Kitap Künyesi
Yazar: M. Necati Sepetçioğlu
Yayın Evi: İrfan Yayınevi
İSBN: 9789753710022
Sayfa Sayısı: 354
--reklam--
Kapı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
..Fırtına o esnada koptu işte. Biri, yolun geldikleri yönünden; öteki, gidecekleri yönünden kopup gelenr iki bölük atlı sürüye dalan kurtlar misali Haçlılar'a girdi. Bir pamuk tarlasına alışkan olmayan atlar girmişti sanki; on, yirmi, otuz toynakta, on, yirmi, otuz pamuk kozası birden atıldı. Kılıçların nasıl inip kalktığını görmek mümkün değildi. Çimi iki defa harmanladılar, o sırada mahşer insanları bile böylesine birbirine girmiş olamazdı...
--reklam--
Kapı Alıntıları - Sözleri
- Tanrı'yı duymasa, yüreğinde Tanrı'nın küçülmüş bir tıpırtıyla tıp tıp attığını bilmese dağlaşan yalnızlığın yükünde ezilirdi, korkardı.
- Sabah ola hayır ola.
- Oyununu bildiğin pehlivanı yenmek kolaydır.
- Şimdi gerçeğin nerde olduğunu, nasıl sevip nasıl inanmak gerektiğini öğrendim.
- Biz de töre çelikten bir yumruktur.
- Uyku da bedenin ibadeti sayılır.
- Hayat canlıdır. Huzur canlılıktır.
- “Bizans'ta da güvenmek, inanmak diye bir şey yoktur ama güveniliyormuş, inanılıyormuş gibi görünülür. Bizde buna iki yüzlülük denir, Bizans'ta ise sanat olmuş, adına siyaset deniyor"
- Bırakıp gitmek zorunda kalsan bile bırakmış sayılmazsın, içinde götürürsün o kenti. Bilirsin ki senden olan bir şey kaldı geride. Onun için ne yapıp yapıp geri dönersin.
- Dua et, dua hiç değilse beynimizdeki örümcek ağını eritir, gözümüzdeki pası siler.
- Sevdikleri ölünce hüzünlenir, sevgisi uçup gitti diye, ölümle birleşti diye.
- Ölüm ne kadar birdenbire, usuldan, hiç akılda yokken gelmişti öyle.
- Adamını iyi seç, tipkı Türkler gibi.. Türklerin başarısı soylu at seçmelerindendir , soysuz ata binmezler.
- "İnna fetahnaleke fethan mübînâ..."
- “İmkânsız. İnsan bir tek ölümden korkar, onun için de bir tek ölümü görünce gerçeğe inanır..”
--reklam--
Kapı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Veee serinin üçüncü kitabı yani Selçuklu üçlemesinin üçüncü kitabıdır. O zaman şöyle konuyu ele alalım sonra da fikirlerimi yazayım: Selçuklu Türkleri'nin Anadolu'daki varlıklarını giderek güçlendirmeleri Bizans'ı rahatsız eder ve Türk birliğini bozmak Türkleri Anadolu'dan silmek için faaliyetlerine hız verir. Bunu başarmak için bir yandan Haçlı Seferlerine diğer yandan Hasan Sabbah fedailerine destek verir. Selçuklu beylerinin de zaman zaman iktidar hırsına kapılmaları birlik için en büyük tehlikedir. Konu itibariyle babası Anahtar'da öldürülen Kılıç Aslan'ın sultan olması, Çaka Bey ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yükselişi anlatılıyor. Anadolu'nun Türkleştirilmesinde aktif rol alıyorlar. Böylece hem fetihlerle, hem kültürümüzle adım adım bu toprakların nasıl bizim olduğunu okuyoruz. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim Anadolu isminin nasıl geldiği ve efsanevi hikayesine de yazar yer vermiş. En çok burada etkilendim. Özellikle Çavdar Onbaşı'nın atına atlayıp hikayenin doğruluğunu bulmak amacıyla yola düşmesi ve vardığı yerde hayata gözlerini yumması. Bir diğer yandan ise beyler olsun, sultan olsun konuşmaları okurken gerçekten de iki Selçuklu'nun oturup konuştuğunu hissediyorsunuz. Bugünün değil, o zamanın kelimeleriyle... Bir yandan da o çadır yaşamındaki sıcaklığı hissediyoruz (her ne kadar son zamanlarda taş duvar arasında geçse de konu ilk üç kitapta bu sıcaklık daima oldu.) Bizans'ın sokak sokak, meydan meydan anlatıldığı, Anadolu'nun karış karış gezildiğini de hissedebiliyorsunuz. Son olarak şunu da eklemek istiyorum diğer iki kitaba oranla bu kitaptaki söz sanatları, yazarın fazla kalabalık kelimelerinden de rahatsız olmadım değil hani. Bazı sayfalarda gerçekten çok sıkıldığımı da fark ettim. Yine de çok çok güzeldi. Serinin devam kitaplarını da okumaya çalışacağım. Keyifli okumalar... (Münix)
Bu kitabın ana karakterleri Kılıç Aslan, Ersagun Bey ve Çaka Bey. Bu kadroyla yola devam eden yazara göre Türk devletinin temelleri inançla yoğrulmuş. İslam Türk devletinin sacayaklarından. “İnançsız bir Sultan, inanmayan bir Selçuklu Sultanı tez yıkılır, olmaz; kendi yıkılışına yanmam Oğuz soyunu da batırır. Şurda nasıl tutunduk, neye inanarak... nasıl olur?” s. 151 “Kılıç Aslan, Tekkelerde hocalar çerimi uyuşturuyor demiş.” s.168 “Senin derneğin tutsa tutsa bir yıl tutar dutu, bir yıl çemütleştirmez. Yesevi yoksullarıyla Ahi fukaralarının el attığı çemüt ise taze can bulur. Yok eğer Kılıç Aslan taş heykellerden düzme bir ordu istiyorsa sözüm yok. Haça tapanların karşısında görürüz.” s. 176-177 Anadolu’da en çok Selçuklu eseri vardır malum. Selçukluların bıraktıkları bu eserlerin arka planı Kılıç Aslan’ın ağzından şöyle anlatılıyor: “Burdan çıktın mı yola, benim topraklarımın en sonunaca korkmadan gideceksin, sere serpe. O koca hanlar benim mührüm olacak, damgam Ersagun Bey; topraklarımı damgalayacağım, benim olduğunu cihan bilecek cihan. Yoksul yolcular için aşevleri, sayru yolcular için otacısı ilacı, kervanlar için yeyip içip yatacak yeri, mektebi Ersagun Bey mektebi...” 288 “Tekkeyle tekkedekilerin vermek istediği ruh sadece insanların değil, ülkem dediğiniz toprağın da özüdür bana sorarsanız. Gündoğusundan gelen Oğuz soyu sadece kılıcıyla kalkanıyla okuyla gelseydi yahut yalnız aklıyla gelseydi Urumeli’nin bu ucunda yerleşemezdik; köhne toprakları uyandıramazdık ya o toprağın uykusuna biz de dalardık.” 289 Kitabın başında inançsız olan sultan, Haçlılarla mücadele sürecinde inanmaya başlıyor. “Tanrıya güven (Kılıç Aslan) 330” “Tanrım! İkinci defadır Tanrım diyordu.” 334 “İrkildi; savaştan İznikten sonra bu üçüncü Tanrım deyişiydi.” 334 “Sabah ezanı okundu, ses çöl yanığındaydı, esmerimsi… Neden sonra kıyıya çıktı, giyindi, uslu bir çocuk gibi abdest aldı (Kılıç Aslan).” s. 336 “Her şey Tanrıda güzel; inanmak, inandığını sevmek güzel. İnandığın toprakla suyla yıldız ışığında gök mavisiyle karıştığı zaman güzel; yurt bu işte... Selçuklu bu.” 343 “Ay ışığı şavkımasında bir nurlu kadın, bir nurlu yüz, bir nurlu ihtiyar... Ana doldur. Doldu oğlum. Ana doldu. Dolsun oğul...” 345 Bu kitapta ayrıca Anadolu’nun Türkleşmesi, mekanların Türkçe isimler almaya başlaması da anlatılıyor. (Kamile)
Adım adım Anadolu: Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Dünki Türkiye serisinin 3. kitabı. Hasan Sabbah ve Bizans'a bu kez Haçlılar da eklenmiş. Kahraman çeşitliliği biraz artmış diyebilirim. Anadolu'nun yaşadığı siyasi değişime ek olarak Kılıç Aslan'ın yaşadığı ruhsal değişim oldukça ilgi çekici. Hatalarıyla ve zaferleriyle değişen ve olgunlaşan bir Selçuklu hükümdarının destansı hikayesine tanıklık ediyoruz. (Raci)
--reklam--
Kapı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
M. Necati Sepetçioğlu - Kapı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kapı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı M. Necati Sepetçioğlu Kimdir?
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli kurumlarda memurluk ve idarecilik yaptı. İlk romanlarında Malazgirt zaferinden başlayarak İstanbul’un fethine kadar Türk tarihini konu aldı, sonrakilerde ise Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimi ve sonuçlarını anlattı. Eserlerindeki şiirsel anlatımı sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Sepetçioğlu’nun Anadolu fethini ve Türk devletinin kuruluşunu anlattığı romanları, bir döneme ışık tutmuş ve başucu kitapları arasında yer almıştı.
Sepetçioğlu’nun tarihî romanlarının yanı sıra tiyatro oyunları da bulunuyordu. Trampacılar adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmişti. Oyun yazarlığında en önemli başarısını gösterdiği Büyük Otmarlar, önce İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nca sahneye konuldu. Ardından Avrupa Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde en iyi oyun seçildi. ‘Gece Vaktinde Gün Dönümü’ ve ‘Karanlıkta Mum Işığı’ adlı kitaplarıyla 1980 yılında ‘Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı’nı kazanan Sepetçioğlu, 1994’te İLESAM üstün hizmet beratı almış, 1998’de Atatürk Dil-Tarih Kurumu şeref üyeliğine seçilmişti. 8 Temmuz 2006 tarihinde İstanbul Sarıyer'deki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.
--reklam--
M. Necati Sepetçioğlu Kitapları - Eserleri
- Kilit
- Anahtar
- Kapı
- Konak
- Çatı
- Üçler Yediler Kırklar
- Bu Atlı Geçide Gider
- Geçitteki Ülke
- Can Ocağında Pişen Aş
- Darağacı
- Sabır
- Ebemkuşağı
- Sonsuza Uyanan Taşlar
- Gündönümü
- Dedem Korkut'un Kitabı
- ...ve Çanakkale Geldiler
- Yaratılış ve Türeyiş
- ...ve Çanakkale Gördüler
- ...ve Çanakkale Döndüler
- Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu
- Karanlıkta Mum Işığı
- Dede Korkut
- Türk İslam Efsaneleri
- Karşılaştırmalı Türk Destanları
- Aydınlığın Mühürü
- Kırım Kırımı
- Hurmalığın Akdoğanı
- Sesler ve Işıklar
- Güneşin Dört Köşesi
- Benim Adım Yunus Emre
- Menevşeler Ölmemeli
- Kutsal Mahpus Ebu Hanife
- Her Bizans'a Bir Fatih
- Rusya Rusya Dedikleri
- Köprü
- Sahibini Arayan Toprak
- Zaman Toprak ve Sahibi
- Bir Büyülü Dünya Ki...
- Türk Destanları
- Yunus Emre
- Zaman Yürüyüşü
- Zaman Uyanışı
- Boyun Eğiş
- Zaman Bir Dar Kapıda
- Zaman Sarkacı
- Hayır Deyiş
- Zaman... Yok!
- Dünden Bugüne ve Yarına 1
- Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu
- Zaman Dönümü
- Gece Vaktinde Gündönümü
- Dünden Bugüne ve Yarına 2
--reklam--
M. Necati Sepetçioğlu Alıntıları - Sözleri
- Perde açılmadan önce karanlıkta ağır, kasvetli çan sesleri duyulur. Önce uzaktır; sonra yaklaşır. Perde açıldığında, korlaşmış bir ateşin kızıllığında uçları kıpkırmızı olmuş demir millet -6 tanedir- Üç Senatörün gözlerine doğru gider. Çan sesleri birden susar. Senatörlerin gözlerinin dağlandığı ânda korkunç, tüyler ürpertici bir ferya duyulur, ışık birden sağda Bizans İmparatorunu aydınlatır. Haykıran, B. İmparatorudur. Korkunç bir düşle uyanmıştır; yatağındadır. (Her Bizans'a Bir Fatih)
- "Kargadan korkan darı ekmez bizim memlekette bilmez misin?" (...ve Çanakkale Döndüler)
- ''Bizim Türkmen deliyle yeninin budalasıdır. Deli gördü mü peşine düşer, yeni gördü mü ardına koşar;düş sever oğul düş ,düş sever bizim Türkmen.'' (Ebemkuşağı)
- Tanrı'nın yarattığı bir canın bir damla kanı hangi dünya iktidarının bedeli olabilir? Nasıl? İşte benim yüreğimi alıp götüren dert bu. Kim ehli ise gelsin yönetsin ama mum gibi eriye eriye, kendini yok edip başkalarına ışığını vererek yönetsin. İktidar budur saltanat budur benim için. (Ebemkuşağı)
- Gelgelelim insanlar tabiattan kopuyorlar, uzaklaşıyorlar.. tabiatın inkârındalar neredeyse. O senin dediğin dört duvar arası, yani ev değil düşman olan. Dört duvar insanların yüreğinde, hem de kerpicin, hem de tahtanın en katısıyla insanların yüreklerinde. Halbuki tabiat gelmeli yerleşmeli insan yüreğine; tabiat sevmektir, aşktır Osman Yiğit. Sevmek, en katı kerpiçleri, en çıra budağında nasırlanmış tahtayı eritir, insan yüreğini tutsaklıktan kurtarır. (Benim Adım Yunus Emre)
- "İrili ufaklı, dik, yana yatmış kimi, birkaçı kırık..yenisiyle eskisiyle mezartaşları Kur'ân-ı Kerîmin huzurunda sessiz ve ayaktaydı." (...ve Çanakkale Döndüler)
- Bütün firavunlar aynıdır. Bütün firavunlar birbirine benzer. Sizinki sizin kadardır bizimki bizim kadar.. (Köprü)
- "Kötülükler başında olsun, sonunda olmasın yeter ki." (Üçler Yediler Kırklar)
- “Demek unutmak aldatıcıymış. Unuttuğuna inandığın nesne yangınını göstermek için bir kötü kıvılcıma bakıyormuş.” (Ebemkuşağı)
- Sabredecektin; Neden kendini gösterme sevdasına kapılıyorsun? Kendini göstermek isteyenlerden çok kendini göstermek istemeyenler çabuk görülür, bilmez misin? (Üçler Yediler Kırklar)
- Her insan başkasının ölümünde kendi ölümünü seyrediyor. (Aydınlığın Mühürü)
- "Halbuki insanın başı göğe doğrudur, yüceliklere yöneliktir. Başka canlılar, bitkiler ve hayvanlar işte bu dünya içindir, bu dünyanın malıdır. İnsan daha çok, dünya ile ilgili olmasına rağmen, yâni ruhlar alemine, manevî dünyalara bağlı yaşar.. bu yüzden akıllıdır, şuurludur." (Hurmalığın Akdoğanı)
- Çocukla çocuk olmak zordu; çocuğa kıyasıya vurmanın ne demek olduğunu anlatamazdı. (Kilit)
- Başarı, hep başarı; sonunaca başarı... olmuyordu, insanoğlunun kaderinde başarılar kadar yarım başarılar da yazılıydı, boşuna ter dökmeler de. (Sabır)
- Hiç işlemediği bir günahın bağışlanmasını diledi sessizce; hiç işlemediği ama çok işlediğini sandığı bir suçun cezasına hazır yüreği teslim oldu. (Sabır)
- Bedeni yok edebilmek için bedende hastalığı yayacak mikroplara nasıl bir karşı koyuş varsa tıpkı öyle tabii bir direnç de, milletlere musallat olacak hastalıklarda ancak milliyetçiliktir. (Kırım Kırımı)
- Sulu bataklıklarda güzel çiçekler açar,onları oraya yakıştıramaz insan.Deve dikenleri mavimsi yanan çiçeklerle donanır;o çiçekleri deve dikenine yakıştıramaz insan...Bunun gibi gerçeği yanlış gösteren nice benzetmeler saklıdır gözümüzde. (Geçitteki Ülke)
- "Gönül gördüğünde göz bulur dedi; Yürek sezdiğinde el ulaşır; akıl terlerse ayak yeğnilir varacağı yere çabuk varır." (Gündönümü)
- İnsanın olduğu her yerde bir hâdise vardır, yani olay dediğimiz özellik. Olaysız insan görülmemiştir yeryüzünde. Bir kere insanın doğumu bir olaydır başlıbaşına; var oluşu, yaşayışı, soluk alışı bir olaydır; duyması, düşünmesi, adım atması, bakması bir olaydır. (Kutsal Mahpus Ebu Hanife)
- Adamını iyi seç, tipkı Türkler gibi.. Türklerin başarısı soylu at seçmelerindendir , soysuz ata binmezler. (Kapı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin