Kitap Künyesi
Yazar: Mihail Nuayme
Çevirmen: Hüseyin Yazıcı
Yayın Evi: Kaknüs Yayınları
İSBN: 9789756698365
Sayfa Sayısı: 204
--reklam--
Kalk Son Gününe Veda Et Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ey gafil, kendinin kim olduğunu kime söylüyorsun ki? Yıkılmasıyla yıkılacağını sanarak etrafına çevirdiğin en büyük bir hırsla savunmaya çalıştığın kalelerin arasında ne konuşuyorsun? O kaleler senin adındır, senin soyadındır, merkezindir, insanlar arasındaki ünündür, eşindir, çocuğundur, evindir ve içindekilerdir; arabandır, bahçendir, maaşındır, bankadaki paranın faizidir. Ayrıca aklındır, vehimlerindir, kalbindir, şehvetindir. Bütün bunlar, seni kucaklayan bu doğanın huzurunda değersiz görünüyor, üstelik varlıkları da yok. Bütün bunların kıymeti, kendilerinin değersiz olduğunu sana öğretmesidir. Varlıkları varsa da bu varlıkların anlamı sadece kendisi mutlak Varlık olduğu için erimeyen varlığı sana göstermek için ellerinin arasında ve gözlerinin önünde devamlı erimektir.
--reklam--
Kalk Son Gününe Veda Et Alıntıları - Sözleri
- "Acaba insan diğer evrenlerden daha mı büyük? Ya da tüm evrenler insanın içinde mi?"
- "İnsanın tek gücü; kendini tanıma bilgisidir. Bu bilgiyi de ne okuldan den de ibadethaneden öğrenmeyecek, sadece kendisinden öğrenecektir. Buni ancak hayatlarına okul ya da ibadethanelere girmemiş insanlar öğrenebilmiştir."
- "Bir çivinin duvar içindeki yaşamı gibi yaşadım bugüne değin. Çivinin duvardaki görevi, insanların ona yüklediği her şeyi taşımaktır. Sanatsal bir tablo ya da paramparça olmuş bir paltonun hiçbir farkı yoktur onun için."
- "Bir şey karşılığında verilen sevgi, sevilenin üstünde bir borçtur."
- "Nedenler bizi hiçbir düşünce ve hayalin algılayamayacağı zaman ve mekan labirentlerine götürür."
- "Bana içirdiğin zehre rağmen, adın hala ağzımda bal tadı bırakıyor."
- "Kalbin genişleyip büyüdüğü ölçüde aklın daralır ve küçülür. Aklın, kör bir rehber olmasaydı, seni şu an içinde bulunduğun kaosa sürüklemezdi."
- "Benim gibi yaşlı biri gençleşebilir mi? Yaşlılar olmasaydı keşke!"
- "Mabetlerde, yanan buhurlar ve mumlar, yere sürünen alınlar, yukarıya kalkan omuzlar, bağlanmış eller, yalvarıp yakaran dudaklar görüyorum. Ama alınların nurla parladığını, omuzların iyilik yüklü olduğunu, göğüslerin buhurla temizlendiği, dudakların.bereketle konuştuğunu görmüyorum."
- "Açlığa neden olmayacak bir tokluk yok muydu? Susuzluğa götürmeyen bir kanmışlık yok muydu?"
- "Bu çağ, ilginçlikler çağıdır."
- "Şeytan ve kuruntular olmasaydı keşke! Kaza yapıp karanlık bir vadinin ortasında yardım istediğini ve kimsenin yardımına koşmadığını düşündüm. Hırsızların yolunu keserek seni yaralayıp, yarı cansız halde bıraktıklarını düşündüm."
- "Allah, iyi ve kötü insanların nazarında, en adil ve en merhametli olanıdır. Öyleyse hakkedileni nasıl olur da sahibine vermez ya da birinin hakkını başkasına nasıl verebilir?"
- "İnsanın bilgiye olan açlığının sınırı yoktur. Dünyadaki gizemlerin de sonu yoktur..."
- "Ben, günleri sürükleyen değil, günlerin sürüklediği bir insanımdır. Demek istediğim, acı tatlı ne varsa razı olurum, onlarla mutlu olur ve etrafımı da mutlu ederim. Ben kimim ki! Benim günleri mutlu etmem ve günlerin de bu yüzden bana tâbi olması mümkün mü?"
--reklam--
Kalk Son Gününe Veda Et İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitaplarında konu olarak insan kutsallığı ve doğa mucizesini konu alan Nuayme'nin Kalk Son Gününe Veda Et kitabı; dar bir alanda, kısıtlı zaman dilimi içinde geçen ve Nuayme'nin Vahdet- i Vücud felsesini anlattığı bir bakıma varoluşçu romanı. Roman, kahramanı Musa Askerî'nin 'kalk ve son gününe veda et.' sesiyle uyanmasının üzerine başlıyor. Musa Askerî, üniversitede felsefe doktoru, işittiği ses üzerine varoluşsal bir sorgulama başlatıyor kendisine ve çevresinde olup bitenlere. Felsefenin ve felsefi sorunların yaşama uygulandığında büründüğü hali uzun betimlemeler ve açıklamalarla anlatıyor. 204 sayfa boyunca bir gününü anlatıyor. 24 saatin sayfalarca nesi anlatılmış diye düşünülebilir. Mihail Nuayme hem hayatını ve kendisiyle hesaplaşmasını hem de doktor Musa Askerî'nin kalan son gününü nasıl ve neyle geçirdiğini okuyucuyu sıkmadan, derin felsefi yorumlarla anlatmış. Bu noktada eserin çevirisini yapan Hüseyin Yazıcı, kendisi okuldayken hocamdı ve birikimlerinden faydalanma imkanım olmuştu, uzun ve yoruma açık detaylı anlatımları çok güzel aktarmış Türkçe'ye. Roman tek bir mekanda, bir günlük zaman diliminde ve az sayıda karakterden oluşmasına rağmen oldukça yoğun. Lübnanlıların durumlara bakışı ve olaylar karşısında gösterdiği tutumlara satır aralarında yer verilmiş. Kız çocuklarının toplumda kıymet görmemesi ("Hayır hayır! Doğruyu söylemek gerekir. Bir kız, iki kız, üç kız olabilir. Makuldür ve normaldir. Ancak yedi kız hem de arka arkaya... işte bu bir felaket! Bu akıllı bir insanı delirtmeye yeter de artar bile!"), batıla düşkünlük, halkın kolluk güçleri karşısında haklı da olsa düştüğü haksız durumlar ("Allah'ım bizi mahkemelerin ve emniyet güçlerinin eline düşürme!") gibi birçok Ortadoğu toplumunun kanayan yaralarına değinmiş. Ülkemizde fazla bilinirliği olmayan Mihail Nuayme'nin ölümün felsefesinin yanında birçok konuya da değindiği Kalk Son Gününe Veda Et kitabı, okuyucusuna farklı ufuklar ve dünyalar açan, öğretici, üzerinde düşünmeye sevk eden, okunmayı hakeden bir eser. (Ekin)
Bu kitabı ilk okuduğumda tam olarak anlamamıştım. Yaşım küçükken okuduğum içindi belki de. Baştan sona Nuayme’nin ölüm felsefesi üzerine kurguladığı muhteşem romanı. En baştan söyleyeyim kitap ağır felsefe içiriyor. Romanı okurken kendinizi, Jeff Malpas’ın Robert Solomon’un ya da Martin Heidegger’in herhangi bir akademik dergide yayımlanan ölüm felsefesi üzerine yazılmış bir denemesini okuyor hissedebilirsiniz. Ama kesinlikle ölüm üzerine ve kaybettiğiniz güzellikler üzerine uzun uzadıya düşünmenize sebep olacaktır. Kendi kendinize sorduğunuz sorular, sorguladığınız varsayımlar olacaktır. Mesela ölümün doğallığı ondan duyduğumuz korkuyu alt etmemize neden yardımcı olmuyor? Ölüm; neye karşılık ödenen bir borçtur? Bize verilen hayata karşılık mı? Belki de ölüm çaresizliktir insanoğlu için. Yok oluşu durduramamanın, geride kalan pişmanlıkların, keşkelerin ağırlığını üzerimizde hissetmenin isyanıdır belki de o ölüm ritüelleri. Ama hakkını vererek yaşayanlar, ölümü de sükunetle karşılayacaklardır. Bu dünyaya sadece bir kere yaşayacağız ve bunun hakkını vermek, insanın sadece bir kere yaşayacağı bu ömrü gönlündeki amaçları ile birlikte, ölmeden önce umutlarına eriştiği bir hayatı yaşamasıdır️ Herkese iyi okumalar (R.R.Raskolnikov️)
Felsefe sevenlerin hoşalanacağı bir kitap. Yazar Kitabında bir nevi hayatı betimlemiş. Düzeni incelemiştir. Yazar diğer eserlerine bağlı kalmıştır. Açıkçası bitirmek için kendimi zorlandığım bir kitap. Felsefe severler kesinlikle okusun. Buram buram felsefe barındırıyor. (Kronik Okuyucu)
--reklam--
Kalk Son Gününe Veda Et PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mihail Nuayme - Kalk Son Gününe Veda Et kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kalk Son Gününe Veda Et PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mihail Nuayme Kimdir?
12 Ekim 1889 yılında Lübnan'ın Biskintah köyünde dünyaya gelir. Biri kız olmak üzere altı kardeşin üçüncüsü olan Nuayme altı yaşında iken köyündeki bir okula başlar. Burada bir sene okuduktan sonra yine köyünde Ruslar'a ait bir okula girer. Gösterdiği başarı üzerini okul idaresi tarafından yine Ruslar'a ait öğretmen okuluna gönderilir. Eğitim süresi altı yıl olan bu okulda dördüncü sınıftayken okul yönetimi, öğrenimine devam etmek üzere kendisini Rusya'ya gönderir.
1912 yılında girdiği Washington Üniversitesi'nden hukuk ve edebiyat diploması alarak mezun olur. Üniversite'den sonra Lübnan'a dönmek istese de Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle 1918'de orduya katılır. Kısa bir süre sonra Fransa'ya gönderilir ve 1919 yılında terhis olur. Bu arada Göç Edebiyatı'nın önemli simalarından Cibran Halil Cibran, Necib Arıza, 11ya Ebu Mâzî ile bağlantı kurarak bu edebiyatın sesi olan er-Rabitatü'l-Kalemiyye'nin kuruluşuna katılır. 1931 yılma kadar bu kuruluşun danışmanlığını yapar. O sene kuruluş Cibran'ın ölümüyle kapanır ve Nuayme Lübnan'a döner. 1988 yılında hayata gözlerini yumar.
Amerika'da bulunduğu 21 yıl gibi uzun bir sürede tiyatro dilinin problemlerini çözmede büyük katkı sağlayan el-Âbâ ve'l-Benun ve el-Ğırbal eserleri dışında hiç bir eser kaleme almaz. Çocukluğundan beri varlık ve yokluk problemi üzerinde düşünen Nuayme varoluş gerçeğine ulaşabilmek için maddî duyumların ötesine geçilmesinin gerekliliğine inanır. Nuayme, düzenli, muhafazakâr, en önemlisi gerçekçi bir kişi ve edebiyatta yenilikçilik taraftarıydı. Eleştiri alanındaki başarı ve hizmetleri inkâr edilemez olan Nuayme'nin hikaye alanında Araplar'ın Maupassant'ı kabul edilmektedir.
Nuayme'nin eserlerinden bir kısmı şunlardır: el-Âbâ ve'l-Benûn (1917), el-Ğırbal (1923), el-Merahil (1932), Zadü'l-Mead (1936), el-Beyadir (1945), Müzçkkeratü'l-Arkaş (1917-1947), Ekâbir (1956), Mirdad, Kâne Ma Kâne (1960), Cibran Halil Cibran, el-Ğırbalü'l-Cedid (1978)
Kitapları:
GÖZLERİN FISILTISI VE KAFİLELER
KALK SON GÜNÜNE VEDA ET
KENDİNİ ARAYAN ADAM / ARKAŞ'IN GÜNLÜĞÜ
MİRDÂD / KUNDAKTAKİ ERMİŞ
--reklam--
Mihail Nuayme Kitapları - Eserleri
- Kendini Arayan Adam
- Mirdad
- Kalk Son Gününe Veda Et
- Gözlerin Fısıltısı
- Ey İnsanoğlu
- Geçmişten Günümüze Putlar
- Kısır ve Diğer Öyküler
- Tanrıya Dönüş Azığı
- Çağdaş Putlar
- Geçitteki Asma
--reklam--
Mihail Nuayme Alıntıları - Sözleri
- "Bir günde yüzünü defalarca yıkadığı halde kalbini yılda bir kez olsun yıkamayana hayret ediyorum." (Geçitteki Asma)
- Bırak insanları insanlarla, Denizi ölçsün kaseyle Düşünceye de ki: kalp, Taşan engin bir denizdir, Vurulmaz bir ölçeğe (Gözlerin Fısıltısı)
- Sabır ve Sessizlik herşeyi elde eder. (Kendini Arayan Adam)
- "İnsanın bilgiye olan açlığının sınırı yoktur. Dünyadaki gizemlerin de sonu yoktur..." (Kalk Son Gününe Veda Et)
- Bu dünyada takva sahibi olduklarını iddia edip başlarına bir musibet geldiği vakit, "O, Allah'ın bir sınamasıdır" diyenler de var. Oysa bütün insanlar gibi onlar da Allah'ın sınamacı değil de öğretici olduğunu unutmuşlardır. O, ancak sınamanın neticesini bilmeyenleri sınar. (Kendini Arayan Adam)
- Amaçsız ve anlamsız bir takım sözlerden öteye geçmeyen ibadet ise sadece dudakların yaptığı bir ibadettir ki böylesi ibadetlerde hiçbir fikir, duygu ve gönül bağı olmadığı gibi en ufak bir bedeni fedakarlığa da rastlanmaz. Korkarım ki son olarak bahsettiğimiz bu ibadet türü, ezeli ve ebedi, her yerde hazır ve nazır olan, her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen bir tek ilaha ibadet ettiğini iddia edenler arasında en yaygın ibadet türü haline gelmiştir. Bu kişiler en samimi ibadetlerini, sayıları çok fazla olan putlarına saklarlar... (Geçmişten Günümüze Putlar)
- Sabret! Çünkü sabır ve sessizlik her şeyi elde eder. (Kendini Arayan Adam)
- Dua ettiğiniz vakit, ilk önce anlayış ruhumu isteyin. (Mirdad)
- "Sevginin de bağışlama gibi bir sınırı yoktur." (Geçitteki Asma)
- Gözlerim açık, ama kalbim kapalıydı. Sanki bir şeyi arayan, fakat neyi ve nerede aradığını bilemeyen birisiydim. (Kendini Arayan Adam)
- Insanların adaleti kar misali erir güneşte (Gözlerin Fısıltısı)
- Çiçek hırsızı kınanır horlanır, Tarla hırsızı kahramandır her yerde; Beden katilinin ölümdür cezası, Ruh katili yakalanmaz hiçbir yerde. (Gözlerin Fısıltısı)
- "Mevsimlerin en hayırlısı, içinde bulunduğun mevsimdir. Öne veya arkaya dönmenin sana bir faydası olmaz." (Geçitteki Asma)
- "Felaketi beklemek, gerçekleşmesinden daha korkunçtur." (Geçitteki Asma)
- "Kişiliğimin senin gözünde beş para etmediğini, bedenimin ve ruhumun senin ellerinde bir ekim aleti olmaktan başka bir değeri olmadığını düşündüğümde kendim için ölümü istiyordum. Sen bunu anlamazsın, sen kadının bir insan olduğunu, çocuklarından bağımsız kendine göre değeri bulunduğunu şimdiye kadar anlamadın... ben seni yaşamımın tamamlayıcısı olarak gördüm, fakat senin yaşamın benimle tamamlanmadı aksine başka şeyler de istedi, işte bu idi bana acı veren, kalbimi yaralayan." (Kısır ve Diğer Öyküler)
- Güneş bir sihirdir; milyonlarca yıldır tutuşuyor ama hala yanmış değil. (Ey İnsanoğlu)
- "Dil yemeğin tadını alıyor, ne oluyor da sözün tadını almıyor?" (Geçitteki Asma)
- Raman di cîyekî namîne, raman wek bayekî ye..." (Kendini Arayan Adam)
- "Barış, kendini savunmak için silah taşıyan son askeri öldürmedikçe yeryüzünde barış olmayacaktır." (Geçitteki Asma)
- "Dünya, atalarımıza şunu şunu borçludur." Sanki dünya bir gün borç aldı da ödemedi. Yahut dünyanın işi onun atalarına borç vermek veya onlardan borç almak. İsa ' nın Yahudi bir kadından doğmuş olmasında, Yahudilerin hangi şeref payesi olabilir? Eğer bir şeref varsa, bu da, İsa' yı yeryüzünde ruhları hidayete susamış tüm insanlara rehber kılmak için, o ' na Yahudi bir anne seçen gücün şerefidir. (Çağdaş Putlar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin