Kitap Künyesi
Yazar: Gürsel Korat
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750505720
Sayfa Sayısı: 231
--reklam--
Kalenderiye Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Neden yaşadıklarını anlamaya çalışan üç adam... İnsana dokunan maharetli bir anlatım ve kederli bir mizahla resmedilen kibirli, kibrinden pişman olan erkekler ve sadakatsiz hayalleriyle kadınlar... İtaat ve isyanı anlatan, zamanı arayan, Kalenderileri konuşturan bir Anadolu romanı. İpek kadar yumuşak ve ipek kadar güçlü...
"Şundan dirim böyle: Sinâğih vızıltısı arınınkinden incedir. Bebenih sesi anadan, avradıh sesi herifden. Bir farenih kemirişine bak, bir de inâğihkine. Bundan şuha varırım ki, gôğde iriyise hareket yavaşdır. Hareket yavaşısa zaman da yavaşdır."
"Ya Allah'ıh zamanı?"
Kalenderiye, üç ayrı dönemde geçiyor, her biri üçer günde yaşanan üç bölümden oluşuyor. İnsani zaafları, şaşırma ve irkilme hissiyatını, hakikati ararken ölümün kıyılarında dolaşan insanları, iyiliği ve utanmayı hatırlatıyor. Gürsel Korat, Zaman Yeli ve Güvercine Ağıt romanlarında olduğu gibi yine bir Kapadokya hikâyesi anlatıyor. Özgün deyiş, mecaz ve lehçeler kullanan Korat, memleket edebiyatının özgün sesli bir anlatıcısı olarak yazarlık yolculuğunu sürdürüyor.
Kalenderiye, Gürsel Korat'tan bugüne ve yarına seslenen bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kalenderiye Alıntıları - Sözleri
- "Aşk" didi, "yaşayan şiylerden çok yaşanamayanlarda; ihtimallerde ve hatta şüphede durur."
- Aşk için ölmek hiçbir zaman aşk uğruna ölmek değildir. O bir benlik çılgınlığıdır. Tanrı, insanları, benliğini her şeyin önüne koyan aşıklardan korusun.
- Bir ayı inine girseñ, önüñ karanlık, ardıñ ışıklı olsa, kölgen duvara vurma mı? Sanma ki o sade bir kölgedir. Kölgeye bir sor, sen aslıñı bildiñ mi? Eğer bir kölge aslını görse hayran olma mı? Ey insan, sen Allah'ıñ kölgesi değil misün? Dön de bir bak zatıña, hangi ışığıñ oñündesin? Sen aslıñı bilmeziseñ, asıl seni ne bilsüñ?
- İnsan düşlerinin hesabını verebilir mi ?
- Ey insan, sen Allah'ıñ kölgesi değil misün? Dön de bir bak zâtına, hangi ışığın öñündesin? Sen aslını bilmeziseñ asıl seni ne bilsüñ?
- "Bakışı temiz olmayanıñ imanı da pisdir."
- Zaman bilinen şeylerin belleklerden silinmesidir. Zaman bilinen varlığın bilinmez oluşudur.
- "Çılgın gimi bir aşka düşdün," didi, "bu aşkın kılıncı seni ikiye biçdi, şimdi bir olmak senin iyçün olmaz görünür. Ayrılığı sınamaktasıñ. Bu aşkdır. Bak herif, pişmanlık çok yakın, bırak şu katır meşrebinde durmayı, he diyip çık işiñ içinden."
- İnsan en çok âşıkken yalancıdır.
- Yaşam nedir saygıdeğer messere? Gereksiz bilgileri gereksiz çağda öğrendiğimiz bir pislik yığını değil mi ?
- İnsanın diğer mahlukâtdan farkı şudur ki, aşkı aşka düşmeden de bilir.
--reklam--
Kalenderiye İncelemesi - Şahsi Yorumlar
-Az miktarda spoiler içerebilir- Ve bir seriyi daha tamamladım. Bu kitabı diğerlerine oranla daha birçok sevdim, altı çizilesi o kadar çok cümle vardı ki, bazı cümlelerin derin anlamı üzerinde uzun süre düşündüm. Italya esintileriyle başlayıp Kayseri'ye oradan da başlangıç noktamız olan Kapadokya'ya yolculuk yapmak, olaylar arası nasıl bi bağlantı olabilir diyerek düşünmek ve bu geçişler arasında birçok kişinin yüreğinize dokunacak hayatlarına tanıklık etmek gerçekten de hoştu. Keşke kitaplar arası ara vermeseydim diye düşünmeden edemedim, bazı karakterleri hatırlamakta zorlandım ve acaba bir bağlantı var mıydı, bu kişiyi okudum mu diye düşündüm durdum çoğu zaman. Yazarın, kitap içerisinde yer alan tekerleme, şiir ve deyişleri de kendisinin yazması, bu yaratıcılığı da hoşuma gitti, sonuçta konuyla bağlantılı özgünlükte yazmak kolay olmasa gerek. Kitap için olumsuz söyleyebileceğim bir husus - ki bu sadece bana olmuş olabilir- son bölümdeki şiveleri okumak beni çok yordu, belki ara ara olsa rahat olurdu ama aralıksız yaklaşık elli sayfa kadar okumak zor geldi. Bazı yerlerde de farklı dillerdeki ifadelerin türkçe karşılıgı ne olabilirdi diye merak etmeden de duramadım. (Giz)
Kitap bitti ama ben de bittim son bölümü okurken ay gözlerim çıktı yerinden. Serinin en güzel kitabı buydu bence. Gürsel bey'in oya gibi işlediği bir kitap. Naif ve sessiz. Aslında bu seriyi okurken yazarın nasıl geliştiğini de görebiliyoruz, sonuçta üçlemenin ilk kitabı beyefendinin de yayınlanan ilk kitabı. Ne de güzel geliştirmiş kendini canım ya diyoruz ve yeni kitaplara yelken açıyoruz. Kitapları benimle dinlemek ister misiniz? Okuduklarımı yetinmeyip bir de yorumluyorum. Podcast Bir kitap bin hayat. ama tabi her yerde olduğum için de aşağıda linklerim. birinden birini takibe alın, her hafta buluşalım. Youtube ; https://www.youtube.com/channel/UCbg_... Spotify ; https://open.spotify.com/show/2u0H87r... Soundcloud ; https://soundcloud.com/birkitapbinhayat (less) (Joy Ivy)
Kalenderiye üç ayrı dönem, üç erkek, üç bölüm ve üçer günde yaşanan olayları anlatan aynı zamanda ciftaslan dörtlemesinin üçüncü kitabı. Zaman Yeli ve Güvercine Ağıt romanlarındaki gibi yine Kapadokya bölgesinde zaman yolculuğu yapıyorum. Çıkıp gitsem Kapadokya bölgesine seslensem “Huuu diye” Saruca Abdal ile Gülbeyaz, Civan ile Şamnalika, Yusuf ile Perizad, Emir Haydar sesimi duyar mısınız? Saruca Abdal ve Gülbeyaz, Civan ile Şamnalika, Yusuf ile Perizad aşkıyla “Bana seni gerek seni” diyen Yunus Emre’yi, “Aşksız ömrü hesaba sayma” diyen Mevlana’yı ilahi aşkı hissettim. Sayfa:57 Hiçbir ticaret malı, aşk ya da bağlılık sözü gerçek değildir, çünkü tükenebilen şeyler gerçek olamaz. Ticarette, arkadaşlıkta ve cinsel yaşamda dürüstlük, bağlılık, eşitlik ve saygı olamaz; eğer bunlar gerçekte olsaydı, biz istemesek bile varlıkları sürerdi. Ticaret, arkadaşlık ve aşk bir soygundur. Hele aşk en beteridir, çünkü aşkta başkalarının hayatını çalmaktan başka bir şey yoktur. (T)
--reklam--
Kalenderiye PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gürsel Korat - Kalenderiye kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kalenderiye PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gürsel Korat Kimdir?
1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilk gençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.
Edebi Dünyası
Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.
Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.
Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:
1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandan hareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.
2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar, kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.
3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.
4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.
5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.
--reklam--
Gürsel Korat Kitapları - Eserleri
- Unutkan Ayna
- Zaman Yeli
- Güvercine Ağıt
- Rüya Körü
- Kalenderiye
- Yine Doğdu Tanyıldızı
- Ay Şarkısı
- Çizgili Sarı Defter
- Kunday - Gölgeler Çağı
- Kapadokya
- Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı
- Gölgenin Canı
- Sokakların Ölümü
- Pof Kuyruk
- Bir Ayı Ne İster
- Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya
- Kristal Bahçe
- Dil, Edebiyat ve İletişim
- Gözlüklü Karga
- Ayaşan Kem Gözler Çağı
- Yün Sultan ve Yedi İbiş
- Ay Şarkısı
--reklam--
Gürsel Korat Alıntıları - Sözleri
- Geçmişin ve geleceğin değmediği anlar, hiçlikten ibaretti. Beden zevklerini “Ah, şu anı yaşamaktan güzel ne var” diyerek yüceltmek, yalnızca belleğe ihanettir. Bütün zamanları avuçlayan bellek çalışmadan, birini süreğen olarak sevemezdik; şimdiyi yücelterek aşk övgüsü yapmak ahmaklıktı. (Rüya Körü)
- Sen, ellerinle eski zamanı getiren, yüzüme bakıp beni tanıyamayan bir belleksin. Her bellek gibi acımasız, açık sözlü ve tarafsızsın . (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "insan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- “İnsan yaşlandıkça çocukluğu gözünün önüne mi gelir, yoksa çocukluğumuz içimizde saklı duran bir cevher midir?” (Zaman Yeli)
- Düşünce Suçlarını İzleme Komiteleri veya Sovyet Yazarlar Birliği artık yok; ama korkarım neyin yazılacağını söyleyen bir piyasamız ve yayınevlerimiz var. (Kristal Bahçe)
- Aşk için ölmek hiçbir zaman aşk uğruna ölmek değildir. O bir benlik çılgınlığıdır. Tanrı, insanları, benliğini her şeyin önüne koyan aşıklardan korusun. (Kalenderiye)
- Çünkü edebiyat, her insanın deneylediği şeyin, yazarlar tarafından farkına varılmasına dayanır. Edebiyat, tüm insanlığın deneyimlerini bir duygu estetiği içinde paylaşmaktır. Bu, şüphesiz yüksek nitelikli ve özel bir iletişim yoludur ve bir iletim halini gerektirir. (Dil, Edebiyat ve İletişim)
- Aşkın amacı yalnızca kendisidir. Aşk sorumsuzdur, sorumluluk anımsanınca aşkın sonu gelir. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Bir bütün olarak kişiliğimizin, dilimizin ve hatta aksanlınızın oluştuğu bir toprak parçasında “bizi biz yapan değerler” olarak sunulan ve kurmaca bir ideolojik tasniften öte bir şey olmayan “millî, dinî ve ahlâkî şuur”dan başka şeyler olduğunu görebilmek için kesinlikle ayrı bir “frekans ayarı”nda durmak şarttır. Bu ülkenin içtenlikle tutkunu olan bir insan olmak yeterli değildir; bu ülkenin insanlarının kültürel oluşumunu bütün insanlara değer veren bir enternasyonalizmle kavramak da gerekir. İnsanı insan olarak kavram ak için nasıl doğa bilim lerinin nesnelliği gerekiyorsa, kentleri ve uygarlıkları da dinin, ırkın ve ulusun dışında kalan bir nesnellikle gözleyebilmeliyiz. " (Sokakların Ölümü)
- Çünkü insan bir gerçeği anladığında, aynı şeyi geçmiş zamanda da anladığını sanarak yanılır. Olayları geçmiş ışığında anlamak başkadır, geçmişte anlamak başkadır. Çünkü bir şeyi geçmiş zamanda anlayan kişinin, gelecekte anlamasına gerek kalmaz. (Rüya Körü)
- Gördüğü düşü kendisinin sanması için hiçbir neden yok. Çünkü bu şehir, ''başkalarının'' düşüdür. (Sokakların Ölümü)
- ... insan aşık olduğu zaman, içindeki gerilimi birisine anlatmak ister, bu yüzden saklı kalmış tek aşk yoktur. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- Saruca’ya göre müzik, insanın farkına varmadığı özü, o anda oluşan hakikati gösterirdi. (Güvercine Ağıt)
- "Bilmiyor musun, aşk hep hemen şimdi der. Ya şimdi, ya hiç." (Gölgenin Canı)
- Bir aşk engelleri oraninda büyür. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Çılgın gimi bir aşka düşdün," didi, "bu aşkın kılıncı seni ikiye biçdi, şimdi bir olmak senin iyçün olmaz görünür. Ayrılığı sınamaktasıñ. Bu aşkdır. Bak herif, pişmanlık çok yakın, bırak şu katır meşrebinde durmayı, he diyip çık işiñ içinden." (Kalenderiye)
- "İnsan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- "Biz" neydik? Biz tarih boyunca önüne gelen bütün surları yıkıp yerine sosyal konut yapan insanlar mıydık? (Sokakların Ölümü)
- Dünya benim için,yalnızca bir resim. (Zaman Yeli)
- Ne büyük bir yenilgiydi bu! Yoksa aşk böyle bir şey miydi? (Güvercine Ağıt)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin