Kahramanın Sonsuz Yolculuğu - Joseph Campbell Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kimin eseri? Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabının yazarı kimdir? Kahramanın Sonsuz Yolculuğu konusu ve anafikri nedir? Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabı ne anlatıyor? Kahramanın Sonsuz Yolculuğu PDF indirme linki var mı? Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabının yazarı Joseph Campbell kimdir? İşte Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Joseph Campbell
Çevirmen: Sabri Gürses
Orijinal Adı: Hero With A Thousand Faces
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9786053756910
Sayfa Sayısı: 440
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mitlerin ve masalların gizemini çözmek için başvurulacak ilk kitap.
“Elinizdeki kitabın amacı, pek de karmaşık olmayan bir örnekler yığınını bir araya getirip kadim anlamın kendi kendini ortaya çıkarmasını sağlayarak dinsel ve mitolojik figürler altında çarpıtılmış bazı gerçekleri aydınlatmaktır. Eski öğretmenler ne dediklerini bilirlerdi. Hele onların simgesel dilini okumasını bir öğrendik mi, öğretilerinin anlaşılması için bir derlemecinin yeteneğinden fazlasına ihtiyacımız yoktur. Fakat ilk önce simgelerin dilbilgisini öğrenmeliyiz ve ben, bu esrara bir anahtar olarak psikanalizden daha iyi bir araç bilmiyorum.
Psikanalizi konuya dair son söz olarak kabul etmesek bile, onun bir yaklaşım olarak iş görmesine izin verebiliriz. Buradan hareketle atılacak ikinci adım, dünyanın dört bir yanından bir dizi mitle halk hikâyesini bir araya getirmek ve simgelerin kendi adına konuşmalarına izin vermek olacaktır. Benzerlikler hemen gün yüzüne çıkacaktır; üstelik bunlar insanın gezegendeki binlerce yıllık ikameti boyunca yaşayageldiği temel gerçeklerin geniş ve şaşırtıcı biçimde değişmeyen bir ifadesini ortaya çıkaracaktır.”
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu Alıntıları - Sözleri
- Gördüğü şeylerin yüzeyinden yükselen hislerle kendinden kopmayan, fakat kendi doğasının dinamiklerine cesaretle yanıt veren bir insan -Nietzsche’nin dediği gibi, “kendi kendine yuvarlanan bir tekerlek” olan kişi- karşısında güçlükler erir ve ilerledikçe beklenmedik büyük bir yol açılır.
- Kaza bir kaderin boy vermesini sağlayabilir
- Fanatik, kendi kalbini temizlemek yerine dünyayı temizlemeye çalışır.
- Mitoloji aşırı erdemli insanı en büyük kahraman saymaz.
- Sümer-Babil göksel mitolojisi, kozmik dişinin özelliklerini Venüs gezegeninin evreleri ile tanımlamıştı. Sabah yıldızı gibi bakireydi o, akşam yıldızı gibi sürtük, gece göğünün hanımı olarak ayın karısı; ve güneşin yalımı ile yok olduğunda cehennem cadısıydı.
- Ve başaramadıysa da, cesaret doluydu.
- “Gerçek birdir, fakat bilgeler ona birçok isim takmışlardır.”
- Gılgamış, niye bu yola geliyorsun? Aradığın yaşamı hiç bulamayacaksın. Tanrılar insanı yaratınca, insana ölüm verdiler, ve yaşamı kendilerine sakladılar.
- Çocuğun düşmanlığının ilk nesnesi ilk sevgi nesnesiyle aynıdır
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dr. C. Jung şöyle der: "Artık elinde mitolojinin anahtarı var. Ruhun tüm kapılarını açmakta özgürsün." Bu incelemeye böyle bir başlangıç yapmak sanırım yerinde olacaktır. Hem Freud hem de Jung, yıllar süren klinik çalışmalarında hastalarında arkaik, mitolojik bilinçaltı unsurları keşfetmişlerdi. Özellikle rüyalar aracılığıyla insanın bilnçaltından mitsel simgeler çıkıyordu. Freud bu simgelere "arkaik kalıntılar" demişti. Jung ise olayı Freud'un tanımlama ve teorilerinin ötesine taşıyacak; hem kitabi metinlerde hem de seyahatleri ile konuyu yerinde gözlemleyerek mitoloji araştırmaları yapmıştır. Jung'un bu araştırmaları ölene değin devam etmiştir. Jung'un konuyla neden bu kadar ilgili olduğuna daha önce yaptığım bir incelemeyi okuyarak erişebilirsiniz: gonderi/23781247 Jung'un, uzun yıllar süren mitsel araştırmaları: "Kollektif Bilindışı" olarak isimlendirdiği bir kavramın çıkmasına sebep oldu. Freud, rüyalarda görülen mitsel simgeleri düşlerin yorumu isimli eserinde de görebileceğiniz gibi, tabire muhtaç kırıntılar olarak görse de Jung simgelerin tabirden ziyade hakikatin kendisi olarak nitelendirmiştir. Simgeler ne ise odur, tabire muhtaç değildir. Misalen bir kişi rüyasında Yunan Mitsel figürü pan'ı görmüşse, bu direkt olarak kişinin bilinçdışından çıkan bir hakikattir. Eser girişinde özellikle Jung ve Freud'un bu görüşlerine yeterli miktarda yer vermediği için böyle bir açıklama yapmayı uygun gördüm. Özellikle kollektif bilinçaltı, Eşzamanlılık, Arketipler, Anima, Animus gibi kavramlar yeterince bilinmeden esere giriş yapılırsa, okuyucu okuduğunu anlamakta zorlanabilir. Zira yazar okuyucunun zaten bu konulara az çok vakıf olduğu bilgisinden yola çıkarak açıklamalarda bulunmuş gibi görünüyor. Kısaca ifade etmek gerekirse yazar eserinde; mitolojik anlatı ve efsanelerin insanın bilinçdışındaki tezahürlerini açıklamaktadır. Bilinçdışı aktarımının mitolojik ve kollektif ifadesi kitabın ana seyrini oluşturur. Yazarın mitolojik açıklamaları yaparken mitolojiye bu denli vakıf olduğunu görmek ise inanılmaz. Kitapta yer alan Yunan mitolojinden mısır mitine, Doğu-Hindu-Budist efsanelerinden İslam-Hristiyanlık-Yahudi kıssalarına değin açıklanan yüzlerce örneğin yazar tarafından biliniyor ve ayrıntısıyla inceleniyor oluşu yazarın derin birikimine dair saygı duymama sebep oldu. Esere girilmeden bir miktar mitoloji bilgisi edinimesi de sanırım okuyucu için yerinde olacaktır. Hangi mitoloji derseniz? Hepsi diyebilirim. Belki de mitoloji tarihine göz atılmalı. Yazarın eserde konuya yaklaşım üslubuna bakarsak kendisinin Jungçu bir bakış açısına sahip olduğunu söyleyebilirim. Kavramsal olarak bilinçaltı teriminden ziyade bilinçdışı terimini tercih etmiş olmasından tutun da Hindu-Budist öğelere açıklamalarda çokça yer vermesine kadar konuya Jung'dan aşina olduğumuz bir pencereden bakması bu izlenimimde etken faktördür. Kitap temel bilgi içeren bir kaynak olarak değerlendirilirse sanırım daha doğru olur. Eser konuya tamamen insanın (kahramanın) kendi kendine hakikatini keşfetmesi üzerine kurgulanmış. Okuyucu, konuya ilgili olmak şartı ile sıkılmadan pek çok şey öğrenerek keyifli bir okuma yapabilir. Arketip kavramını inceleyenler için oldukça faydalı bir eser. Keyifli okumalar diliyorum. (Gökhan)
Sanırım bu kitabı yorumlamadan önce yazarından kısaca bahsetmek gerekiyor. Amerikalı Joseph John Campbell 1904 New York doğumlu. Mitolojist, yazar, Profesör Öğretim Görevlisi, editör ve okutmandır. Karşılaştırmalı mitoloji ve karşılaştırmalı din alanlarında tanınmıştır. Çalışmaları geniş ve insan deneyimlerini birçok açıdan kapsar niteliktedir. Felsefesi genellikle şu deyişle özetlenir: "Mutluluğunun peşinden git." Çocukluğunda kızılderililere duyduğu ilgi onu, dünyanın değişik çağlarına ait mitlerin karşılaştırmalı bilimine götürmüştür. Yazar yıllarca mitoloji ve karşılaştırmalı dinler üzerine araştırmalar yapmıştır. Kitap, kadim zamanlar, mitoloji, eski masallar, mitler ve hikayelerle insanın dünya üzerindeki parmak izini inceliyor. İlginç olan şey şu; başka kıtalardaki insanların hikayeleri ve masalları birbirine çok benziyor. Bu da insan denilen canlının bu dünyaya bir takım bilgilerle gelmiş olma olasılığını çok güçlendiriyor. İçinde iyiliği de kötülüğü de taşıyan, topraktan gelip yine toprağa gidecek olan insan hakkında yüzbinlerce sayfalık kitap yazılsa da o anlatılamaz, açıklanamaz bir canlı. İnsanın dünyadaki varlığı çözülmesi zor bir gizem. Yolculuğu ise kim bilir kaç yüzbin yıl daha sürecektir? Ya da yarın kıyamet!!! Nereden bilelim?... *Kahraman kendi kendine kazanılmış teslimiyetin sahibidir. Fakat neye teslimiyet? *Hiç bir yaratık, varolmayı bırakmadan daha yüksek bir doğa elde edemez. *Her şey değişir. Hiç bir şey ölmez. (Görünmez Kadın)
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu PDF indirme linki var mı?
Joseph Campbell - Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kahramanın Sonsuz Yolculuğu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Joseph Campbell Kimdir?
Asıl olarak mitler üzerine devrim niteliğindeki çalışmalarıyla tanınan Amerikalı yazar, editör ve öğretmen. New York City’de doğmuştur.
Pablo Picasso ve Henri Matisse’in sanatının, Sigmund Freud ve Carl Jung’un psikoloji çalışmalarının ve James Joyce ve Thomas Mann’ın yapıtlarının etkisiyle, Campbell bütün mit ve destanların, toplumsal, kozmolojik ve ruhsal dünyayı açıklamaya yönelik evrensel insan çabasının kültürel dışavurumları olarak birbirine bağlandığını ortaya koyan bir kuram geliştirdi. Campbell’in ilk özgün çalışması olan Kahramanın Sonsuz Yolculuğu (1949), daha sonra sıkça başvurulan bir klasik oldu; ilk olarak burada, bütün kültürlerin kahraman mitlerinde ortak tek bir kalp bulunduğunu ortaya koymuştur. Daha sonraki, dört ciltlik Tanrının Maskeleri (1959-1967). [İmge Yayınevi, 1992] ve Mitsel İmge adlı yapıtları, bu kuranın daha ayrıntılı bir serimini sunmaktadır.
Joseph Campbell Kitapları - Eserleri
- Mitolojinin Gücü
- Yaratıcı Mitoloji
- İlkel Mitoloji
- Batı Mitolojisi
- Doğu Mitolojisi
- Kahramanın Sonsuz Yolculuğu
- Tanrıçalar ve Tanrıça’nın Dönüşümleri
- The Hero's Journey: Joseph Campbell on His Life and Work
Joseph Campbell Alıntıları - Sözleri
- "İnsanlar çoğu kez Tanrıça'yı sadece bir doğurganlık ilahesi olarak düşünürler. Hiç de öyle değildir. O müz'dür. Şiirin esin kaynağıdır. Tinin esin kaynağıdır. Dolayısıyla, üç işlevi vardır: Bize hayat vermek, öldüğümüzde bizi almak ve tinsel, şiirsel idrakimize esin kaynağı olmak." (Tanrıçalar ve Tanrıça’nın Dönüşümleri)
- Yılanın semavi işareti de büyüyen ve solan, görüntüsünü yok eden ve gene büyüyen Aydır. (Batı Mitolojisi)
- Tanrı tek yasak şeyi gösterir. O zaman Tanrı insanın o yasak meyveyi yiyeceğini çok iyi biliyor olmalıdır. Ama insan bunu yaparak kendi hayatına başlamıştır. Hayat gerçek manada bu itaatsizlik eylemiyle başlamıştır. (Mitolojinin Gücü)
- Kitabı Mukaddes'in övünçlerinden biri, kendininkinden başka tüm tapınma yollarını lanetlemedeki üstünlüğüdür. (Batı Mitolojisi)
- "Hayatın kaynağı nedir? Kimse bilmiyor. Daha atomun ne olduğunu bile bilmiyoruz. Bir dalga mı yoksa bir partikül mü? Her ikisi birden. Bu şeylerin ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok. Tanrısal olandan söz etmemizin nedeni bu. Aşkın bir enerji kaynağı var. Fizikçi atomun altındaki partikülleri incelediği zaman, bir ekran üzerinde bir iz görüyor. Bu izler gelip gidiyor, gelip gidiyor. Bizler de gelip gidiyoruz. Tüm canlılar gelip gidiyor. Bu enerji her şeye özünü veren enerji. Mitolojideki tapınma da bunu hedef alır." (Mitolojinin Gücü)
- “Gerçek birdir, fakat bilgeler ona birçok isim takmışlardır.” (Kahramanın Sonsuz Yolculuğu)
- Kaza bir kaderin boy vermesini sağlayabilir (Kahramanın Sonsuz Yolculuğu)
- "O sabah gazetelerde ne olduğunu bilmeyeceğiniz, arkadaşlarınızın kim olduğunu bilmeyeceğiniz, kimseye ne borçlu olduğunuzu ve kimsenin de size ne borçlu olduğunu bilmeyeceğiniz bir odanız ya da gün içinde birkaç saatiniz olmalı. Burası, yalnızca olduğunuz ve olabileceğiniz kişi olma deneyimini yaşayabileceğiniz ve bu kişiyi ortaya çıkarabileceğiniz bir yer olmalı. Burası yaratıcı kuluçka yeridir." (Mitolojinin Gücü)
- Tanrı tek yasak şeyi gösterir. O zaman Tanrı insanın o yasak meyveyi yiyeceğini çok iyi biliyor olmalıdır. Ama insan bunu yaparak kendi hayatına başlamıştır. Hayat gerçek manada bu itaatsizlik eylemiyle başlamıştır. (Mitolojinin Gücü)
- "İster ilkel isterse yüksek uygarlıklara ait olsun, mitolojilerin çoğunda tanrı veya tanrıçalar doğanın enerjilerinin kişileştirilmiş simgeleridir. Enerjiler birincilken, mabutlar ikincildir. Doğanın enerjileri dış dünyada olduğu gibi içimizde de mevcuttur, çünkü bizler doğanın birer parçasıyız. Dolayısıyla, bir mabut üzerine düşünmekte olduğunuz zaman, kendi tin ve psişenizin güçleri üzerine ve aynı zamanda dışarıdaki güçler üzerine düşünmektesinizdir. Dünyadaki (bir iki istisna hariç) hemen hemen bütün dinî geleneklerde bireyin hedefi doğa ve kendi doğası ile uyum içine girmek, böylelikle hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını kazanmaktır. Geleneğimizde bunlara doğa dinleri deriz; bunların tanrıları yahut tanrıçaları nihai terimler değil, tinsel enerjilere yapılan göndermelerdir. Yani mitolojiyi doğru anlarsak, saygı ve hürmet gösterilen nesne nihai terim değil, bireyin içinde ikamet eden bir enerjinin kişileştirilmiş halidir." (Tanrıçalar ve Tanrıça’nın Dönüşümleri)
- Sümer-Babil göksel mitolojisi, kozmik dişinin özelliklerini Venüs gezegeninin evreleri ile tanımlamıştı. Sabah yıldızı gibi bakireydi o, akşam yıldızı gibi sürtük, gece göğünün hanımı olarak ayın karısı; ve güneşin yalımı ile yok olduğunda cehennem cadısıydı. (Kahramanın Sonsuz Yolculuğu)
- "Ruh aslında hayatın hoş kokusudur. Hayatın içine üflenen bir şey değildir, hayatın içinden gelir.." (Mitolojinin Gücü)
- "Geçmişin kuyusu çok derin; belki de dipsiz demek daha doğru. Ne kadar derinden seslenirsek, geçmişin derinlerine o kadar iniyor ve o kadar aşağılara batıyoruz. İnsanlığın ilk temellerini buldukça, tarih ve kültürünün kavranılmazlığı daha çok anlaşılıyor." Thomas Mann, Yusuf ve Kardeşleri, s.3 (İlkel Mitoloji)
- “Ah insanlar! Ve ‘insanlar’ şu veya bu kişi değildir, ‘insanlar’ daima başkalarıdır, şu veya bu kişi değil, saf ‘başkası’ dır, hiç kimse olmayan kişidir, ‘insanlar’ sorumsuzdur. ‘Ben, toplum içindeki ‘ben’ , toplumsal ‘ben’ . ‘Diyorlar ki’ye dayanarak yaşadığımda ve yaşamımı bununla doldurduğumda, tek başıma olan beni yığınsal ‘ben’ içinde eritiyorum demektir, kendimi ‘insanlar’ yapıyorum. Kendi yaşamımı yaşamak yerine, onu başkalarına dönüştürerek yaşamaz oluyorum.” (Yaratıcı Mitoloji)
- “Dünyadaki yaşam, olanaklı olduğu kadarıyla mükemmel biçimde nerdeyse kaybolmuş -ve keşfedilmesi gereken- gök törenlerinin insan gövdesine yansıtılmasıdır.” (İlkel Mitoloji)
- “Tanrının işi büyüktür fakat en büyüğü gökteki yazısı değil, dünyadaki yaşamdır.” (İlkel Mitoloji)
- "Ruh aslında hayatın hoş kokusudur. Hayatın içine üflenen bir şey değildir, hayatın içinden gelir.." (Mitolojinin Gücü)
- Dante nin korkulu karanlık ormanıyla Sessiz Thalia' nın dairesinin ve vadinin sonunda ulaştığı "doğru yolu gösteren gezegenin ışınlarıyla örtülmüş" tepesiyle Apollo'nun Helikon Dağının benzeştiğine ilişkin kuşkuları maceranın hemen sonrasındaki olay artırmaktadır. Dantenin anlattığına göre hemen üç tehlikeli hayvan görülür; birincisi dişi leopardır, "hafif ve çevik, benekli postu var". İkincisi aslandır, "başı yukarda öfkeli bir açlıkla bana doğru geliyor." Sonuncusu dişi kurt, "zayıflığına karşın her türlü özlemle dolu ve o zamana kadar çok insanın yaşam umudunu kırmış gibi görünüyor, Leopar, hoş ve farklı görünümüyle, Dante için etin, Gafurius'un deseninde köpek başının temsil ettiği yanlış boş hırslarını dile getiriyor. Aslan gururu, kendi sınırlarıyla kapalı kalan insanın Tanrıyı görmesine engel olan en büyük günahı anlatıyor. Ve dişi kurt hırsı, zamanın alıp götürdükleri için verilen savaşımı temsil etmekte. Bunlar doğru yolu kaybeden İnsanı tuzağa düşüren hayallerin güçleri, zamanın boş çekiciliğinin işlevleri. (Yaratıcı Mitoloji)
- “... insanlığın yeni düzeninin ürettiği zihin ve bilimin insanlık tarihinde daha önce görülmemiş bir biçimdeki bilin ürünüdür (bu kadarı güvenle söylenebilir) yani profesyonel, tam zamanlı çalışan, eğitim gören ve katı biçimde örgütlenmiş olan tapınak rahibinin ürünüdür.” (İlkel Mitoloji)
- Zihin tuhaf yollara sapabilir ve bedenin istemediği şeyleri isteyebilir. Mitler ve ayinler, zihnin bedenle harmonisini sağlama ve hayat şeklini doğanın dikte ettiği şekle sokma araçlarıydı. (Mitolojinin Gücü)