Kitap Künyesi
Yazar: Ramis Çınar
Yayın Evi: Fenomen Kitaplar
İSBN: 9786054688685
Sayfa Sayısı: 252
--reklam--
Kanadı Kırık Kelebekler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aile İçi Cinsel İstismar, Kadına Karşı Şiddet, Cinayet ve Adalet Arayışının Romanı
Gecenin sessizliğini bozan bir çığlık…
Sebebi anlaşılamayan şüpheli bir ölüm…
Soruşturma aşamasında ortaya çıkan sarsıcı gerçekler…
İzbe bir sokakta bir apartmanın en üst katından yere düşen genç bir kadın hayatını kaybeder. Olayın kaza mı, intihar mı, cinayet mi olduğu anlaşılamaz. Başlatılan soruşturma cevaplardan çok olay ve maktule dair yeni soru işaretleri ortaya çıkartır. İlk aşamada maktulün misafir olarak bulunduğu ve geçimlerini bir eğlence mekânında çalışarak kazanan şahıslar üzerinde yoğunlaşan şüphe, sonradan maktulün yıllar önce cinsel taciz ve istismarına maruz kaldığı üvey babaya yönelir.
Ramis Çınar, Kanadı Kırık Kelebekler adlı yeni eserinde okuyucuları insan ruhunun derinliklerinde, suçun kökenlerine doğru gizemli bir yolculuğa davet ediyor.
Romanda, başkarakter Kübra’nın hayatı ile birlikte üvey babanın istismarında ihmali olan anne, cinsel saplantılı üvey baba, kötü yola sürüklenen bir arkadaş, uyuşturucu bağımlısı ve şiddet eğilimli bir koca, idealist bir savcı ve mesleğine bağlı bir polisin yaşamları psikolojik çözümlemelerle sürükleyici ve çarpıcı bir üslupla anlatılıyor.
Ramis Çınar’ın, suç edebiyatı türündeki ilk eseri olan Kanadı Kırık Kelebekler adlı romanında, cinayetin failine ulaşılmaya çalışılırken suçu ve suçluyu ortaya çıkaran psikolojik ve toplumsal koşullar gözler önüne seriliyor.
Kanadı Kırık Kelebekler Alıntıları - Sözleri
- Göç, coğrafyayı değiştirmiş olsa da yaşam koşulları aynı kalmıştı. Hele yoksulluklarından hiçbir şey eksilmemişti.
- “ İyi ve güzel şeylerin olabilmesi için ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Bunu bilse bile kaderine yön verecek gücü bulamazdı kendinde.Doğduğu yeri, ailesini ve ne şartlarda yaşayacaklarını kendisi seçmemişti. Ama kendi rızası dışında yaşanan gelişmelerden fazlasıyla etkilenmişti..”
- Gelişen ulaşım imkanları sayesinde bütünleşen dünyadan değil, varoşlarında yaşadıkları şehirden bile tecrit edilmiş bir halleri vardı.
- Abisinden ödünç aldığı arabayla amaçsızca gezerken, en damar şarkıların çalındığı bir radyo kanalını açtı ve baharat kıvamındaki arabesk nağmeleri acısına sos yaptı.
- Şimdi, ergenlik çağındaki haliyle hatırladığı Kübra'nın ölümünü düşünüyordu. Savcıdan haberi aldığında inanılması zor bir şaka gibi gelmişti. Gerçeği kavradıkça acısı daha da artıyordu. "Ah be Kübra bu duruma mı düşecektin?" diye söylendi. Gerçekten de üzülmüştü ama üzüntüsünün nedeni ömrünün baharındaki bir insanın, rüzgardaki bir mum misali sönmesi değil, onunla cinsel birlikteliğinin yalnızca bir kereyle sınırlı kalmış olmasıydı. Saplantılı bir tutkuyla arzuladığı genç bedenin toprak altında böceklere, solucanlara ve çıyanlara yem olacağını aklından geçirince içinde isyan duygusu kabardı.
- Pek çok insanın birbirini tanıdığı, mahrem konuların kolayca dedikodu malzemesi olabildiği, çevredeki mahalle baskısı ve değer yargılarını daha çok küçük yaşlarda içselleştirmiş olmasının etkisiyle annesi ve babası boşanmış bir kız durumuna düşmenin utancını yaşadı.
- Bir buçuk yıl boyunca yazın sıcağında, kışın soğuğunda sarp dağlar ve derin vadelerde, pek çok defa çatışmalarda yer alan Halis, tezkeresini alıp yuvasına döndüğünde, hayatın yeni başladığına dair, hayalperest ergenlerde görülebilecek türden bir kararlılığı vardı. Bu yüzden de ailesine kavuştuğunda, her bir gününü bir öncekinden farklı kılmak için elinden ne gelirse yaptı.
- Oturdukları mahallenin varsıl sakinlerine imrenmesiyle oluşmaya başlayan hayalleri, sonradan daha şatafatlı semtlere çıktıkça iyice şahlandı.
- Yaşadıkları, kararmakta olan yüreğini daha da katılaştırmıştı. İçten içe sevgiye, güvene ve huzura ihtiyaç duyuyor olsa da bütün duygularını yitirmiş biri olarak iflah olmaz olamazdı artık. Böylesine duyarsızlaşmışken, bir milat olarak gördüğü evliliğin de kurtuluş olmayacağını anlayacaktı.
- Akşam hareketliliğinin yaşandığı caddelerde ilerlerken, ön yolcu koltuğunda oturan Mehtap, hayatlarında kırılma noktası olan olaylara sahne olan bu şehrin hızla değiştiğini aklından geçirdi. Hee zamanki alışkanlıklarını sürsüren insanların rahatlığıyla dinginliğini, yaşamın ne denli adaletsiz ve acımasız olduğunu düşündü.
Kanadı Kırık Kelebekler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aile İçi Cinsel İstismar, Kadına Karşı Şiddet, Cinayet ve Adalet Arayışının Romanı Gecenin sessizliğini bozan bir çığlık… Sebebi anlaşılamayan şüpheli bir ölüm… Soruşturma aşamasında ortaya çıkan sarsıcı gerçekler… İzbe bir sokakta bir apartmanın en üst katından yere düşen genç bir kadın hayatını kaybeder. Olayın kaza mı, intihar mı, cinayet mi olduğu anlaşılamaz. Başlatılan soruşturma cevaplardan çok olay ve maktule dair yeni soru işaretleri ortaya çıkartır. İlk aşamada maktulün misafir olarak bulunduğu ve geçimlerini bir eğlence mekânında çalışarak kazanan şahıslar üzerinde yoğunlaşan şüphe, sonradan maktulün yıllar önce cinsel taciz ve istismarına maruz kaldığı üvey babaya yönelir. Ramis Çınar, Kanadı Kırık Kelebekler adlı yeni eserinde okuyucuları insan ruhunun derinliklerinde, suçun kökenlerine doğru gizemli bir yolculuğa davet ediyor. Romanda, başkarakter Kübra’nın hayatı ile birlikte üvey babanın istismarında ihmali olan anne, cinsel saplantılı üvey baba, kötü yola sürüklenen bir arkadaş, uyuşturucu bağımlısı ve şiddet eğilimli bir koca, idealist bir savcı ve mesleğine bağlı bir polisin yaşamları psikolojik çözümlemelerle sürükleyici ve çarpıcı bir üslupla anlatılıyor. Ramis Çınar’ın, suç edebiyatı türündeki ilk eseri olan Kanadı Kırık Kelebekler adlı romanında, cinayetin failine ulaşılmaya çalışılırken suçu ve suçluyu ortaya çıkaran psikolojik ve toplumsal koşullar gözler önüne seriliyor. (Gülçiçek)
"Ramis Çınar ın, suç edebiyatı türündeki ilk eseri olan Kanadı Kırık Kelebekler'de, cinayetin failine ulaşılmaya çalışırken suçu ve suçluyu ortaya çıkaran psikolojik ve toplumsal koşullar gözler önüne seriliyor." Eseri yavaş ve sindirerek okudum, açıkçası çabuk bitsin istemedim. Eserde yaşadığım yer olan Çorlu'dan bahsedilmesi ve yazarımızında orada yaşıyor olması benim için ayrı bir heyecandı. Savruk hayatlar ve yaşanan her an gündemde olan yürek dağlayan olaylar işlenmiş. Kübra'nın yaşadıkları kolay degildi, bir ailenin sevgisi, ilgisi ve sıcaklığının olmaması ve bu nedenle gençleri yanlış yollara sürüklemesi beni fazlasıyla üzdü. Özellikle Türkiye'mizde boşanmalar gerçekleştiğinde sadece çiftler boşanmıyor, çocuklarıda boşuyorlar bu acı bir gerçek. Anne veya baba yeterince ilgilenmeyince çocukların sevgi depoları dolmayınca kendilerini boşlukta hissedip kötü alışkanlıklar ve yanlış kişiler ile dolduruyorlar. Kübra'nın üvey babasının cinsel istismarından sonra gerçekleşen olayları okuduktan sonra ağzımı tutamadığımı söylemek istiyorum. İnsanlara artık hiç mi güvenemeyeceğiz... Bu yaşananların ardindan gencecik bir canın yok olması, adaletin olmadığı bir Dünya... Ramis bey elinize ve yüreğinize saglık diyorum. Bu eserinizde çok farklı bir şekilde yanımızda oldunuz. Eserde kullanılan kelimeler ve kurulan cümleler çok farklıydı. Ve bu nedenle her yaş grubunda okuyucular okuyabilir. Umarım okurlarınız bol olur ve nice baskılar gelir. Sevgili okurlar; eserleri okuduktan sonra yorumlarınızı paylaşmasanızda en azından o kitabın yazarına görüşlerinizi bildirirseniz yazara dünyaları bağışlamış gibi olursunuz. Çünkü okuyucular yazarların can damarı, yorumlar ise damardaki kandır. #RamisÇınar (Nursemin Doğan)
Kanadı Kırık Kelebekler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ramis Çınar - Kanadı Kırık Kelebekler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kanadı Kırık Kelebekler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ramis Çınar Kimdir?
Ramis Çınar, 1983 yılında Silistre’de doğdu. 1989 yılında gerçekleşen zorunlu göç esnasında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. İlk, orta ve lise öğrenimini Tekirdağ’da tamamladı. Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nü bitirdi (2004). Özel sektörde satın alma, kamuda basın-yayın alanlarında çalıştı.
Üniversite yıllarında yazınsal çalışmalarına başlayan Çınar, buruk bir aşk hikâyesini konu alan Söylenmemiş Sözler adlı romanıyla 2009 yılında edebiyat dünyasına adım attı. Ekim 2012’de, Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllarda Rumelili kalabalık bir ailenin hikâyesini, dönemin atmosferiyle birlikte anlattığı Savaş ve Ayrılık & Elveda Rumeli adlı romanını yayımlayan Çınar, daha geniş bir okur kitlesine ulaştı. Bu eserin güncellenmiş 2. baskısı Parafiks Yayınevi tarafından Nisan 2014'te yeniden yayımlandı. Çınar'ın uzun yıllar üzerinde çalıştığı Aşk, Hayat ve Arayış adlı romanı Haziran 2014'te kitapseverlerle buluştu.
--reklam--
Ramis Çınar Kitapları - Eserleri
- Elveda Rumeli
- Ömrümün Dört Mevsimi
- Kanadı Kırık Kelebekler
- Aşk, Hayat ve Arayış
- Savaş ve Ayrılık
- Söylenmemiş Sözler
--reklam--
Ramis Çınar Alıntıları - Sözleri
- "Şu dünyada savaş kadar kötü bir şey yok." (Elveda Rumeli)
- "Hiçbir yer insanın memleketi gibi olamaz.." (Elveda Rumeli)
- Şimdi, ergenlik çağındaki haliyle hatırladığı Kübra'nın ölümünü düşünüyordu. Savcıdan haberi aldığında inanılması zor bir şaka gibi gelmişti. Gerçeği kavradıkça acısı daha da artıyordu. "Ah be Kübra bu duruma mı düşecektin?" diye söylendi. Gerçekten de üzülmüştü ama üzüntüsünün nedeni ömrünün baharındaki bir insanın, rüzgardaki bir mum misali sönmesi değil, onunla cinsel birlikteliğinin yalnızca bir kereyle sınırlı kalmış olmasıydı. Saplantılı bir tutkuyla arzuladığı genç bedenin toprak altında böceklere, solucanlara ve çıyanlara yem olacağını aklından geçirince içinde isyan duygusu kabardı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- "Şu hayatta her şeyin bir sebebi var .." (Elveda Rumeli)
- Belki o benim kaderimdi.Ve aynı zamanda kadersizliğimdi. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Yine de bu dünyada ebedi bir acı yok. İnsan unutmasa bile zamanla alışıyor. (Elveda Rumeli)
- Yaşadığım acı hiçbir zaman azalmadı. Sadece zamanla saba katlanılabilir hale geldi. Böylelikle günlerimi daha dingin bir ruh haliyle geçirmeye başladım. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- “ İyi ve güzel şeylerin olabilmesi için ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Bunu bilse bile kaderine yön verecek gücü bulamazdı kendinde.Doğduğu yeri, ailesini ve ne şartlarda yaşayacaklarını kendisi seçmemişti. Ama kendi rızası dışında yaşanan gelişmelerden fazlasıyla etkilenmişti..” (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Hasret öyle bir şey ki, insanın sıradanlığın içinde bile ayrı kaldığı her şeye özel ve sıra dışı anlamlar yüklemesine neden oluyordu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Annesiz ve babasız oluşum çocukluğumun en acı hatıralarını yaşamama neden olacaktı. Sokakta, mahallede veya okulda bir araya geldiğim çocuklarla aramızda ne zaman bir anlaşmazlık çıksa çok ağır ifadelerle geçmişimi yüzüme vurdular. Bana en hassas olduğum konu üzerinden saldırdıkları için onlara her defasında en ağır şekilde karşılık verdim. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Genetik özellikler, gelenekler ve alışkanlıklar gibi mutsuzluklar da sonraki nesillere geçiyordu sanki. Ne gariptir ki, bu kitabı kısır döngüyü değiştirmek kolayca mümkün olmuyordu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- "Bu toprakta uzun yıllardır kan hiç durmadı." (Elveda Rumeli)
- "Onların gözü yükseklerde de; benim ki alçaklarda mı sanki? Düşmez kalkmaz bir Allah. Nereden biliyorlar ileride kimin ne durumda olacağını?" (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Abisinden ödünç aldığı arabayla amaçsızca gezerken, en damar şarkıların çalındığı bir radyo kanalını açtı ve baharat kıvamındaki arabesk nağmeleri acısına sos yaptı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Pek çok insanın birbirini tanıdığı, mahrem konuların kolayca dedikodu malzemesi olabildiği, çevredeki mahalle baskısı ve değer yargılarını daha çok küçük yaşlarda içselleştirmiş olmasının etkisiyle annesi ve babası boşanmış bir kız durumuna düşmenin utancını yaşadı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Akşam hareketliliğinin yaşandığı caddelerde ilerlerken, ön yolcu koltuğunda oturan Mehtap, hayatlarında kırılma noktası olan olaylara sahne olan bu şehrin hızla değiştiğini aklından geçirdi. Hee zamanki alışkanlıklarını sürsüren insanların rahatlığıyla dinginliğini, yaşamın ne denli adaletsiz ve acımasız olduğunu düşündü. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Çünkü aşk gençlik, umut, yaşama tutkusu ve mutluluktu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- "Seninle karşılaştıktan sonra yaşadıklarımızı düşündüm. Sana haksızlık ettiğimin farkına vardım. Bu yüzden de üzgünüm?" (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Oturdukları mahallenin varsıl sakinlerine imrenmesiyle oluşmaya başlayan hayalleri, sonradan daha şatafatlı semtlere çıktıkça iyice şahlandı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Göç, coğrafyayı değiştirmiş olsa da yaşam koşulları aynı kalmıştı. Hele yoksulluklarından hiçbir şey eksilmemişti. (Kanadı Kırık Kelebekler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin