bize gösterir. Biz de bu insana ait tutkuların çatışmasına görürüz, böylece kendi tutkularımızdan arınırız.Shakespeare’in trajedilerinin belli bir ahlaki gücü vardır, Othello da trajedilerin en iyilerinden biridir.”
- (...) zihni onu dizginlerinden tutmak için çok çaba sarf ediyordu.
- Cümleler ona gelerek açıklanmayı bekliyorlardı.
- – Yalnızlık, sanatsal tavrın birinci ilkesidir.
--reklam--
Kahraman Stephen İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Portreden Önce...: Maraton koşusu adını veriyorum artık James Joyce ile olan okuma serüvenime. Bu koşuda ilerlediğim anda durarak geriye baktım ve kitap/sanatcinin-bir-genc-adam-olarak-portresi--6156 öncesi basılması reddedilen kitap/kahraman-stephen--75732 ı tanıyayım istedim. Portre ile aynı karakterler aynı konu olabilir. Sadece başka bir Joyce anlatımı var. Kitabı yanmaktan son anda kurtaran, Joyce'nin kıymetli eşi Nora ; bazı bölümleri kurtaramadığı için eksik olan, bu sebeple yer yer kopukluklar ile karşılaştığım bu eserdeki farkı şöyle anlatayım: Hazır tatil dönemi ya nasıl olsa şöyle düşünelim: Deniz kenarında tatildesiniz. İki araç var denizde. Birisi sandal, sadece küreği olan. Diğeri ise tekne, elektronik mekanik türlü türlü aksesuarı olan. İşte kitap/kahraman-stephen--75732 o sandal, kitap/sanatcinin-bir-genc-adam-olarak-portresi--6156 da tekne... Bu eser dil bakımından daha sade ve düz. Portre ise betimleme açısından daha yoğun. Kurguda da biraz değişiklik var. Ama fikir aynı, karakterler aynı... Gelelim içeriğe: Tutucu bir aile Dedaluslar. Stephan; bu aileden sıyrılmış bambaşka bir bakış açısıyla, kendini sanata adamış, baskıcı- otoriter aileye karşı çıkmış, özgür düşünceye yönelerek aykırı davranışlara sahip( topluma nazaran) birisi. Joyce bize gözlemci bir yazıyla yazıyorum diyip, sanki karakterleri bir lazer ışını ile tarayarak, iç dünyalarını bize aktarmış. Bu konuda zaten üstat kendisi. Basılmasına karşı olunma sebebi ise yine müstehcen olarak görülmesi. Ulysses gibi kiliseye baya giydirmiş bu kitapta da. Katı kuralları olan toplum o zamanlarda kendine göre haklı kabul etmemekte eseri. Tabiki ben ise Nora'ya minnettarım. Bu eseri bize kazandırdığı için... Düzenleme: 01.03.2019 Bu eseri yakmaktan kurtaran eşi Nora değildir. Nora ile tartışma sonucu sinirlenip kitabı yakan Joyce'un bunu başarmasına engel olan kız kardeşi Eva'dır. Kaynak: kitap/james-joyce-hayati-ve-eserleri--27259 (Esther. Sema)
Joyse' un ilk romanı. Yayınevleri tarafından kabul görmemiş ve basılmamış zamanında.. Diğer kitaplarına hayat veren karakterler bu ilk romanda oluşmuş. (Necla Engin)
Kahraman Stephen: 'Bir rivayete göre Kahraman Stephen adlı eseri için yayınevlerini gezen ama hep geri çevrilen James Joyce sonunda bu eserini yakmaya karar verir. 383 tane sayfası yanar. Geri kalanlar ise roman haline getirilir. Ancak yayınevleri tarafından yine defalarca red alan bu eser rafa kaldırılır. ' Çevirmenin yazdığı bu önsöz bile kitabı okumamız için yeterli. Birden fazla başarısızlıkla karşılaşan bu kitap sonradan nasıl basıldı? Bir öykü bu kadar mı etkili? Bunların hepsinin cevabı kitapta saklı olabilir. O bakımdan herkesın okuması dileğiyle.. (Zübeyde Burçin Gürbey)
--reklam--
Kahraman Stephen PDF indirme linki var mı?
--reklam--
James Joyce - Kahraman Stephen kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kahraman Stephen PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı James Joyce Kimdir?
James Augustine Aloysius Joyce (1882 - 1941) İrlandalı yazar.
Katolik bir ailedendi. Dublin Üniversitesinde çağdaş dilleri öğrendi (1902). Özellikle karşılaştırmalı dil bilgisiyle ilgilenerek sağlam bir kültüre sahip oldu. Tıp öğrenimi için Paris'e gitti, bir yıl sonra Dublin'e döndü. Bir müddet ders verdi. 1904'te tekrar Avrupa'ya geçti. Bir süre Paris'te kaldıktan sonra İtalya'nın Trieste şehrine yerleşti (1906). Trieste'de İngilizce dersleri vererek geçimini sağladı. 1907'de şiirleri yayınlandı: Chamber Music (Oda müziği). 1914'da hikayelerini topladığı Dublinliler'i Londra'da çıkardı. Asıl ününü romanlarıyla sağladı. Şair Ezra Paund'un yardımıyla ilk romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, The Egoist dergisinde tefrika edildi, 1916'da da kitaplaştırıldı. Ulysses'i de tefrika edilmeye başladıktan sonra 1922'de tamamladı. Joyce'un bu eseri dizgi yanlışlarıyla doluydu. Aslına uygun yeni baskısı ancak 1984'te yapıldı.
Hemen bütün eserlerinde doğup büyüdüğü Dublin'i merkez alır. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'inde kendi hayatını konu edinen yazar, altmış kadar dilden aldığı unsurları birleştirerek yazdığı son romanı Finnegan Akşamları'nda (1939) aile fertlerinin bir gecede gördükleri rüyaları anlatır. Joyce, zor anlaşılan bir yazar olarak bilinir.
--reklam--
James Joyce Kitapları - Eserleri
- Ulysses
- Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi
- Ölüler
- Kedi ile Şeytan
- Eleştiri ve Deneme Yazıları
- Oda Müziği
- Dublinliler
- Gözünü Kapat ve Gör
- Sanatçının Mektupları
- Bırak Seni Seveyim
- Giacomo Joyce
- Finnegan Uyanması
- Sürgünler
- Kahraman Stephen
- Bir Küçük Bulut
- Nora'ya Mektuplar
- Finneganın Vahı 1
- Finneganın Vahı 2
- Epiphanies / Anıklıklar
- Kardeşler
- Araby
- Clay
--reklam--
James Joyce Alıntıları - Sözleri
- Melankolinin mizacı içindeki en baskın nota olduğunu düşündü ama bu melankoli, inanç, vazgeçiş ve basit zevkin nüksetmesiyle şekillenen bir melankoliydi. (Dublinliler)
- Gözlerim çok zaman yaşla doluyor (neden bilmiyordum) ve zaman zaman yüreğimden bir sel göğsüme taşıyordu. Gelecek üstüne pek düşünmüyordum. Onunla konuşup konuşmayacağımı, konuşursam da, bu karmakarışık hayranlığımı ona nasıl anlatacağımı bilmiyordum. Ama bedenim bir arp ve onun sözleri ve jestleri teller arasında gezinen parmaklar gibiydi. (Araby)
- "Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak" (Eleştiri ve Deneme Yazıları)
- Gözleri düşüncelerimi içti... seller gibi taşırdı.. (Giacomo Joyce)
- Kaçtığını düşünürken kendinle karşılaştın. eve giden en kısa yol, en uzun olandır. (Gözünü Kapat ve Gör)
- Aşk, güçsüzlüğün başka bir adı zaten. (Ulysses)
- “Kör olabilirim. Uzun bir süre kızıl-kahverengi bir saça baktım ve onun sen olmadığına karar verdim. Eve oldukça mahzun gittim. Bir randevu vermek isterdim ama sana uygun olmayabilir. Umarım sen bana randevu verebilecek kadar iyi olursun, eğer beni unutmadıysan.” (Sanatçının Mektupları)
- Öğlenin çarptığı günün korkusu, her gecenin gelincisinin gizliçiziği. Ama, bozuk cennetlisanı ile söylenecek olursa, öyle mi o? Kim o? Kimin o? Neden o? Nekadar o? Hangisi o? Ne zaman o? Nerede o? Nasıl o? Ve de ne şeytantüyüdür ondaki öyle, ... rahat dur, telaşını yatıştır! Yaklaş, önümüze düşüp yol göster! (Finneganın Vahı 2)
- Senden gelen tek bir övgü sözü beni neşeye boğuyor, gül narinliğinde bir neşeye. (Nora'ya Mektuplar)
- Bu yürekli yaralı ve üzgün. Sevda ile çıkmazda mı ? Sarkık, şehvetle sırıtan dudaklar: morumsu yumuşakçalar. (Giacomo Joyce)
- Rahmine sokulabilirim, senin canından kanından doğan bir çocuk gibi, kanınla beslenip bedeninin, sıcak gizli kasvetinde uyuyabilirim. (Nora'ya Mektuplar)
- Çünkü cocuğun yaradılışında fazlasıyla var ana sevgisi. (Sürgünler)
- Edebiyatın hayal mahsulü olması ve hayallerle ilgilenmesi, gerçeklere dayanmaması ve fikirleri de kesin bir şekilde ele almaması nedeniyle hor görülmesi gerektiği yönünde bir beyan, düpedüz deli saçmasıdır. (Eleştiri ve Deneme Yazıları)
- Kitapsız, şarkısız duruyor kibiri. Orada bitiyor gözünün akında kırmızı şeytan yok artık. Sığların sakini düşüp çarpıyor! (Finneganın Vahı 2)
- "...Benden uzun mektup yazmamı istedin ama yazmaktan nefret ediyorum gerçekten,bir şey söylemenin öyle tatminsiz bir yolu ki yazmak!.." (Nora'ya Mektuplar)
- Ulysses edebiyatın "denklembilgisiyse", Finneganın Vahı da onun kısmi diferansiyel denklemidir. (Finneganın Vahı 1)
- Bu düşmangeberten ingiliss, bu bir ekose grisi, bu bir galli devyisi, eğilen. (Finneganın Vahı 1)
- My body was like a harp and her words and gestures were like fingers running upon the wires. (Araby)
- Sen yanımdayken kibirli, şüpheci yanımı bir yana bırakıyorum. Şimdi başını omzumda hissetmek isterdim. (Bırak Seni Seveyim)
- Onu bunu bırak sen, en güzel kadında bile en çekici şey nedir? (Sürgünler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin